Anahtar kelimeler: Defaatle Davamenfi Dolabı Ofis Tamirat Masa Tlsi Satımdan İlişkiden İmalatı

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2021
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ofis dolabı, masa imalatı ve tamirat işleri hizmeti verdiğini, bu hizmet nedeniyle davalı şirkete Seri A, Sıra No ..., 21.08.2019 tarihli 102.400,40 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, faturanın davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından faturadan kaynaklanan borcun 92.639,99 TL'si ödendiğini, bakiye 9.760,41-TL'nin ise müvekkili şirket tarafından defaatle talep edilmesine rağmen ödenmediğini, bakiye kalan 9.760,41 TL’lik borç nedeniyle 03.06.2021 tarihinde davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe konu borca haksız olarak itiraz ettiğini, 12.07.2021 tarihinde arabuluculuk toplantısına katıldığı ve anlaşmama olarak tutanak düzenlendiğini, bu tutanağını ibraz ettiğini belirterek haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hüküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ofis dolabı, masa imalatı ve tamirat işleri konusunda müvekkili şirkete mobilyalar ve mobilyalara ilişkin kuruluş işlemi vermiş olup müvekkili şirket tarafından işbu hizmet karşılığı 92.639,99-TL ödendiğini, ödenen ilgili miktarın davacı tarafın █████/2019'da belirtmiş olduğu "KDV Dahil 92.488 TL" den dahi yüksek tutar olduğunu, daha sonrasında ilgili firma tarafından belirttiği tekliflere taraflarından onay verilmediğini, kaldı ki 01.01.2019 tarihinden itibaren 50.000,00.-TL matrah ve üzeri fatura oluşturduklarında e-arşiv olarak düzenlemek zorunluluğu kapsamında ilgili firmanın bu faturayı e-arşiv olarak kesme zorunluluğu olduğu düşünüldüğünde davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturanın hem taraflar arasında anlaşılan hususlarda farklılık, hem KDV oranının yanıltıcı bir şekilde yükseltilmesi hem de e-arşiv olmaması nedeniyle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ilgili firmadan mobilyalar alınmışsa da kendilerinden faturanın düzeltilmesinin istendiğini, çünkü mobilyaların alındığı dönemde mobilyalardaki teşvik gereği KDV'nin %8 olması gerekirken, davacı tarafça %18 lik bir KDV yükletildiğini, bu kapsamda firmanın faturayı kötü niyetli olarak geç ve kabul etmedikleri hizmetleri eklediğini, belirtilen 92.488-TL'yi farazi rakamlara çıkardıklarını, davacıya e-arşiv fatura kesmemesine, mobilyanın alındığı zamandaki KDV'nin %8 olmasına rağmen, %18 gibi düzenleme yapmasına rağmen fazlasıyla alacağı ödendiğinden bahisle açılmış olan bu dava haksız olduğunu beyanlarla açılan davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkil şirketin 2019 yılında müvekkil şirket sahibinin ...’daki evine yapılacak mobilya imalatı ve tamirat işleri konusunda anlaştığını, davalının yapmış olduğu ürünler için davacıdan 3 yıl garanti istediğini, davalının da bunu onayladığını, davalı şirket tarafından müvekkil şirkete 21.08.2019 tarihinde 102.400,40 TL tutarında fatura kesildiğini, fatura borcunun 92.639,99 TL'si ödendiğini, ürünlerin tesliminden çok kısa bir süre sonra kapılar ve süpürgeliklerin şiştiğini, hasır gördüğünü, davacının yapacağını taahhüt ettiği mobilya işlerinin de yarım bırakıldığını, müvekkil şirketin tüm bu ayıplı mallar ile eksik bıraktıkları işleri davalıya bildirmesine, eksik işleri tamamlamasını istemesine ve 3 Yıllık garantiye rağmen davalı tarafından y eksik işler giderilmediği için müvekkil şirketçe bakiye 9.760,41 TL'yi ödemediğini, davalının eksiklikleri tamamlamaktan kaçınması ve ayıpları gidermemesi, davalı satıcı tarafından zaman aşımının kasten geçirilmesi anlamına geldiğini, dolayısıyla davalı şirketin zaman aşımı süresinin dolduğunu iddia edemeyeceğini, nitekim tüm bu sürece tanık olan mimar ve proje yöneticisinin mahkemece dinlenmesi halinde; müvekkil şirketin davacıya hiçbir borcu olmadığı, davalının yapmış olduğu işlerin eksik ve malların ayıplı olduğu, bu durum defalarca davalıya bildirilmesine, mallarda yenileme talep edilmesine rağmen davalının müvekkil şirketi oyaladığının sabit hale geleceğini, davalı şirketten ayıplı malları ayıpsız misli ile değiştirmesi, eksik işlerini tamamlaması istenmiş ise de bu talepleri yerine getirmeyerek ve yapacakları iş alacaklarının çok çok daha üzerinde olmasına rağmen bakiye borç olan 9.760,41 TL için .... İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak müvekkil şirketten bakiye borcunu talep ettiğini, ... Noterliği'nin 12.