Anahtar kelimeler: Muğlamilas Meşelik Koru Muğla Yazim Eser Menfi İadesi İlçesi Mahallesi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: ███████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E-████████ KDAVANIN KONUSU
:İş Bedelinin İadesi ve Menfi Zarar (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelin iadesi ve menfi zarar davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; müvekkilinin, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 18.11.2020 tarihinde ihale edilen Muğla-Milas İlçesi Koru Mahallesi ve Meşelik Mahallesindeki Kom Özel Siciline Kayıtlı Bazı Taşınmazlar Üzerinde Yürütülen Teknik Şartnamede Belirtilen Mera Islah ve Amenajman Hizmet Alım İşi'nin alt yükleniciliğini üstlendiğini, söz konusu işe ilişkin sözleşmenin 24.12.2020 tarihinde yüklenici ... Limited Şirketi ile Tarım ve Orman Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü tarafından imzalandığını, 25.12.2020 tarihinde yer tesliminin yapılarak müvekkili tarafından çalışmalara başlanıldığını, müvekkilinin, ihale şartnamesi gereği Milas Koru Mahallesindeki merada yoğun şekilde bulunan juncus (kofa) bitkisinin kökleri ile birlikte çıkarılarak temizlenmesi için toprağa en az 15-20 cm batabilecek traktöre bağlanabilen tarak şeklinde bir alet yapımı için 22.02.2021 tarihinde davalı şirketin işyerine giderek ihale konusu yerde kullanılmak üzere yaptırmak istediği ürünün özelliklerini belirttiğini, 23.03.2021 tarihinde davalı şirket çalışanlarından ... isimli şahıs Whatsapp aracılığıyla müvekkiline mesaj atarak fiyat teklifinde bulunduğunu, 24.03.2021 tarihinde "riper (veya ripper)" adı verilen ürünün yapımı hususunda 5-6 iş günü içinde teslim edilmek üzere 15.500 TL + KDV şeklinde anlaşma sağlandığını, aynı gün teklifte kayıtlı iş bankası IBAN numarasına müvekkili tarafından kapora olarak 500 TL gönderildiğini, eser sözleşmesine ilişkin bu alım-satım işlemi nedeniyle cari hesap açıldığını, 10.03.2021 tarihinde 5.000 TL, 27.03.2021 tarihinde 12.790 TL müvekkilinin kredi kartından çekilmek suretiyle toplam 18.290,00 TL ürün bedeli olarak davalı şirkete ödeme yapıldığını, taahhüt edilen ürünün 5-6 iş günü içerisinde bitirilip teslim edilmemesi üzerine 01.03.2021 tarihinde müvekkilinin whatsapp üzerinden ... ile iletişime geçerek ürünün akıbeti hakkında bilgi istendiğini, aynı gün akşamüzeri davalı şirketin ustası olan ... bey ile telefonla dönüş yapılıp, ürün üzerinde çalıştıklarını belirterek, whatssap üzerinden bilgisayar çizimlerinin paylaşıldığını, ... beye işin yapılacağı arazinin ve arazide bulunan otların niteliğini göstermek amacıyla söz konusu yerin fotoğraflarının gönderildiğini, birkaç gün içinde imalata geçileceğinin belirtilmesine rağmen ancak 27.03.2021 tarihinde tamamlanıp nakliyeye verilerek 29.03.2021 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini ancak ürünün aynı gün arazide çalıştırılmaya başlandığında toprağa batmadığının, yayların yumuşak olduğunun, şasinin çalışma esnasında deforme olduğunun görüldüğünü, videolarının çekilerek aynı tarihte davalı şirket çalışanı ... usta isimli şahsa gönderildiğini, müvekkilinin, konuyla ilgili davalı şirket görevlileri ... bey ve ... hanımla irtibat kurulduğunu ve ayıplı olması nedeniyle ürünün iade edilmesini istediğini, bunun üzerine müvekkiline önce malı bir demirciye götürüp yaptırmasının söylendiğini, sonrasında eksikliklerinin giderilmesi için ürünü göndermesinin istendiğini, müvekkilinin bunun üzerine mağduriyet yaşamamak maksadıyla elinde yazılı bir güvencesi olabilmesi için, davalı şirketten ürünün tamir edilmesi için gönderilmesinin istenildiğine dair bir mail, mesaj vs. yazılı ileti gönderilmesini ve gönderim şekline ilişkin (kargo, özel kurye vs.) bilgi verilmesinin talep edildiğini ancak yazılı hiçbir mesaj veya cevap