Anahtar kelimeler: Çeşit Yapımı İnşa Anlaştıklarını Anahtar Kambiyo Primleri Senetlerinden Malzeme İli

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkilisi olduğu--- Ortaklığı ile davalılardan---- Şirketi arasında imzalanan 21.06.2021, 22.06.2021, 10.09.2021 ve 19.11.2021 tarihli Daire karşılığı anahtar teslimi inşaat yapımı sözleşmesi ve ek sözleşmeler ile ---- ili ----- ilçesi 16713 ada 16 parsel üzerinde inşa edilmesi noktasında anlaştıklarını, 22.06.2022 tarihli ve 19.11.2021 tarihli sözleşmelerin 5 nolu Giderler başlıklı maddelerinde; "İnşaat için gerekli her çeşit malzeme bedelleri, işçilik ücretleri, sigorta primleri, tesis giderleri ve sözleşmede hükümlerin her çeşit vergi, resmi ve harçlar yükleniceye yapılacak tapu devri tüm giderleri ücreti bu sözlşemede aksine bir hüküm olmadıkça YÜKLENİCİ'ye aittir." düzenlemesine yer verildiğini, sözleşmeler kapsamında davalı firma tarafından işin yapımına başlandığını ancak henüz elle tutulur bir ilerleme dahi kaydedilmeden yapılması gereken beton ödemeleri, demir ödemeleri, işçi ödemeleri gibi ödeme konularında güçlüğe düşüldüğünü, müvekkili tarafından; sözleşmede "Hakkedişler her tabya beton döküldükçe yapılacaktır" şeklinde kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı yüklenicinin nakit sıkışıklığı sebebiyle "ilerleyen aşamalardaki hak edişlerden düşeriz" beyanına inanan müvekkilinin, hak edişlerini erkenden fazlasıyla ödediğini, bu hususta karşı tarafa malzeme bedelleri hariç yalnızca hak ediş olarak kestiği faturaların karşılığı 4.389.594,60 TL ödeme yapıldığını, ayrıca tüm malzeme, işçilik vs bedelleri yükleniciye ait olmasına rağmen, davalı işi yürütemediği için malzeme bedellerini ödeyemediğini, müvekkilinin sırf yüklenicinin işi yürütebilmesi, inşaatın durmaması adına ödemeler adına ödemeleri kendisi gerçekleştirildiğini, yani özetle müvekkilinin, hem malzeme ve her türlü bedel dahil olarak anlaşılan hak ediş ödemelerini gerçekleştirdiğini, hem de yüklenici adına malzeme bedellerini, SGK ödemelerini ve başkaca masrafları ayrıca ödediğini, tüm bunlar sebebiyle de ciddi bir zarara uğradığını, bunun da yanında, davalı ----- firmasının, alt taşeron olan ----- adına yapması gereken ödemeler de müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, bu süreçte davalı yüklenici tarafından inşaatta alınması gerekli olan önlemlerin de alınmdığını, işçilerin SGK ödemeleri gerçekleştirilmediğini, ayrıca, yüklenici tarafından işin verildiği iddia olunan alt taşeron ---- şahsi borçları sebebiyle şantiyeye birden fazla kez hacze gelindiğini,, inşaatın durdurulmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin sırf bu sebeple ----- alacaklısı olan 3. kişiye 200.000 TL'nin üzerinde ödeme yapmak durumunda kaldığını, son olarak davalı yüklenici ----, Beton adlı firmadan temin ettiği betona karşılık verdiği 30.05.2022 tarihli 350.000 TL tutarlı çekini de ödeyemeyecek durumda olduğunu müvekkiline söylediğini müvekkilinin ödeme gününde şirket yetkilisi diğer davalı ---- hesabına "son beton çeki ödeme ve faturalar barastar şirketinden kesilecektir" açıklaması ile çek bedeli kadar tutarı ödemesi için gönderdiğini, ancak----, bu ödemeyi almasına rağmen ----- ödemeyi gerçekleştirmediğini ve çekin karşılıksız kaldığını, bu olayla birlikte taraflar arasındaki ipler de böylece tamamen koptuğunu, davalı yüklenicinin, anahtar teslim anlaşması yapılmasına rağmen inşaatı kaba inşaatın dahi %50'sine getiremeden, müvekkilini yüksek miktarda zarara uğratarak yarıda bıraktığını, müvekkilinin, 2022 Haziran ayı başından itibaren inşaatı tamamen kendi emekleriyle ilerlettiğini, malzeme alım anlaşmalarını kendi adına çevirdiğini ve inşaatı sürdürdüğünü, taraflar arasında yazılı olarak 30.06.2022 tarihli fesih beyanı düzenlendiğini, işbu yazılı fesih beyanında, davalı taraf müvekkiline vermiş olduğu zararı esasen kabul ettiğini ve borçlu olduğunu beyanla müvekkiline 500.000,00 TL bedelli ve davaya konu takibin dayanağı olan 1.500.000,00 TL bedelli senetleri verdiğini kabul ettiğini, müvekkili tarafından ayrıca feshin noter kanalıyla da bildirimi amacıyla---- Noterliği 22.09.2022 tarih ----- Yevmiye Nolu İhtarnamesi gönderildiğini, kayıtlar incelendiğinde, ----- firmasının