Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Krediler Akdedilen Kefil İmzaladığını İstinaden Kredi Müteselsil Şirkete

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ E. E- ████████ K.DAVANIN KONUSU
:İtirazın iptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığını, davalı gerçek kişinin kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kullandırılan kredilerin çekilen ihtara rağmen ödenmemesi üzerine kısmi alacağın tahsili için başlatılan... sayılı dosyasına davalı taraflarca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu ,itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ,%20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın kefalet sözleşmesinden kaynaklandığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu; genel yetki kuralı gereği yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını; esas yönünden ise, sözleşmelerin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, hükümlerinin geçersiz olduğunu, müvekkili ...'ın kefaletine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkillerine kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan ve ödenmeyen kredinin fer'ileriyle birlikte tahsili için alacaklı davacı tarafça, asıl borçlu ve kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olan davalı gerçek kişi hakkında girişilen kısmi ilamsız icra takibinde, bilirkişi raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere davacı bankanın davalılardan 6.653,383,80 TL nakdi; davalı şirketten kredi sözleşmesi gereği iade edilmeyen 33 adet çek yaprağı yönünden 52.230,00 TL gayrinakdi alacağının bulunduğu; kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan davalı gerçek kişinin nakdi borcun tamamından kefalet limiti ile sorumlu tutulması gerektiği, kefalet sözleşmesinde gayrinakdi depo taleplerine ilişkin düzenleme bulunmadığından davalı ...'a yönelik gayrinakdi alacak isteminin yerinde olmadığı; benimsenen bilirkişi raporu ile tespit edilen 6.653,383,80 TL nakdi alacağa yönelik her iki davalının itirazının ve 52.230,00 TL gayrinakdi alacağa yönelik davalı şirketin vaki itirazının haksız olduğu ve İİK'nun 67.maddesi gereğince iptalinin gerektiği anlaşılmış; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan nakdi alacak üzerinden davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine, reddedilen gayrinakdi alacak yönünden alacaklının kötü niyetinin kanıtlanamamış olması nedeniyle, bir kısım davalı-borçlu tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların ... sayılı dosyasında 6.653.383,80 TL nakdî alacağa ve davalı...AŞ (Eski Ünvan:P.... AŞ)'nin gayrinakdi alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin talepnamedeki diğer koşullarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, itirazın iptaline karar verilen toplam 6.653.383,80 TL nakdi alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.330.676,76 TL icra inkâr tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davalı ...'a yönelik gayrinakdi alacak isteminin reddine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından nakit alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, davalı ...'a yönelik gayri nakit alacak isteminin ise reddine karar verildiğini, raporun eksik inceleme ile düzenlendiğini, raporda kefil olan davalının kredi sözleşmesinde depo yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeni ile gayri nakit alacak yönünden hatalı tespitte bulunulduğunu, kredi sözleşmesinin 3.5.maddesinin gayri nakit krediler ile ilgili kefilin sorumluluğunun olduğunu belirterek, sözleşme uyarınca davalı kefilin gayri nakit alacak olan çek yaprağı depo bedelinden sorumlu olduğunu iddia ederek, davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın bir yıllık hak düşürücü süre sonrasında açıldığını, mahkemenin 3 nolu hüküm fıkrasında davalı gerçek kişi yönünden gayri nakit alacak isteminin reddine karar verildiğini ancak buna ilişkin kötü niyet tazminatının ispat edilemediği gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, çek depo bedeli niteliğindeki gayri nakit alacak talebinde bulunulduğunu bunun tek başına davacının kötü niyetini gösterdiğini, %60 temerrüt faiz oranını fahiş olduğunu, kredi sözleşmesindeki faiz oranının tarafların serbest iradeleri ile belirlenmediğini, takip konusu alacağın dayanağı olan kefalet sözleşmesinin