verilmediğini, dava konusu ürünün zamanında teslim edilmediği gibi geç tesliminden de beklenen faydanın sağlanamadığını, davalı tarafından ayıplı ürün gönderilmesi, ayıplı ürünün zamanında onarılmaması veya ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmemesi nedeniyle müvekkilinin zararına neden olunduğunu, müvekkilinin Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ihalesi kapsamında yürüttüğü mera ıslah işinin süreli bir iş olması ve davalı şirketten yalnızca bu iş için satın aldığı ürünün ayıplı çıkması nedeniyle, taahhüdü gereği bu işi süresinde bitirebilmek için günlüğü 2.950 TL + yakıt ücreti üzerinden dozer kiralamak zorunda kaldığını, ayıp ihbarına cevaben davalının ürünün ayıplı olmadığını, hatalı ve amacı dışında kullanım kaynaklı zarardan sorumlu olmayacaklarını, bu nedenle ürünün ve bedelin iadesinin mümkün olmadığını belirttiğini, 23.02.2021 tarihli teklif metninde belirtildiği üzere "... plazma kesim çizimli riperler, ... üst şase ST 52 mekanizmalar" şeklindeki ürünün yapımı hususunda anlaşıldığını, davalı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden imal edilip davacıya teslim edilmesi gereken "Ripper & Riper" adı verilen ürün, traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet olup, toprağa batarak arazideki ot vb unsurların köklerini çıkarabilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca edimini zamanında yerine getirerek ürün bedelinin tamamını ödediğini ancak davalı yüklenici ürünü teklif metninde ve faturada taahhüt ettiği kalitede imal etmeyerek ayıplı ifada bulunduğunu, ekte sunulan fotoğraf ve video kayıtları ile yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere ürün davalının taahhüt ettiği işlevi kesinlikle yerine getirmediğini, toprağa batmadığını, otları sökmediğini ve taahhüt edilen kalitede malzeme kullanılmaması nedeniyle ilk kullanımda şasi kısımlarının eğilerek kullanılamaz hale geldiğini, TBK'nun 470 ve devamı maddelerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini (Yargıtay 14. HD'nin 16.01.2012 tarih ve ██████████ E- ████████ K, Yargıtay 15. HD'nin 01.12.2010 tarih ve █████████ E- █████████ K), TBK'nın 475. maddesinin 2. fıkrasında "İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.", işsahibinin ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanması üzerine doğacak maddi sonuçlar bakımından açık bir özel düzenleme yer almadığını, bu sebeple TBK'nın genel hükümlerdeki 125. maddesinin 3. fıkrasına gidilerek olumsuz zararın talep edilebileceğinin doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, (Yargıtay 23. HD'nin 09.10.2015 tarih ve █████████ E- █████████ K), davalının ürünü ayıplı olarak imal etmesi nedeniyle 52.078,31 TL kiraladığı iş makinesinin yakıt ücreti ve 56.640,00 TL iş makinesi kiralama ücreti ödemek zorunda kalan müvekkilinin, davalının kusuru ve ayıplı ifası nedeniyle olumsuz zarara uğradığını, müvekkilinin uğramış olduğu olumsuz zararın tam miktarının ancak uzman bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplama sonucu belli olacağından, alacağın miktarının tam ve kesin olarak bu aşamada belirlenmesi mümkün olmadığından, olumsuz zarara ilişkin taleplerinin HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek, zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, şimdilik ürün bedeli 18.290,00 TL ile 1.000,00 TL belirsiz alacak olmak üzere toplam 19.290,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı tarafın 22.02.2021 tarihinde müvekkili şirkete gelerek teknik birimden personellere traktör arkasına ot toplamak için bir aparat yaptırmak istediği bilgisini vererek tırmık tarak şeklinde bir aparata ihtiyacı olduğunu söylediğini, bunun üzerine teknik personelin davacının kendi tasarladığı ürün ve taleplerine uygun şekilde aparatın malzeme cinsi, genişlik tırnak adeti