Anahtar kelimeler: Moda Aşdeki Azalmanın Aksesuar Gücünü Holding Tekstil Onüçüncü Duyurusunda Malvarlığında
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:████████
Karar No
:████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurulu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacının yönetim kurulunda görevli olduğu dönemde ... Yatırım Holding A.Ş.'deki kontrol gücünü kullanarak ... Tekstil ve Aksesuar İç ve Dış Ticaret A.Ş. (...) ve ... Moda ve Tekstil Ürünleri A.Ş. (...) paylarının satın alınması sırasındaki işlemleri nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 110. maddesinin 1. fıkrası ve 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına ve anılan işlemler nedeniyle şirketin malvarlığında meydana gelen 5.000.000,00-TL tutarındaki azalmanın kanunî faiziyle birlikte davacının da aralarında bulunduğu kişilerden müteselsilen tahsil edilmesi için takip ve tahsil işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemler konusunda Kurul’a bilgi verilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu Kurul kararının davacı hakkında 6362 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere anılan Kanun'un 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede;
Davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin dava konusu işlem, yargılamanın önünü açtığından ve ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adlî makamlara duyuru niteliği taşıdığı, Kurul'a yalnızca ilgili mercilere intikal ettirme yetkisinin verilmiş olduğu, bu nedenle, davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması kararının ceza yargılamasına yönelik ve idarî faaliyet dışında adlî prosedüre geçilmeyi sağlayan bir işlem olduğu, bu hâliyle idarî davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin anılan kısmının esasının incelenmesine olanak bulunmadığı;
Dava konusu Kurul kararının 6362 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket malvarlığında meydana gelen azalmanın kanunî faizi ile birlikte şirkete iadesi için 3 ay içerisinde ilgililer nezdinde gerekli takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının ve yapılan işlemler hakkında Kurul'a bilgi verilmesinin istenmesine ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede;
Davalı idarece yapılan inceleme sonucunda, şirket yönetim kurulu başkanı olan davacının ticarî hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak şirketteki hâkimiyetini kullanmak suretiyle muvazaalı pay satın alma işlemlerini gerçekleştirdiği, halka açık şirketin malvarlığının 5.000,000,00-TL azaltılmasına sebep olduğu ve bu işlemlerden menfaat elde ettiği hususlarının tespit edilmesi üzerine, şirket malvarlığında meydana gelen azalmanın kanunî faizi ile birlikte şirkete iadesi için 3 ay içerisinde ilgililer nezdinde gerekli takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının ve yapılan işlemler hakkında Kurul'a bilgi verilmesinin istenmesine karar verilmiş ise de, davacı tarafından bahsi geçen tutarın ödenmemesi hâlinde bu işlemin kendiliğinden sonuç doğurmadığı, ancak açılacak bir iade davası ile bu alacağın geri dönüşünün sağlanacağı, dolayısıyla Kurul kararının ilgililer nezdinde gerekli takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının ve yapılan işlemler hakkında Kurul'a bilgi verilmesinin istenmesine ilişkin kısmının icraî nitelikte, kesin ve yürütülebilir, hukuksal sonuç doğuran bir işlem niteliği taşımadığı, bu itibarla, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usûl ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun, "Aynı nitelikteki işlemlerin kesin işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolunda verilen Dairemizin █████/2019 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararının, davacının temyizi nedeniyle Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin █████/2019 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile kısmen onanıp, kısmen bozulması üzerine, bozulan kısım yönünden yeniden yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin █████/2021 tarih ve E:████████ K:████████ sayılı kararıyla; Dairemizin █████/2019 