Anahtar kelimeler: Çıkma Kayseri İstemli Yazim Hisse İadesi Bilgileri Birleşen Özetle Ortaklıktan

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
Asıl Dava Bilgileri
: ████████ Esas
DAVA TARİHİ
: █████/2021
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
Birleşen Dava Bilgileri
: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ Esas
DAVA TARİHİ
: █████/2023
DAVA
: Ticari Şirket (Şirket Hisse İadesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - █████████ K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., kardeşleri olan ..., ..., ...ve ...ile birlikte 1993 yılında ... A.Ş.'yi kurduklarını, ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde kuruluşa ilişkin her türlü detay ve bilginin yer aldığını, kuruluşundan sonra ortaklardan ...'ın ayrıldığı, ...'ın ise vefat ettiği için yerine mirasçılarının geçtiğini, temsilen de eşi ...'ın atandığını, müvekkilinin haberi olmadan ortaklık hissesi devrettirildiği 2012 tarihine kadar şirketin 3 te 1 hissedarı olduğunu, müvekkili ...'ın kuruluşundan 2012 yılına kadar şirkette söz ve hak sahibi olduğunu, imza yetkileri de olmasına rağmen o tarihten sonra yönetimden ve işlerden el ayak çektirilerek geri plana atıldığını, usule aykırı işlem ve eylemlerin de bu tarihten sonra başladığını, şirketin işleri kötüye gitmesine rağmen o tarihte de değerli olan ve fakat şimdi daha da kıymetli hale gelmiş olan Kayseri İli,... İlçesi, ... Köyü ... Ada ... parselde tapuya kayıtlı taşınmazın şirket adına kayıtlı olduğunu, öncelikle bu taşınmaz üzerine tedbir konulması taleplerinin bulunduğunu zira karşı tarafın taşınmazı satmak için müşteri arayışında olduğunu, ticaret sicil verilerinden görüldüğü kadarıyla müvekkilinin 23.09.2012 tarihine kadar şirkette hissedar olarak görünmekte iken 13.11.2012 tarihinde tüm şirket ve hisselerin tek ortak olarak ...'e geçtiğini, bu iki ilan tarihi arasında müvekkili ile davalılar arasında yapılan hiç bir anlaşma veya pay devri sözleşmesi bulunmadığını, pay devrinin neye istinaden yapıldığının da bilinmediğini, müvekkilinin hisse devri işleminin yok hükmünde olduğunu, iyi niyetli 3. kişi olmaya çalışan davalı ...'ın kendi işlemleri ile hataya düştüğünü, hüllecilik yaptığının davranış, imza ve evraklarla ispatladığını, durum böyle iken iyi niyetten ve usule uygun işlemden bahsedilemeyeceğini, usulsüzlük ve haksızlıkla alınan şirket hisselerinin iadesinin zorunlu olduğunu, neticeten müvekkili ...'ın, .... A.Ş.'de bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine, bahsi geçen taşınmazın üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi için tapu kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; açılan dava usule ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, eldeki davanın müvekkillerine yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının şirketteki ortaklığı ve pay sahipliğinin 2012 yılında son bulduğunu, şirketin hisselerinin tek sahibinin 2012 yılı itibariyle ... olduğunu, hisse devir sözleşmesinin ... ile yapıldığını, bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ...'a şirketin hisselerini bir önceki ortak olan ...'den 2015 yılında devraldığını, davanın ancak payı devir alan ...'e yöneltilebileceğini, açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafça iptali istenen hisse bedeli üzerinden nispi harç yatırılması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle bu yönden de davanın usulden reddinin gerektiğini, usulüne uygun şekilde yapılmış pay devri için iptal davası açılmasının mümkün olmadığını, eldeki davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket eski ortağı ... tarafından davacıya hisse bedeli ödenerek payların devralındığını, ve iptalinin istenemeyeceğini, yapılan devrin ticaret sicili gazetesinde tescil edildiğini ve iptalinin söz