Anahtar kelimeler: Web Bam Sinai Sınai Fikri Yazim Tasarımhizmet Haklar Etkili İzmir

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2017 (Dava) - █████/2022 (Karar)
NUMARASI
: ████████ Esas - 2022/4 Karar
DAVA
: Alacak (Web Tasarım/Hizmet Sözleşmesine Dayalı)
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas-2022/4 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, daha nitelikli faaliyet sağlayabilmek için ... adlı firma ile faaliyet gösteren davalı ... ile █████/2016 tarihli hizmet sözleşmesi gereğince iletişim, tanıtım, reklam ve benzeri hizmetleri yürütebilmek amacıyla ihtiyaç duyulan Web Tasarım Projesi, Google Mobil Uygulama, Toplu Mail Gönderim Sunucusu (E-Marketing) ve verilen yazılımların teknik hizmetlerinin hazırlanması için anlaştıklarını, müvekkili tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini, hizmetlere karşılık olarak █████/2016 tarihinde 6.750,00 TL sözleşme peşinatı olarak ve █████/2016 tarihinde 8.260,00 TL, █████/2016 tarihinde 4.770,00 TL, █████/2016 tarihinde 5.000,00 TL sözleşme gereği ödeme olmak üzere toplam 24.780,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafça üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmeyip Web Tasarım Projesinin aktifleştirilmediğini, E-Marketing sistemine işlerlik kazandırılmadığını ve Google Mobil Uygulamasının hazırlanmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından edimlerin ifası için İzmir 25. Noterliğinin █████/2017 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı tarafın defalarca uyarıldığını, fakat tüm bu uğraşlara ve müvekkili şirketin iyi niyetine rağmen sonuç alınamadığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek anlaşma çerçevesindeki yazılımların düzenlenmesi için gerekli olan argümanları istenildiği zaman hızlı bir şekilde tedarik ettiğini, yaklaşık 1-2 ayda bitirilebilecek olan projenin zamanında yapılmadığını, aylarca sürüncemede bırakıldığını, işlemlerin yapılmaması sebebiyle müvekkili şirketin iş yükünün arttığını, ticari faaliyetlerinde problem yaşadığını, zarara uğradığını, bu sebeple sözleşmeden dönerek, ödenmiş olan hizmet bedellerinin iadesi ve uğranılan zararlarının tahsili için işbu davayı açma zorunluluklarının doğduğunu, davalı tarafın ise ödenen bedeller ile sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin ödemiş olduğu hizmet bedellerinin iadesi ve uğramış olduğu zararlarının giderilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere faizleriyle birlikte müvekkilinin ödemiş olduğu 24.780,00 TL hizmet bedellerinin iadesine ve uğramış olduğu zararlarının giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... isimli firmanın sahibi olduğunu, yazılım, reklam ve internet hizmetleri verdiğini, taraflar arasında █████/2016 tarihli 8 maddeden ibaret hizmet sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin yükümlülüklerinin madde 4'te düzenlendiğini, aynı sözleşmenin 5.maddesinde sözleşmenin süresinin ve bedelinin belirlendiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, uygulamaların hepsinin davacı şirket tarafından dava tarihinden öncesinde ve sonrasında kullanılmaya devam edildiğini, davacının, hiç dava açmamış gibi davranarak, müvekkilinden hizmetler hakkında destek almaya da devam ettiğini, buna dair yazışmaların ekte olduğunu, bu görüşmelerde davacı tarafından hizmetlerde sorun olmadığının belirtildiğini, müvekkiline ihtarname çekildiği iddia edilse de, bu ihtarnamenin müvekkilinin eski adresine çekildiği anlaşılmakta olup müvekkilinin tebliğ almadığını, bilgisinin olmadığını, her ne kadar sözleşmenin 5.maddesinde hizmetlerin bedeli toplamı 24.780,00TL (KDV dahil) ise de, müvekkili ile bu hizmet için 14.000,00.TL (KDV hariç) olarak anlaşıldığını, zira davacı delillerinde olan ihtarname ile müvekkiline 14.000,00TL + KDV ödeme yaptıklarını kendilerinin de kabul ettiklerini, bunun da davacının kötü niyetinin ispatı olduğunu, davacı şirketin bu sözleşmenin bedelinin yüksek tutulmasını talep ettiğini, çünkü KOSGEB'e bu sözleşmeyi sunacaklarını belirttiğini, işlemlerin gerçek fiyatlarının, şirket yetkilisinin el yazısı ile düzenlenmiş olup, delillerinde sunulduğunu, zira davacının sunmuş olduğu delillerde whatsapp konuşmalarında █████/2017 tarihindeki sohbette müvekkilinin, davacı şirketin kendisinden fazla fatura isteyip bunun yerine getirildiğini ve fazla ödemelerin kendilerine iade edildiğini beyan ettiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