yokluk ile malul olduğunu, TBK'nın 583. maddedeki düzenlenen şekil şartlarının söz konusu kefalette olmadığını, el yazılarıyla müteselsil kefaletin ne anlama geldiği ve kefaletin şartlarını düzenleyen bir ifadeye yer verilmediğini, sözleşmenin yoklukla sakat olduğunu, bankanın takibe geçebilmesi için öncelikle asıl borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiğini, kredi sözleşmesi kapsamında bağımsız bölümün davacı banka lehine 1. derece ipotek şeklinde ipotek kaydının olduğunu, TBK'nın 586. maddesi gereğince asıl borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olduğunun kabulü için banka tarafından ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılarak asıl borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olduğunun ortaya konulması gerektiğini, kat ihtarnamesinin usulüne uygun olmadığını, bilirkişi raporunun esası aydınlatma yeteneğine haiz olmadığını, eksik ve yetersiz inceleme ile karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddi ile müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı kefilin kefalet sözleşmesinden dolayı gayri nakdi alacağa ilişkin depo kararından dolayı sorumluluğunun olup olmayacağı, reddedilen miktar yönünden davalılar yararına kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin yerinde olup olmadı, %60 faiz oranının fahiş olup olmadığı, davacı tarafından başlatılan takibin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 17.09.2015 tarihinde bankanın ... Şubesi ile genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme bedelinin 50.000.000,00 TL olduğu, sözleşmede müşterinin dava dışı... AŞ şirketi olduğu, davalılardan... AŞ şirketinin 50.000.000,00 TL tutarında kefil olduğu, kefalet miktarının kefalet tarihinin el ile yazılı olduğu, diğer davalı ...'ında müteselsil kefil olduğu, kefalet limitinin kredi miktarı ile aynı olduğu, kefalet tarihi, adres, kefalet miktarı, kefalet türünün el ile yazılı olduğu, davacı banka tarafından 18.07.2018 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile dava dışı ipotek veren kredi borçlusu ... AŞ, kefil davalı ... AŞ, kefil ... ve dava dışı kefillere ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede, borcun ödenmemesi nedeni ile 17.07.2018 tarihi itibari ile kat edildiği, bankadan kullanılan kredilerden doğan borç nedeni ile ana para ve ferileri olmak üzere toplam 16.711.823,30 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, davacı banka tarafından kredi sözleşmesindeki kefiller aleyhinde ... sayılı dosyasında 19.10.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe konu alacağın 6.653.383,80 TL eşit taksitli kredi ile 52.230,00 TL gayri nakit alacaklar toplamı olduğu, icra takibinde tahsilde tekerrür etmemek kaydı ifadesinin yer aldığı, gayri nakit alacak olarak borçlu tarafa verilen ancak alacaklıya iade edilmemiş olan 33 adet çek yaprağından kaynaklanan 52.230,00 TL gayri nakdi teminat olarak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi talebinde bulunulduğu, davalı şirket tarafından icra takibine ve icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkisi ile birlikte borca itirazda bulunduğu, davalı gerçek kişininde takibe itirazda bulunduğu, davalıların itiraz dilekçelerinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir tebligat parçasının mevcut olmadığı, icra müdürlüğü tarafından 05.11.2018 tarihli karar tensip tutanağı ile itirazın süresinde olması durumunda takibin durdurulmasına, itirazın süresinde olmaması halinde takibin devamına, İİK 59.maddesinde belirtildiği şekilde peşin avans dosyaya ödenmediği ve itiraz dilekçesinde de posta pulu bulunmadığından kararın alacaklıya tebliğine yer olmadığına dair karar verildiği, davacı şirket tarafından 03.03.2020 tarihinde İİK 67.maddesi gereğince iş bu davanın açılmış olduğu, dava öncesinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, İİK 67.maddesi gereğince itirazın tebliği tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre başlayacağından ve itirazın tebliğ edilemediği anlaşıldığından davalıların hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığına dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 29.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile davalı ... AŞ arasında 17.09.2015 tarihinde 50.000.000.00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, ... A.