Anahtar kelimeler: Eksertiz Tepen Rögarından Lağım Güngörenistanbul Davatazminat Davadavacı Sular Suları Sularının

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████
KARAR NO
:████████
KARAR TARİHİ
:█████/2019
DAVA
:Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ
:█████/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ...-...-... numaralı Tüm ... Poliçesi ile sigortalı bulunan ...Şti.'nin kullanımında bulunan ... Güngören/İstanbul adresinde işyerinin ...'ye ait ana kanalizasyon rögarından geri tepen lağım suları nedeniyle maddi zarara uğradığını, kullanılan sular ve atık sularının yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasının davalının görev ve sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirkete vaki hasar ihbarına müteakip eksertiz raporu alındığını, hasar miktarının 33.482,56 TL olarak tespit edildiğini, bu bedelin sigortalı hak sahibine ödendiğini, müvekkili şirketin yapılan ödeme ile TTK 1472. Maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduğunu beyan ederek, 33.482,56 TL'nin ödeme tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, imar mevzuatına uygun olmayan ve müvekkili idarece herhangi bir uygunluk görüşü bulunmayan yapıda meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu bulunmadığını, hasara uğrayan binanın inşaat tekniğine aykırı yapıldığını, doğacak hasar ve zararlardan idarenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, binanın projelere uygun yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, mevzuattaki ilgili hükümlerde gerekli fenni tedbirlerinin alınmaması halinde idarenin sorumlu olmayacağının belirtildiğini, hasara maruz kalan binanın gerek ... Yönetmeliğine, gerek ilgili diğer mevzuat hükümlerine ve inşaat tekniğine aykırı yapılmış olduğunu doğacak hasar ve zarardan idarenin sorumlu tutulamayacağını, açılan davada tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun bulunması gerektiğini, talep edilen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazda meydana geldiği iddia edilen hasarın oluş şekli ile hasar bedeli arasında bariz bir fark olduğunu beyan ederek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:Mahkemece; "...Dava; davacı sigorta şirketine tüm işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... Şti'nin adresinde ...'ye ait ana kanalizazyon rögarından geri tepen pis sular nedeyle maddi zararın davacı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olması sebebiyle 33.482,56 TL'nin ödeme tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.Dava dosyasındaki fotoğraflar ve ekspertiz raporu incelemesinde sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın ... ye ait sokaktaki kanalizasyon şebeke hattındaki bina önündeki pis su rögarının tıkanması sonucu pis suyun geri teperek sigortalı işyerine dolarak işyerindeki "ahşap mobilyalar, dolaplar, raflar ve standlar ile zeminde ahşap görünümlü özel pvc kaplamaların ve arka bölümde sigortalı tarafından yaptırılan bir adet kapının" kullanılamaz hale gelerek dahili su hasarı olduğu hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporundan anlaşılmış olup,...'nin % 100 sorumlu olduğu, bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk kapsamında olduğu, ... Tarifeler Yönetmeliği'nin "Su ve atık su şebekesi bakım bedeli" başlıklı 35. maddesi gereğince "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanaI re birnı bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıkların açılması, içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için bir metreküp su miktarı karşılığı bedel alınır." hükmü dikkate alındığında ...'nin içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır tutması gerekeceğinden dava konusu hasarın sigorta poliçesi kapsamında olduğu, TTK m.1472 hükmünde yer alan halefiyet ilkesi gereği davacı sigorta şirketinin rücu hakkı bulunduğu, davalının yürüttüğü faaliyet sebebi ile tacir hükümlerine tabi olduğu ve kusursuz sorumlu olduğu, TTK. m. 71 kapsamında davalının sorumlu olması gerektiği, dâhili su baskını nedeniyle dava dışı şirket işyerinde meydana gelen zararın 28.375,05TL+KDV olduğu, davacının dava dışı sigortalıya 33.482,56 TL hasar ödemesi yaptığının dosyaya sunulan ödeme dekontu ile sabit olduğu, davacının yapmış olduğu ödemenin tamamını davalıya rücu edebileceği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ihtilaf yönünden idari yargının görevli olduğunu, ... Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliği Madde 14.16. ve 14.12. fıkraları gereği parsel bacası ile kanalizasyon şebekesi arasında kalan bağlantı kanalının bakım ve işletmesi gayrımenkul sahibinin sorumluluğunda olup, ev bağlantısındaki tıkanıklıktan dolayı oluşabilecek her türlü zarar ve ziyandan mal sahiplerinin sorumlu olduğunu, kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarında bina maliklerinin parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almak mecburiyetinde olduklarını, bu hususlar değerlendirilmeden, sigortalıya müterafik kusur atfedilmeden oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, olaydan idarenin kusurlu ve sorumlu olması ile meydana gelen zararla idare arasında uygun illiyet bağının kurulması halinde mümkün olup illiyet bağı olmadığından davanın reddi gerektiğini faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak belirlenemeyeceğini beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... Şti.'ye ait işyeri için █████/2015-2016 tarihlerinde geçerli olmak üzere "Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede demirbaş-yangın teminatı 72.000,00 TL, boya-badana-sabit dekorasyon teminatı 30.000,00 TL, ek teminatlar kısmında dahili su hasarı teminatı 174.000,00 TL'dir. Dava konusu hasarın █████/2016 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına █████/2016 tarihinde 28.375,05 TL ve █████/2016 tarihinde 5.107,51 TL olmak üzere toplam 33.482,56 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. █████/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ E. ████████ K. sayılı ve █████/2012 tarihli ilamında █████/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1.maddesinde "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. 2560 sayılı kanuna tabi olan...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiş olup açıklanan nedenlerle davalı vekilinin somut olayda idari yargının görevi olduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceği yukarıda yer verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ve TTK'nın 1472.maddesi gereği olup gerek ...'nin gerekse dava dışı sigortalının tacir olması karşısında işbu uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Ekspertiz raporu;Sigortalının beyanlarında; dükkan önünde sokakta tıkanan ana kanalizasyon rögarından geri tepen lağım sularının █████/2016 tarihinde işyeri tuvaletinden içeriye dolduğu ve tüm zemini kaplayıp içeride biriken lağım sularının tahliye edilerek çağırılan ... tarafından kaldırımdaki rögarda basınçlı su verilerek tıkanıklığın giderildiğinin belirtildiği, Riziko adresinde mevcut beş katlı apartmanın zemin katında bulunan sigortalı işyerinin... Bayii olarak faaliyette olduğu, █████/2016 ihbar tarihinde riziko adresinde yapılan incelemede tıkanan kanalizasyonların geri tepmesiyle sigortalı işyeri dahilindeki wc giderinden içeriye dolan lağımların hasara sebep olduğu, ... Şirketi ekiplerince özel yaptırılan ahşap mobilyalar, dolaplar, raflar ve standlar ile zeminde ahşap görünümlü özel pve kaplamaların ve arka bölümde sigortalı tarafından yaptırılan bir adet kapının lağım suları içerisinde kalarak kullanılamaz hale geldiği, olayda dahili su hasarının mevcut olduğu, hasarın oluşumunda sigortalının kusurunun görülmediği, demirbaş ve dekorasyonda oluşan toplam hasarın 28.375,05 TL + KDV = 33.482,56 TL olarak hesap edildiği açıklanmıştır. Bilirkişi raporu;Mahkemece Mali Müşavir ..., İnşaat Mühendisi ... Ulaştırma ve Lojistik Uzmanı ...'den oluşan bilirkişi heyetinden █████/2018 tarihli rapor alınmıştır. Raporda; davalı kurumun █████/2017 tarihli ... Sigortaya gönderdiği cevabi yazısı ve arıza kaydı incelendiğinde, kanal arızası olduğu, rögarın tıkalı olduğu ve rögarın açıldığı belirtilmekle olayın rögar tıkanması nedeniyle meydana geldiğinin anlaşıldığı, ekspertiz raporunda da tıkanan kanalizasyonların geri tepmesiyle sigortalı işyeri dahilindeki wc giderinden içeriye dolan lağımların hasara sebep olduğunun tespit edildiği, gerek dava dosyasındaki fotoğraflar ve gerekse ekspertiz raporunun incelenmesinde sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın ...'ye ait sokaktaki kanalizasyon şebeke hattındaki ve bina önündeki pis su rögarının tıkanması sonucu pis suyun geri teperek sigortalı işyerine dolması neticesinde meydana geldiği kanaatine ulaşıldığı, olay nedeniyle işyerindeki ahşap mobilyalar, dolaplar, raflar ve standlar ile zeminde ahşap görünümlü özel pvc kaplamaların ve arka bölümde sigortalı tarafından yaptırılan bir adet kapının kullanılamaz hale geldiği, zararın ekspertiz raporunda hesaplandığı gibi KDV dahil 33.482,56 TL olduğu, hasar nedeniyle ...'nin % 100 sorumlu olduğu, söz konusu bedelin tamamının davalıya rücu edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak"...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı İSKİ'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda hasara sebebiyet veren pis su rögarı davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu tesisattan kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ve █████████ Esas, █████████ Karar ilamları). 2560 sayılı Kanun ve yukarıda ifade edilen Yönetmelik hükümleri çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalı ...'nin bakım sorumluluğunda olan kanalizasyon şebeke hattındaki pis su rögarının tıkanması ve tıkanan kanalizasyonun geri tepmesi sebebiyle hasarın meydana geldiği, TBK'nın 69. maddesi uyarınca yapı maliki olan ve kusursuz sorumluluğu bulunan davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davalının savunmasının aksine illiyet bağını kesecek bir olgunun olmadığı, sigortalının yada dava dışı üçüncü kişilerin kusurunun bulunmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, bilirkişi raporuna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu anlaşılmakla; davalının kusur, illiyet bağı ve zarar miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda üçüncü şahsa rücu tarihidir. Bu nedenlerle davalı, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hasar bedelinden sorumludur. Dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarihli ███████ E. ███████ K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!