Anahtar kelimeler: Evraktan Kıymetli Euro Yazim Senet Bedelli Layihalar İstinaden İzmir Dinlenip

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, dava konusu 24.09.2017 tarihli 10.000 Euro bedelli senet alacağına istinaden davalı aleyhine müvekkili tarafından daha önceden Ödemiş İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davalının yetki itirazının kaldırılması için Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını, talebin reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davalının icra takibinde sadece yetkiye ve borca itiraz ettiğini, imza inkarında bulunmadığını, imza itirazında bulunmamasının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle bu davada da imza itirazında bulunamayacağını, davalının dava konusu senetteki alacağın tamamından faizleriyle birlikte müvekkiline karşı borçlu olduğunu ileri sürerek, 24.09.2017 tarihli 10.000 Euro bedelli senet karşılığı 103.125,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.10.2021 tarihli açıklama dilekçesi ile dava konusu senedin kambiyo senedi olduğuna dair iddiasının olmadığını, senedin davalı tarafından imzalanan miktarı belli ve ödenmesi gereken bir senet olduğunu, senede ispat vasıtası olarak dayandıklarını belirtmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davanın açılış tarihi itibari ile dava konusu senedin tahsili için yapılan 2 icra dosyasının da derdest olup davanın bu nedenle usulden reddi gerektiğini, davacının dava konusu kambiyo senedi vasfı taşımayan belgeyi hangi nedenle elinde bulundurduğunu ve belgenin dayandığı hukuki nedenini açıklamak zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takibe konu senedin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasında hukuki ve ticari hiçbir ilişki bulunmadığını, senetteki tanzim tarihinin ödeme tarihinden sonra olduğunu, yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacıya hiçbir zaman senet düzenleyip vermediğini, hiçbir borcunun da bulunmadığını, senedin sahte olduğunu, tarafların miras sebebi ile el birliği mülkiyeti ile sahibi olduğu tarlaların paylaşılması için tapuda işlemlere başlandığını, bu nedenle müvekkilinin tapuda yapılacak işlemler nedeni ile kahvehanede oturur iken bir belgeye imza attırıldığını, senetteki yazılar ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, taraflar arasında senet düzenlenmesini gerektirecek hiçbir hukuki ve ticari ilişki bulunmadığını, davacı hakkındaki soruşturma dosyasının devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, takip ve davaya dayanak senedin vadesinin 15.10.2018, ödeme tarihinin ise 15.09.2017 olduğu, söz konusu senet bono olarak düzenlenmekle birlikte TTK'nun 778. maddesi yollaması ile 703. maddesi uyarınca çift vade içerdiğinden bono vasfını kaybettiği, davacı vekilinin 04.10.2021 tarihli dilekçesi ile söz konusu senedin kambiyo senedi olduğuna dair iddialarının bulunmadığı, senede ispat vasıtası olarak dayandıklarını beyan ettiği, senedin kambiyo vasfında bir senet olup olmadığı hususunda yapılacak bir yargılamanın bulunmadığı, uyuşmazlık kambiyo senedi niteliği taşımayan belgeden kaynaklandığı gibi aradaki temel ilişkide ödünç sözleşmesi olarak açıklandığına göre iş bu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğunun söylenemeyeceği, tarafların tacir olduğu da iddia edilmediğine ve dosya kapsamında yapılan araştırmalarla tacir olmadıklarının sabit olmasına göre davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, somut olayda TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ
: Dairemizin 01.04.2022 tarih ████████ E. ████████ K. sayılı kararı ile, davacı tarafça davacının lehtarı davalının keşidecisi olduğu davaya konu senet bedelinin davalıdan tahsilinin talep edildiği, davacı vekilinin açıklama dilekçesi ile dava konusu senedin kambiyo senedi olduğuna dair iddiasının olmadığını, senedin davalı tarafından imzalanan miktarı belli ve ödenmesi gereken bir senet olduğunu, senede ispat vasıtası olarak dayandıklarını belirtmiş ise de; senedin verilmesine sebep olan taraflar arasındaki temel ilişkiyi açıklamamasına rağmen mahkemece taraflar arasındaki temel ilişkinin ödünç sözleşmesi olarak açıklandığı ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunun belirtildiği; davacı tarafça senedin verilmesine sebep olan taraflar arasındaki temel ilişki açıklanmayarak temel ilişkiye dayanılmayıp senedin mücerretliğine dayanıldığından dava konusu yapılan senedin vasıflarının