Anahtar kelimeler: Akt Tipik Çıkmadan Vaat Yapmayı Üstlenilen Edimler Üstlendiğini Edimini Danışmanlık

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkil ... ve ... Ortaklığı ( Ortaklık ) ile davalı ... Tic. A.Ş. ( ... ) arasında akt edilen 11.04.2017 tarihli adi biçimde yazılı şekilde düzenlenen tipik Danışmanlık Sözleşmesi ile taraflar karşılıklı edimler üstlendiğini, üstlenilen edimler gereği ; müvekkil ortaklık, davalı ...’a danışmanlık yapmayı ve davacı adına ürünleri pazarlama edimini üstlendiğini, davalı ... ise aylık ( her yıl değişen oranda ) ve prim ödemeyi vaat ettiğini, taraflar arasında 11.04.2017 tarihinde akt edilen sözleşme 2023 yılına kadar hiçbir sorun çıkmadan devam ettiğini, 2023 yılında davalı ...’da meydana gelen yönetim değişikliği ile birlikte, ortada hiçbir sebep olmamasına rağmen, davalı ...’ın davacı ortaklığa karşı yaklaşımları değişmeye başladığını, 2023 yılı prim/komisyon alacaklarının ödenmesi noktasında adeta yıldırma politikası devreye konulduğunu, davacı ortaklığın tüm sözlü ve yazılı taleplerine rağmen 2023 yılı prim/komisyon alacakları ödenmediğini ve 2024 yılında ilişkinin devam edilmesi ancak pirim/komisyon oranlarının düşürülmesi talep edildiğini söz konusu talep davacılar tarafından sözleşmeye aykırı olduğu için kabul edilmediğini, bu süreçte davalı ..., davacı ortaklığın alacaklarını ödeyeceğini beyan etmiş olmasına rağmen ödememesi üzerine taraflarınca irtibata geçilmişse de sonuç alınamadığını, davacı ortaklık tarafından, davalı ...’a 2023-2024 dönem için düzenlenen faturaların toplamı KDV hariç 248.694.128 TL olduğunu, akt edilen sözleşmenin 5/p maddesi gereği PIC marka ürünler cirodan dışlandığında davacılar anılan döneme dair ciro toplamı 226.788.168,00 TL’ye tekabül ettiğini, söz konusu ciro üzerinden sözleşmenin 5/h maddesi gereği %1,25’i oranından prim hesaplandığında ise davacı ortaklık komisyon/prim alacağı 2.834.852TL+ KDV şeklinde tahakkuk ettiğini, fazlaya ilişkin talep hakkı mahfuz olmak kaydıyla, davacı ortaklık ile davalı ... arasında akt edilen 11.04.2017 tarihli Danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan ve davalı ... tarafından gayri hukuki şekilde ödenmeyen 2023-2024 yılına ait prim/komisyon alacağı olan 281.414.265 TL prime esas değer üzerinden 3.517.678 TL + KDV şeklindeki alacağın şimdilik 100.000,00-TL’sinin, 01.01.2024 tarihinde muaccel olduğunun kabulüne ve 01.01.2024 tarihinden itibaren ( Bu tarih kabul edilmez ise davalı ...’a gönderilen mail tarihi olan 22.02.2024 tarihinden, bu tarihte kabul görmez ise Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih olan 03.05.2024 tarihinden itibaren ), tarafların tacir, konunun ticari olması sebebiyle en yüksek avans faiz oranı üzerinden kabul edilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Huzurdaki dava, taraf ehliyetini haiz olmayan adi ortaklık tarafından ikame edildiğinden davanın usulden reddine, zorunlu dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediğinden huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının davasını somutlaştırma ve ispat yükünü yerine getirmediğini, davanın bu nedenle reddine, davacı ortaklığın komisyon, prim alacağı bulunmadığını, davalı şirketin kötü niyetli olarak sözleşmeye aykırı şekilde davrandığı iddiasını kabul etmediklerini, hiç bir somut veri veya delil barındırmayan salt kötü niyetli beyan olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, 11.04.2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi, ... 56.Noterliği’nden gönderilen ... tarihli ve ... y. nolu ihbarnamesi, Davalı ...’su ...’e 22.02.2024 tarihinde gönderilen mail, Sipariş ekranının kapatıldığına dair mail, Davacı müvekkilin alacağını gösterir excell tablosu, ... Arabuluculuk Bürosu’nca düzenlenen 03.05.2024 tarihli Anlaşmama Tutanağı, Tarafların ticari defter ve kayıtları , Yargıtay Kararları ile Doktrin Görüşleri, Cari hesap, yazışma, sistem kayıtları, mail ve sair bilgi ve belgeler her türlü delil dosya arasına alınmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede;
Yargıtay 19. HD.... E. ... K sayılı ilamı ''... Dava konusu icra takibinde borçlu olarak ... Vergi Dairesi ...)” gösterilmiş, keza ödeme emri tebligatı “....”ye hitaben düzenlenip, tebligat yapılmıştır. Bu ödeme emrine ... itiraz etmiştir. Yine iş bu itirazın iptali davasında davalı olarak “....” Gösterilmiş, ortaklık aleyhine dava açılmıştır. Davalı olarak davaya ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; “… İş bu davada husumet “...” olarak tevcih edilmiş ancak bu bir tüzel kişilik olmayıp, iki gerçek kişiden oluşan adi ortaklık olmakla husumet konusunda da usul ve yasaya uygunluk yoktur.” diyerek davanın reddini istemiştir. İİK’nun 67. maddesi hükmü gereğince açılan itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Hukuk davalarında olduğu gibi icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında takibin ortaklık aleyhine yapıldığı ve davanın da ortaklık aleyhine açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği (taraf ehliyeti) bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece öncelikle üzerinde durulup, çözümlenmesi gereken husus takip borçlusu ve dava davalısı olarak gösterilen bu ortaklığın, adi ortaklık mı yoksa şahıs firması mı (şahıs firmasının ticari ünvanı mı) olduğunu belirlemek, bu belirlemeden sonra ise takibin ortaklığa yöneltilmiş olduğu gözetilip, bir karar verilmek gerekir iken, bu yönlerin göz ardı edilerek sadece “… husumette davalının belirttiği üzere ortaklığa yöneltilmiş olup…” denilerek işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir...'' şeklindedir.
Yine Yargıtay 4. HD. ... E. ... K. Sayılı ilamı; ''...Dosya içerisinde bulunan █████/2012 tarihli Parke Yol Yapım İşine ait sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin ... Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ile ... Şirketi-... Taahhüt Ticaret ... arasında imzalandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davalı ile dava dışı ticari işletme arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğu ve ihale konusu işi adi ortaklık olarak aldıklarının kabulü gerekir. Adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi zorunludur....'' şeklindedir.
Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup ol- madığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).
Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 )
Tüm dosya kapsamından; ...AŞ ile ... ve ... adi ortaklığı arasında Danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereklerinin yerine getirilmediği iddiası ile iş bu davanın ikame edildiği, yukarıda da açıklandığı üzere adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık adına dava ikame edilemeyeceği anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.092,35-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar kurulmasına yer olmadığına,
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!