Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Anapara Danışmanlık Doğduğunu Durduğunu Yapması Den Borcunun Olmamak Devamına

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████ EsasKARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya verdiği danışmanlık hizmeti nedeniyle 177.000,00 TL alacağının doğduğunu, davalının █████/2018 tarihinde 59.000,00 TL ödeme yapması ile bakiye 118.000,00 TL anapara borcunun kaldığını, ödeme yapılmaması üzerine ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk son tutanağının sunulmaması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, kendilerinden bir defaya mahsus hizmet alımı yapıldığını ve bunun da bedelinin ödendiğini, müvekkili ile davacı arasında aylık ödenecek danışmanlık ücreti karşılığında hasta yönlendirme ve aracılık hizmeti alınacağı varsayılarak şifahi bir anlaşma yapıldığını, ancak davacı bu hizmeti gereği gibi yerine getirmediğinden hizmet alımının durdurulduğunu, davacıya bir defaya mahsus ilk ay peşin ödeme yapıldığını, ancak hasta yönlendirmenin devamı gelmediğinden davacı ile bir hizmet sözleşmesi akdedilmeyerek ilişkinin sonlandırıldığını, davacı tarafından kesilen █████/2018 ve █████/2018 tarihli faturalar ticari defterlere işlenmemiş ise de müvekkilinin o dönemki muhasebe çalışanı tarafından ticari ilişkinin devam edeceği varsayımı ile BA-BS formları ile söz konusu faturaların bildirildiğini, bu durumun hizmetin verildiği anlamına gelmediğini, müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiğini iddia eden davacının bu hizmeti verdiğini Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere yazılı delillerle ispat etmek durumunda olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddi il kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEME KARARI
:İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalının ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle örtüştüğü, davacının ticari defterlerine göre davalının 118.000,00 TL borcunun bulunduğu, █████/2018 ve █████/2018 tarihli her biri 59.000,00 TL tutarlı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının bu iki faturayı BA beyannamesi ile beyan etmesi nedeniyle tebliğ aldığının kabulü halinde 8 günlük yasal süresi içinde faturaya ve içeriğine itiraz etmediği, davalının ticari defterlerine göre davacıya borcunun bulunmadığı kanaatinin belirtildiği, düzenlenen bilirkişi raporunun yeterli görülerek hükme esas alındığı, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 118.000,00 TL alacaklı olduğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, 118.000,00 TL'ye takipten tahsile kadar ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından müvekkiline hasta yönlendirme sözü verilmesine rağmen bunun gerçekleşmediğini, davacıya ilk olarak yapılan ödemenin de davacı tarafından ileri tarihli randevu oluşturulup hastaların geleceğine ilişkin müvekkilini inandırması sebebiyle yapıldığını, ancak yazılan randevuların bir bir iptal edildiğini ve davacıdan bir hizmet alınamayacağından dava konusu diğer faturaların da kabul edilmeyerek ödenmediğini, faturaların ticari defterlere işlenmemesi halinde faturaya konu hizmetin verilip verilmediğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının ise bu hususa ilişkin bir delil ortaya koyamadığını, müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiğini iddia eden davacının bu hizmeti verdiğini Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere yazılı delillerle ispat etmek durumunda olduğunu, Mahkemenin kararının gerekçe içermediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun davacı lehine olan kısmının hangi gerekçe ile kabul edildiği ve müvekkili lehine olan kısmın ise hangi gerekçe ile reddedildiğinin belli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında ... sayılı dosyasında 118.000,00 TL asıl alacak ve 35,775,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 153.775,82 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan █████/2021 teslim tarihli raporda; incelemeye sunulan davacı ve davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak bedeli ödenen bir adet fatura ile dava konusu iki adet faturayı BA formu ile beyan ettiği belirtilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, davalının, davacıdan faturalara konu hizmeti alıp almadığı ve takip konusu faturalar sebebiyle davacının alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır."...Dava, mal satımı nedeniyle faturalara dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlanılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, mal teslim ettiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, salt fatura düzenlenmesi malın teslimini göstermez. Ancak icra takibine konu edilen faturalar davalı defterine kayıt edilmiş veya Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA formları ile davalı tarafından faturalar bildirilmiş ise faturalar kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunun kabulü gerekir. Bu kapsamda yer almayan faturalar için ise ispat külfeti yani mal teslimini kanıtlama yükü yine davacıdadır..."(Yargıtay 19. HD. ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı tarafından davalıya düzenlenen █████/2018 tarihli 50.000,00 TL tutarlı fatura ödenmiş olup █████/2018 ve █████/2018 tarihli her biri 59.000,00 TL tutarlı faturalar ise ödenmeyerek davaya konu icra takibine konu edilmiştir. Davalı, davacıdan sadece bir defaya mahsus aldığı hizmetin bedelini ödediğini ve davacı ile aralarında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını başkaca hizmeti almadığını ileri sürmüştür. Taraflar arasında aylık ödenecek danışmanlık ücreti karşılığında hasta yönlendirme ve aracılık hizmeti alınacağı konusunda şifahi bir anlaşma yapıldığı davalının beyanları ile sabittir. Bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilen faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmasa da BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilmiştir. O halde takip konusu faturalar BA formu ile bildirildiğine göre davalının faturalara konu hizmeti almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Kaldı ki bu durumda taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı da ispatlanmıştır. Artık davalının bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre bu anlamda bir ispatın sağlandığından söz edilemez. Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.015,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.399,74 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.█████/2025