Anahtar kelimeler: Unvanıyla Nama Basılı Devirden Şnin İstemli Hissedarı Hissedara Unvanı Hisselerin

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı ..., sigortacılık faaliyetinde bulunmak üzere ilk olarak 09.01.1980 tarihinde ---- unvanıyla kurulduğunu, 25.12.2006 tarihinde şirketin %99,2 oranındaki hissesi el değiştirdiğini, unvanı da-----. olarak değiştiğini, Sigortacılık Kanunu gereği davalı ...Ş.’nin hisselerinin nama yazılı ve basılı olduğunu, --- hisselerin devir alındığı tarihte anonim şirketlerde en az 5 ortak şartı bulunduğundan nama yazılı hisselerin ---- 5 hissedarı tarafından yine 5 hissedara devredildiğini, devirden hemen sonra sermaye artırımı yapıldığını, şirketin sermayesinin her biri 1 TL’lik paylara bölünmüş olarak 17.700.000 TL olduğunu, bu sermaye artışı ve o günkü hissedarlara düşen yeni sermaye dağılımının 23.10.2007 tarihli ticaret sicilde yayınlandığını, 23.10.2007 tarihli ticaret sicilde yayınlanan 5 hissedar ve payların: 17.272.672 pay ile---- 345.320 pay ile ... + 73.157 pay ile ---- + 8.850 pay ile ---- + 1 pay ile ----- olduğunu, 2012 yılında anonim şirketlerde 5 ortak şartının kalkması sonucu hisselerin bir kısmının sahiplerince devredildiğini ve şirketteki hissedar sayısının 3’e düştüğünü, çeşitli zamanlarda yapılan hisse devirlerinin TTK, Sigortacılık Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereğince şirket pay defterine işlendiğini, bu arada, üçüncü şahıs ---- ait %95 oranındaki şirket hissesinin, -----tarafından yapılan icra takibi ve icra memurluğunca 15.02.2018 tarihinde yapılan ihale sonucu alacağına mahsuben iktisap edildiğini ve bu resen hisse devrinin ---- Ticaret Siciline 04.11.2020 tarihinde tescil ettirildiğini, üçüncü şahıs ----hisselerini alarak bir şekilde davalı ...Ş.’nin dolaylı hissedarı olacağını düşünen -----konkordato ilan etmiş bir şirket olduğundan, kanun hükümleri gereği davalı ...Ş.’ye doğrudan veya dolaylı hissedar olma hakkı müeyyide altına alınarak yasaklandığını davalı ...Ş.’nin son genel kurulunun 02.04.2019 tarihinde yapıldığını ve seçilen YK üyelerinin görevinin 02.04.2022 tarihinde sona erdiğini, yeniden genel kurul yapılmadığını, Üçüncü şahıs ---- şirketi, şirketin kanuni organsız kaldığı, şirketin feshine karar verilmesi riski ile karşı karşıya kaldığını belirtilerek 02.04.2022 tarihinde görevi biten yönetim kurulu üyelerine ----Noterliğinden 11.08.2022 tarihinde keşide edilen ----- yevmiye no.lu ihtarname ile yeniden genel kurul yapılması yönünde çağrıda bulunduğunu, işbu çağrının ---Noterliğinden 15.08.2022 tarihinde keşide edilen ----- yevmiye no.lu karşı ihtarname ile olumsuz cevaplanması sonucu üçüncü şahıs ---- şirketinin, gerekli çağrının kayyım vasıtası ile yapılması amacı ile -----ATM nezdinde dava açtığını, 23.02.2023 tarih ---- Esas ve ----- sayılı kesin nitelikte verilen karar ile SMMM ----- kayyım olarak seçilmesi ve davalı ...Ş.’nin genel kurul toplantısının yapılması konusunda yetki verilmesine karar verildiğini, kayyımın genel kurul yaparken TTK’na, Sigortacılık Kanunu’na ve ilgili yönetmeliklere uymadığını, nama yazılı hisse senetlerinin güncel sahiplik durumunu tespit etmek için pay defterini isteyip incelemediğini, sadece eski sicil kayıtları ve dosya bilgileri üzerinden genel kurul yaptığını beyan ettiğini, Kayyım---- düzenlediği raporun 2/3.sayfasında, pay defterinde kayıtlı gerçek hissedar olup olmadığını dahi tespit etmediği üçüncü şahıs---- şirketinin asaleten katılımıyla genel kurulu yapıp tamamladığını kabul ve beyan ettiğini, mahkemece seçilen kayyım ------ tarafından yapılan genel kurul çağrısı için, pay defterinde kayıtlı gerçek pay sahiplerine tebliğ edilmek üzere herhangi bir