Anahtar kelimeler: Özetidavacı Krediye Fon İlamsız Aşnin Borçlularının Takibe Den Borçlunun Ettiklerini

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ
: █████/2015
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
...14. İcra Müdürlüğünün ...Esas dosyası ile davalılar hakkında ilamsız takip başlatıldığını, ancak dosya borçlularının takibe itiraz ettiklerini, takibe konu edilen alacağın borçlunun ... AŞ den kullanmış olduğu krediye ilişkin Genel Kredi Sözleşmesi ve Ek Kredi Sözleşmesine dayandığını, ... AŞ'nin... devredildiğini, bu sebeple icra takip dosyasının ... tarafından takip edildiğini, alacağın fon alacağına dönüştüğünü, müvekkili şirketin bu alacağı TMSF den temlik aldığını, fonun alacaklı olduğu ve İİK uyarınca yapılan takiplerde itirazın satış dışında takip işlemlerini durdurmadığını, fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, alacağın devrinde devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklarda devralana geçeceğinden müvekkilinin fona tanınan haklardan faydalanabileceğini, davalıların (borçlu ...'un müşteri olarak, ...'un müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak) müvekkili şirkete borçlu olduklarını ancak bunu bildikleri halde takibe itiraz ettiklerini, söz konusu işlemin haksız ve kötü niyetli olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı her türlü yasal haklarının saklı kalması kaydıyla davalının ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın (kefilin sorumluluğunun kefalet limiti ve buna ilişkin faiz ve masraflarla sınırlı olmak üzere) iptalini, takibin takip talebindeki şartlarla devamını, yapılan itirazın kötü niyetle yapılmasından dolayı davanın asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı ...'un dava tarihinden önce vefat ettiğini, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itiraz dilekçesinin davacı yana tebliğ edilip edilmediğinin edildi ise tebliğ tarihi itibariyle yasa ile öngörülen 1 yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu alacağın davacının iddiasının aksine fon alacağı olmadığını, dolayısıyla 20 yıllık zamanaşımına tabi olmadığını, kredi sözleşmesinden doğan alacağın zamanaşımına uğradığını, borcun kabulü niteliğinde olmamakla birlikte takibe konu edilen asıl alacağın miktarının hatalı olduğunu, asıl alacağın 2.500,00 TL olduğunu, davacının hukuki ve maddi nedenlerini ortaya koyarak asıl alacağının miktarını ve dayanağını ispatlaması gerektiğini, davacının aslı gibidir kaşesi ve imza olmadan sunmuş olduğu belgelerin içeriğinin ve gerçekliğinin anlaşılamadığını, alacağın kefil olan müvekkili tarafından 1998-2001 yılı içerisinde cebri icra yolu ile ödendiğini, davacının ödenmiş dosya borcunun tahsili amacı ile dava konusu ikinci icra takibini başlattığını, müvekkilinin asıl alacağı ve ferilerinin tümünü icra dosyasına ödediğini, tüm bu nedenlerden dolayı ...'ın durumunun araştırılarak alacağın fon alacağı olmaması sebebiyle zamanaşımı itirazlarının kabulünü, dosyanın esasına girilmesi halinde kredi sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacak ve ferilerinin müvekkili tarafından 1998-2001 yılları arasında ödenmiş olması sebebiyle haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... A.Ş.'den gelen söz konusu davaya ilişkin davalı asıl borçlu ...”un ... A.Ş.'den kullandığı █████/4997 tarih, 2.500,00.TL bedelli ve işbu sözleşmeye ek olarak kullandırılan █████/1997 tarihli Genel Kredi sözleşmeleri, davalı asıl borçlu ve kredi kefilinden yapılan herhangi bir tahsilat bulunmadığı bilgisi,
2-Bilirkişi raporu,
3-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizin ...Esas ...Karar sayılı kararı ile davacının davasının reddine dari kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı kararı ile kaldırılarak dosya Mahkememize gönderilmiş, dava dosyası ...Esas sayılı sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalılar zamanaşımı ve ödeme def'inde bulunmuşlardır.