konusu olamayacağını, anonim şirket hisse devir sözleşmelerinin menkul satımı niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin eski ortaklarınca █████/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin tüm pay sahiplerinin hazirun cetvelinden de anlaşılacağı üzere toplantıya katıldığını, buna davacının da dahil olduğunu, █████/2012 tarihli karar ile de şirketin yönetim kurulu toplandığını ve "şirket ortağı Davacı ...'a ait olan 5280 adet hissenin tamamının 132.000-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 5280 adet hissenin tamamının 132.000-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 3839 adet hissenin tamamını 95.975-TL bedelle ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 1600 adet hissenin tamamının 40.000-TL bedel ile ... 'e devretmesine, şirket ortağı ...'a ait 1 adet hissenin tamamının 25-TL bedel ile ...'e devretmesine" oy birliği ile karar verildiğine ilişkin karar alındığını, davacı ve diğer ortakların şirketten ayrılmasının da █████/2012 de pay defterine işlendiğini, ...'in tek ortak olarak 16.000 adet hisse ile pay defterine kaydının █████/2012 tarihinde yapıldığını, yine aynı tarihte ...tarihinde Kayseri 7. Noterliği ...yevmiye numaralı ve ... tarihli evrak ile şirketin tek ortağı olan ...'e temsil ve imza yetkisi verildiğini, böylece dava dilekçesinde adı geçen taşınmazın ve şirketin tek sahibi olduğunu, haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas █████████ karar sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle: müvekkili ...'ın, kardeşleri olan ..., ..., ...ve ...ile birlikte 1993 yılında ... A.Ş.'ni kurduklarını, müvekkilinin haberi olmadan ortaklık hissesi devrettirildiğini, ticaret sicil verilerinden gördükleri kadarıyla müvekkilinin █████/2012 tarihine kadar şirkette hissedar olarak görünmekte iken █████/2012 tarihinde tüm şirketin ve hisselerin tek ortak olarak ...'e geçtiğini, bu iki ilan tarihi arasında müvekkili ile yapılan hiç bir anlaşma hiç bir pay devri sözleşmesi ve belgesi olmadığını, hem ... hem ... için olduğu iddia edilen hisse devirleri ilk günden beri yok hükmünde olmakla iptalinin gerekeceğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilerek görülmesini istediklerini, işbu dosyada dava konusu edilen hissenin öncesinde ... adına alınıp sonrasında ... adına devrinin gerçekleştirildiğini, bu sebeplerle davanın tensiple birlikte birleştirilmesine ayrıca müvekkil ...'ın ... A.Ş.'nde bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine bu hususa ilişkin hisse devrinde hüllecilik yaparak hisseyi önce üzerine alıp sonra ...'a devreden ...'nin de sorumluluğu olduğu kanaatiyle işbu davanın kendisine de yönlendirilmesini gerektiğini belirterek işbu dosyanın tensip ile birlikte Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile birlikte görülmek üzere birleştirilmesine, müvekkili ...'ın ...A.Ş.'nde bulunan ve ... adına görünen 1/3 hissesine karşılık gelen hissesinin müvekkiline iadesine, bu hususa ilişkin hisse devrinde hüllecilik yaparak hisseyi önce üzerine alıp sonra ...'a devreden ...'in de sorumluluğu olduğu kanaatiyle bu davanın kendisine de yönlendirilmesine, taşınmazın üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi için tapu kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasınına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas █████████ karar sayılı dosyasının cevap dilekçesinde özetle: davanın yasal süresinde ikame edilmediğini, davacının açıkça usul ekonomisine aykırı davrandığını ve kötü niyetli olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, aradan 12 yıl geçtikten sonra hisse devrine ilişkin dava açılamayacağını, aradan 12 yıl geçtikten sonra eldeki birleşen davanın açılmasının kötü niyetli ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davacının genel kurul kararlarına karşı yasal yollara başvurmadığı gibi kararların ticaret sicilde ilanından sonra da herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, davacının iptalini istediği hisse devir bedelleri üzerinden harç yatırması gerektiğini, harç yatırılmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, pay devrine ilişkin işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştiğini, davacının, paylarını müvekkiline usule uygun işlemlerle devrettiğini, 05.11.2012 tarihli karar tutanağında şirket yönetim kurulunun toplanarak ..., ..., ..., ... ve ...'ın hisselerinin ...'e devredildiğine ilişkin karar alındığını ve yönetim kurulu başkanlarınca tutanağın imzalandığını, davacı ve oğulları aralarında yaptıkları bu görüşme sonucunda 25.03.2014 tarihinde müvekkilinin ofisine gelerek hisse devrine karşılık bir ödeme protokolü çıkardıklarını, bu protokolün satıcı sıfatıyla davacı ... tarafından şahit sıfatıyla da oğulları tarafından bizzat imza altına alındığını, davacının genel kurulda alınan karar gereği imzalanan sözleşme ve protokole taraf olarak kendisi ile çelişkiye düştüğünü, davacının hisse devrine onay verdiğini, sözleşmeye taraf sıfatı ile imza attığını, devrettiği hissenin bedelini kabul ettiğini, devir tarihinden 10 yıl geçtikten sonra ise pay devrinin usulsüz olduğunu iddia etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, bahsi geçen sözleşmede "ADI GEÇEN ŞİRKETTE NAMIMA KAYITLI 5280 ADET PAYIMI 132.000-TL BEDELLE HER TÜRLÜ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ İLE BİRLİKTE ...'E DEVRETTİĞİM, DEVİR BEDELİNİ NAKDEN VE TAMAMEN ALDIĞIMI GÖSTERİR BU DEVİR BEYANI TARAFIMDAN İMZA EDİLDİ." şeklinde kabulü ve imzasının mevcut olduğunu, davacının yalnızca yargılamayı uzatma gayreti içinde olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...█████/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davacı ...'ın davalı şirkette adına kayıtlı 5280 adet payı 132.000 TL bedelle ...'e devrettiği, davacının da Hazirun olarak bulunduğu aynı tarihli genel kurulda ...'in yönetici olarak seçilmesine karar verildiği, davalı şirketin █████/2012 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile "..şirket ortağı ...'a ait olan 5.280 adet hissenin tamamının 132.000 TL bedel ile ...'e devretmesine..." karar verildiği, kararın yönetim kurulu başkanı ..., başkan yardımcısı ... ve Üye ... tarafından imzalandığı, █████/2015 tarihli karar ile "...'e ait 16.000 adet hissenin tamamının 400.000 TL bedelle şirket ortak dışı ...'a devretmesine" karar verildiği, davacı taraf 2012 tarihli hisse devri sözleşmesi ve devre dayanak tüm belgelerin geçersiz olduğunu, çünkü davacı tarafından bu yönde bir irade ile imzalanan hiçbir belge bulunmadığı iddiasında ise de bu tarihten itibaren 3 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra █████/2015 tarihinde hisselerin tamamının davalı ...'a devredildiği, bir başka deyişle davacıdan ...'e geçen 5280 adet payın sonradan tekrar el değiştirdiği, davacının iddia ettiği gibi hisse devri sözleşmesindeki imza davacıya ait olmasa bile bunun artık mevcut hissedar ...'a karşı ileri sürülemeyeceği, ... ile ... arasında fikir ve eylem birliği bulunduğu yönünde bir delilin bulunmadığı, davacının şikayeti üzerine başlatılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████████ soruşturma sayılı dosyasında zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, öte yandan şirket ortağı olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu dikkate alındığında █████/2012-█████/2015 tarihleri arasında aradan geçen 2,5-3 yılda ve hatta dava tarihine kadar şirkette halen hissedar olduğunu düşündüğü yönündeki iddiasının, bu süreçte şirketin genel kurul toplantılarına katılmaması, şirketten kar payı talep etmemesi gibi olağan şirket iş ve işlemlerinden haberdar olmadığını savunmasının hayatın olağan akışına da ters düştüğü, netice olarak davacının asıl ve birleşen davadaki talep sonucunda şirket hisselerinin iadesini istemesi nedeniyle ve hisselerin dava tarihi itibariyle davacıdan hisseleri devralan ... adına değil, ... adına kayıtlı olması, ...'