bulunup bulunmadığı, kıymetli evrak niteliği taşıyıp taşımadığı ve diğer hususların tespiti TTK hükümlerine göre belirlenecek olup davanın konusu TTK da düzenlenmiş olduğundan aynı yasanın 4. maddesi gereğince davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu, mahkemece taraflar arasındaki temel ilişkinin ödünç sözleşmesi olarak açıklandığı gerekçesiyle uyuşmazlığın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek görevli olduğu halde yazılı şekilde görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davacının dava konusu senede istinaden alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu hususunda ihtilaf bulunduğu, davacının iş bu dava öncesinde davaya konu senede istinaden Ödemiş İcra Müdürlüğünün █████████ E. ve İzmir 19. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyalarında davalı aleyhinde ilamsız takip yoluna başvurduğu, söz konusu takiplere davalı tarafından itiraz edildiği ve icra takiplerinin durduğu, davacının iş bu dava ile bu kez de alacak davası ikame ettiği, HMK'nun 31 ve 194. maddeleri kapsamında davacı vekiline söz konusu senedin bono olduğu konusunda iddiası olup olmadığı, senede ispat vasıtası olarak dayanıp dayanmadığı hususlarında açıklama yapmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 04.10.2021 tarihli dilekçesi ile söz konusu senedin kambiyo senedi olduğuna dair iddialarının bulunmadığını bildirmekle birlikte temel ilişkiye ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığı, davaya dayanak senedin incelenmesinde borçlusunun davalı ..., alacaklısının davacı ... , düzenleme tarihinin 24.09.2017, bedelinin 10.000 Euro, vadesinin 15.10.2018, ödeme tarihinin ise 15.09.2017 olduğu, söz konusu senet bono olarak düzenlenmekle birlikte TTK'nun 778. maddesi yollaması ile 703. maddesi uyarınca çift vade içerdiğinden bono vasfını kaybettiği, bu halde davacının taraflar arasında temel ilişki iddiası bulunmadığına göre bono vasfı taşımayan söz konusu senede istinaden davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı, iddianın ileri sürülüş biçimi ile dosya kapsamına göre başkaca bir araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, mahkemece davaya konu senedin çift vade içerdiğinden bono vasfını kaybettiği ve müvekkilinin, taraflar arasında temel ilişki iddiası bulunmadığı kabul edilerek söz konusu senede istinaden alacak talebinde bulunulmayacağı gerekçesiyle ispat külfeti ters çevrilmek suretiyle senetteki alacaklı tarafa yüklenmesinin hatalı olduğunu, icra takibindeki talep ve davanın alacak davası olarak açılması nazara alındığında davaya konu senet çift vadeli olarak kabul edilse dahi borçlu olmadığını ispat külfetinin borçlu tarafta olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince görevsizlik kararı yönünden verilen ortadan kaldırma kararında yerel mahkemenin kabulünün aksine “ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, işin esasına girilerek deliller toplanıp değerlendirildikten sonra yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine” karar verildiği halde yerel mahkemece yeniden uyuşmazlığın ve ispat külfetinin nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk takip aşamasında imza inkarında bulunmayan davalının, dava aşamasında imza inkarında bulunamayacağı kabul edilerek, davanın yerel mahkemece kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu talep saklı kalmak kaydıyla aksi kanaat halinde senetteki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı yönünden imza incelemesi yapıldıktan ve bu husus belirlendikten sonra açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, davaya dayanak yapılan senet bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin alacak davası olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davacı tarafça davaya dayanak yapılan, davalının keşidecisi olduğu, 10.000 Euro bedeli, düzenleme tarihi 24.09.2017 olan bono üzerinde, 15.10.2018 ve 15.09.2017 şeklinde iki ayrı vade bulunmakta olup, senet çift vade içermesi nedeniyle kambiyo vasfını yitirmiş ve adi senete dönüşmüştür. Kural olarak adi senette borçlu olmadığını ispat yükü davalı borçluya aittir. Ne var ki davacı, senedi taraflar arasındaki bir temel ilişkiyle ilişkilendirmemiş ve temel ilişki kapsamında senede yazılı delil başlangıcı olarak dayanmamış olup, senedin kambiyo senedi vasfını kaybetmiş olması nedeniyle artık mücerretliğe de dayanılamayacağından, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025