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete müvekkil şirket sahibinin evi için yapılan mobilyaların imalat hatasından kaynaklanan ayıplarının giderilmesi, malların ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve eksik imalat ve tamirat işlerinin tamamlanması aksi taktirde hakkında dava açılacağı ihtar edilmiş ise de davalı şirket .... Noterliği'nin 19.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu taleplerin hiçbirini kabul etmediğini, yerine getirmeyeceğine ilişkin cevap verdiğini, üzerine taraflarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuş olup █████/2022 tarihli arabuluculuk toplantısında anlaşılmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkil şirketin davalıya 9.760,41 TL borcu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle alacağın %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu edilen borca ilişkin henüz kesinleşmemiş ve halen istinaf incelemesinde olan mevcut bir dava olmasına rağmen davacının açmış olduğu işbu davanın haksız olduğunu, alacaklının "itirazın iptali davası" açmasından sonra, borçlu tarafından "menfi tespit davası" açılamayacağını, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerek doktrinde ve gerekse uygulamada tereddütsüz kabul edilmekte olduğunu, nitekim borçlunun itirazın iptali davasında genel hükümlere göre savunma sebeplerini ileri sürebileceği, savunma olarak ileri sürülebilecek olan hususların ayrı bir tespit davasına konu olamayacağı doktrinde de açıkça belirtildiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekmektedir. davaya konu edilen borcun faturadan kaynaklandığını, davacının, müvekkil şirketten almış olduğu hizmet nedeniyle 21.08.2019 tarihli 102.400,40 TL bedelli faturanın tanzim edildiğini, mezkur faturanın davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirket tarafından faturadan kaynaklanan borcun 92.639,99 TL'sinin ödendiğini, , bakiye 9.760,41 TL'nin ise müvekkil şirket tarafından defaatle talep edilmesine rağmen ödenmediğini, müvekkil şirketin başlattığı icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davacının müvekkil şirkete olan borcu itirazın iptali davasında verilen yerel mahkeme kararıyla ortaya koyulduğunu, davacının ilgili kararın istinafen incelenerek kaldırılması talebi neticesinde halen derdest olan davaya rağmen huzurdaki davanın da açılmasının borçtan kurtulmaya matuf olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere söz konusu işler 2019 yılında yapılmış olup aradan üç yılı aşkın bir süre geçtiğini, bu süre içerisinde davalının iddialarının aksine müvekkil şirkete süresinde yapıldığını, herhangi bir ayıp ya da eksik iş talebinin söz konusu olmadığını, her iki tarafın da tacir olduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişkiye Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacak olup ticari satışlar yönünden ayıp ihbarının süresi kanunun 23. maddesinde düzenlendiğini, buna göre; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu ihbar etmeli, açıkça belli değilse malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle, bir ayıp söz konusu ise bunu bildirmekle yükümlü olduğunu, davacı, yaklaşık 3 yıl ürünleri kullanıp hiçbir ayıptan bahsetmemişken ilk kez, aleyhinde tarafımızca itirazın iptali davası açılıp yargılama devam ederken ve yargılama