ve yükseklik bilgisine göre çalışma yaptığını, ürünle ilgili yapılan bu çalışmanın tamamen davacının beyanları ve istekleri doğrultusunda yapıldığını, davacıya iletilen çalışma neticesinde ürün prototipi ve ücreti üzerinde mutabık kalındığını, alıcı davacının Covid temaslısı olduğunu ve karantinada olduğunu bildirerek 10.03.2021 tarihine kadar (karantinadan çıkacağı tarih) beklenilmesinin söylendiğini, ürünün imalatı ve teslimi ile ilgili süre uzamasının tamamen davacını kendi kişisel nedenlerinden kaynaklı olduğunu, müvekkilinin bu hususta herhangi bir ihmali söz konusu olmayıp, davacının 10.03.2021 tarihinde müvekkiline gelerek ürünün çizim görüntülerinin paylaşılmasını istemesi üzerine 12.03.2021 tarihinde müvekkili şirket çalışanlarından ... bey müşteriye 3 boyutlu görünümünü paylaşarak kullanılan malzeme, çizim ve nihayetinde ürünün imalatının onayını davacıdan alarak imalata başlandığını beyanla, davacının hukuka, yasalara ve hakkaniyete aykırı mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında 22.02.2021 tarihinde dava konusu "riper" isimli tarım aletinin imalatı konusunda 16.000 TL+KDV olmak üzere 18.880,00 TL fiyat üzerinden anlaşmaya varıldığı, davalı tarafından davacının 23.02.2021 tarihli teklifinde belirtilen nitelikte traktör arkasına takılıp, kullanılabilecek şekilde riper isimli arazideki otları toplamaya yarayan tarım aletinin imal edilmesi işinin üstlenildiği, davalının da belirtilen ücreti ödeyerek aralarında eser sözleşmesi kurulduğu, davalı tarafından davacının teklifinde belirtilen nitelikteki tarım aletinin imal edilerek davacının işinin bulunduğu Muğla, Milas ilçesine 29.03.2021 tarihinde makinenin gönderildiği, davacı tarafından kullanılan aletin otları toplamadığı, toprağa batmadığı, yaylarının gevşek olduğu, şasisinin eğildiği bilgisi verilerek aletin iade edileceğinin bildirildiği, konuya ilişkin makine mühendisi bilirkişiden 29.07.2022 tarihli bilirkişi raporu alındığı, davacının tarım aletinin niteliklerini davalıya bildirdiği, davalının davacının tasarladığı ve imalatında kullanılacak malzemelerin açıkça belirttiği şekilde dava konusu riperi imal ettiği, davalının ot toplamak amaçlı tarım aleti imalatını talep ettiği, davalının bu nitelikteki iş için malzemeler kullandığı, davacı tarafından dava konusu tarım aletinin ot değil daha ağır nitelikteki çalı vasfındaki bitki örtüsünün temizlenmesi işinde kullanılmaya çalışıldığı, davacının dava konusu tarım aletiyle yapamadığı işi "dozer" niteliğindeki daha güçlü ve daha dayanıklı iş makinesi ile tamamladığı, bu hususun hem dava dilekçesinde hem de ihtarnamede yer aldığı, bu haliyle davalının imal ettiği malzemenin davacının belirttiği arazideki çalıları toplamada objektif imkansızlık bulunduğunun kabulünün gerektiği, davalı, davacı tarafından tasarlanan ürünü imal edip, davacıya teslim etmekle edimini yerine getirmiş olup, açık ve ayrıntılı hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin "Davalının, davacı tarafından tasarlanan ürünü imal edip, davacıya teslim etmekle edimini yerine getirdiği, davalının imal ettiği malzemenin davacının belirttiği arazideki çalıları toplamada objektif imkansızlık bulunduğu" yönündeki kabulünün usul ve hukuka aykırı olup, dosya kapsamına da uygun düşmediğini, müvekkili ile davalı arasında, mahkeme kararında varsayıldığı şekilde basit tırmık fonksiyonuyla ot toplayacak makine imali konusunda anlaşma yapılmadığını, "Riper" adı verilen makinenin üretimi hususunda anlaşmaya varıldığını ayrıca davalının makinenin toprağa batacak şekilde olması ve fotoğrafları gönderilen arazideki otların kökleriyle beraber temizleyeceği hususunda bilgilendirildiğini, yine mahkemenin ileri sürdüğü şekilde ürünün tasarımını müvekkilinin yapmadığını, ürünün nasıl imal edilmesi gerektiği hususunda