tebligat gönderilmediğini, kayyım raporunda tebligat gönderildiği belirtilen hissedarların bir kısmının uzun zaman önce hisselerini devretmiş olduğundan kayyım tarafından hissedarlığı kalmamış olan taraflara çağrı tebliği gönderdiğini, dolayısıyla, pay defterinde kayıtlı gerçek pay sahiplerine kanunun öngördüğü şekli niteliklere haiz, tebligat kanunu usulüne uygun herhangi bir çağrı gönderilmediğini ve çağrı tebliğ edilmediğini, kendilerine tebligat yapılmadığından pay defterinde kayıtlı pay sahiplerinin toplantının nerede, hangi saatte yapılacağı, nelerin konuşulup karar alınacağı hakkında haberlerinin olmadığını, nitekim 05.10.2023 tarihli kayyım raporunda da çağrının dosya kapsamında tespit edilen hissedarların adreslerine yapıldığının belirtildiğini, ikrar anlamındaki bu beyanın dahi çağrının kanunun aradığı şekle aykırı olarak yapıldığı ve çağrıdan haberi olmayan pay defterine kayıtlı pay sahipleri dışında işbu dava konusu toplantının gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, Pay defterinde kayıtlı olan güncel pay sahiplerinin ----olduğunu, pay defterine bakılmış olsaydı davalı ...Ş.’nin çoğunluk hisselerinin elinde bulunduğu görülecek olan ----- çağrı ve tebligat yapılmadığını, çağrı ve toplantıda alınan kararların TTK ile Sigortacılık Kanunu hükümlerine ve davalı ...Ş.’nin esas sözleşmesinde belirtilen şekle uygun yapılmadığından ve bu haliyle kanuna aykırı olduğundan takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere yok hükmünde olup, bu taleplerinin sayın mahkemece kabul edilmemesi halinde ise gerçekleştirilen çağrının usulüne uygun yapılmaması nedeniyle toplantıda alınan kararların iptaline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...’in Yönetim Kurul Başkanı olarak görev yaptığı müvekkili ----- şirketinin genel kurulunu bütün ısrarlı taleplere rağmen yapmadığını, kendi fiil ve eylemleri ile şirketin organsız kalmasına sebep olduğunu, müvekkili şirketin ana ortağının, şirketin %97,58 payına sahip ---- firması olduğunu, davacının ---- firmasındaki hisselerinin icra satışı sonucunda ----- tarafından satın alındığını, davacının dolaylı olarak müvekkili şirketin ortaklık yapısını kaybettikten sonra ----- firmasının müvekkili şirketteki hak ve menfaatlerine zarar verebilmek için elinden gelen her türlü işlemi yapmaya çalıştığını, davacı ...’in tamamen TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında bütün kurallara uyularak kurulmuş bir şirketi münfesih duruma düşürmek için Yönetim Kurulu Başkanlığı yetkisini kötü niyetli olarak kullandığını, müvekkili -----. şirketinin son genel kurulunun 02.04.2019 tarihinde yapıldığını ve seçilen yönetim kurulu üyelerinin görevinin 02.04.2022 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin ana hissedarı olan ----- firmasının; şirketin organsız kaldığını, şirketin feshine karar verilmesi riski ile karşı karşıya kaldığı belirterek -----Noterliğinin 11.08.2022 tarih ve ----- yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarnamede muhataplardan müvekkili firmanın genel kurulunun yapılması yönünde çağrıda bulunulmasının talep edildiğini, müvekkili şirketin 02.04.2019 tarihinde seçilen eski Yönetim Kurulu Başkanı davacı ...’in bu ihtarnameye istinaden gönderdiği ---- Noterliğinin 15.08.2022 tarih ve ----- yevmiye no.lu cevap ihtarnamesinde ise; eski yönetim kurulunun genel kurul çağrısı yapmadığını ve yapmayacağını, bu konuda hiçbir kanunu mecburiyetlerinin olmadığını bildirdiğini, ayrıca; davacı ...’in T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile T.C. Ticaret Bakanlığına hitaben 15.08.2022 tarihinde gönderdiği iki farklı dilekçede de müvekkili şirketin organsız kaldığını, genel kurul