Anahtar kelimeler: Araca Rücuen Yazim Sürücüsü Maliki Layihalar Plakalı İzmir Dinlenip İstenmiş

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, 23.03.2021 tarihinde, dava dışı ...'ın maliki, müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı araca, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarptığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından alınan eksper raporunda müvekkiline ait araçta 9.558,00 TL hasar tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine 29.06.2021 tarihinde başvuru yaptıklarını, ancak herhangi bir dönüş yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 400,00 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06.04.2022 tarihli değer arttırım dilekçesi ile, dava değerini 9.558,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava dışı araç maliki ile davacı sürücü arasında yapılmış bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, KTK 97 md gereğince usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, atanan eksper tarafından aracın hasarlı parç parçalarının tespit edildiğini, hasar onarım bedelinin 8.100,00 TL+KDV olarak tespit edildiğini, bu tutarın hak sahibi olan araç malikine ödenmek istendiğini, ancak iban bilgisi olmadığından ödeme yapılamadığını, davacı araç sürücüsünün başvuruda bulunduğunu, ancak malik ile arasında bir yetki sözleşmesi, vekaletname, temlikname vb. bir hakların devredildiğine ilişkin resmi bir evrak sunulmadığı için ödeme yapılmadığını, onarım faturası ibraz edilmediğinden KDV'ye hükmedilemeyeceğini, avans faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, adli trafik ve makine mühendisinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunda, davalının sigortalısı ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'nun arkadan çarpma şeklindeki kural ihlali nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, hasarın kaza tutanağı ve kazanın oluş şekli ile uyumlu olduğu, kaza tarihi itibariyle %18 KDV dahil, iskonto hariç, yedek parça ve işçilik toplamının 9.558,00 TL olduğunun tespit edildiği; taraflardan birinin tacir olmaması ve hasar gören aracın kullanım amacının hususi olması nedeniyle davacı tarafından talep edilen avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi gerektiği; davacının davalı şirkete 29.06.2021 tarihinde hasarı ihbar ettiği, tebliğ tarihinden itibaren 15 iş günü sonrası temerrüt tarihinin 14.07.2021 olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davanın hasar bedeli yönünden kabulü ile, 9.558,00 TL hasar bedeli tazminatının 14.07.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı sürücünün ödemenin kendisine yapılmasını talep edebilmesi için öncelikle araç malikinden bu davayı açma hususunda yahut ödemeyi kendisinin alabilmesi için zararın kendisi tarafından karşılandığına dair somut bir belge sunması gerektiğini, somut olayda kira, aidiyet, temlik, vekaletname vb. yasal bir durum bulunmadığını, davacı tarafından, KTK 97. md gereği usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirkete başvuru yapan hak sahibinin vekili olmadığından, hak sahibi olduğunu iddia eden sürücü/davacının da kendisinin hak sahibi olduğu/ araç maliki ile sözleşmesi olduğu yahut araç malikinin zararını karşıladığına ilişkin hiç bir belge olmadığından, tazminat tutarının araç maliki ...'a ödenmesi görüş birliğine varıldığını, ancak ...'ın iban bilgileri müvekkili paylaşılmadığından ödemenin yapılamadığını, müvekkilinin temerrüde düştüğünün kabul edilemeyeceğini, davanın açılmasına davacının sebep olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini; müvekkili şirketin KDV'den sorumlu olmadığını, hükmedilen ekspertiz ücreti talebinin makul olmadığını, eksperin eksper atama yönetmeliğine uygun olarak tayin edilmediğini, ödenmesine karar verilen arabuluculuk ücretinin hatalı olduğunu, arabulucunun makbuz kestiğini, KDV ve stopaj ödemesini Hazineye yaptığını, yani Hazinenin 1.320,00 TL'nin KDV ve stopajını makbuz kesen arabulucudan iade almış olmasına rağmen müvekkili tarafından bu düşümler yapılmadan 1.320,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, trafik kazasında davacının sürücüsü olduğu aracın hasarlanmasından kaynaklanan zararın karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekili, davacı sürücünün dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; tazminat davasında davacı olma ehliyeti, kural olarak mal varlığından doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet vs.) elinde bulunduran kişi, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmekle yükümlü olup, ödemek zorunda olduğu onarım giderlerini isteyebilecektir.
Dosyada, davacı ...'in sürücü olduğu anlaşılmakta olup, kazaya karışan aracın sürücüsü olması, aracı aldığı gibi eksiksiz ve hasarsız olarak malikine teslim etmekle yükümlü bulunması nedeniyle, aracın zilyedi sıfatıyla, hasar tazmini yönünden dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunduğundan, davalı vekilinin aktif husumet yokluğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında belirtildiği üzere)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olmasına, davacının dava tarihinden önce başvuru yaptığının davalı sigorta şirketinin de kabulünde olmasına göre, davalı vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD █████████ E.- █████████ K.)
Davalı vekili, ilk derece mahkemesince KDV dahil hesaplamaya göre kurulan hükmün davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye mahal verdiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; HUAK 18/A maddesi gereğince zorunlu Arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı yasa hükümlerine göre davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 652,90 TL'den peşin alınan 163,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 489,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!