Anahtar kelimeler: Kasasına Anında Sakarya Satım Harici Satışı Ödeneceğinin Kısmın Kısmının Kesinlik

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Sakarya Tüketici MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı Şirket arasında 28.04.2016 tarihinde davaya konu dairenin satışı hususunda harici satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince ödemelerin bir kısmının davacıya ait banka hesaplarından davalı Şirketin hesabına yatırıldığını, bir kısmının davalı Şirket kasasına ödendiğini, bakiye kalan kısmın tescil anında ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından dava konusu taşınmazın davacıya devredilmediğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde davalıya ödenen bedellere yönelik mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin ve cezai şart tutarlarının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketin 09.09.2016 tarihinde TMSF'ye devredildiğini, şirketin kayyım heyeti tarafından yönetildiğini, TMSF'ye devredilmeden önce mal kaçırma gayesi ile pek çok şüpheli işlemin yapıldığını, sözleşmenin geçerli olmadığını, resmî şekilde yapılmadığını, satış sözleşmesindeki atılı imzanın kime ait olduğunun şüpheli olduğunu, zira şirket ortaklarının darbe öncesinde ülkeden kaçtıklarını, davacının kayyım atanmasına kadar şirkette muhasebe biriminde çalıştığını, tahsilatlara yetkili olduğunu, sözleşme bedelinde kararlaştırılan taksit tutarları ile yatırılan tutarların küsuratlı olduğunu, ödemelerde satın alınan daireye dair hiçbir açıklamanın yer almadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davaya konu satış sözleşmesi ile dava açan davacının fotokopi belgeye dayanarak hak iddia eden taraf olarak işlemin gerçek olduğuna dair ispat yükünü üzerine aldığı, sözleşmenin aslının sunulamadığı, sözleşmenin bir an için aslının dosyaya sunulması hâlinde dâhi sözleşme tarihi itibarıyla şirket adına kimin imza attığının anlaşılması için imza incelemesi yaptırılması gerektiği, imza yetkisini haiz ortakların ilgili tarihte yurt dışında kaçak/firari olduklarının dosya arasına alınan ceza dosyasından anlaşıldığı, sunulan ödeme dekontlarında ödemenin ne için yapıldığının hiçbir şekilde belirtilmediği, davalının ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafından yatırıldığı iddia olunan paraların tutulduğu hesabın genel bir hesap olduğu, yani taşınmaz satışına yönelik bir aktarım olup olmadığının anlaşılamadığı, davacı asilin davalı şirketin uzun yıllar muhasebe departmanında çalışan olması, yani taşınmaz alım satımı dışında da para alışverişi yapılabilmesinin muhtemel olduğu, fotokopi satış sözleşmesine dayanarak hak iddia eden tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satış sözleşmesinin fotokopi olması sebebiyle aslının sunulması için verilen süreye rağmen davacı tarafından sözleşme aslının dosyaya sunulamadığı, bu halde davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ispatlanamadığı, sözleşmeye istinaden ödendiği beyan edilen para yatırma işlemlerine dair dekontlarda taşınmaz sözleşmesine ya da daire bedeline dair olduğuna ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarında davacının adının açıkça yer almadığı, davacı tarafından sözleşme ilişkisi ve ödeme belgelerinin bu sözleşmeye ilişkin olduğu ispatlanamadığı, davacının, dava ve cevaba cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşme aslının davalı Şirkette bulunduğunu, ancak kötüniyetli bir şekilde saklandığını, davalı Şirket tarafından adi yazılı sözleşmeler ile pek çok kişiye taşınmazın satıldığını, tapuların devredildiğini, benzer davaların mahkemece incelenmediğini, sözleşmenin delil başlangıcı kabul edilememesinin hatalı olduğunu, yeminli tanık beyanlarının değerlendirmeye alınması gerektiğini, şirket çalışanı olan davacının şirket hesaplarına ulaşabilir olması nedeni ile varsayıma dayalı olarak ödenen bedelin taşınmaz bedeline ilişkin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, harici satım sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.