yönlendirmede bulunmadığını, aksine dava dilekçesi ekinde sunulan whatsapp yazışmalarında da görüleceği üzere, müvekkilinin sözleşmeye konu ürün imal edilmeden önce bu ürünün kullanılacağı arazinin ve çalışanı olan ... usta isimli şahsa gönderildiğini, müvekkilinin ürünün doğru şekilde üretilmesi için üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, mahkemenin, müvekkilinin tasarladığı şekilde ürünün imal edildiği, müvekkilinin tarım aletini daha ağır nitelikte çalı vasfında bitki örtüsünde kullanmaya çalıştığı yönündeki kabulünün gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın gönderdiği fiyat teklif belgesinde ve yine davalı düzenlediği faturada sözleşme konusu ürünün "Riper" adlı ürün olduğunun açıkça belirtildiğini, mahkemece kararın gerekçe kısmı olan son paragrafında imal edilmesi gereken ürünün "riper" olduğunun yazıldığını, dava dilekçesinde ve bilirkişi raporunun 1. sayfasında belirtildiği üzere; "Riper" adı verilen ürünün, traktörün arkasına monte edilen ve belirli bir derinlikte toprağı kazmaya, yabancı otları sökmeye yarayan bir alet olup, toprağa batarak arazi üzerindeki ot vb unsurların köklerini çıkarabilmesi gerektiğini, bizzat davalı tarafça düzenlenen belgelerde ürünün niteliğinin "Riper" olduğunun belirtilmesine rağmen imal edilen ürünün bu nitelikleri taşımadığını, toprağa batmadığını ve bu nedenle işlevini yerine getiremediğini, fizik-mekanik kurallarına dahi aykırı şekilde üretilmesi nedeniyle ayıplı olarak imal edildiğini bilirkişilerce de tespit edildiğini, davanın haklılığının kanıtlandığını, bilirkişi raporunda da, hakimin varsaydığı gibi ürünün üzerinde anlaşılan amacı dışında kullanılmak istendiği için değil bizatihi ürünün kendisinin kusurlu olduğu ve üzerinde anlaşılan işlevini yerine getirecek nitelikte imal edilmediği için kullanılamadığının belirtildiğini, oysa hakimin hiçbir uzmanlığının olmadığı bir konuda neye dayanarak böyle bir çıkarımda bulunduğunun da anlaşılamayan şekilde sözleşme konusu ürünün traktör arkasına takılarak sadece otları toplamaya yarayan basit bir tırmık olduğunun varsayılarak, davanın reddedildiğini, mahkemeye sunulan 01.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde yer alan CD içerisindeki video ve fotoğraf görüntülerinden de anlaşılacağı üzere, sözleşmeye konu ürünün müvekkili tarafından daha önce davalı şirket çalışanına fotoğrafları gönderilen arazideki otları temizlemek amacıyla standardına uygun olarak kullanılmak istendiğini ve ürünün hiçbir şekilde zorlanmadığını, mahkemenin "tarım aletinin ot değil daha ağır nitelikteki çalı vasfındaki bitki örtüsünün tepizlenmesi işinde kullanılmaya çalışıldığı" şeklindeki kabulünün aksine, video görüntülerinde açıkça görüleceği üzere ürünün toprağa hiçbir şekilde batmadığının, en küçük otları bile temizleyemediğinin, kendisinden beklenen faydayı sunamadığının, fizik-mekanik kurallarına dahi aykırı şekilde üretilmesi nedeniyle ayıplı olarak imal edildiğinin anlaşılacağını, zaten bilirkişi heyetinin raporunda da bu hususların vurgulandığını, mahkemenin, basit tırmık fonksiyonu ifa edecek bir makine imali hususunda anlaşıldığını varsayarak "davacının ot toplamak amaçlı tarım aletinin imalatını talep ettiği, davalının bu nitelikteki iş için malzemeler kullandığı" gerekçesiyle davayı reddetmesinin de hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin, ürün imal edilirken kullanılmasını talep ettiği ve davalının da imalatta kullandığı "... çelik", yüksek sertlik derecesine sahip aşınmaya dayanıklı çelik olarak bilindiğini ve iş makinelerinde, petrol platformlarında kullanılan çok özel bir malzeme olup, dava konusu Riper'ın imal edildiği Şubat 2021 tarihindeki değeri her ne kadar 18.290 TL olarak ödenmiş ise de, bu tarihten sonra meydana gelen enflasyon neticesinde yalnızca kur