Anahtar kelimeler: Görmeyen Maliye Sunduğu Yollarına Şüpheli Müdafinin Görüş Ret İstemlerinin Etme
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

    SAYISI
    : ███████ E., ███████ K.
    SUÇ
    : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
    HÜKÜM
    : Mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞ
    : Ret, bozma
    Şikayetçi ... ve Maliye Bakanlığı Vekilinin Şikâyetçi Kurumlar ... ve ... adına sunduğu temyiz isteminin incelenmesinde; sanığa atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi kurumların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasına katılma ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Şikayetçi ... ve Maliye Bakanlığı vekili ve sanık müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun), kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunan, gerekçeli karar tebliğinden sonra hükmü temyiz ettiği anlaşılan şikâyetçi kurumun 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
    İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    1. Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e,son) bentleri ile üçüncü fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl 8 Ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür uygulamasına karar verilmiştir.
    2. Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, █████/2019 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, "Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükümdeki 5237 sayılı TCK.nun 158/3 maddesi uyarınca yapılan bir kat arttırım fıkrasının hükümden çıkarılması ile, hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca, belirlenen temel ceza olan 4 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezasından 1/6 oranında indirim yapıldığında, sanığın 3 yıl 4 ay hapis ve 833 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2 maddesi uyarınca, sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak takdiren bir gün 20 TL den hesap edilerek (833x20=16.600) sanığın 16.600,00 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına'' şeklinde düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    1.Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, aleyhine tanık beyanı olmadığına, yetersiz ve farazi bilirkişi raporu ile mahkumiyet kararı verildiğine, usul ve yasaya aykırı mahkumiyet kararının bozulması talebine;
    2.Katılan ... ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz istemi; sanığın eyleminin zincirleme suç oluşturup oluşturmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması ve re'sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine,
    İlişkindir.
    III. GEREKÇE
    I. Katılan ... ve Maliye Bakanlığı Vekilinin Şikâyetçi Kurumlar ... ve ... Adına Sunduğu Temyiz İsteminin İncelenmesinde
    Sanığa atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi kurumların 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasına katılma ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçiler vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
    II. Katılan ... ve Maliye Bakanlığı Vekili İle Sanık Müdafiinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
    A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
    Sanığın, "2010 yılında yapılan Komiser Yardımcılığı" sınavında sanığın örgüt üyeliği sebebiyle soruları önceden temin ederek sınavı kazanıp maaş alarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanığın tüm aşamalardaki beyanları, tanık A.K.nin, sanık savunmasını doğrular şekilde beyanda bulunarak, sınav öncesinde sınav sorularından bazılarının örgüt mensubu bir kişi tarafından kendilerine verildiğini belirtmesi, alınan bilirkişi raporunda söz konusu sınavda, sanığın on ikisi mahkeme tarafından biri idare tarafından iptal edilen on üç sorunun sekiz tanesine doğru cevap verdiği, ölçme ve değerlendirme uzmanlarınca 4 adet inceleme kriterinin dördüne de yakalanması nedeniyle "çok kuvvetli" şüpheli adaylar kategorisinde yer aldığının tespit edilmesi ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
    B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
    1. Suçtan zarar gören ve kovuşturmanın her aşamasında müdahale yoluyla kamu davasına katılma hakkı bulunan ... ve Maliye Bakanlığı'na iddianame ve duruşma günü usûlen tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle iddia hakkının kısıtlanması,
    2. Sanığın, 2010 yılında yapılan Komiser Yardımcılığı sınavının soru ve cevaplarını alıp sınava girerek bu hileyi kullanmak suretiyle komiser yardımcısı olup olup, ihraç edildiği 01.09.2016 tarihine kadar her ay bu sıfatla fazla maaş aldığı iddia ve kabul edilmekle, sanığın eyleminin zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
    Hukuka aykırı bulunmuştur.
    IV.KARAR
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ...'ın zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    07.01.2025 tarihinde karar verildi.
    KARŞI OY
    Dairemizin █████/2025 tarih, ██████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin kararına aşağıdaki gerekçeler ile katılmıyorum. Sayın çoğunluk ile ortaya çıkan uyuşmazlık TCK'nin 158/1-e, son, 3, 43/1, 62/1 maddeleri ile hüküm kurulurken zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
    KARŞI OY GEREKÇESİ
    :
    Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK'nin 43/1 ve devamı maddelerinde zinciri oluşturan her bir eylem bağımsızlığını korumakta buna karşılık cezalarında birlik sağlanmak suretiyle belirlenen ceza miktarı üzerinden yasada öngörülen oranlarda artırım yapılması öngörülmektedir. Diğer bir deyişle daha önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nin 80. maddesinde fiillerin birliği ilkesi benimsenmiş iken, TCK'nin 43/1 maddesinde cezaların birliği ilkesi benimsenmiştir.
    TCK'nin 43/1 maddesi ile uygulama yapılabilmesi için bağımsızlığını koruyan her bir fiilin aynı mağdura yönelik olması ve aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda işlenmiş olması gerekir.
    Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Hilenin kişiyi aldatacak derecede nitelikli olması da şarttır. Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda aynı mağdura (gerçek kişiye, özel veya kamu tüzel kişisine) nitelikli yalan teşkil eden hileli davranışların yönetilmesi ve bundan yarar sağlanması halinde birbirinden bağımsızlığını koruyan ancak TCK'nin 43/1 maddesi kapsamında zincir oluşturan suçlardan bahsedilebilir.
    Temyiz incelemesine konu olayda sanığın bir şekilde sınav sorularını önceden öğrenmek suretiyle komiser yardımcılığı sınavını kazandığı ve bu bağlamda hileli hareketlerle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiştir.
    Nitelikli yalan oluşturan hileli hareketlerin sınavı kazandığı sırada icra edildiği kuşkusuzdur. Sınavda başarılı sayılıp kamu görevini üstlenmesinden sonraki maaş ve diğer ücret ödemelerinde sanığın başkaca nitelikli yalan teşkil eden eylemleri söz konusu değildir. Başlangıçta sergilediği nitelikli yalan teşkil eden eylemlerle (verilen sınav sorularını önceden öğrenerek, komiser yardımcılığı sınavını kazandığı) ve kamu görevine atamasının yapıldığı kuşkusuzdur. Ancak kamu görevinin bu şekilde üstlenmesinden sonraki maaş ve diğer ücret ödemelerini almasında temadi eden yani zamana yayılan bir yaralanma söz konusudur. Bu sebeple TCK'nin 43/1 maddesinde belirtilen şekilde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı nitelikli yalan teşkil eden hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması söz konusu değildir. Bir başka deyişle hileli davranışlar başlangıçta sergilenmiş kamu görevine alınmakla sonuca ulaşmış ancak yararın temini zamana yayılmıştır. Bu sebeple sanığa verilen cezasından TCK'nin 43/1 maddesi uyarınca artırım yapılması hukuka uygun değildir.
    Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken TCK'nin 43/1 maddesinin uygulanmayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum. 07.01.2025

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!