Anahtar kelimeler: İban Mobil Öğrenilmiştir Şubesi Annesi Kimliği Arada Cep Bankacılık Bankada

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)DAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; ""Davacı müvekkil ..., davalı ... A.Ş.’nin ... iban ve ... hesap no’lu ... şubesi müşterisidir. Bu arada davacı müvekkilin davalı ... A.Ş. nezdinde kayıtlı olan ve ... mobil bankacılık işlemlerinde kullandığı cep telefonu numarasınında (ki telefon davacının annesi ... TC. nolu ... adına kayıtlıdır.) dava dışı ... A.Ş. üzerinden kimliği henüz tespit edilememiş kişi/lerce değiştirilmek suretiyle ... hesabına tekrar tanımlandığı da öğrenilmiştir. Davacı müvekkilin ne bankada tanımlı numaranın ... üzerinden değiştirilmesi şeklindeki bu işleme ve ne de sonrasında değiştirilen numaranın ... hesabına tanımlanması şeklindeki işleme ilişkin bilgi , onay ve rızası bulunmamaktadır. Davacı müvekkil, internet bankacılığı yoluyla hesabından toplamda 185.000,18 TL (185.000,00 TL eft + 18,00 TL masraf tutarı) çekildiğinden bahse konu işlemlerin yapıldığı zaman diliminden birkaç saat sonrası, banka hesabında işlem yapmak istediğinde haberdar olabilmiş ve derhal önce telefonla müşteri hizmetleri aranarak ; ... A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne, ... A.Ş. ... Şubesi Müdürlüğü'ne ve ... A.Ş.’ye bilgi verilmiş, 27.01.2020 tarihinde de ... A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı'na yazılı başvuruda bulunularak ihtarname de keşide edilmiştir. Ne var ki, davalı yanca müvekkile ve yaşadığı mağduriyete ilişkin ilgisiz kalınmış , bildirimde bulunulduğu süreçte KVKK'ya herhangi bir veri ihlâli bildirimi yapılmadığı gibi sonraki tarihlerde yapılan dönüşlerde de meseleye çözüm bulmaktan ziyade agresif bir tavır ve üslupla olayın üzeri kapatılmaya çalışılmış ve süreçten herhangi bir olumlu netice alınamamıştır. 2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Velhasıl; yaşanan bu olay ve gelişmeler tamamen davacı müvekkil bilgi, onay ve rızası dışında davalı bankanın / personelinin kusurlu davranışı / işlemi sonucu gerçekleşmiş olup dolayısıyla bu işlemler açısından müvekkile atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumlulukta bulunmamaktadır. Davalı banka süreçte yaşananlardan ; özen yükümlülüğünü ihlal ettiği , gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerini almadığı ve güncel güvenlik prosedürlerini olması gerektiği gibi uygulamadığı için sorumlu olup kusurlu bu işlemleri nedeniyle de davacı müvekkilin oluşan zararını tazmin etmek durumundadır. Konuya ilişkin dava şartı arabuluculuk müessesesine başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamamış olup buna ilişkin anlaşamama tutanağı da tanzim edilmiştir. Arz ve izah edilmeye çalışılan bilgi ve bulgular ışığında; davalı ... A.Ş.nin kusuru nedeniyle zarara uğrayan davacı müvekkilin uğradığı zarara karşılık olmak ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporuna göre ıslah edilmek üzere şimdilik, 16.004,50 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalı üzerinde bırakılmasını.." talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;"Davacı tarafından internet bankacılığı yoluyla hesabından..., ... ve ... isimli şahısların hesabına para gönderdildiğini iddia ettiği şahıs veya şahıslar ile hesabına para gönderilen kişilere dava açmak yerine kusuru olmayan müvekkil bankaya karşı dava açılması nedeniyle öncelikle sıfat yokluğundan davanın reddini talep ederiz. Huzurdaki davada davacı tarafından iddia edilen tüm zararlar (müvekkil bankanın davacıyı zarara uğrattığı yönündeki tüm iddiaları reddediyoruz) belli olmasına rağmen davacı davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmiştir. Dava konusu alacağını davacı bilmektedir. Hesaplanabilir bir alacak söz konusudur. bu durumda belirsiz alacak davası açılamaz. davanın usulden reddi gerekmektedir. Müvekkil bankanın internet uygulaması yüksek güvenirliğe sahip bir sistemdir. Huzurdaki davada davacı tarafından, bilgisi dışında müvekkil banka nezdindeki kayıtlı cep telefonu numarasının değiştirildiği ve işlemlerin bu numarayla yapıldığı iddiası sunulmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeler ve mevzuat hükümlerine göre davaya konu edilen zarara ilişkin davacı münferiden sorumludur.Davaya konu işlemin yapılmasında müvekkil bankanın kusuru olmadığı gibi davacı meydana geldiğini iddia ettiği zararı ispat edemediğinden somut olayda haksız fiil sorumluluğunun şartları oluşmamaktadır. Ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte; zararın varlığı kabul edilse bile bu zarara davacının veya üçüncü kişinin ağır kusuru sebebiyet verdiğinden müvekkil bankanın sorumluluğu bulunmamaktadır.Davacının kendi ağır kusuruyla meydana gelen sözde zarara ilişkin davacının hesabında işlem yapan şahıs veya şahıslara dava açmak yerine müvekkil bankaya karşı dava açılması “kimse kendi kusurundan hak elde edemez” ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olup, hakkın kötüye kullanılması mahiyetindedir. HMK 114/h uyarınca hukuki yarar yokluğundan davanın reddine,davacı tarafından bilgisi dışında olduğunu iddia ettiği transfer işlemini ve diğer tüm işlemleri yapan şahıs veya şahıslar ve hesabına para gönderilen şahıslara dava açmak yerine kusuru olmayan müvekkil bankaya karşı dava açılması nedeniyle öncelikle sıfat yokluğundan davanın usulden reddine,Mahkemenizce davanın esasına geçilmesi halinde yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenlerle esastan reddine,vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya tahmiline, karar verilmesini.."savunmuştur.(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;Davacı vekiline arabuluculuk tutanak aslını sunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiştir.Davacının, ... A.Ş ... Şubesi nezdindeki ... iban ve ... hesap nolu kayıtlarının gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosya suretinin uyaptan gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Davacı ... ve annesi ...' a ait tüm telefon ve e-mail kayıtları ile diğer tüm dijital kayıtlarının davalı banka ve ... A.Ş den gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.... CBS'ye yazılan müzekkereye tekrar müzekkere yazılarak dosyanın hangi aşamada olduğunun sorulmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Davalı vekilinin █████/2021 tarihli tanık dinletme talep dilekçesi gereğince dosya ele alınmış, tanık dinletme talebinin davanın niteliği itibariyle bu aşamada reddine karar verilmiştir....A.Ş.'ye müzekkere yazılarak davacının █████/2020 tarihinden itibaren GSM aboneliğine ilişkin bilgilerin gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Bilirkişi incelemesi yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve davacının davalı bankadan alacağının olup olmadığı, alacağı varsa miktarı konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan █████/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundan özetle; "Dosyada mevcut bulunan tüm bilgi, belge ve deliller doğrultusunda yapılan incelemede aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir: Davacı ...’e ait ... hesabında tanımlanan ve şifre, eposta değişiklikleri ile EFT işlemlerinin yapıldığı ... nolu telefonun ...’in 04.01.2021 tarih ve ...sayılı yazı ekinde sunulan IP bilgilerinde 24.01.2020 tarihinde '...' adına kayıtlı olduğu, adres bilgisinin yazılı olduğu görülmüş olup, Savcılık makamının bu konuda inceleme ya da sorgulama yaptığına dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir. Davada taraf olmamakla birlikte ... tarafından ikinci güvenlik sorusu doğru cevaplanmadan yapılan numara değişikliğinin yaşanan olayda önemli bir hata olduğu ve bu sebeple alacak miktarının belirlenmesinde bu hususun gözönüne alınması gerektiği tespit edilmiştir. Davalı ..., Teftiş Kurulu Raporunda Davacının bir çok önemli bilgisine haiz dolandırıcı şahıs ile ...’in birlikte hareket etmelerinin ihtimal dahilinde olduğunu belirtmiş olmakla birlikte bu ihtimali doğrulayan herhangi bir delil dosya kapsamında bulunmamıştır. Davacı ...’in kullandığı ... nolu telefonun ... müşteri hizmetleri aranarak sa:10.36 itibariyle .... olarak değiştirilmesiyle ilgili telefonuna SMS geldiği, Davacının Savcılıktaki ifade tutanağında da belirttiği üzere numara değişikliği konusunda bilgilendirildiği ancak; yapılan işlemi sorgulamada, özellikle