Anahtar kelimeler: Temmuzeylül Nisanhaziran Ekimaralık Hafriyat Tarh Dokuzuncu Ziyaı Bıraktığından Taşımacılık Yılına

T.C.
D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Vergi Dairesi Başkanlığı-...VEKİLİ
: Av....KARŞI TARAF (DAVACI)
:...Hafriyat Taşımacılık Turizm İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı adına, sahte fatura düzenleyerek elde ettiği komisyon gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi, 2016/Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergi ve bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen... tarih ve... sayılı vergi tekniği raporunda yer alan tespitler değerlendirildiğinde, davacının adreslerinde yapılan yoklamalarda milyonlarca lira tutarındaki ciroyu elde etmesini mümkün kılacak kapasite ve donanıma sahip olduğu yönünde tespit yapılamadığı, ticari faaliyeti ile orantılı miktarda tesis, makine ve demirbaşa sahip olmadığı, yüksek matrahlarda mal veya hizmet teslim ettiği beyanında bulunmasına rağmen inceleme döneminde 520,00 TL dışında ödenecek katma değer vergisi beyan etmediği, 2016 yılında yapmış olduğu alışların % 95’ini sahte belge düzenlediğinden bahisle hakkında vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden yaptığı, 2017 yılında ise bu oranın % 65 olduğu, ayrıca 2017 yılında yapılan alışların % 34'lük kısmının hakkında sahte belge düzenleme yönünden devam eden incelemesi bulunan mükelleften yaptığı, 2016 yılı satışlarının % 29'unu, 2017 yılı satışlarının ise %65'ini yaptığı ...'in (... İnşaat Malzemeleri) davacının temsilcisi olduğu ve 2016 ile 2017 yılları için sahte belge düzenleme yönünden incelenmesine devam edildiği, çalışan olarak bildirdiği kişilerin bir çoğunun davacı şirketin temsilcisinin akrabaları olduğu, kayıtlarında yer alan yüksek tutarlı iş hacminin az sayıda ve kısa süreli çalıştığı belirtilen çalışanlarla gerçekleştirilmesinin iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olmadığı, bu iş hacmine ulaşmasını sağlayacak tutarda genel yönetim giderinin bulunmadığı, genel yönetim giderleri arasında işletmenin faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli olan elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerine ilişkin olarak yalnızca 2016/Haziran dönemine ait bir adet 168,31 TL tutarında elektrik faturası tespit edildiği, ödemediği vergi borcunun bulunduğu ve inceleme dönemlerindeki prim borçlarını ödemediği tespitleri karşısında, davacının 2016 ve 2017 yıllarında kısmen sahte belge düzenleme faaliyetinde bulunduğu anlaşıldığından, sahte belge düzenleme faaliyetinden elde ettiği komisyon geliri ile gerçek satışlarından elde ettiği gelir esas alınarak hesaplanan matrah farkı üzerinden tarh olunan dava konusu kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacının gerçek ticari faaliyetinin incelemeye ibraz ettiği defter ve belgeleri üzerinden belirlendiği ve vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verildiği yönünde bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında, 109.244,40 TL olarak belirlenen gerçek ticari faaliyetine ilişkin matrah üzerinden davacının beyan ettiği kurumlar vergisinin mahsubu suretiyle belirlenen 15.411,22 TL tutarındaki kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir kata isabet eden kısmında hukuka aykırılık, bir katı aşan kısmında ise hukuka uygunluk bulunmadığı; davacının 117.066,80 TL olarak belirlenen komisyon gelirine ilişkin matrah üzerinden re'sen tarh edilen 23.413,36 TL kurumlar vergisi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında ise hukuka aykırılık bulunmadığı; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesi uyarınca mahsup dönemi geçen geçici vergi aslı için tarhiyat yapılamayacağından, dava konusu geçici vergi aslında hukuka uygunluk bulunmadığı; geçici verginin yıllık vergiye mahsuben peşin olarak alınan bir vergi olması nedeniyle, geçici vergiye bağlı olarak üç kat yerine bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi hakkaniyete uygun olacağından, dava konusu geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; davacı tarafından 2016 yılına ilişkin geçici vergi beyannamesi verilerek 2016/Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri için sırasıyla 0,00 TL, 1.916,98 TL, ve 4.809,11 TL ödenecek geçici vergi beyan edildiği, vergi ziyaı cezasının dayanağı raporda, davacı tarafından beyan edilen bu vergilerin re'sen tarhı gereken vergilerin hesabında dikkate alınmayarak mahsup edilmediği ve re'sen tarh edilen vergiler üzerinden vergi ziyaı cezası kesildiğinin anlaşılması karşısında, dava konusu 2016/Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ait geçici vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının davacı tarafından beyan edilen geçici vergiye isabet eden kısmında hukuka uygunluk, bu tutarı aşan kısmında ve ödenecek geçici vergi çıkmayan 2016/Nisan-Haziran dönemi geçici vergisi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı adına 2016/Ocak dönemi için kesilip aynı yıl kesinleşen vergi ziyaı cezası 2017 yılının başından itibaren işlenecek fiil nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezasında tekerrüre esas alınabileceğinden, 2016 yılında işlenen fiil nedeniyle kesildiği anlaşılan dava konusu vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, 15.411,22 TL kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının, geçici vergi, geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının, 2016/Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri geçici vergileri üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının sırasıyla 1.916,98 TL ve 4.809,11 TL'ye isabet eden kısımlarının ve kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından beyan edilen kurumlar vergisi mahsup edildikten sonra kalan kurumlar vergisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 4. bendi uyarınca tarh edilmesinde ve bu vergi üzerinden Kanun'un 341. ve 344. maddeleri uyarınca üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu ihbarnamede tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilen geçici vergi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği, Kanun'un 359. maddesi uyarınca geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde yer alan "... cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere..." ibaresine göre takip eden yılın başından itibaren fiilin işlenmesi değil, cezanın kesilmesi gerektiğinden, ilk cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından itibaren beş yıllık süre içinde kesilen dava konusu vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Davalının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalının istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.