esnasında bilirkişi raporuyla davacının müvekkil şirkete borçlu olduğu tespit edildikten sonra ihtarname göndererek ifanın ayıplı olduğunu iddia ettiğini, keza aleyhine başlatılan icra takibine itiraz dilekçesinde ayıplı bir ifadan hiç bahsetmediği gibi itirazın iptali davasına cevaplarında da hiçbir şekilde ayıplı ifaya ilişkin itiraz veya beyanı söz konusu olmayacağını, davacı yan (talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla) dayanaksız ayıp iddiasını, hiçbir şekilde süresinde ve usule uygun bildirmediğini, itirazın iptali davasının seyrinin kendi aleyhine olduğunu fark ettiğini, bu mesnetsiz iddiayı ortaya attığını, yalnızca bu durum dahi davacının iyi niyetten yoksun şekilde dava ikame ettiğini ortaya koymakta olduğunu, huzurdaki davanın açılmasında hukuki yararın olmadığı sabit olup dava açma şartları oluşmadığından davanın usulden reddine, aksi kanaatin hasıl olması halinde davacının zamanaşımına uğramış taleplerine konu haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Mahkememizce verilen 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar numaralı ilamı ile;"...Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Yanlar arasında 2019 yılında davacı yanca davalı şirket sahibinin Tarabya’daki evine mobilya imalatı ile tamirat işleri yapılması konusunda anlaşma akdedilmiş olup, taraflar arasında sözleşmeye, içeriğine, ürünlerin davalı yana teslim edildiğine ve iş bedelinin KDV dahil 102.400,40 TL olduğuna ve iş bedelinden icra takibine konu edilen 9.760,41 TL dışındaki iş bedelinin ödendiğine yönelik bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yüklenici yanca davalı iş sahibi hakkında █████/2019 tarihli faturaya istinaden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 9.760,41 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, davalının vekili aracılığıyla icra dosyasına verdiği dilekçesiyle borca ve takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Davalı yanca icra takip dosyasına sunulan dilekçede borca itiraz edilmiş ise de eldeki davaya verilen cevap dilekçesinde bakiye iş bedeli miktarına ve varlığına itiraz edilmemiş olup, davalı yanın itirazı işin eksik ve ayıplı yapıldığına yöneliktir.
Bu itibarla dosyadaki uyuşmazlık; davalı yanca ileri sürülen eksik ve ayıplı iş iddiasının dinlenebilir olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
7251 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle yapılan değişiklikle birlikte HMK’nın 141. maddesi; “(1) (Değişik:22/7/2020-███████ md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Taraflar, tahkikat aşamasında kural olarak iddia ve savunmalarını genişletip değiştiremezler; yani yeni vakıa ileri süremezler ve eski vakıaların yerine yeni vakıalar ikame edemezler. Bunun yapılabilmesi ancak karşı tarafın açık muvafakati, bunun mümkün olmaması durumunda da ıslah suretiyle gerçekleştirilebilir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında somut olayda mahkemece davalı yanca süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde davacı yanca yapılan işte eksik yada ayıp bulunduğu konusunda herhangi bir savunmada bulunmadığı, mahkemece █████/2022 tarihinde ön inceleme duruşmasının yapıldığı, aynı celse bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, mali müşavir tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun █████/2022 tarihinde dosyaya sunulduğu, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliği sonrası davalı vekilince ibraz edilen bilirkişi raporuna itiraz başlıklı dilekçenin █████/2022 tarihli olduğu, bu dilekçede davalı yanca ayıp ve eksik iş iddiasında bulunulduğu, davacı yanca savunmasının genişletilmesine açıkça muvafakat edilmediği ve davalı yanca cevap dilekçesinin ıslah edilmediği gerekçesiyle davalı yanın süresinden sonra yaptığı eksik ve ayıplı iş savunmasına itibar edilmemesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur.