çağrısı yapılmadığını ve yapılmayacağını, bu nedenle şirketin fesih edilmesi gerektiğini belirttiğini, davacının kendi ihtarnamesinde ve Bakanlıklara göndermiş olduğu dilekçelerinde de açıkça görüleceği gibi davacının tamamen kötü niyetli olarak Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı müvekkili şirketin Genel Kurulunun toplanmasına engel olarak müvekkili şirketin münfesih duruma düşmesini ve bu sayede müvekkili şirketin dolaylı olarak ana hissedarı olan ----- doğrudan doğruya zarara uğratmaya çalıştığını, davacının, müvekkili şirkette görev yaptığı süre içerisinde kanunun kendisine yüklediği görevi yerine getirmediğini, davacı ...’in müvekkili şirkette 02.04.2019 tarihinde Yönetim Kurul Başkanı olarak seçildiğini, davacının, yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde ısrarla müvekkili şirketin genel kurulunun yapılmaması için çabaladığını, davacının, kanunun kendisine vermiş olduğu görevi açıkça yapmadığını, mahkeme kararı ile de genel kurulun yapılmasından sonra da hukuki hiçbir dayanağı olmayan iddialar ile genel kurulun iptalini talep ettiğini, Sigortacılık Kanunu kapsamında müvekkili şirketin hisse senetlerinin devredilebilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın izni gerektiğini, müvekkili firmanın bütün hisse senetleri nama yazılı olarak düzenlendiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirketin hisselerinin 04.01.2018 tarihinde-----şirketine devredildiğini beyan ettiğini, davacının bunu beyan ederken Sigortacılık Kanununun 9. Maddesinin 1. Fıkrasına hiç değinmediğini, bu madde çerçevesinde Bakanlıktan alınması gereken izin konusunda hiçbir açıklamada bulunmadığını, ayrıca müvekkili firmanın hisselerinin devredildiği iddia edilen ----firmasının, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ----- Mersis no ile kayıtlı ve %100 hissesi davacı ...'e ait olan bir şirket olduğunu, Davacının; müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu dönem içerisinde fiilen kendi kontrolünde olan müvekkili firmanın ----- ait olan hisselerini yine kendisine ait başka bir şirket üzerine devrettiğini iddia ettiğini, tamamen hukuka aykırı ve muvazaalı olduğunu, ----- firmasına yapıldığı iddia edilen hisse devirlerinin tamamen hileli ve muvazaalı işlemler olması nedeniyle geçersiz olduğunu, dava dışı ---- firmasının davacı ... hakkında --- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyası ile takibi bulunduğunu, kesinleşen bu takip çerçevesinde ----- firmasında davacı ... adına bulunan hisse payı üzerine 15.05.2015 tarihinde haciz konulduğunu ve hisselerin 22.03.2018 tarihinde satıldığını ve bu satışta hisselerin tamamının dava dışı ---- firması tarafından satın alındığını, açılan ihalenin feshi davası nedeniyle ----firmasındaki hisse devir işlemlerinin 04.11.2020 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihte hisselerin yeni malikinin ----- firması olduğunu, bu satış işleminden sonra ---- firmasında, dava dışı ----- firmasının hisse oranı %95 olarak gerçekleştiğini, hisse devir işleminin 04.11.2020 tarih ---- sayılı --- - Gazetesi ile ilan edildiğini, davacının muhtelif tarihlerde dava dışı ---- firmasına ve firma yetkililerine ihtarnameler çektiğini, mailler atıp ---- üzerinden yazışmalar yaptığını, davacının bu yazışmaların hiç birinde müvekkili firmanın ana hissedarı ---- adına kayıtlı hisseleri ----adında başka bir şirkete devrettiğine ilişkin hiçbir ibarenin yer almadığını, davacının, müvekkili firmanın hissedarlarından bir tanesinin de----. firması olduğunu ilk defa dava dilekçesinde iddia ettiğini, Yine davacı tarafından dosyaya sunulan 26.12.2023 tarihli beyan dilekçesi eki mail yazışmalarında da davacının müvekkili