Dosya kapsamından, dava konusu sözleşmenin taraflarının davalı ... ile dava dışı ... A.Ş. olduğu, dava konusu alacağın ... A.Ş tarafından ... temlik edildiği, ... tarafından da █████/2002 tarihli Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi ile ... A.Ş.'ye temlik edildiği, ... tarihinde infisah olarak davacı ...A.Ş bünyesinde birleştiği anlaşılmakta olup, uyuşmazlık dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na █████/2003 tarihli 25328 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Yasanın 27. maddesi ile eklenen Ek madde 3 ile, (mülga) 4389 sayılı Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, bu aşamada uyuşmazlık konusu itibariyle “Fon alacağı” kavramı üzerinde de durulması gerekmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde “Fon alacağı” kavramı kullanılmıştır. Bu kavram 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na özgü ve Fon’un birden çok alacağını içeren bir üst kavramdır (Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 2009, s. 300). Ancak Fon alacağı kavramı, Fon’un alacaklı sıfatı bulunan tüm hâller bakımından müşterek bir kavram olarak kullanılmamaktadır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde Fon alacağının; birbirinden farklı türde alacakları bünyesinde barındıran bir üst kavram olmasının yanı sıra özel bir hukuki rejime de tabi olduğu anlaşılmaktadır. Zira Kanun’da Fon alacağı olarak nitelenen alacakların takip ve tahsiline ilişkin olarak özel himaye araçlarına yer verilmiş, ayrıca genel hükümlerden ayrılarak uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu itibarla Fon alacağı kavramının aynı zamanda hukuki bir statüyü ifade ettiği, sadece bu statü içerisinde yer alan alacakların Kanun’un öngördüğü özel himaye rejimine tabi olabileceği anlaşılmaktadır.
Fon alacağı kavramının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde kullanılmasına ve hukuki bir statü ifade edip, kapsamında yer alan alacaklar açısından özel bir himaye rejimi sağlamasına rağmen, Fon alacağının ne olduğu ya da hangi alacakları kapsadığı hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla Fon alacağı kavramına yüklenen anlamın ve kapsamın belirlenmesi, gerek özel himaye rejiminin uygulanması, gerekse alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi bakımından önem arz etmektedir.
Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Fon alacağına yüklediği hukuki statü, temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaları bünyesinde bulundurduğu için Fon’un hangi alacaklarının “Fon alacağı” kapsamında olduğunun sadece kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki şekli anlamda kanunlarla da Fon alacağı ihdas edilmesinin önünde bir engel bulunmamakla birlikte alt düzenleyici işlemlerle özel himaye rejimine tabi Fon alacağı ihdas edilemeyecektir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Fon alacağı için öngördüğü özel himaye rejiminin en önemli parçalarından birisi oldukça uzun bir zaman dilimini kapsayan zamanaşımı süresidir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi; “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile tanzim edilen zamanaşımına ilişkin düzenleme münhasıran 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları bakımından uygulama kabiliyeti bulacak ve bu Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Fon’un yetkilerinin ve görevlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan doğması, başkaca kanunlardan kaynaklanan alacakların dolaylı olarak bu Kanuna ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucunu doğurmaz. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde tanzim edilen zamanaşımı süresi münhasıran bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi olup, Fon’un tahsil yetkisini haiz olduğu alacaklara ilişkin genel bir zamanaşımı süresi belirlememektedir. Başka bir deyişle şekli anlamda başkaca kanunlarla bir alacağa Fon alacağı hukuki statüsünün verilmesi mümkün olmakla birlikte, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki bir kanunla tanzim edilen Fon alacağı, Kanun’un açık hükmü karşısında zamanaşımına ilişkin özel himaye rejiminden yararlanamayacaktır.