Ş, ..., ... ve ...'un aynı limit üzerinden kefalet imzalarının bulunduğunun görüldüğü, kefalet imzalarının olduğu bölümde kefillerin adlarının, kefaletin müteselsil olduğu hususunun, kefalet tutarının ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığının görülmüş olduğu, kefaletlerin TBK'daki şekil şartlarına uygun olduğu, 14.09.2017 tarihinde davacı banka tarafından davalı asıl borçlu ... AŞ'ye kullandırılan 14.376.209,42 TL tutarındaki yapılandırma vasfındaki taksitli ticari kredinin 45 ay taksit ödemeli, yıllık %18,00 akdi faiz oranından açıldığının belirlendiği, kredi geri ödeme tablosuna göre ilk 15 taksitte sadece faiz ve BSMV ödemesi yapılması, 14.09.2021 tarihinde kredinin kapatılmasının kararlaştırıldığı, geri ödeme tablosunda, genel kredi sözleşmesinde imzası bulunan asıl borçlu ve müteselsil kefillerin imzalarının bulunduğunun görüldüğü, kredinin, genel kredi sözleşmesi kapsamında ve sözleşmeyi izleyen dönemde kullandırılmış olması nedeniyle kredi borcundan davalıların sorumlu olduğunun kanısına varıldığı, davacı bankanın, 3 taksit geri ödemesi yapılmadığı için asıl borçlunun kredisini kat ettiğinin anlaşıldığı, davacı bankanın asıl borçlu firma, müteselsil kefiller ve ipotek verenlere Üsküdar .... Noterliği marifetiyle gönderdiği 18.07.2018 tarihli kat ihtarnamesinin asıl borçlu ... AŞ'ye 20.07.2018 tarihinde tebellüğ edildiği, kefil ...'ın genel kredi sözleşmesinde beyan ettiği adresine 20.07.2018 tarihinde gönderilmesine rağmen adreste bulunamadığından merciine iade edildiğinin görüldüğü, genel kredi sözleşmesinin 6.3. maddesinde “borçlu ve kefillerin sözleşmede beyan ettikleri adreslerini değiştirmeleri halinde bankaya bildirimde bulunmakla yükümlü oldukları, sözleşmede beyan ettikleri adreslerine yapılacak tebligatları kabul etmiş sayılacakları” hükmüne istinaden, davalı müteselsil kefilin sözleşmede beyan ettiği adresine yapılan tebligatın geçerli kabul edilebileceğinin düşünüldüğünü, buna göre, asıl borçlu ... AŞ ve müteselsil kefil ...'ın temerrüt tarihi 21.07.2018 kabul edildiği, 17.07.2018 Kredi Kat Tarihi İtibariyle olması gereken Nakdi Alacak tutarının detay hesaplamasına yukarıda “İnceleme ve Tespitler” bölümünde yer verilmiş olduğu üzere toplam 16.498.998,58 TL olarak belirlendiği, buna göre, davacı bankanın 17.07.2018 tarihli kat ihtarnamesinde; anapara alacak tutarını 58.440,00 TL, kat ihtarnamesine kadar işlemiş akdi faizi 147.033,54 TL ve akdi faizin BSMV'sini 7.351,68 TL Fazla talep ettiğinin hesaplandığı, 58.440,00 TL'lik tutarın ise çek yasal yükümlülüğünden kaynaklanan gayrinakdi alacak olduğu, çek hamillerine ödeme yapılmadıkça nakdi alacağa dönüşmediği, sadece depo talebine konu edilebildiği, davacı bankanın 19.10.2018 İcra takip tarihi itibariyle olması gereken nakdi alacak tutarının "İnceleme ve Tespitler” bölümünde yer verilmiş olduğu, toplam 16.888.973,88 TL belirlendiği, buna göre, davacı bankanın icra takibinde talep ettiği 6.653.383,80 TL nakdi alacak tutarının uygun bulunduğu,toplam alacak tutarından davalıların sorumlu olduğu, TBK m. 121 uyarınca toplam alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilebileceği (davacı banka yıllık 6 60,00 oranında talep etmiştir) kanısına varıldığı, icra takibinde yer verilen, 33 adet çek için toplam 52.230,00 TL tutarındaki gayrinakdi alacağın depo edilmesi talebinin banka kayıtlarına uygun bulunduğu, bununla birlikte, müteselsil kefilin depo yükümlülüğü için genel kredi sözleşmesinde buna dair münhasır bir hüküm bulunması gerektiği düşünülmekte olduğu, dava dosyası içeriğindeki sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı görüldüğünden, depo yükümlülüğünün davalı kefil ... için söz konusu olmadığı kanısında olduğunu belirtmiştir. Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde; davanın genel kredi sözleşmesine göre açılmadığını çünkü davada asıl borçlu şirketin olmadığını, davanın kefalet sözleşmesine ilişkin olduğunu ve asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, kredi sözleşmesiyle ilgili olmayıp doğrudan doğruya kefalet sözleşmesi ile ilgisinin olduğunu, banka tarafından dava dışı asıl borçluya ihtarnamenin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, sözleşme kapsamında bankanın muaccel alacağının bulunmadığını, temerrüt faiz oranını fahiş olduğunu, davacı banka aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, başkaca bir bilirkişiden yeniden rapor alınmasını veya ek rapor alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı ...'a yönelik gayri nakdi alacak isteminin ise reddine karar verilmiştir.Mahkemece, 15.09.2021 tarihli düzenlenen muhtıra ile davalılar vekiline nakdi alacak yönünden 113.563,86 TL bakiye istinaf harcının muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde mahkeme harç veznesine yatırılması aksi takdirde HMK'nın 344. maddesi uyarınca istinaf talebinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. İhtarname davalılar vekiline 20.09.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak gerekli olan bakiye harç yatırılmamış ve mahkemece 07.10.2021 tarihli ek karar ile davalılar vekilinin nakdi alacak yönünden istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir. Ek karar 12.10.2021 tarihinde davalılar vekiline tebliğ edilmiştir. Ek karara yönelik davalıların herhangi bir istinaf başvurularının olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle nakdi alacak yönünden gerekli olan harç tamamlanmadığından davalılar yönünden yalnızca gayri nakdi alacağa ilişkin olarak istinaf incelemesi gerçekleştirilmiştir.Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi nedeniyle başlatılan takip ve açılan itirazın iptali davasında bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilerek rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda ,banka ile borçlu şirket arasında kullandırılan kredilere ilişkin olarak 14.09.2017 tarihinde kredi yapılandırmasının gerçekleştirildiği, geri ödeme tablosunda genel kredi sözleşmesinde imzası bulunan dava dışı asıl borçlu ve müteselsil kefillerin imzalarının bulunduğu tespit edilmiştir. 6 taksit sonrasında ödemelerin gecikmeli yapılması nedeni ile alacağın kat edildiği belirtilmiştir. Kredi sözleşmesinde davalı kefil yönünden TBK 583.maddesinde düzenlenen şekil şartlarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Kefalet sözleşmesinde yasal düzenleme gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil ifadeleri kefilin el yazısı ile düzenlenmiştir.. Davacı vekili tarafından genel kredi sözleşmesi gereğince kefillerin, gayri nakdi kredi bedellerinin depo edilmesinin talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ettiğini belirterek buna dair red kararının yerinde olmadığını belirtmiştir. Genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 583.maddesinde, belirtildiği üzere kefilin sorumlu olduğu azami miktarın sözleşmede belirtilmesi ve el yazısı ile yazılı olması gerekmektedir. Sözleşme tarihinde davacı bankanın gayri nakti alacağına dair depo bedeli belli olmadığı gibi bunun sözleşmede belirtilmesi de mümkün olmayacaktır. Bu durumda davalı kefilin gayri nakdî kredilerden dolayı depoya esas olan alacaktan sorumlu tutulmamış olmasınında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ Esas, █████████ Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan kefilin sorumluluğu bulunmamaktadır.Diğer taraftan, TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Somut olayda, banka tarafından kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerin geri ödenmesinde gecikmeler yaşanması nedeni ile taraflar arasında davalı kefillerinde imzalarının yer aldığı, yapılandırma sözleşmesinin gerçekleştirildiği anlaşılmış olduğundan yasal düzenleme kapsamında kefillere yönelik takip başlatılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuması yerindedir. Davalılar vekili tarafından gayri nakdi krediye yönelik olarak reddedilen miktar üzerinden davalı yararına İİK'nın 67.maddesi gereğince kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiği istinaf konusu yapılmış ise de yasal düzenleme kapsamında davalı yararına reddedilen miktar yönünden kötü niyet tazminatına karar verilebilmesi için icra takibinin haksız olması ile birlikte alacaklı tarafın takipte kötü niyetli olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı alacaklının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bilgi ve belge mevcut olmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf nispi karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 496,80 TL istinaf nispi karar harcının davalılardan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.02.2025