Ancak mahkemece aynı taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesi için Dairemize gönderilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile eldeki dava arasında hukuki bağlantı bulunduğundan iki dosyanın birleştirilerek görülmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olmuştur.
Şöyle ki; anılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından davacı iş sahibi ... AŞ vekili █████/2022 tarihli dilekçesiyle yanlar arasında akdedilen ve ihtilaf konusu olmayan sözleşme uyarınca davalı yüklenici şirket tarafından yapılan imalat ve tadilat işinde eksik ve ayıp bulunduğunu ileri sürerek davalı yanca yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece █████/2022 tarih, ... Karar sayılı karar ile, bu iddianın eldeki davada ileri sürülebileceğinden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, eldeki davada eksik ve ayıp iddiası süresinde ileri sürülmediğinden inceleme konusu yapılmamıştır. Dolayısıyla davacı iş sahibi tarafından açılan menfi tespit davasında mahkemece eksik ve ayıp iddiasının incelenmesi gerekmektedir. Nitekim Dairemizin █████/2023 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile bu hususlar açıklanmak suretiyle aralarında bağlantı bulunan iki dosyasının birleştirilerek görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olayda mahkemece eldeki dosya ile menfi tespit davasının birleştirilmesinin sağlanarak, menfi tespit davasında verilecek karara göre bu davada sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememize gönderilen dosyada yeni esas alınarak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce █████/2023 tarihinde mahallinde keşfen inceleme yapılmış ve █████/2024 tarihinde İnşaat Mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce keşifte ve █████/2024 tarihli celsede tarafların bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiştir.
GEREKÇE
:
Asıl dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca düzenlenen fatura alacağına ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptaline ve birleşen dava eser sözleşmesinde ayıp ve eksiz iş sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun █████/2020 tarih, ███████-2076 E. ve ████████ K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
İcra İflas Kanunu md. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir.
Menfi tespit davasının sonucuna göre davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir.
Borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ise icra takibinin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki hukukî ilişkinin niteliği eser sözleşmesidir. Davacı birleşen davalı yüklenici, davalı birleşen davacı ise iş sahibi konumundadır. Asıl davada talep, yapılan işin bedeline ilişkin fatura alacağı istemine dayalı iken; birleşen davada talep, işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen ilk karar, .... ATM’de davalı tarafından açılan dava ile birlikte görülmesi gerektiği için kaldırılmıştır. Davalı taraf, itirazın iptali davasında cevap dilekçesinde ayıp ve eksik iş savunmasında bulunmadığından, yapılan ilk yargılamada bu hususlar araştırılmamıştır. Sonradan öne sürülen ayıp ve eksik iş savunmasının, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğundan dikkate alınmamasının doğru olduğu istinaf ilamında da vurgulanmıştır. Ancak itirazın iptali davasının davalısının, eksik ve ayıplı işe dayalı olarak açtığı menfi tespit davasının gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Birleşen .... ATM’nin dosyasında yapılan yargılama sonucu itirazın iptali davasından sonra borçlunun menfi tespit davası açmakta hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiş; ancak istinaf dairesi menfi tespit sebeplerinin aynı olmaması nedeniyle hukukî yararın bulunduğunu belirterek işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı kaldırmıştır. Kaldırma kararları sonrası .... ATM’nin ████████ Esas sayılı dosyasında birleştirme kararı verilmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının kayıtlarına göre 9.760,41 TL alacaklı olduğu, %18 oranında KDV hesabı yapılmasının yasaya uygun olduğu tespit edilmiştir. █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda ise, teklif ile fatura arasında 9.912,00 TL’lik bir fark bulunduğu, bu farkın ek işlere ilişkin olduğu ve ek işlerin de komodin imalatına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Bilirkişinin tespiti Tanık ...’