Anahtar kelimeler: Soldan Araçlı Davatazminat Tampon Lastik Gidiş Şeritte Şerit Yönüne Araçtan

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Tazminat (Rücuen Tazminat)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacı müvekkil şirketten Kasko poliçesi yaptırmış dava dışı ...'ın maliki olduğu kaza anında sürücü ...'nin sevk ve idaserinde olan ... aracın, █████/2023 tarihinde ... il istikametinden ... ili, ... ilçesi istikametine gidiş yönüne doğru en soldan ikinci şeritte seyir halinde iken aynı şerit üzerinde hangi araçtan düştüğü belli olmayan lastik parçasına aracının ön tampon kısmı ile çarpması sonucunda tek araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucu ... işletmesinin 2918 sayılı kanunun 13.maddesini ihlal ettiğini, Meydana gelen kaza sonucu ... plaka numaralı araçta toplamda 12.550,72 TL lik hasar meydana geldiğini, müvekkilin buna istinaden hukuka uygun olarak sigortalı mağdura hasar tazminatı ödemek zorunda kaldığını, bahse konu bedelin, rücu mektubu/ihtarı ile talep edilmiş bu ihtarın davalıya tebliğ edilmiş ise de kayıtsız kaldığını, ödeme yapmaya yanaşmadığını, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapılarak 12.550,72 asıl alacak ve 349,70 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 12.900,42 TL'lik icra takibi yapıldığını; davalının haksız ve kötüniyetle işbu takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle davalının .... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, Davalı/Borçlu itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, masraf ve avukatlık ücretinin de davalıya tahmilini vekâleten talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafından, müvekkil şirketin sorumluluğunda bulunduğu iddia edilen otoyol içerisinde meydana gelen trafik kazası neticesinde doğan zarara karşı müvekkil şirketin sorumlu olduğundan bahisle davacı tarafından tamamen varsayımsal olarak müvekkil şirketten zararın tazminini talep etmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, işbu davanın reddinin gerektiğini, davanın usul açısından; kazanın müvekkilin sorumluluk alanı dışındaki bir otoyolda gerçekleştiği nazara alınarak husumet yokluğundan reddi gerektiği gibi davanın görevsiz mahkemede açılmış olup görevsizlik kararı verilerek genel yetki uyarınca İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada kopan lastiğin ne zaman koptuğu, kazanın lastik koptuktan ne kadar süre sonra meydana geldiği gibi hususların bilinmediğinden müvekkile hizmet kusuru yükletilmesinin mümkün olmadığını, trafik kazası neticesinde uğranılan zarardan müvekkil şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı tarafından işbu davanın ikame edilmiş olup, varsayımsal olarak yüklenen kusurun özellikle müvekkil açısından illiyet bağının da kesildiğinin dikkate alınarak kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan talep edilen tazminat miktarının kabul edilebilir nitelikte olmayıp, uzman bilirkişilerce yeniden hesaplanması gerektiğini, arz ve izah edilen nedenler neticesinde; Öncelikle söz konusu kazanın müvekkilin sorumluluk alanı dışındaki bir otoyolda gerçekleştiği nazara alınarak müvekkilin yetki alanı dışında gerçekleştiği iddia edilen olaya dair açılan işbu davanın husumetten reddine, Usule ilişkin itirazlarımızı tekrarla, sayın mahkemenizce görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli olan İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, Sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise; Kopan lastik parçası neticesinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazasında, lastiğin ne zaman koptuğu, ne kadar süre yolda kaldığı, kazaya karışan sürücülerin gerekli önlemleri alıp almadığı hususları belirli olmadığından ve ek olarak sunmuş olduğumuz bilirkişi raporları da göz önüne alınarak müvekkilin söz konusu olayda kusursuz olduğunun tespiti ile davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.█████/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince tüketici ilişkisidir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacağından aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır