Anahtar kelimeler: Muris Murisin Oğlu İli İlçesi Kesinlik Ankara Şartı Eksiklikleri Sahibi
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

    EK KARAR TARİHİ
    : 26.04.2024
    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ███████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince 26.04.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın 06.02.2015 tarihinde öldüğünü, davalının murisin tek oğlu olduğunu, muris ... tarafından sahibi bulunduğu Ankara ili, ... ilçesi, 36243 ada 9 parselde kayıtlı arsanın 1997 yılında davalıya bağışlandığını, davalı tarafından 2000 yılında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa payı karşılığında iki daire alındığını, murisin ölümünden sonra taşınmazların annesi tarafından kullanıldığı için davaya konu dairelerin davalıya ait olduğundan haberdar olmadığını, annesinin ölümü üzerine yapılan araştırma sonucu dairelerin davalı adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini, muris tarafından davacının saklı payını ortadan kaldırmak amacıyla devir işleminin yapıldığını, kazandırmanın 4721 sayılı TMK'nın 565. maddesi uyarınca tenkise tâbi olduğunu belirterek davaya konu bağımsız bölümlerin davacının tenkis payı oranında adına tescilini, bu mümkün görülmezse tenkis alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; arsanın 19.03.1997 tarihinde muris tarafından davalıya bağış yolu ile devredildiğini, bağış hususunun aile içerisinde bilindiğini, keza arsa payının devri suretiyle davalı adına tescil olunan dairelerin davalının şehir dışında görev yapması sebebi ile davacı ... tarafından davalının adına kiralandığını, dairelerin annesi adına kayıtlı olduğunu zannettiği iddiasının doğru olmadığını, dava açma süresinin TMK'nın 571. maddesi gereğince saklı payın ihlâlinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl olduğunu, bu nedenle davanın bu süre içinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece dinlenen tanıklarca söz konusu taşınmazın üzerinde gecekondu bulunduğu dönemlerde arsanın muris tarafından davalıya devredildiğinin tüm aile tarafından bilindiği, hatta davacıya da başka taşınmazın verildiği, taşınmaz üzerinde yapılan evlerden davalıya düşen dairelerin kiralanmasında davacının aracı olduğu, dairelerin davalıya ait olduğunun davacı tarafça bilindiğinin beyan edildiği, böylece davacı tarafın taşınmazın devrinden itibaren söz konusu tasarruftan haberdar olduğunun ortada olduğu, muris ... 'ın 06.02.2015 tarihinde öldüğü de dikkate alındığında tenkis talebinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğunu; ancak davacı tarafından 5.000,00 TL dava değeri gösterilmek suretiyle eldeki davanın açıldığı, tenkis istemine ilişkin değer belirlemesinin yapılmadığı, Mahkemece davalı lehine fazla avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine, davalı lehine 5.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
    2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 26.04.2024 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın kesin olarak verilmesinin hatalı olduğunu, tenkis davasının belirsiz alacak davası olduğunu, saklı payının zedelendiğinin öğrenildiği tarihin ispat edilemediğini, saklı payın ancak tüm terekenin bilinmesi ile mümkün olduğunu, terekenin tümü bilinmeden saklı payın zedelenip zedelenmediğinin tespitinin yapılamayacağını, anne Hürü'nün ölümü üzerine taşınmazların davalı adına olduğunun öğrenildiğini, davanın murisin ölümünden sonra 10 yıl içinde açıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
    Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak kararın ''kesin'' olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve yargılama içerisinde alacağın belirlenmediği dikkate alınarak davacı vekilinin kararı temyiz etme hakkının bulunduğu tespit edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince kararın ''kesin'' olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekmektedir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 26.04.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı fazla yatırılan temyiz giderinin temyiz edene iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    26.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!