Anahtar kelimeler: Aşde Ekim Ayında Fiilden Devrederek Ortağı Yazildiği Hisselerini Firma Yılları

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ █████████ Esas - ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; 2004-2017 yılları arasında davalı ... A.Ş'de yönetim kurulu üyesi ve firma ortağı olarak çalıştığını, 2017 yılı Ekim ayında hisselerini şirketin büyük ortağı olan ...'a devrederek yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek davalı şirket ile olan tüm hukuki bağını sonlandırdığını, davalı şirkette görev aldığı dönemde, yönetim kurulu başkanı ve büyük ortağı olan diğer davalı ...'un haksız fiilleri ile şirketi zarara uğrattığını, gayri resmi gelir elde ettiğini, aynı zamanda Kıbrıs'ta ... ... Ltd. adında yeğeni olan ... adına şirket kurup, tüm resmi işlemleri vekaletname ile kendisinin gerçekleştirdiğini, davalı ...'un, davalı ... A.Ş'nin kendi işlerinde kullanmakta olduğu tüm ürünleri Uzak Doğu'dan ... A.Ş'ye ithal etmek yerine önce ... şirketi üzerinden normal fiyatından ithal ettiğini, sonrasında aynı ürünlerin fahiş fiyatlarla ... A.Ş'ye satıldığını, bu sayede davalı ...'un diğer davalı ... A.Ş'nin giderlerini olduğundan çok yüksek, karını da olduğundan az göstermiş olduğunu, ... firmasının karının, kağıt üzerindeki sahibi ve aynı zamanda yeğeni olan ...'nın ... hesabına aktarıldığını, bu paraların vekaletname ile davalı ... tarafından elden çekildiğini, ... A.Ş'nin potansiyel kar'ının ... ve ... üzerinden ...'a geçtiğini, devretmiş olduğu hissesini gerçek değerinin çok altına satmış olup bu duruma davalıların hileli ve kusurlu eylemlerinin sebebiyet verdiğini, alması gereken kar payı miktarınına olması gerekenin çok altında kaldığını belirterek şimdilik 500-TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının 2016 yılının sonuna kadar fiilen müvekkil şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, Ekim 2017 tarihinde şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek hissedarlığından ayrıldığını, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yaptığı bir kısım hukuka aykırı ve hileli işlemlerle şirketi zarara uğrattığının anlaşılması üzerine davacı aleyhine Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacının bu dosyadan aleyhine karar çıkması ihtimaline dayalı sorumluluğunu ortadan kaldırmak amacıyla işbu davayı açtığını, davacının, ithalat ve ihracat iş ve işlemlerinden tek sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı ile davalı ... arasında tanzim olunan █████/2017 tarihli sözleşme ile, davacının davalı şirket nezdinde bulunan 20 payını 250.000-TL devir bedeli karşılığında davalı ...'a devrettiği, devir bedelini aldığı, dava dilekçesi ve beyan dilekçesi içeriğine göre, davacının eldeki davadaki talebinin, davalı gerçek kişinin haksız fiil niteliğinde tanımlanan eylemlerine dayandırıldığı, buna göre davalı şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilebilecek bir talebin söz konusu olamayacağı, kar payına yönelik talep açısından yapılan değerlendirmede ise; davacının hisselerini devir sözleşmesi ile birlikte devrettiği anlaşılmakta olup var ise kar payı alacağına ilişkin bir talep hakkınının, devir sözleşmesi ile birlikte davalı devralan gerçek kişiye devredilmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle davalı şirket tüzel kişiliğine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde, hisse devir bedelinin düşük belirlenmesinin nedeninin davalı gerçek kişinin hileli hareketlerine dayandığının ileri sürüldüğü, hilenin, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlandığı, hata da yanılma, hilede ise yanıltmanın söz konusu olduğu, öte yandan, hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla kullanılabileceği, incelenen devir sözleşmesine göre, █████/2017 tarihli sözleşme ile tarafların serbest iradeleriyle bir araya gelerek hisse devir bedelini belirledikleri, sözleşmenin geçerli olup her iki tarafı da bağlayıcı nitelikte olduğu, bir an için hisse devir bedelinin tespitinde davalının hileli hareketlerinin belirleyici olduğu kanaatine varılsa dahi devir tarihi ile eldeki davanın açılış tarihi (█████/2021) ve aradan geçen süre nazara alındığında hile iddiasının süresinde ileri sürüldüğünün kabul edilemeyeceği gerekçesiyle; " davanın reddine " dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Hukuk Genel Kurulu kararına göre, hilenin öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık sürede ileri sürülmesi gerektiğini, hilenin varlığı ve öğrenme tarihi araştırılmadan