Anahtar kelimeler: Korucuları Korucusu Beldesinde Kesme Ücretten Özlük Valiliği Valiliğinin Yapmakta Sekizinci
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ....
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı ... İli, ... İlçesi, ... Beldesinde güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken hakkında bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası aldığından bahisle ██████████ sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17.maddesinin (ç) fıkrasının 14.bendi gereğince görevine son verilmesine ilişkin ... Valiliği'nin ...tarih ve ... sayılı olur işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... İlçe Jandarma Komutanlığı ... Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde ... Beldesi Güvenlik Korucusu olarak görev yapan davacı hakkında 16.10.2019-17.10.2019 tarihleri arasında ... İlçe Jandarma Komutanlığında icra edilecek eğitim faaliyetlerine katılmadığından bahisle maaş kesim cezası verildiği, sonrasında 22.10.2019-24.10.2019 tarihleri arasında icra edilecek eğitim faaliyetlerine katılmadığından bahisle ikinci kez maaş kesim cezası verilmesi üzerine Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17.maddesinin ç fıkrasının 14.bendi gereğince görevine son verilmesine ilişkin ... Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı olur işlemi ile görevine son verildiği ve söz konusu işlemin 20.12.2019 tarihli "Tebliğ Tebellüğ Belgesi" ile bizzat davacıya imza karşılığı tebliğ edildiği, davacıya yapılan tebliğ üzerine 2577 sayılı Kanun hükümleri gereği işlemeye başlayan 60 günlük dava açma süresinin 22.02.2020 tarihinde dolduğu, davacının ise söz konusu dava açma süresini aşmak suretiyle 15.11.2022 tarihinde Mahkemelerinde görülmekte olan davayı ikame ettiği anlaşıldığından, dava açma süresi geçirildikten sonra açılan işbu davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, dava konusu işleme karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmediği, bu nedenle dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı, öte yandan davalı Kurum tarafından usulüne uygun bir disiplin soruşturmasının yapılmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, davacının kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek eylemi sebebiyle 1/15 oranında ücretten kesme cezası ile cezalandırıldığı, verilen cezanın 20.11.2019 tarihinde kesinleştiği, Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin 17. maddesinde, bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası ile cezalandırılmanın göreve son verme cezası gerektiren fiil ve haller arasında yer aldığı, bu kapsamda görevine son verilen davacıya dava konusu işlemin 20.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ise 15.11.2022 tarihinde dava açtığı, davanın süre aşımı nedeniyle reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında ve Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan davacı tarafından dava konusu işlemde Anayasanın 40/2. maddesi gereği işleme karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmemesi nedeniyle dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı ileri sürülmüştür.
İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle, işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Anayasa'nın 40. maddesi hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
İdarenin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi esas olmakla birlikte, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamaktadır. Anayasa’nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının bildirilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur.
Somut olayda Güvenlik Korucusu olan ...'ın bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere tazminat ödenmeksizin görevine son verildiğine dair dava konusu işlemin 20.12.2019 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, bakılan davanın ise 15.11.2022 tarihinde açıldığı görüldüğünden usulüne uygun tebliğ olunan idari işlem üzerine 2577 sayılı Kanun'da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma süresi olan 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Nitekim konuya ilişkin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun █████/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında da; "Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarî işlemde başvuru yolu ve süresini belirtmekle yükümlü bulunan idarelerin, bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin tüm sonuçlarının ilgili kişilerin üzerine bırakılması nasıl adil bir çözüm değilse, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin genel dava açma sürelerine dair âmir hükümlerine aykırı olacak şekilde yazılı bildirim tarihinden itibaren dava açma süresinin başlatılmaması da adil bir çözüm değildir. Kişilerin, kendilerine yazılı bir bildirim yapıldığı hâlde, idarî işlemin iptali istemiyle istedikleri zaman dava açabilecekleri şeklinde bir hakka sahip olmadıklarını bilmesi gerekir. Zira, dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin bir konu olup, sürenin başlangıcının kişilerin takdirine bırakılması mümkün değildir.
Gerek Anayasa'da gerekse kanunlarda ilgililere, kendilerine yazılı olarak bildirilen idarî işlemlere karşı istedikleri zaman dava açabilecekleri gibi bir serbestlik tanınmamıştır. Dolayısıyla kendisine yazılı olarak bildirilen bir idarî işlemin iptali istemiyle dava açmayı düşünen bir kişinin, mutlaka bir dava açma süresinin olduğunu, kendisine istediği zaman dava açabileceği yönünde bir hakkın tanınmadığını öngörmesi, dava açmak istiyorsa bir an önce hazırlıklarını yapması ve süresi içinde davasını açması gerekir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı kuşkusuzdur. Dolayısıyla hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği, ayrıca süresiz/sınırsız dava açma tehdidinden ötürü, idareye güven doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edileceği açıktır..." gerekçesiyle genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde başvuru yolu ve dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi Mahkemesince kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilemeyen yargılama giderlerinin tahsili için ilgili merciine müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!