Bu aşamada 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Zira zamanaşımına ilişkin düzenlemenin uygulanabilmesi için Fon alacağı hukuki statüsünün 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda tanzim edilmesi gerekli olmakla birlikte, bu durum Fon alacağı kavramının kapsamını doğrudan tek başına belirlememektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde iki grup alacağa Fon alacağı hukuki statüsü tanınmıştır. Bunlarda birincisi Kanun’un açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı alacaklardır. İkincisi ise Kanun’da bu statünün bulunduğuna dair açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu alacakların Fon alacağı olduğu işin mahiyetinden anlaşılan alacaklardır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bir alacağı Fon alacağı olarak kabul etmişse bu alacaklar, Kanun’un açık hükmü karşısında Fon alacağı statüsünü iktisap etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 108/4. ve 132/8. maddeleri Fon alacağı statüsünün bu şekilde oluşumuna ilişkindir (Tekinalp, s. 301).
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı bir diğer düzenleme ise Kanun’un 132/8. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” hükmünü haizdir. Ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca Fon’un kendisine devredilen bankanın, alacaklarını devralması hâlinde, bu alacaklar Fon alacağı niteliği kazanmakta ve Fon alacaklarına ilişkin himaye rejimi tatbik kabiliyeti bulmaktadır. Zira Fon, hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bir bankanın; gerekli görülen hâllerle sınırlı olmak üzere, mali bünyenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması için gerektiğinde, alacaklarını veya zararlarını devralmaya yetkilidir (m. 107/5-b.5). Bu alacaklar Fon tarafından devralındıkları tarih itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacağı statüsünü kazanmakla birlikte aynı Kanun’un 141. maddesinde tanzim edilen özel zamanaşımı himayesinden yararlanabilmektedir.
Bu itibarla yukarıda bahsedilen Fon alacakları 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklandığı için anılan Kanun’un 141. maddesi gereğince bu Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak uygulanacaktır. Aslında bu düzenleme ilk olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan önce yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na 12.12.2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen ek 3. maddeyle getirilmiştir. Bu düzenleme ile söz konusu Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi, anılan Kanun’a eklenen ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren yirmi yıl olmuştur.
01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde, “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” hükmü getirilerek 141. maddede öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile yirmi yıllık zamanaşımının ilk defa öngörüldüğü 26.12.2003 tarihi itibariyle dolmuş olan zamanaşımı süreleri yeniden canlandırılmış olmaktadır.
Buna karşılık Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesi ise 26.12.2003 tarihinden önce zamanaşımı süresini dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzatmaktadır.
Bu nedenle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde yer alan “…zamanaşımı ve…” ibaresi 12.09.2014 tarihli ve 29117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli ve ... E, ... K. sayılı kararı ile borçlunun zamanaşımına uğramış alacaklarının yeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre doğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının geçmişe yönelik olarak elinden alınmasının hukuka olan güven duygusunu zedelediği ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her hâlde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.
Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Banka alacağı devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline geldiği için bu tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak buna karşılık alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi henüz dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.