beton cari hesabına göre son işlem tarihinin 09.06.2022 olduğu, 09.06.2022 tarihi itibariyle Cari Hesabın müvekkilin yetkilisi olduğu---- Ortaklığı adına tutulduğu görülmekte olduğunu, yine müvekkilinin -----tuğla alımı gerçekleştirdiğini ve inşaata bizzat kendisi devam ettiğini, müvekkilinin ----- firması ile yapılan anlaşma kapsamında davalı tarafın belirlemesi üzerine tüm inşaat için 2.900 m3 beton aldığını ve buna karşılık 1.450.000,00 TL ödeme yaptığını, statik projeye göre; müvekkilinin inşaata kendisinin devam etmeye başladığı ve cari hesabı kendisine çevirdiği 09.06.2023 tarihine kadar satın alınan 2.900 m3 betondan gelmesi gereken 1.635 m3 olup o tarihe kadar da gerçekten 1645 m3 geldiğini, müvekkilin inşaatı devam ettirmek amacıyla satın almış olduğu betonun devamının gönderimi için ----- görüştüğünde kendisine beton alacağının kalmadığı bildirildiğini, yani satın alınan betondan 1.255 m3 kayıp olduğunu, bu durum için davalı ----- açıklama istendiğinde betonun bir kısmını başka inşaatlarda kullandığını itiraf ettiğini ancak yine de ortada büyük bir açık kaldığını, müvekkilinin eksik kalan kısım için yeniden beton almak durumunda kaldığını ve bunun karşılığında 1.823.100,00 TL ödediğini, bu ödemenin, ------ firmasının müvekkilini tek kalemde uğrattığı zararın bir göstergesi olduğunu, bu ve bunun gibi malzemelerden, SGK, harç, vergilerden, fazla ödenen paralardan, inşaata getirdiği 3. Kişiler üzerinden müvekkilini uğratmış olduğu zararların defter, belge, fatura ve alınacak raporlar doğrultusunda tam olarak tespit edileceğini, müvekkilinin davalı tarafın sürekli olarak anlaşma değişikliğine gitmek istemesi, - oranı çok yüksek olan anlaşmanın her defasında nakit oranının yükseltilmesi, ödemelerin sürekli aksaması ve kendisinin ödemeleri yapmak durumunda kalması, tüm bunlara rağmen inşaatın planlanan seyrinde devam etmemesi gibi nedenlerle 19.11.2021 tarihli ek sözleşme imzalanırken davalılardan teminat istediğini ve nitekim davaya konu takibin dayanağı olan ve fesih beyanı ile de karşı tarafça kabul edilen 1.500.000,00 TL'lik teminat senedini aldığını, senedin arka tarafına; "Bu senet alacak karşılığı değildir. Önden yapılan ödemeler içindir. Eğer işler yapılmaz ise geçerlidir." şeklinde şerh düşülerek her iki tarafça da imzalandığını, netice itibariyle davalı tarafından işler gereği gibi yapılmadığını, müvekkili tarafından yapılan fazla ödemelerin iade edilmediğini, hatta üstüne 3. Kişi beton firmasına verdiği çekin karşılığını ayarlayamadığından müvekkilinin bunu ödesin diye gönderdiği 350.000,00 TL'yi dahi beton firmasına ödemediğini ve müvekkiline iade de etmediğini, tüm bu sebeplerle; 19.11.2021 keşide tarihli, 21.08.2022 vade tarihli 1.500.000,00 TL bedelli teminat senedi ile bu vasfından dolayı ilamsız takip yapıldığını, ancak gönderilen ödeme emrine borçlular tarafından haksız bir şekilde itiraz edildiğini tüm bu nedenlerle borçlu davalıların,----. İcra Müdürlüğü'nün----- Esas sayılı dosyaya yapmış oldukları haksız itirazların iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine haksız ve kötü niyetli itirazları nedeniyle %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı müvekkillerİ arasında hukuki anlamda bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği tüm hususların ve ticari ilişki müvekkili davalı---- işletmesi İş Ortaklığının arasında meydana geldiğini, davacı tarafından da dava dilekçesi ve ekinde sunulan sözleşmeler bu durumun açık bir göstergesi olduğunu bu nedenle olayda davacının huzurda ki davada dava ehliyeti bulunmadığını tüm bu nedenlerle davanın öncelikle davacının dava ehliyeti yokluğundan , sonrasında hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ve ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ayrı ayrı UYAP'tan celp edilerek incelenmiş, ----- Belediye Başkanlığı'ndan davaya konu 16713 Ada 16 parsel üzerinde yapılan inşaata ilişkin ruhsat bilgileri ve mimari projesi, ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı ve davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları ve ---- Şirketi Genel Müdürlüğünden ----- İBAN numaralı hesabın açılış tarihinden dava tarihi olan █████/2023 tarihine kadar olan tüm kayıtları getirtilerek incelenmiştir.