farkı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre ürünün günümüzde piyasa değerinin en az 60.000 TL civarında olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin toprağa batmayan tırmık tarak şeklinde bir malzeme istemiş olsa idi, çok daha pahalı olan bu çelik yerine çok daha ucuza, sektörde alışılagelen yumuşak çelik bir malzemeden ütünün imal edilmesini isteyebileceğini ancak müvekkilinin ihalesini aldığı ve fotoğraflarını davalı tarafa gönderdiği arazideki otların temizlenebilmesi için ürünün toprağa batmasının zorunlu olduğundan müvekkilinin, basit ve ucuz çelik malzeme yerine, çok dayanıklı ve pahalı ... çelikten üretilmesini istediğini, davalının da üretimde bu malzemeyi kullandığını ancak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ürünün hatalı olarak imal edildiği için işlevini ifa edemediğini, dolayısıyla mahkemenin bu tespiti de hatalı olduğunu, mahkemenin "davacının dava konusu tarım aletiyle yapamadığı işi "dozer" niteliğindeki daha güçlü ve daha dayanıklı iş makinesi ile tamamladığı, davalının imal ettiği malzemenin davacının belirttiği arazideki çalıları toplamada objektifimkansızlık bulunduğu" yönündeki tespitinin de gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin, tarım aletiyle yapılamayacak işi dozerle yaptırmaya çalışmadığını, bahse konu arazideki otların temizliğinde "Riper" kullanılamayacağı için değil, sözleşmeye konu ürünün imal sürecinin uzaması, geç teslim edilmesi ve neticesinde ayıplı ifası nedeniyle müvekkilinin dozer kiralamak zorunda kaldığını, hizmet alımına ait sözleşme tasarısının 9. maddesinde müvekkilinin üstlendiği işin süresinin 30 gün olduğunun, işin süresinde bitirilmemesi halinde gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin %1'i tutarında cezanın öngörüldüğünü, dolayısıyla müvekkilinin, üretilmesi konusunda anlaşılan "Riper" tarım aletiyle işin yapılamayacak olduğunu anlaması nedeniyle değil, yeniden bir makine üretimi için zaman olmadığından ve almış olduğu süreli ihale işini zamanında yetiştirerek ceza ödememek için, zor durumda kalarak dozer kiraladığını, eğer sözleşmeye konu ürün faturada ve bilirkişi raporunda belirtildiği gibi "Riper" özelliklerini taşıyacak şekilde üretilip tıpkı saban gibi toprağa batsaydı ve zamanında müvekkiline teslim edilseydi, yani davalı edimini ayıplı olarak ifa etmeseydi müvekkilinin bu ürünle ihaleye konu arazideki otları temizleyebilecek ve işi kendisine verilen süre içerisinde bitirebilmek için dozer kiralamak zorunda kalmayacağını, burada mahkemenin, Borçlar Hukuku ilkelerine ve kanun hükümlerine göre hukuki sorun olarak irdelemesi gereken yalnızca iki husus olduğunu, birincisi davacı ve davalı tarafların dava konusu ürünün hangi özelliklere sahip olarak imal edilmesi hususunda anlaştıkları, ikincisi ise bu anlaşmaya göre dava konusu ürünün söz konusu özellikleri taşıyan nitelikte imal edilip edilmediği olup, süre kısıtlamasından kaynaklanan zaruret hali nedeniyle dozer kepçesiyle işin yapılmış olmasına bakarak bilirkişi raporunun aksine gerekçesiz ve dayanaksız varsayımda bulunmak olmadığını, 29.07.2022 tarihli bilirkişi raporu dava konusu ürünün ayıplı olarak imal edildiğini tespit etmişken, mahkemece çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konuda bilirkişinin yerine geçerek şahsi bilgisi ile karar vermesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, tek başına bu hususun dahi kararın bozulmasını gerektirdiğini, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve zararın net miktarının hesaplanması için dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edilmesinin beklenirken, davanın reddi kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 29.07.2022 tarihli uzman bilirkişi heyet raporunda "Davalı firmanın teklif mektubunda beyan ettiği malzeme türleriyle