ün beyanına dayansa da tarafların komodin imalatı konusunda aralarında bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın keşifte gezilen evde yapılan işlere ilişkin olduğu belirtildiğinden bu hususta mahkememizce araştırma yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen teklif formu, █████/2019 tarihli maildir. Ancak bu mailden ve işlerin yapılmasından sonra █████/2019 tarihinde davalı birleşen davacı iş sahibi tarafından gönderilen mutabakat metni bulunmaktadır. Dava konusu fatura ile bu mutabakat metninin içeriğinin uyumlu olduğu anlaşılmıştır. █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda bu mutabakat metninin BA-BS formlarında da yer aldığı ve KDV hariç alacağın 86.780 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu alacağa %18 oranında KDV uygulanması yasaya uygun olduğundan takip konusu faturanın içeriğinin doğru olduğu kanaatine varılmıştır. KDV’den sorumluluğun taraflar arasında farklı bir şekilde kararlaştırıldığı yönünde bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Sonuç olarak, davacı birleşen davalı yüklenicinin düzenlediği fatura içeriğinin taraflar arasındaki mutabakata uygun olduğu ve BA-BS formlarında da gösterildiği anlaşıldığından davalı birleşen davacının işin bedeline ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Birleşen menfi tespit davası, ayıp ve eksik iş iddiasına dayanmaktadır. Ayıplı iş olarak kapı ve süpürgelikler belirtilmiş, eksik iş olarak taahhüt edilen mobilya işlerinin yapılmadığı öne sürülmüş, ancak eksik işler somut olarak listelenmemiştir. Davalı birleşen davacı tanığı ...ın eksik işlerin tamamlandığını ve sadece süpürgeliklerin yerinden koptuğunu başka bir ayıp bulunmadığını ifade etmiştir. Tanığın beyanları ile davalı birleşen davacının eksik ve ayıplı işlerin açıklanmasında süpürgelikler dışında somut başka bir iş belirtmediği gözetildiğinde eksik iş bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla mahkememizce süpürgeliklerin yapımında ayıp bulunup bulunmadığının araştırılmasına geçilmiştir. Yerinde yapılan keşif sonucu alanında uzman bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda süpürgeliklerin yapımında yüklenicinin ayıplı işinin bulunmadığı, nem ve rutubet sebebiyle süpürgeliklerin şiştiği tespit edilmiştir. Davalı birleşen davacı taraf nem ve rutubet ölçümü yapılmadan belirtilen tespite itiraz etmiş ise de, keşif esnasında gösterilen kopan süpürgeliklerin bulunduğu odanın çamaşır odası olduğu, çamaşır yıkanan, kurutulan ve ütülenen bir odada nem ve rutubetin artmasının doğal olduğu ve bilirkişi tarafından yapılan tespitin yerinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, asıl davada fatura içeriğinin BA-BS formları ve mutabakat metni ile uyumlu olması gözetilerek davalı birleşen davacının takipte itirazının yerinde olmadığı kanaatiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olması sebebiyle %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede yüklenicinin yaptığı işlerde ayıp ve eksik iş bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davasında uygulanan bir tedbir kararı bulunmadığı için İİK md. 72/4 uyarınca tazminata hükmedilmemiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-A-Asıl dava yönünden
:
1-Davanın kabulüne; .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı birleşen davacı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin 9.760,41 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına,
2-1.952,09 TL icra inkâr tazminatının davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya verilmesine,
B-Birleşen .... ATM’nin ████████ Esas sayılı dava yönünden:
-Davanın reddine,
Asıl davada
:
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 666,73-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 117,89-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 548,84-TL harcın davalı birleşen davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı birleşen davalı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 117,89-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.300,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.477,19 TL'nin davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya verilmesine,
5-Davalı birleşen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı birleşen davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 9.760,41-TL vekalet ücretinin davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya verilmesine,
7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı birleşen davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Birleşen davada
:
8-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 448,71-TL eksik harcın davalı birleşen davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
9-Davalı birleşen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı birleşen davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.760,41-TL vekalet ücretinin davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya verilmesine,
11-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı birleşen davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!