telefon numarasının banka hesaplarıyla ilgili olması nedeniyle yaşanan durumun öneminin farkına varmada ve sorunun çözümünü önceliklendirmede geciktiği tespit edilmiştir. Davalı ... ile ilgili olarak; ... şubesinde Nüfus Cüzdanı Doğrulama Sistemi üzerinden yapılan kimlik bilgileri kontrolunda son geçerlilik tarihinin farklı olduğu ekranda görülmesine rağmen telefon numarası değişikliği talebini gerçekleştirdiği, kimliğin sahte olduğunun anlaşılmadığı, telefon numarasının sa:11.04’te ... şubesinden değiştirildikten sonra saat 11.30’da ... şubesinden 125.000TL paranın yatırılması, her iki işlemin şubeye gidilerek gerçekleştirilmesi , her iki şubenin önemli lokasyon farklılığına sahip olması ve her iki işlem arasında geçen sürenin lokasyon farklılığına bağlı olarak banka çalışanı tarafından değerlendirilmediği ya da farkedilmediği; bu durumun ... güvenlik senaryosuna takılan üçüncü EFT işleminde de farkedilmediği ve sadece telefon aramasıyla sınırlı bırakıldığı tespit edilmiştir. Dolandırıcılığa esas toplam zarar tutarı, dava konusu eylem nedeniyle, davacının hesabından 185.000TL gönderilen kişilerin belli olduğu EFT işlemi ile 18TL EFT masrafı olmak üzere toplam 185.018,00TL para çıkışı gerçekleştiği, dolandırıcılığın gerçekleşmesindeki kusurlar açısından, bankaların dolandırıcılığın önlenmesi için kullandığı zincir güvenlik önlemleri bulunmaktadır. Dosya içerisinde detaylı anlatımlarımızdan anlaşılacağı üzere dolandırıcılar bankaların güvenlik önlemlerini iyi biliyor ve nasıl aşılabileceğini çözdükleri görülmektedir. Ancak dava konusu olayda 3 temel kusur gerçekleşmeseydi dava konusu dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmeyeceği, birinci olarak Bankalar gelen müşterilerin kimlik bilgilerini ve kimliklerini çok iyi kontrol etme ve kontrolleri yaparken özen yükümlülüğünü yerine getirmeleri gerekmektedir. Davalı banka ... şubesi çalışanı kimlik kontrolünü yaparken bu özeni göstermediği, günümüzde kimlikler çok iyi taklit edilebiliyor olsa bile kimlikte bulunan farklılığın tespitine rağmen (son kullanma tarihinin farklı olması) farklı bilgiler içeren kimlik ile banka hesabının bağlı olduğu telefon numarası değişikliği gibi çok önemli bir bilginin değiştirilmemesi gerektiği, bu açıdan bankanın ağır bir kusurdur. İkinci olarak müşterinin kullandığı telefon numarasının değiştirilmesi esnasında, numara değişimi gibi çok ciddi bir abonelik işlemini, güvenik sorularından 2 sorudan birini hatalı cevaplayan müşterinin numarasının değişimini yapması bakımından dava dışı ...A.Ş. şirketi ağır kusurlu olduğu, üçüncü olarak da bankalardaki güvenlik sistemleri, aynı zamanda müşterilerin kişisel verilerinin gizliliğine dayanmaktadır. Dolandırıcılar, davacının kullandığı hattın sahibinin farklı biri olduğu, müşterinin kart şifresi, müşterinin kimlik bilgileri, müşterinin hesabına hangi gün ve ne zaman para yatıracağı gibi kişisel bilgileri bilmektedir. Davacı Müşterinin bu kişisel bilgileri saklamak ve korumakla yükümlü olmasına rağmen gerekli özeni göstermemesinden ve saklamamasından dolayı kusurlu olduğu, raporumuzda bilişim incelemesiyle beraber bankacılık usul ve esasları konusunda inceleme yapılarak, dava konusu olayda toplam zarar tutarı ile, bankacılık esaslarına göre izlenmesi gereken durumlar tespit edilerek sayın mahkemenize arz edildiği, belirtilen hususlar çerçevesinde tarafların belirtilen kusurlu hareketlerinin belirlendiği, bu davranışlar dikkate alınarak huzurdaki davada davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı olduğu kanısına varılması halinde ise miktarının ne tutarda olduğu tespitinin Sayın mahkemenin takdir ve yetkisinde olduğu.." rapor edilmiştir.Davacı vekilinin itirazı ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek itirazın tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor tanziminin istenmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle;"Sayın mahkemenin ara kararı gereği yeniden yapılan incelemede; Tarafların yaptığı itiraz ve beyanlar dikkate alındığında, kök raporda belirtilen hususlar kapsamlı olarak irdelendiği, dosyaya yeni bir bilgi ve belge de sunulmadığından kök rapordaki tespitlerimizden