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararında ısrar edilmesine karar verilmiş olup, anılan kararın davacı tarafından temyizi üzerine İdari Dava Daireleri Kurulu'nun █████/2022 tarih ve E:█████████ K█████████ sayılı kararıyla, davacıların temyiz isteminin reddine, ısrar kararının onanmasına karar verilmiştir. Benzer başka bir uyuşmazlıkta da, benzer nitelikteki işlemlerin kesin işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolunda verilen Dairemizin █████/2017 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararının, davacının temyizi nedeniyle Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin █████/2019 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararı ile kısmen onanıp, kısmen bozulması üzerine, bozulan kısım yönünden yeniden yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin █████/2021 tarih ve E:████████ K:████████ sayılı kararıyla; Dairemizin █████/2017 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararında ısrar edilmesine karar verilmiş olup, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, █████/2022 tarih ve E:█████████ K█████████ sayılı kararıyla, davacıların temyiz isteminin reddine, Dairemizin █████/2021 tarih ve E:████████ K:████████ sayılı ısrar kararının onanmasına karar verilmiş bulunmaktadır." açıklaması eklenmek suretiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, davanın davalı idarece meydana geldiği belirtilen zarara sebebiyet verilmediği, mevzuatın ihlâl edilmediği, idarî işlemlere karşı yapılabilecek tek şeyin dava açmak olduğu, davalı idarenin tesis ettiği işlemi denetleyebilecek başka bir merci olmadığı, dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir karar olduğu, işlem ile hukukî âleminde değişiklik yapıldığı, şirketin zarara uğratılmadığı, bilakis risklerin temizlenmesi suretiyle kârlı çıktığı, belirlenen fiyatın makul olduğu, işlemlerin kamuya ve Kurul’a duyurulduğu, kâr aktarımı yapılmadığı, işlemin amaç yönünden hukuka aykırı olduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, icraî niteliğinin bulunmadığı, etkisiz karar olduğu, Kurul kararının hukuka uygun olduğu, davacının usulsüz bir şekilde şirketin mal varlığını azalttığı, örtülü kazanç aktarımında bulunulduğu, muvazaalı işlemler bulunduğu, Kurul kararının amaç yönünden hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
:
1. Dava konusu Kurul kararının davacı hakkında 6362 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere anılan Kanun'un 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı yönünden;
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından kararının bu yönüyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
2. Dava konusu Kurul kararının 6362 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket malvarlığında meydana gelen azalmanın kanunî faizi ile birlikte şirkete iadesi için 3 ay içerisinde ilgililer nezdinde gerekli takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının ve yapılan işlemler hakkında Kurula bilgi verilmesinin istenmesine ilişkin kısmı yönünden;
A. Maddi Olay
:
Davacının yönetim kurulunda görevli olduğu dönemde Marka’nın ... ve ... paylarının satın alınması sırasındaki işlemlerinin Kurul tarafından incelenmesi üzerine ... tarih ve ... sayılı Denetleme Raporu düzenlenmiş, anılan rapor kapsamında, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla;
(…)
D) Öneri yazısının 58 numaralı bendinde belirtilen hususlarla ilgili olarak;
i) Şirket’teki kontrol gücünü kullanarak ... ve ... paylarının Şirket tarafından ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak muvazaalı işlemlerle satın alınması işlemlerini gerçekleştiren ve bu işlemler sonucunda Şirket mal varlığının 5.000.000 TL tutarında azalmasına neden olarak menfaat temin eden ... (…) hakkında 6362 sayılı Kanun’un 110. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere 6362 sayılı Kanun’un 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına,
(…)
iv) Kurulumuzun █████/2014 tarih ve ███████ sayılı İlke Kararı çerçevesinde;
a. 6362 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Şirket’ten; ... ve ... paylarının Z.A.K. ve H.T.K.’dan satın alınması neticesinde Şirket mal varlığında meydana gelen 5.000.000,00-TL tutarındaki azalmanın kanunî faizi ile birlikte Şirket’e iadesi için Kurulumuz kararının tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ilgililer nezdinde (40.000 TL’si H.T.K.’dan, kalan kısmı ... ve Z.A.K.’dan müteselsilen tahsil olunacak şekilde) gerekli takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının ve yapılan işlemler hakkında Kurulumuza bilgi verilmesinin istenmesine,
b. Kurulumuzca verilen süre içinde gerekli işlemlerin yapılmaması durumunda, Kurulumuz kararına uyulmaması nedeniyle sorumlular hakkında 6362 sayılı Kanun’un 103. ve 105. maddeleri çerçevesinde işlem yapılabileceği konusunda Şirket'in ve Şirket yönetim kurulu üyelerinin bilgilendirilmesine,
c. Kurulumuzca verilen süre içinde Şirket'e gerekli iadenin yapılmaması durumunda; 6362 sayılı Kanun’un 94. maddesi uyarınca, ilgililer aleyhine, aktarılan tutarın kanunî faizi ile birlikte Şirket'e kısmen veya tamamen iadesine yönelik dava açılması hususunda Kurulumuz Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine, (…) oybirliğiyle karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan Kurul kararının D)i ve D)iv/a bölümünün iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
B. İlgili Mevzuat
:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçesinin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, davaya konu edilen işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde bulunmaması durumunda davanın reddedileceği kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. (...)" kuralına yer verilmiştir.
C. Hukukî Değerlendirme
:
Öğretide, idarenin ilgili kişiyi uyardığı, mevzuat düzenlemelerini hatırlattığı uyarı veya ihtar işlemlerinin icraî nitelikte işlemler olmadığı, bu işlemlerin ilgililerin hakları üzerinde sonuç doğurmadığı dolayısıyla idari davaya konu olamayacakları, ancak idarenin uyarıda bulunma veya hatırlatmanın ötesinde muhataptan bir şey yapmasını talep ettiği ve muhatabın talebe uymaması hâlinde müeyyide uygulanacağını belirttiği işlemlerin idari davaya konu olabilecek icraî işlemler olduğu kabul edilmektedir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, Cilt I, 3. Baskı, Bursa, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2019, s. 837; Aynı yönde: Celal Erkut, İptal Davasının Konusunu Oluşturma Bakımından İdari İşlemin Kimliği, Tıpkı Basım, Ankara, Danıştay Yayın İşleri Müdürlüğü, 2015, s. 178)
6362 sayılı Kanun'la, mevzuata aykırı görülen durum ve işlemler sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açıldığının Kurul'ca tespit edilmesi hâlinde, bu işlemlere taraf olan ve bu işlemler neticesi menfaat elde eden kişilerden, elde edilen menfaatin ne şekilde takip ve tahsil edileceği hususunda usûl ve esasların belirlenmesi ile bunlarla ilgili genel veya özel kararların alınması konularında Kurul'a bir kısım görev ve yetkiler verilmiştir. Alınan bu kararlara karşı bir onay veya izin müessesesi öngörülmeden, kararın tesisi ile muhatabın bu karara karşı uyma yükümlülüğü doğmaktadır.
Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi'nce ödeme yükümlülüğünün bir dava veya icra takibi sonucunda olacağı kabul edilmişse de buradaki dava konusu olabilecek asıl yükümlülük zarara uğradığı iddia olunan şirketin yönetim kurulu başkanı olan davacının iddia olunan zararı takip ve tahsiline yönelik işlem gerçekleştirme zorunluluğudur.
İddia olunan şirket zararlarının takip ve tahsiline yönelik işlem gerçekleştirme yükümlülüğe uyulmaması hâlinde ise, 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere, "Kurulca alınan (...) özel nitelikteki karara" uymayan davacının da dâhil olduğu sorumlu kişilere idarî para cezası verilmesi gerektiğinden, söz konusu işlemler kesin, yürütülmesi gereken ve icraî özelliklere sahip ve idarî davaya konu edilebilecek nitelikte işlemlerdir.
Belirtilen gerekçelerle, temyize konu Mahkeme kararının bu yönüyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklama eklenerek reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!