firmanın hisse senetlerini----devir ettiğine dair en ufak bir ibare bulunmadığını, hatta aynı beyan dilekçesinin ekinin davacı tarafından gönderilen mail de 2018 başında davalı şirketin hisselerinin bir konut geliştirme şirketine hisse devrivaadi ile yed-i eminlik sözleşmesi yapılarak devredildiği şeklinde beyanda bulunulduğunu, davacının dava dilekçesinde ise ----- firmasına ait müvekkili firmanın hisselerinin 04.01.2018 tarihinde devir ve teslim ettiğini iddia ettiğini, davacının kendisinin sunduğu her iki belgedeki ifadelerindeki tutarsızlığın; davacının ----- firmasına zarar verme kastı ile gözü dönmüş bir şekilde yaptığı gerçek dışı beyanın ve iddialarındaki tutarsızlığında göstergesi olduğunu, ayrıca ----- davacı ...'e ait hisseler üzerine ---- İcra Müdürlüğünün ----. sayılı dosyası ile 15.05.2015 tarihinde haciz konulduğunu, İcra Müdürlüğü tarafından hisse satışlarının 22.03.2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacının, ----- firmasına ait müvekkil firmanın hisselerinin ise 04.01.2018 tarihinde devir ve teslim edildiği iddia edildiğini, hisse devir tarihi ile hisse satış tarihinin bu kadar yakın olmasının bile davacının yapmış olduğu işlemin gerçek dışı olduğunun bir göstergesi olduğunu, yani davacı ---- firmasının hisselerinin satışından hemen önce ----- firmasına ait müvekkili firmanın hisselerini üçüncü kişi olan ---- firmasına devir ve teslim ettiğini iddia ettiğini, -----Firmasının %100 ortağının ise davacı ... olduğunu, davacının, müvekkili firmanın yönetim kurulu başkanı olduğu dönem içerisinde bir cebinden aldığı hisseleri (----) diğer bir cebine koyarak (--- ) Sayın Mahkemeye müvekkili firmanın hissedarının ----. Firması olduğunu iddia ettiğini, davacının adresi ile davacının müvekkili firmanın hisselerini devrettiğini iddia ettiği ----- aynı adreste bulunduğunu, bu hususun bile davacının yapmış olduğu işlemlerin tamamen hukuksuz olduğunun göstergesi olduğunu, ----.ATM tarafından görevlendirilen Kayyım----- gerekli tebligatları usulüne uygun olarak yaptığını, davacının Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı müvekkili firmanın genel kurulunun hangi tarihte ve nerede yapılacağını tam olarak bildiğini, müvekkili firmanın 11.09.2023 tarihinde yapılan genel kurulunun tamamen, kanuna, yönetmeliğe ve tüm mevzuata uygun olarak mahkeme tarafından görevlendirilen kayyım ----denetim ve kontrolünde yapıldığını, davalı firmanın dolaylı hissedarı ---- firmasının ----- Hisse payına sahip olması noktasında hukuki hiçbir ihtilafın bulunmadığını, davalı firmanın dolaylı hissedarı olan ----- firmasının 15.02.2018 tarihinde yapılan icra ihalesi sonucu almış olduğu hisselerin tescili aşamasında T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığına bildirimde bulunmuş olup söz konusu bakanlıktan herhangi bir itiraz gelmediğini, davalı firmanın dolaylı hissedara olan ----- firması söz konusu hissedarlığa tamamen yasal ve mevzuata uygun olarak sahip olmuş ve davalı firmanın ana hissedarı olan ----- firmasının ana hissedarı olduğunu, davacının taleplerinin yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle tamamen hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı şirketin, kuruluşundan bu yana tüm ticari sicil kayıtlarının ve davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin isim ve adresleri ayrıca davalı şirketin █████/2023 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısına ilişkin çağrı kayıtları, hazirun cetveli, genel kurul toplantı tutanağından bir sureti celp edilmiş, davalı şirketin tüm yasal ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya ve denetime elverişli kök ve ek raporlar alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava; davalı şirketin █████/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlarının yok hükmünde sayılması veya iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava dışı -----tarafından, davalılar ..., ----- aleyhine 20.09.2022 tarihinde, olağanüstü genel kurul istemli olarak ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- sayılı dosyasında verilen ---- Karar, 23.02.2023 tarihli