ın davacı hisselerini devralmakta iyi niyetli olmadığına dair delil bulunmaması sebepleriyle hisselerin iptali ile davacıya iadesi yönündeki davanın reddi gerekmiştir. Davalılar cevap dilekçelerinde zamanaşımı itirazında da bulunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 147/4 maddesinde bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklık arasındaki alacak davalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düzenlenmiştir. Eldeki davada davacı imzasının taklit edildiğini iddia etmekle imza inkarında bulunmakta olup bu durumda ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. (Emsal İzmir BAM 20. HD █████████ Esas, █████████ Karar) TCK 66/1-e uyarınca belgede sahtecilik suçlarında zamanaşımı süresi 8 yıldır. Somut olayda davacıya ait hisse devrinin tarihi █████/2012 olup dava tarihi █████/2021, birleşen dava tarihi ise █████/2023 olduğu dikkate alındığında davanın zaman aşımı süresi içerisinde de açılmadığı anlaşılmış ve bu nedenle de reddi gerekmiştir. Davalı vekilleri dava konusu hissenin değerinin belirlenmesini ve bu bedel üzerinden harç tamamlatılmasını talep etmiştir. Eldeki davada davacının talebine konu hisse █████/2012 tarihinde 132.000,00-TL karşılığında devredilmiş olup bu miktar üzerinden davacının █████/2022 tarihinde 2.254,23-TL harcı tamamladığı görülmekle davada eksik harç bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan tüm bu gerekçelerle açılan asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. 1-Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesi olarak öncelikle davanın zamanaşımı süresinde açılmadığı belirtildiğini, hisse devri tarihinin █████/2012 olduğu, davanın ise █████/2021 tarihinde açıldığından 8 yıllık zamanaşımı süresinde açılmaması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiğini, öncelikle Yerel Mahkeme tarafından belirtilen bu hususa katılmamız mümkün olmadığını, zira ortada muvazaalı bir işlem bulunmakla mevcut durumda zamanaşımının hiç olmaması gerektiğini, kaldı ki, zamanaşımından bahsedebilecekse de zamanaşımı gerçekleşmediğini, zira zamanaşımının uzamış ceza zamanaşımına göre uygulanması gerektiğini, Savcılığa yapılan şikayetle davalılar sorgulandığını, sorgulama zamanaşımını kesen sebep olduğu için ceza zamanşımının uzamış hali olan 8+4 yıl 12 yıl zamanaşımı söz konusu olduğunu, dolayısıyla asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi bu yönden hatalı olduğunu, kaldı ki, uzamış ceza zamanaşımı kabul edilmese dahi genel zaman aşımı süresi olan 10 yıl uyuşmazlık çözümünde uygulanması gerektiğini, bununla birlikte davalılar vekili Av. ... tarafından taraflar arasındaki bir diğer dava olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasına 31.12.2024 tarihinde sunulan hisse devir sözleşmesinin tarafları arasında imzalandığı iddia edilen ödeme protokolü isimli ekte sunulan belgede de görüleceği üzere ödeme protokolünün tarihi 25.03.2014 olduğunu, dolayısıyla iddiaya göre tarafların söz konusu belgeyi 25.03.2014 tarihinde imzaladığının iddia edildiği görüldüğünü, buna göre hisse devir işi davalılar tarafından iddia edildiği gibi 2012 yılında bitmediğini, çünkü böyle bir hisse devri yapılmadığını, 2014 yılında halen bununla ilgili taraflar arasında belge düzenlendiği iddia edildiğini, o halde şayet bir zamanaşımından söz edilecek olursa bu zamanaşımının başlangıç tarihi 25.03.2014 olacağını, dava mahkeme kararında geçen 8 yıllık zamanaşımı süresi dahi baz alınsa içerisinde açıldığından