Anahtar kelimeler: İtiraza Lehe Görüşü Adalet Başvuran İstemi Neticesinde Mahkûmiyet İtiraz Uyuşturucu
10. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    SUÇ
    : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
    HÜKÜM
    : Mahkûmiyet
    KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN
    : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    İTİRAZA KONU KARAR
    : Kanun yararına bozma
    Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin, 18.04.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2025 tarihli ve KD-███████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
    5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında lehe kanun değerlendirilmesi yapılmadan, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın aleyhine sonuç doğuran kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi isabetsizliğinden kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay incelemesine konu edilen hükmün, kanun yararına bozma istemine konu edilmeyen "kovuşturma şartı" gerçekleşmeden yargılama yapılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasına ilişkin hukuka aykırılığı da taşıması nedeniyle, bu konu yönünden de kanun yararına bozma başvurusu sağlandıktan sonra, sonucuna göre tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
    II. GEREKÇE
    1. Şüpheli ... hakkında, 18.06.2014 tarihli "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan yapılan soruşturma sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2014 tarihli ve ██████████ Soruşturma, ████████ Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye 16.09.2014 tarihinde tebliğ edildiği,
    2. Şüphelinin, 29.10.2014 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2015 tarihli ve ██████████ Soruşturma, █████████ Esas, █████████ sayılı iddianamesiyle İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
    3. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 6.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.02.2017 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 20.03.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
    4. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.10.2017 tarihli ve █████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2017 tarihli ihbar yazısı ile gönderilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20.Ceza Dairesinin 18.04.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı kararı ile; "...Suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 191/1.maddesinde yapılan değişiklikle 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' suçu için öngörülen ceza miktarının 'iki yıldan beş yıla kadar hapis' cezasına çıkarıldığı, suç tarihinin 18.06.2014 olması nedeniyle aleyhe kanun değişikliğinin sanık hakkında uygulanamayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki 'Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.' şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve lehe olan sonucun esas alınması gerektiği gözetilmeden lehe kanun değerlendirilmesi yapılmadan sanığa fazla ceza verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.02.2017 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine" karar verildiği,
    5. Kanun yararına bozmadan sonra, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, bozma ilamı doğrultusunda sanığın TCK'nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 16.09.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    6. Dosya kapsamına göre;
    28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191.maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı
    TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla ihlâl kabul edilen 29.10.2014 tarihli suçun erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesinin, Kanun'a aykırı olduğu anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmış, ancak bu konu Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istem yazısında ileri sürülmediğinden, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları hakkında, belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
    III. KARAR
    A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
    B. 5271 sayılı CMK'nın 308/2. maddesi gereği Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 18.04.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
    C. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    24.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!