karar doğrultusunda, Mahkemece atanan Kayyım ---- verilen yetki ve görev doğrultusunda davalı ...
------ Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 11.09.2023 tarihinde yapıldığı; davacı ortağın, pay defterinde kayıtlı gerçek pay sahiplerine usulüne uygun çağrı yapılmaksızın toplantının gerçekleştiği ve alınan kararların TTK ve Sigortacılık Kanunu hükümleri ile davalı şirketin esas sözleşmesine aykırı olduğu iddiasıyla toplantının yok hükmünde olduğunun tespiti ve alınan kararların iptali talebinde bulunduğu, dosya kapmasına sunulan deliller ve bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan tespitler uyarınca davalı şirketin toplam sermayesinin 17.700.000,00 TL olduğu, bu sermayenin 17.272.672,00 TL'lik kısmının------ Şirketine, 417.478,00 TL'lik kısmının davacıya, 8.850.00 TL'lik kısmının ise---- ait olduğu, kayyım tarafından düzenlenen toplantıya davet mektubunun ----- kanalı ile █████/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak paysahiplerinin iptal davası açabilmeleri
için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu
muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti
zapta geçiren paysahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca davanın üç
ay içinde açılması ve bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyiniyet kuralına aykırı olduklarının da
kanıtlanması gerekir.
Yapılan davete rağmen toplantıya katılmayan ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmayan bir pay sahibi
ancak,
usulüne uygun toplantı davetinin yapılmamış olması,
gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması,
genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi,
genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy
kullanmaları,
müktesep hakların ihlal edilmiş olması hallerinden birinin varlığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu
kanıtlaması durumunda, iptal davası açabilir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı yönünden usulsüz bir davet söz konusu olmadığından
davacının genel kurula katılarak olumsuz oy kallanmaması ve muhalefet şerhini tutanağa geçirmemesi
nedeniyle iptal davası açma hakkının bulunmadığı sonucuna varılmakla; davalı şirketin toplam sermayesi 17.700.000 adet paya ayrılmış, iptali talep edilen genel kurul toplantısına 17.272.672 pay iştirak etmiş ve kararlar oy birliği ile alınmıştır. Davacı toplantıya katılmış olsaydı dahi kararların alınmasına engel olması mümkün değildir. Çağrının usulüne uygun yapılmaması ve gündemin gereği gibi ilan edilmemesi sonucu oluşan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun kabul edilmesi halinde dahi kararların iptal edilebilmesi için alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olması gerekir. Davacı iptalini talep ettikleri genel kurul kararlarının hukuka aykırı olduklarına ilişkin somut bir iddia ileri süremediği gibi herhangi bir somut delil de sunulmamış olup, dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda her ne kadar hatalı noktalar bulunsa da hukuki yorum ve nitelendirme mahkememiz heyetince yapılmak suretiyle haksız açılan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle)
:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 345,55‬ TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!