Anahtar kelimeler: Takipleri Başlattığını İlamsız İstirdat Emrinin Yazim Layihalar Menfi İzmir Dinlenip

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 03.03.2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.İHBAR OLUNAN
: ... - 25543715204DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit, İstirdat ve Manevi TazminatKARAR TARİHİ
: 06.02.2025KARAR YAZIM TARİHİ
: 06.02.2025İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.03.2022 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı aleyhine ilamsız icra takipleri başlattığını, ödeme emrinin annesine tebliğ edilmesi nedeniyle haberdar olamadığını, davacıya ait öğrenci servisinin yakalanması ve trafikten men edilmesi ile öğrendiği borçları, cebri icra tehdidi altında 55.097,00-TL olarak █████/2018 tarihinde ödediğini, yaptığı araştırmadan davalı banka tarafından yasaya aykırı olarak ve banka çalışanları tarafından genel kredi sözleşmesi adı altında kendisine imzalatılan belgeler ile ...'ya müteselsil kefili olduğunu öğrendiğini, yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının maruz kaldığı haksız takip, haciz işlemleri ve kendisine ait öğrenci taşıdığı sırada yakalanan ve otoparka çekilen aracı nedeniyle saygınlığını ve güvenilirliğini yitirdiğini, belirterek; davalı bankaya ödenen 55.097,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsili ile haksız icra takibi, aracının yakalanması ve bağlanması nedeni ile 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davacı tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin bağlı olduğu genel kredi sözleşmesinin gereğince İzmir mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davanın tamamen iyiniyetten uzak, tamamen borçtan kurtulmaya yönelik haksız, dayanaksız ve kötüniyetli iddialarda bulunduğunu, davacı kefilin kendi el yazısı ile kefil olduğu, eş rızasına gerek olmadığını, manevi tazminat koşulların oluşmadığını, belirterek; davanın reddine, davacı aleyhine dava konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından █████/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi tahtında ihbar olunan ...'ya 450.000,00-TL tutarında kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ihbar olunan asıl borçlu ve kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davacı aleyhinde Fethiye İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyası ile 40.160,96-TL asıl alacak, 4.903,25-TL işlemiş faiz ve 245,14-TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 45.309,35-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, icra takibi kapsamında davacıya ait 48 S 5513 plakalı araç üzerine ihtiyati haciz şerhi işlenerek araç hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, yakalama kararı neticesinde davacıya ait aracın █████/2018 tarihinde trafikten men edilerek Dalaman Trafik otoparkında muhafaza altına alındığı, davacı tarafından borç bedeli olan 55.097,00-TL'nin █████/2018 tarihinde davalı bankaya ödediği, 2014 yılında tanzim olunan ve imza altına alınan kredi sözleşmesi ve eki mahiyetindeki kefalete sözleşmesinde davacının adının bulunduğu bölümde yer alan kefalet tarihi, türü ve miktarının davacının eli ürünü olmaması ile davacının eşinin açık ve yazılı rıza beyanının alınmamış olması sebebiyle davacı tarafından verilen kefaletin geçersiz olduğu, geçersiz kefalete dayalı olarak ve icra tehdidi altında davacı tarafından ödenen 55.097,00-TL bedelin istirdat hükümleri çerçevesinde talep edebileceği, ayrıca davacıya ait olan ve davacı tarafından minibüs ve dolmuş ile yapılan şehir içi ve banliyö yolcu taşımacılığı mesleği çerçevesinde kullanıldığı anlaşılan ... plakalı aracın █████/2018 tarihinde trafikten men edilerek Dalaman trafik otoparkında muhafaza altına alınması işleminin haklı bir sebebe dayanmadığı, araç üzerinde uygulanan fiili haciz sebebiyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği ve davacının manevi yönden zarara uğradığı gözetilerek takdiren 6.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödenmesinin yerinde olacağı, belirtilerek davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili, davacının 10.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine, müteselsil kefil olarak kefalet verdiğini, eş rızasına gerek olmadığını, kefalet sözleşmesine imza atan davacının davalı bankaya güven verip bankanın asıl borçluya kredi kullandırmasından sonra kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, manevi tazminat koşulların oluşmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kefaletin geçersizliği nedeniyle istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; kefaletin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olmasına, eşlerin ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilmesine ve bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerekmesine, davacı kefil tarafından ileri sürülen yazı inkarı üzerine optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması suretiyle yapılan inceleme neticesinde davaya konu takibin dayanağını oluşturan genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmında bulunandan ve kefile atfedilen " kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil " ibarelerinin kefilin el ürünü olmadığının tespit edilmesine, ayrıca kefalette eş rızasınında bulunmamasına, eş rızasının aranmaması gerektiren hal ve şartların da söz konusu olmamasına, bankanın kefaletinin geçerliliğinin kanundaki düzenleme çerçevesinde kefilin kendi el yazısına bağlı olduğunu bilecek durumda olmasına, geçerlilik şartına rağmen kefilin el yazısına gerek görmeden kredi kullandırıldığı durumda kefil tarafından şekil şartı eksikliğinin daha sonra ileri sürülmesinin de açıkça ortaya konulamadıkça dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmamasına (Yargıtay 19. HD'nin 27.01.2020 tarih ve █████████ E. ███████ K.,11. HD'nin 24.02.2021 tarih ve █████████ E. █████████ K. ), bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, takibe konu kefalette müteselsil kefil olduğu belirtilen davacının kefalet tarihi, türü ve miktarının kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmemesi ile eş rızasınında bulunmaması nedeniyle söz konusu kefaletin geçerli olmamasına, geçerli bir kefalet sözleşmesine dayanmayan takip nedeniyle davacı kefilin takibe konu kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan sorumlu olmadığının anlaşılmasına, davacı tarafından borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında takip dosyası kapsamında ödeme yapılmış olması nedeniyle ödenen miktarın istirdat edilebilecek olmasına, bankanın kendisinden beklenen özeni göstermeksizin dava dışı borçluya kullandırılan kredi nedeniyle aranan yasal kefalet kefalet şartları oluşmadığı halde davacı hakkında icra takibi yapmakta haksız olmasına, yapılan takip, haciz, yakalama ve muhafaza altına işlemleri de haksız ve hukuka aykırı olup haksız takip işlemlerinden ötürü somut olay bağlamında ticari itibarının sarsıldığı kuşkusuz olan davacı lehine manevi tazminat yasal koşulların da oluşmasına (Yargıtay 11. HD'nin 30.03.2015 tarih ve ██████████ E. █████████ K., 20.05.2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K., 14.09.2022 tarih ve █████████ E. █████████ K., 4. HD'nin 04.11.2015 tarih ve ██████████ E. ██████████ K.), maddi olaya uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.173,54-TL'den peşin alınan 1.043,39-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.130,15-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasınaDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.