ilgili taahhütlere uygun olarak imalat yaptığı, ancak; a) Kazıcı ayakların ucuna toprağı kazma, parçalama kabiliyetini arttıtıcı uç demirlerinin montajının yapılmaması, b) Toprağı kazmayı kısıtlanmasına sebep olduğuna kanaat getirdiğim ayaklar arasına atılan saclamaların montajının yapılması, c) Dik yayların hassas ayarlarının yapılmaması, hususlarında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Hazırlanan bu tarım aleti yeterli kök derinliğine ulaşarak görevini yapamayacağından, arazideki kofa ve diğer yabancı otlarla mekanik mücadelenin yapılamayacağı kanaatine varılmıştır." denildiğini, eksiklikleri olmakla beraber tamamen müvekkili lehine görüş bildiren, ürünün sadece kullanılan malzeme yönünden taahhüte uygun olup bunun dışında hiç bir özelliğinin sözleşmeye uygun olmadığını tespit eden bilirkişi raporunun, mahkeme tarafından nasıl davanın reddi sebebi olarak gösterildiğini anlamanın mümkün olmadığını, zira raporda, davalının sadece ve sadece kullanılan malzeme yönünden taahhütlerine uyduğunu, ancak imalat sırasında uç demirlerinin montajını yapmaması, kazmayı kısıtlayacak şekilde ayaklar arasında saclama yapması ve yayların hassas ayarlarını yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, bu tarım aletinin görevini yapamayacağını açıkça belirtilmişken, davalının edimini yerine getirmediğine dair çok açık ve net bilirkişi raporu karşısında, mahkemece davalının edimini yerine getirdiğine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.04.1986 gün ve 1984/4-847 E- ████████ K, 08.11.1995 gün ve ███████-601 E- 938 K, 02.04.2003 gün ve 2003/4-185 E- 263 K, 07.03.2007 gün ve ███████-94 E- 113 K), somut olayda, uzman bilirkişiler tarafından davalının, ürünün imalatını kusurlu şekilde yaptığı tespit edilmesine rağmen, mahkemece uzman bilirkişilerin yerine geçerek hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda şahsi bilgisi ile sonuca gitmeye çalışıldığını ve dava konusu uzman bilirkişi raporuna neden itibar etmediğini açıklamadan, raporun aksine ürünün davacının talebine uygun olduğuna ve davalının edimini yerine getirdiğine karar verildiğini, Borçlar Hukuku hükümleri ve Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları nazara alındığında bu kararın bozularak kaldırılması gerektiğini, mahallinde keşif yapılmadan, sadece yerinde inceleme yetkisi verilip bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, mahkemenin, "davalının imal ettiği malzemenin davacının belirttiği arazideki çalıları toplamada objektif imkansızlık bulunduğunun kabulü gerekmiş' şeklindeki gerekçesine göre, mahkemenin bu kabulünün hatalı olmakla ve kabul edilmemekle birlikte, böyle bir imkansızlık halinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından istinabe yoluyla mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişilerden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, mahallinde keşif yapılması talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, tanık dinletme taleplerinin de hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, somut olayda tanık dinlenilmesine engel herhangi bir usul hükmü bulunmadığı gibi eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda tanık dinlenemeyeceğine dair bir kural yada içtihat da bulunmadığını (Yargıtay 15.HD'nin 14.06.2017 tarih ve █████████ E- █████████ K), mahkeme kararının AİHS 6/1 ve HMK 27/3'e aykırı olarak gerekçeden yoksun olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, adaletin doğru şekilde tecelli ettirilmesi ilkesine ilişkin yerleşik içtihadına göre, mahkemelerin ve yargı yerlerinin kararları yeterli şekilde dayandıkları gerekçeleri belirtmeleri gerektiğini, mahkeme kararına bakıldığında, kısa karar verildikten sonra yazılan gerekçeli kararda, dava dilekçesinde ve aşamalarda verilen dilekçelerde davanın