Dava,----- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir.
Celp ve tetkik edilen ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından █████/2022 tarihli takip talebi ile 1.500.000,00 TL asıl alacak ile 7.19,86 TL İşlemiş Faiz
alacağının tahsili talepli, davalı takip borçluları hakkında ilamsız takip yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlularına ayrı ayrı █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı takip borçlularının █████/2022 tarihinde borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davada taraf sıfatı (husumet), dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur.
Davayı takip yetkisi ise; yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir.
Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur.
Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır (----.
Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur.
Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir.
Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, ---- Karar sayılı kararları). Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında; davacının da ortağı olduğu, dava dışı Açık Beton Yapı Ticari İşletmesi İş Ortaklığı ile davalı Barastar Mimarlık arasında inşaat yapımına ilişkin sözleşme ve ek sözleşmeler imzalandığı, icra takibine ve işbu davaya konu, teminat senedi olduğu belirtilen 1.500.000,00 TL bedelli senedin de bu sözleşmeler kapsamında düzenlendiği ve davacının davalı yüklenicinin sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri süresi içerisinde yerine getirmediğini, eksik işler olduğunu ileri sürerek, teminat senedini icraya koymuş, itiraz üzerine itirazın iptal davası açıldığı görülmektedir.
Adi ortaklık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliği haiz değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 51. maddesinde dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklıkların, tüzel kişilikleri bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle adi ortaklık halinde yönetici ortağa dava açmaya özel yetki verilmesi halleri dışında adi ortaklığın fiil ve taraf ehliyetleri bulunmamaktadır.
HMK’nın "Mecburi dava arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde ise; "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK'md. 60/1).
Adi ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davalar bakımından, adi ortaklığı oluşturan kişilerin TBK’nın 638. maddesi uyarınca taraf olarak birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifade ile adi ortaklığa ilişkin davaların ortakların hepsi tarafından birlikte ikame edilmesi veya açılan davada ortakların tamamının taraf olarak yer alması gerekir. Kısaca adi ortaklığın taraf olduğu hukuki işlem ve eylemlerde dava açma ehliyeti elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı TBK'nın 638., 818 sayılı BK'nın 534., TMK'nın 702. maddeleri) mecburi dava arkadaşı olarak bütün ortaklar tarafından birlikte kullanılması gerekir.
Taraf ehliyeti 6100 sayılı HMK'nın 114-(1)-d) maddesi uyarınca dava şartlarından olup yine aynı Yasa'nın 115-(1) maddesi gereğincede kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi kendiliğinden göz önüne alınmalıdır. Ancak yine aynı Yasa'nın 115-(2) maddesi gereğince dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmeli, bu süre içinde bu dava şartı noksanlığının giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde ise; davanın inşaat yapım sözleşmesi kapsamında, davalı yüklenicinin sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri süresi içerisinde yerine getirmediğini, eksik işler olduğunu ileri sürerek, teminat senedinin icraya konulması ve takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, az yukarıda da ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, davaya dayanak sözleşmelerde işveren sıfatının ---- İş Ortaklığına ait olduğu, işbu adi ortaklığın dava dışı ---Şirketi ile dava dışı ----. Şirketi tarafından ---- İlçesi, 16173 ada 16 parsel sayılı taşınmazdaki inşaatın yapılıp tamamlanması işi yönünden kurulduğu, davacı ----- ise █████/2022 tarihli "adi ortaklık tadil sözleşmesi" ile ---. Noterliğinin █████/2021 tarihli, ----- yevmiye nolu hisse devir işlemi ile dava dışı ----. Şirketi hisselerini devralarak, adi ortaklığa katıldığı, davacı yanca,----- İşletmesi İş Ortaklığının taraf olduğu sözleşmelerden kaynaklı işbu davanın tek başına açıldığı, ancak adi ortaklığın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından adi ortak tarafından tek başına dava açılamayacağından, diğer ortak -----. Şirketi ile birlikte işbu davanın açılması gerektiğinden, açılan davanın Aktif Husumet Ehliyeti Yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle)
:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin yatırılan harçtan mahsubu ile fazla alınan 17.465,25‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!