ayrılmamızı gerektiren bir durum oluşmamıştır. Ek Raporumuzu, HMK 282. madde hükmü gözetilmek kaydıyla ve HUMK 266. madde uyarınca bilcümle hukuki tavsif ve takdir sayın yargı makamına ait olarak, Sayın Mahkemenin takdirlerine saygıyla arz ederiz.." rapor edilmiştir.Bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişiden alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Banka ve kuruluşları kamu nezdinde kazandıkları güveni koruyabilmek adına gerekli tüm idari ve teknik tedbirleri almak mecburiyetindedirler. Banka çalışanı tarafından verilen görev adı altında hiçbir verinin dışarıya sızdırılamayacağının tam anlamda sağlanması gerekmekte olup sorunun bilincindedirler. Bankalar özellikle kimlik tespiti, çek, havale, akreditif, kiralık kasa ve tahsile aracılık gibi birçok işlemlerinde müşterilerine karşı özen yükümlülüğü altındadırlar, internet bankacılığındaki saldırganlar tarafından gerçekleştirilen eylemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu olmadığı iddiasında bulunamaz, Bankanın yeterli özen ve gizlilik içerisinde işlemleri yürütmediği açıkça kusurunun bulunduğu bu nedenle yapılan işlem ve işlevlerden dolayı kendisini kurtaramayacaktır. Yargıtay ictihatları'da bunu teyit etmektedir. Davalı bankanın müşterilerinin kişisel bilgi verilerini saklama ve muhafaza etmek gibi edimleri yerine getirmemesi nedeni ile kusurlu konumdadırlar. Davalı Bankanın müşterisinin mobil bankacılık veya internet dolandırıcılığı nedeni ile hesaplara erişilmesi konusunda hafifte olsa özen yükümlülüğüne göre aykırı hareket etmiş olması tabi olarak bankanın kusuru kabul edilmektedir. Davalı banka personelin kişisel hareketleri sonucu kendisine ibraz edilen kimlikleri özenle inceleyip sonuçlandırması gerekirken bu özen gösterilmemiştir. (Kimlik numaraları, telefon numaraları, son kullanma tarihleri) Bu tabi olarak bankanın kusurudur, davalı banka ve personeli prensip olarak gerek davacı gerekse tüm Müşterilerinin kişisel verilerini saklamak muhafaza etmek üçüncü kişilerle paylaşmamak için tüm özen yükümlülüğü yerine getirmek mecburiyetindedirler. Davalı banka basiretli bir tacirden beklenen özeni göstermek zorunda olup hafif kusurdan dahi sorumludur. Objektif özen borcu bulunduğundan toplanan mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak durumundadırlar. GSM Operatörü kanalı ile gönderilen şifre uygulamaları bakımından Yargıtay sorumluluk anlamında bankaları işaret etmektedir. Buna göre bankacılık hizmetleri ilişkisi müşteri ile banka arasındaki bir sözleşme olup dijitaf uygulamaları ile usulsüz yapılan işlemlerde mağdur olan taraf bakımından bankaya karşı talep hakkı doğmaktadır. Müşteriyi tazmin yükümlülüğü doğrudan banka olup banka ancak telekomünikasyon şirketine ayrı bir talep ile kusur oranına göre rücu haiz olacaktır. Müşterinin tazmin edilmesi bakımından bankanın sorumluluğu doğrudan telekomünikasyon şirketi ile paylaşması Yargıtay tarafından kabul görmemektedir. Yargıtay internet bankacılığı hizmeti kullanan müşterilerine verilen kullanıcı adı şifresi ve diğer bilgiler üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyecek tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerektiğini dikkat çekilmiş ise de müşterinin kusursuzluğu karine olarak kabul edilmektedir (Yargıtay11 HD. ... E....K 25.02.2014 tarih) Yukarıda detaylı olarak açıkladığım üzere dava konusu olayda kusurun tamamen davalı bankadan kaynaklandığı davalı banka ve personeli müşterilerinin verilerini saklamak ve gerekli özeni göstermediği bu nedenle davacının zararlarının oluştuğu bu kusurun giderimi ise davalı bankaya ait olduğu.." rapor edilmiştir.Dosyanın celse arasında bilirkişiden döndüğü, bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği, tarafların beyan dilekçesi sunmadığı, görülmüştür.... CBS 'nin ... soruşturma numaralı dosyanın akıbetinin sorulması istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Davacı için tacir araştırması yapılmasına karar verilmiştir.Geçen celse 1 nolu ara karar gereği yazılan müzekkereye ikmalen cevap verildiği görülmüştür.Geçen celse 3 nolu ara karar gereği yazılan müzekkerelere ikmalen cevap verildiği, davacının tacir olmadığı