Takip dayanağı sözleşmenin tarafı olan ... A.Ş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 26.09.2002 tarih, 826 sayılı kararı ile gayri nakdi yükümlülükler dahil diğer aktif ve pasifleri ile birlikte 30.09.2002 tarihi itibari ile ayrı tüzel kişiliğe haiz ...A.Ş. bünyesinde devren birleştirilmiş olup, ... A.Ş, ... A.Ş’nin 26.09.2002 sayılı ... kararı ile ... A.Ş’ne devredilmesi ve ... A.Ş’nin de 07.12.2005 tarihli Fon Kurulunun kararı ile unvanı değiştirilerek oluşturulmuş bir tüzel kişiliktir. Yani ...A.Ş. ...’na devredilen banka(lar)nın unvan değişikliğine uğramış halidir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2009 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sözleşmenin tarafı olan ... █████/2002 tarihli ... kararı ile ... A.Ş.'ye devredilmiş olması, ... A.Ş'nin de █████/2005 tarihli Fon Kurulunun kararı ile unvanı değiştirilerek ...A.Ş.unvanını almış olması, ...ise ...Fonuna devredilen banka(lar)nın unvan değişikliğine uğramış hali olması, dava konusu alacağın ... tarafından davacı şirkete temlik edilmiş olması karşısında devir tarihi itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi gereğince anılan Kanundan kaynaklanan fon alacağı hâline geldiğinden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi gereğince somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 20 yıldır. Bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalıların ödeme savunmasına ilişkin ise, dosyaya celp edilen kayıt ve belgeler ile davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 23.12.2015 tarihli beyan dilekçesinin ekindeki temliknamenin incelenmesinde, dava konusu alacağın esasen fona devredilen ... tarafından ... 4. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasında icra takibine konu edildiği, takip işlemleri devam ederken fona devredilen ...'ın alacağını 08.04.2022 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile dava dışı ...'ye devrettiği, Mahkememizce .... 4. İcra Dairesi'ne takip dosyasının celbi için yazılan müzekkereye ... 4. İcra Dairesinin 30.05.2017 ve 02.01.2018 tarihli müzekkere cevapları ilgi tutularak, 30.05.2017 tarihli tutanakta ... 4. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasının yenilenerek ... Esas sayısını aldığı ve imha edilmediğinin tespit edildiği, 30.05.2017 tarihli cevabi yazıda ... Esas sayılı dosyanın dosya alacaklısının ...'ye devredilmesi nedeni ile Arşiv Yönetmeliğine göre imha edilmediği, dosyanın eski ve yıpranık olduğu taramada bir çok evrakın okunamayacağı, borç miktarının 0,00 TL olduğunun bildirildiği, akabinde 02.01.2018 tarihli cevabi yazıda 10 yıllık zamanaşımı nedeniyle arşiv komisyonu tarafından dosyanın imhasına karar verildiğinin bildirildiği ve ... 4. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası 2010 yılında ... 4. İcra Müdürlüğünün yazı ekindeki █████/2010 tarih ve ... Muhabere sayılı yazısı ile imha edilmek üzere ... Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği, ancak imha edilmesine karar verilen bazı dosyaların...' ye devredilmesi nedeniyle Arşiv Yönetmeliğine göre imha edilmediği, daha sonra tekrar bu imha edilmeyen dosyaların da ... 4. İcra Müdürlüğünün █████/2020 tarih ...Muh. sayılı ... yılında işlemden kaldırılmasına karar verilen 24.653 adet icra dosyasının içerisinde ... 4. İcra Dairesinin ... sayılı dosyanın da imhasına karar verilerek ... Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği bildirilmiştir.
Her ne kadar davacının alacağının hesaplanması ve tespiti için Mahkememizce kaldırma kararı öncesi ve sonrasında bankacı bilirkişilerden rapor alınmış ise de, dava konusu icra takibine konu edilen alacak ile ... 4. İcra Dairesinin ...esas ( Yeni esas... Esas) sayılı dosyası takip dosyasındaki alacağın aynı sözleşmeden kaynaklandığı ve aynı alacak kalemlerine ilişkin olduğu, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, eş deyişle davacı tarafından ödeme savunmasına dayanak icra takip dosyasına konu alacak ile işbu davaya konu icra takibine dayanak alacağın farklı olduğu iddiasında da bulunulmadığı, ... 4. İcra Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında... Esas sayılı takip dosyasındaki bakiye alacağın (0) olarak gösterildiği, anılan İcra Müdürlüğü tarafından Mahkememize yazılan diğer müzekkere cevaplarında borç miktarının sehven (0) olarak bildirildiğine dair bir bilgi de verilmediği, ödeme savunmasına dayanak teşkil eden takip dosyasında bakiye alacağın olmadığı ve anılan takip dosyasının yetkili makamlarca imha edildiği de nazara alındığında davalıların ödemeye yönelik savunmasının sübut bulduğu vicdan ve kanaatine varılarak davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Davacı harçtan muaf olmakla harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,
Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,
Davalı... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı ... tarafından yapılan 5,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Davalı ...'a verilmesine,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans
: 6.281,00 TL
Davalı ... Gider Avansı
Yatırılan Avans
: 100,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Bilirkişi Ücreti
: 5.600,00 TL
Posta Giderleri
: 463,50 TL

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!