zamanaşımından söz edilmeyeceğini, dolayısıyla yerel mahkemenin bu gerekçesi tamamı ile haksız ve hukuka aykırı olduğunu, keza, müvekkil şirketteki % 33 payı sayesinde şirketin hissedarı olduğu gayrımenkulde de dolaylı olarak ayni hak sahibi olduğunu, bu tür bir yorumla müvekkilin % 33 hissesinden edilmesi ayni hakkın zamanaşımına uğramazlığı ilkesiyle de çelişeceğini, davalı şirket vekili tarafından müvekkili şirketin 2017 yılında resen terk işlemine tabi tutulduğunu belirtildiğini, resen terkin işlemine tabi tutulabilmek için şirketin birkaç yıl faaliyet göstermemesi gerektiğini, dolayısıyla zaten o yıllarda şirket gayrıfaal olduğu için müvekkilin hisse durumunun, ticaret sicil kayıtlarının kontrol edilmesi beklenemeyeceğini, bu nedenle de karar hukuka aykırı olduğunu, bununla birlikte şirket esas sözleşmesinin 6.maddesine göre şirket hisseleri nama yazılı olduğunu, şirket hisselerinin devrinin ortaklığa karşı geçerli olabilmesi için yönetim kurulunun yazılı muvafakatı şart olduğunu, çünkü burası bir aile şirketi olduğunu, kurucular dışarıdan ortaklığa ortak girmesini böylelikle engellemek istediklerini, esas (Ana) sözleşmenin genel kurulla ilgili 10.maddesine göre nama yazılı hisse senedi sahiplerinin taahhütlü mektupla genel kurula çağrılmaları yolunda emredici hüküm içerip gerek mülga Ticaret Kanunu ve gerekse yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre nama yazılı hisse senedi sahibinin bu şekilde toplantıya davet edilmemesinin alınan genel kurul kararlarını yoklukla malul kılacağı konusunda yargı kararlarında ve bilimsel görüşlerde görüş birliği olduğunu, bu konuda müvekkilin usulüne uygun şekilde çağrılmadığı 23.10.2012, 05.11.2012, 09.02.2015, 13.12.2018 ve 20.12.2021 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malül olduğunun tespiti için Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ████████ E. Sayılı dava açıldığını ve söz konusu dava halen Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ████████ Esasla derdest olduğunu, bilindiği üzere nama yazılı hisse senetlerinin devri senet üzerine yapılacak ciro ve ayrı bir temlik beyanıyla mümkün olabildiğini, davalılar ... ve ... sözde müvekkil ...'ın imzasını taşıyan, devralan ...'in (...) imzasını dahi taşımayan 2012 tarihli bir belge örneği sunup buna dayanarak hisselerin devredildiği; ...'in de bu hisselerin tamamını ...'a devrettiği yolunda iddia ileri sürmüşlerse de bu belgenin aslını ibrazdan ısrarla kaçındıklarını, sözde bu belge ile devrin onaylandığı iddia edilen genel kurulda müvekkil ... adına atıldığı iddia edilen imzaların da sahte olduğu Kayseri C.Başsavcılığınca yapılan incelemelerde ortaya çıktığını, bilirkişiler de olmayan bu hisse devir belgesini var ve içeriğini doğru kabul ederek; müvekkilin hazirun cetvelindeki imzasının sahte olduğu anlaşılan genel kurulda da devrin onaylandığı kabul edilerek aleyhimizde rapor ve mütalaa vermişlerse de, bunun kabul edilemeyeceğini, zaten Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış davalar işbu genel kurulun da "yok" hükmünde olduğunun tespitini amaçladığını, davalı ... vekili ilk kez 15.11.2022 Tarihli dilekçesi ekinde bu belgenin örneğini Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğunu, ancak yerel mahkemece gerek davalı ... vekiline ve gerekse davalı ...(...) vekiline bu belgenin aslını ibraz konusunda hukuken süre verildiği halde,davalıların her ikisi de bu belgenin aslına ibraz edemeyeceklerini, bu husus tescil edildiğinden belge aslının ticaret sicilden getirtilmesi gerektiği gibi kabul edilemeyecek beyanlar ileri sürdükleri anlaşıldığını, oysa bu tür hisse devirleri ticaret sicile tescili gereken hususlardan olmadığını ve olsa bile ticaret sicil noter onaylı örneklerle bu tür tescilleri yapacağını, tarafların aslı kendilerinde olmayan bir belgeyi vekil marifetiyle dosyaya ibraz etmemeleri gerektiğini, örneğini ibraz etmişlerse mahkemece istendiğinde HMK 219 ve devamı maddeleri mucibince aslını da mahkemeye ibraz etmeleri gerektiğini, aslını ibraz edip imza incelemesine imkan tanımadıkları takdirte bu belgeye dayanarak hak aramaya çalışmaktan vazgeçmeleri; böyle bir belge olmadığı ve ...'