görülmüştür.Geçen celse 2 nolu ara karar gereği davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulduğu, dilekçenin davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından ıslaha karşı itiraz dilekçesi sunulduğu görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; davacının rızası dışında hesabından çekildiğini iddia ettiği para nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili, davacının bilgisi ve rızası dışında hesabından internet bankacılığı yolu ile dava dışı 3. Şahsın hesabına gönderildiğini, davalı bankanın kusurlu olduğunu belirterek oluşan zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka vekili ise, işlemin davacının telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifre ile yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Açıklanan nedenle öncelikle dava şartı olan görev hususu incelenmiştir.6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) Amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) sağlayıcı; Kamu Tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yada hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" düzenlemeleri bulunmaktadır. Ayrıca 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı, █████/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Davacı, ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi ve kredili mevduat hesabı ve kredi kartı sözleşmelerinin düzenlendiği, davalı bankanın davacının borçları nedeni ile emekli maaşına hacizler koyduğu ve bu hacizlerin kanuna aykırı olarak konulduğu gerekçesi ile açılan dava bakımından, davacının tüketici konumunda olduğu ve davalı bankanın, davacıya ait emekli maaşını hesabına konulan haciz işlemlerini yönü ile davalının hesaba yönelik bankacılık işlemlerinin uyuşmazlık konusu olduğu, bu durumda uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklanması ayrıca taraflar arasında imzalanan temel bankacılık hizmet sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi olmadığı, dolayısıyla buna bağlı olarak verilen kredili mevduat hesabının ve kredi kartınının da bir ticari kredi kartı olmadığı, bu nedenle uyuşmazlık yönü ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından yargılama yapma görevi İstanbul 4.Tüketici Mahkemesinindir. (T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ ESAS NO :... -KARAR NO: ...)...".Samsun BAM 5. Hukuk Dairesinin ...Esas,...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dava, davacıya ait hesaptan bilgisi dışında internet bankacılığı yoluyla kredi çekilmesi sebebine dayalı (icra takibinden önce açılan) menfi tespit istemine ilişkindir... Somut olayda, davadaki istem, davacıya ait hesaptan bilgisi dışında internet bankacılığı yoluyla kredi çekilmesi sebebine dayalı olduğuna göre, tüketici mahkemesi görevli olduğundan... Bu itibarla, yerel mahkemenin yargı çevresi içerisinde ayrıca tüketici mahkemesi var ise, tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi, ayrı bir tüketici mahkemesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılarak, işin esasının incelenip karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan...".Tüm dosya kapsamından; , davacının bilgisi ve rızası dışında hesabından internet bankacılığı yolu ile dava dışı 3. şahsın hesabına para gönderildiğini, davalı bankanın kusurlu olduğunu belirterek oluşan zararının tazmini isteminde bulunduğu, mahkememizce davacı hakkında tacir esnaf araştırması yapılması için müzekkereler yazıldığı, gelen müzekkere cevapları uyarınca davacının tacir olmadığının anlaşıldığı, dava konusu davacıya ait hesabın ticari hesap olmadığı, bireysel hesap olduğu, benzer uyuşmazlıklara ilişkin yerleşik istinaf mahkemesi içtihatlarında da tüketici mahkemesince verilen kararların esastan incelemesine geçildiği (bkz. örneğin İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesi ...E., ...K.), uyuşmazlığın taraflar arasındaki bankacılık işlemine aykırılıktan kaynaklandığı, davacının tacir olmayıp, 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın, anılan Kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği kanaati ile, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. █████/2025Katip¸E-imzalıdırHakim¸E-imzalıdır