devir tarihi esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, beyanın esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, hileli hareketlerle eksik ödenen kar payı alacağı ile şirket hissesinin ucuza devri nedeniyle hisselerin gerçek değerinin tespiti ile alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil kayıtları ile taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesi örneği dosya içerisinde mevcut olup davacı ile davalı ... arasında tanzim olunan █████/2017 tarihli sözleşme kapsamında; davacının, davalı şirket nezdinde bulunan 20 payını, 250.000-TL devir bedeli karşılığında davalı ...'a devrettiği, devir bedelini aldığı hususlarının yazılı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı; davalı şirketin eski ortağı olup 2004-2007 yılları arası şirketin % 10 hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, █████/2017 tarihinde hisselerini, şirketin büyük hissedarı olan davalı babası ...'a 250.000-TL'ye devrederek yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, davalı ...'un, diğer davalı şirketin maddi durumunun iyi olmadığını belirterek hileli hareketler ile şirketi zararda göstermek suretiyle hisselerini değerinin altında kendisinden satın aldığını, TBK'nın 36/1 maddesi hükümlerine dayalı iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüş, Davalılar; davacının, yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketi zarara uğratması nedeniyle hakkında sorumluluk davası açılmış olduğunu, iddialarının gerçek olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece, davacının zararını davalı şirkete yöneltemeyeceği, diğer davalı yönünden ise, irade fesadı hallerine dayalı taleplerin 1 yıllık hak düşürücü sürede ileri sürülmesi gerektiği, devir tarihi dikkate alındığında bu sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Somut dosya kapsamında davacının, dava dilekçesi kapsamındaki iddiasının ileri sürülüş şekline göre; davacının, davaya konu % 10 hissesinin, davalı ...'a, █████/2017 tarihli sözleşmeye istinaden 250.000-TL bedelle satmasının taraflarca kararlaştırıldığı, █████/2017 tarihinde davacı hisselerinin, davalılardan ...'a devrinin yapıldığı, elde ki davanın ise, █████/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekirse TBK'nın "Aldatma" başlıklı 36/1 maddesinde " Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir." "İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı 39/1 maddesinde " Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onanmış sayılır." hükümlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, "Dava temelde hata ve hile iddiasına dayanmaktadır. Hile iddiasının gerçekleşmesi halinde temlikin geçerli bir hukuki sebebe dayandığından söz edilemez. Dava bu mahiyeti itibariyle Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık süreye de tabi tutulamaz. Ancak, davanın hata ve hilenin öğrenilmesinden itibaren Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca 1 yıl içerisinde de açılmış bulunması zorunludur. Mahkemece bu yöne üzerinde durularak gereken araştırma ve inceleme yapılmak ve dolayısıyla Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak icap ederken tapudaki işlem tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği düşüncesiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararının bozulmasına, (YHGK. 07.02.1988 T. 1/767 E. 987 K.)" ilamı kapsamına dayanılmakta ise de; davacının kabulüne ve somut dosya kapsamına göre, 2004-2007 yılları arasında şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davacının, davalı şirketin zararda olup olmadığını bilmediği hususu TTK'da düzenlenen Anonim Şirket ortaklarının ve yöneticilerinin sahip olduğu haklara ilişkin hükümlere nazaran dinlenemeyeceği gibi zararda gösterildiğini bilmediğini ileri sürmesinin de TMK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil edeceğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davacı tarafından istinafa getirilen hususlar yönünden yapılan incelemede, mahkemece, davacının hisse devir sözleşmesinin düzenlenme tarihi █████/2017 olup elde ki davanın açılış tarihinin █████/2021 olması gözetilerek davacının, imzaladığı sözleşme hükümleriyle bağlı olduğuna işaret edilmek suretiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde az yukarıda açıklanan gerekçelerle bir isabetsizlik görülmemiş, diğer davalı şirkete de husumet yöneltilemeyeceği anlaşılarak davacının, istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekilleince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!