ın hissesinin devredilmediği konusundaki iddiamızı kabul etmiş sayılmaları gerektiğini, gerek davalı ... ve gerekse davalı ... (...) müvekkilin sözkonusu şirketteki hissesinin öncelikle ...'e (...); ... tarafından da ...'a hukuken geçerli şekilde (nama yazılı hisse senedi üzerine tam bir ciro veya temlik beyanıyla) veya geçerli kabul edilebilecek başka bir yolla devir ve temlik edildiğini, ispat edemediklerini, bu durumda davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek olmaksızın kabulü gerektiği mutlak iken yerel mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bununla birlikte Yerel Mahkemece delil dilekçemizde sunduğunu ve belirtmiş olduğumuz delillerin toplanmadığını ve yeterli değerlendirme yapılmadığını, delil listemizde sunmuş olduğu tanık deliline başvurulmadığı gibi tanık dinletme talebimizin reddine ilişkin bir ara karar da olmadığını, dolayısıyla karar usul bakımından da hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, tüm bunlardan, ... ve sekreteri durumunda olan ... (...)'in müvekkil ve kardeşlerinin şirketine çökmeye karar verdikleri; ...'ın cezai sorumluluk doğurması ihtimali olan hisse gasbı,hissenin usulsüz devir gösterilmesi gibi işlemleri ... eliyle yaptırıp, bilahare % 100'ü ... (...)'a geçmiş gösterilen şirketin tüm hissesini kendisi devralıp şirkete çökme işlemini tamamlamaya çalıştığı anlaşıldığını, oysa ne ..., ne ... 6102 Sayılı TTK.nun 338/2.maddesindeki tek pay sahipliği ilanını yaptırıp tescil de ettirmediklerini, bu durumun sebebi de şirkete çökme operasyonunun kamuoyunda duyulmasını engellediğini beyan ederek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. █████████ K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulü yönünde bir karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ispat edilemediğini, hisse devri yasaya ve usule uygun gerçekleştiğini, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının davayı uzatmak adına her aşamada farklı olarak ileri sürdüğü ve hiçbirini ispat edemediği iddialarda nazara alındığında yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, davacının haksız ve yersiz istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Asıl dava ve birleşen dava; usulsüz olarak devredildiği iddia edilen şirket hisselerinin davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince hükümle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verildiği ancak gerekçeli kararda çelişki oluşturacak şekilde davanın hem esas yönünden hem de zaman aşımı yönünden de reddi gerektiğinin belirtildiği halde hükümde davaların esastan reddine karar verildiğinden gerekçeyle hüküm arasında çelişki oluşturulduğu, çünkü bir davanın hem zamanaşımından hem de esastan reddine karar verilmesinin usule aykırılık teşkil edeceği, belirtilen hususun usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla davacı istinafının usule ilişkin bu yönüyle kabulüne, sair istinaf nedenleri bu aşamada incelenmeksizin HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince sözkonusu çelişkinin giderilmesi için kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen dava davacısının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - █████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, gerekçe ve hükümdeki yukarıda belirtilen çelişkiler/eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,
4-Aslı ve birleşen dava davacısı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!