kabulü gerektiğine dair sunulan hukuki tespitlerin tartışılmadığı gibi bunlara neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını , bu durumun kararın çekişmeli yargılama ilkesine aykırı şekilde alındığını ve denetlenebilir olmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 27/3 maddesine aykırı olarak gerekçe hakkından yoksun olduğunu gösterdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eserin kabule icbar edilemeyecek kadar ayıplı olması nedeniyle iş bedelin iadesi ve menfi zarar istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava dışı Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından ihale edilen Muğla- Milas İlçesi Koru Mahallesi ve Meşelik Mahallesindeki Kom Özel Siciline Kayıtlı Bazı Taşınmazlar Üzerinde Yürütülen Teknik Şartnamede Belirtilen Mera Islah ve Amenajman Hizmet Alım İşi'ni üstlendiğini, bu kapsamda davacı ile davalı arasında idare ile olan sözleşme kapsamındaki işte kullanılmak üzere riper diye belirtilen otların köklerini temizlemek üzere alet yapımı konusunda teklifle sözleşme ilişkisi kurulduğunu ancak üretilerek teslim edilen aletin sözleşmeyle kurulan amaca uygun olmadığını belirterek, ödenen bedelin istirdatı ile dava dışı idareye karşı olan taahhüdü nedeniyle müvekkilince yapılmak zorunda kalınan masraflar nedeniyle uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuştur.Dosya kapsamı itibariyle, davacı tarafça davalının teklifi ve sonrasında yapılacak işlere yönelik whatsapp yazışmaları, imal edilecek aletin kullanıldığı alana yönelik bir kısım görsellerin bildirildiği, davalı tarafça da 24.03.2021 tarihli teklifte yapılacak aletin riper nitelikte olduğunun belirtildiği anlaşılmakla , taraflar arasındaki akdi ilişkinin bu kapsamda eser sözleşmesi olarak kurulduğunun kabulü gerekir.Mahkemece, taraflar arasındaki yazışmalar ve teklif birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında amaçlanan sonuç değerlendirmek suretiyle, sözleşmenin kapsamının belirlenmesi, bu kapsamda davalı tarafça imal edilerek teslim edildiği anlaşılan aletin amaçlanan sonucu elde edebilecek nitelikte olup olmadığının, yani kabule icbar edilemeyecek nitelikte ayıplı olup olmadığı incelenip değerlendirilmesi gerekir, Mahkemece mahallinde inceleme yetkisi tanınarak alınan bilirkişi raporunda söz konusu aletin otların toplanması için kullanılabileceği ancak çalı niteliğindeki bitki örtüsü için kullanılamayacağı belirtilmiş olmakla birlikte, yukarıda belirtilen hususlara ilişkin sözleşme kapsamında belirleme ve nitelendirme yapılmaksızın, eksik incelemeye dayalı olarak ve mahallinde inceleme yetkisi tanınırak yapılan inceleme sonucu düzenlendiği, bu nedenle davadaki taraf iddia ve delilleri değerlendirir nitelikte olmadığı gibi davacı tarafça rapora karşı yapılan teknik itirazlar da dikkate alınarak, ek rapor da alınmadan hüküm kurulduğu anlaşıldığından eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.Mahkemece, yapılması gereken iş, davacı ile dava dışı idare arasında yapılan sözleşme, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında yapıldığı anlaşılan yazışmalar ve dosyaya sunulan deliller ile davalının teklifinin kapsamı birlikte değerlendirilerek kurulan akdi ilişkinin kapsamı, imalatı kararlaştırılan aletin niteliği değerlendirilmek suretiyle, sözleşme konusu alet üzerinde talimat yoluyla mahkemece mahallinde kök raporu düzenleyen bilirkişilerle keşfen inceleme yaptırılarak , sözleşme konusu aletin ayıplı olup olmadığı, ayıp varsa kabule icbar edilemeyecek nitelikte olup olmadığı, davacının menfi zarar talebi kapsamında delilleri değerlendirilerek zararının olup olmadığı ve varsa miktarı hususunda denetime elverişli nitelikte ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesidir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır