Anahtar kelimeler: Silopi Usûlüne Adalet Evrakı Görüşü İstinaden Başvuran İstemi Uyuşturucu Bakanlığının
10. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ
    : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
    İNCELEME KONUSU KARAR
    : Mahkûmiyet
    KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN
    : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
    Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    Silopi 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 05.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
    Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 27.07.2023 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
    " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ve aynı Dairenin 05.10.2020 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 22.11.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması sebebiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
    Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    A. Şüpheli hakkında, 22.09.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2019 tarihli ve █████████ soruşturma, ███████ Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, 22.11.2019 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
    B. Şüphelinin 11.03.2020 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması ve 01.07.2020 tarihinde uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2020 tarihli ve █████████ Soruşturma, ████████ Esas, ████████ sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
    C. Yapılan yargılama sonucunda, Silopi 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu kararı ile, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    D. Dosya kapsamına göre;
    28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin 5271 sayılı CMK'nın 173/1.maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 172 ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
    ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de;
    Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanık hakkında aynı nitelikteki suç nedeniyle Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2023 tarihli ve █████████ Soruşturma sayılı kararı ile yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla,
    Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre,
    5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
    5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinide belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
    Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; Mahkemesince, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2023 tarihli ve █████████ Soruşturma sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği soruşturma dosyasının dosya arasına alınması, kararın usulüne uygun şekilde verilip verilmediğinin, usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin irdelenmesi, erteleme kararı kaldırılarak açılmış bir kamu davası var ise davaların birleştirilmesi, verilmiş bir mahkeme kararı olması
    halinde kesinleşmesinin beklenilmesi, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması halinde ise gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına gidilmesi hususunun değerlendirilmesi ve sanığın eylemlerinin erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi halinde tüm eylemlerin tek suça konu olabileceği de dikkate alınarak, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
    III. KARAR
    A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    B. Silopi 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    24.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!