Mahkemece, ".....Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacı ile davalının uygulama ve destek hizmet sözleşmesi kurduğu, davalının sözleşme yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmediği, aksaklıklar olduğu, davacının haklı nedenle feshettiği anlaşılmakla, davalının vermiş olduğu hizmet bedeli olan 2.750 TL'yi mahsup ederek 22.030 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesinin mahkemece uygun görüldüğü, her ne kadar davacı ıslah ile gecikme tazminatı istemiş ise de Y.23.HD'nin █████████ E.-█████████ K.sayılı ilamı dikkate alındığında; ıslah müessesesinin, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkân olmakla, bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşabilecek olan her hangi bir taraf muamelesinin, ıslah kurumunun yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmekte olduğu (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534), ıslah tek taraflı bir irade beyanı olup, geçerliliği için karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne gerek olmadığı, dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslahın mümkün olduğu, nitekim, HMK’nın 141/2. maddesinde de davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yoluyla davasının mahiyetini tebdil edebileceğinin kabul edildiği, ne var ki, açıklanan tüm hükümlerin gösterdiği üzere, ıslahla kastedilenin dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesi olduğu, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı, ıslahla dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasının mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesinde konu etmediği ayrı bir dava konusu olacak gecikme tazminatı da ıslah ile istenemeyeceğinden gecikme tazminat talebi yerinde görülmemiş olmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜYLE, 22.030 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının gecikme tazminatı isteminin reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Mahkemenin tüm talep hakkında karar vermediğini, mahkemenin davanın 22.030,00 TL yönünden kabulüne karar verdiğini fakat faiz taleplerinin kabulüne ya da reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurmadığını, dava dilekçelerinin sonuç ve istem kısmında müvekkili şirketin ödemiş olduğu 24.780,00 TL tutarın, işleyecek faiziyle beraber müvekkili şirkete iadesi talep edilmişse de mahkemenin gerekçeli kararında bu yönde bir açıklamaya yer verilmediğini, faiz taleplerine ilişkin mahkemece karar verilmemesi durumunun aynı zamanda adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkı gibi temel, Anayasamızda ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınmış olan hakları ihlal etmekte olduğunu, gecikme tazminatı talebinin reddinin de hatalı olduğunu, dosyaya sundukları ıslah dilekçesi ile gecikme tazminatı talebinde bulunulmuşsa da işbu taleplerinin mahkemece reddedildiğini ve gerekçe olarak gecikme tazminatının ıslah ile istenemeyeceğinin ifade edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında açıkça müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların giderilmesi talep edilmiş olup ıslah dilekçesi ile talep etmiş oldukları gecikme tazminatının da esasen davanın başında talep etmiş oldukları zarar tazmininin bir görünümü niteliğinde olduğunu, ıslah kurumunun, dava konusu edilen hususları karşı tarafın muvafakatine ihtiyaç duymaksızın genişletme ya da değiştirme özelliği göz önünde bulundurulduğunda, hali hazırda talep etmiş oldukları zarar tazmininin, gecikme tazminatı adı altında ıslah edilmesi usul ve yasaya aykırı olmayıp bu talebin reddinin hatalı olduğunu, son olarak, davanın açılma tarihinin █████/2017 olduğu düşünüldüğünde, müvekkili şirketin uzun zamandır asıl alacağından mahrum kaldığı gibi faiz hakkına da kavuşamamış olup müvekkili şirketin zararının bir nebze de olsa azaltılabilmesi amacıyla asıl alacağa, fesih tarihinden itibaren reeskont faiz işletilmesini ve bu yönde hüküm kurulmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin █████/2017 tarihinden bu yana alacağına kavuşamadığı gibi asıl alacağının gün geçtikçe değer kaybettiğini ve zararının gün geçtikçe arttığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Mahkemece salt dosyada mübrez bilirkişi raporu dikkate alınarak verilen kısmı kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, mahkemece, müvekkilinin yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğine ilişkin kanaatin salt bilirkişi raporuna dayandırıldığını, gerekçe olarak sadece 4 cümleye yer verildiğini ve hukuki değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporlarının alınıp mahkemece gerekçe olarak karara yazılması ve hukuksal değerlendirmenin mahkemece yapılmamasının bilirkişinin mahkemenin yerine geçmesine sebebiyet vereceğini, Anayasa ile güvence altına alınan gerekçeli karar haklarının da ihlal edildiğini, taraflar arasında 04.10.2016 tarihli hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerinin 4.maddede düzenlendiğini, müvekkilinin kendi üzerine yüklenen tüm edimlerini yerine getirdiğini, Web tasarım projesi işi bakımından; davalı şirkete ait internet sitesi olup, adresin ... olduğunu, bahse konu sitenin hosting hizmetinin 22.12.2016 tarihinde kurulduğunu, 28.12.2016' da yayına girdiğini ve trafik-ziyaretçi almaya başladığını, oysaki raporda tasarım aşamasında kaldığının belirtildiğini, sitenin halen kullanıldığı ortadayken bu yöndeki tespiti kabul etmedikleri gibi, sözleşmenin 2.500,00 TL olan bedelinin 1.000,00 TL bedelinin yerine getirildiğinde dair tespitin de kabul edilemez olduğunu, zira tamamının yerine getirildiğini, kurumsal mail hizmeti işinde; şirkete ait mail adresleri ve şifrelerin 22.12.2016 tarihinde oluşturulmuş olup yine davacı şirket talebi ile kurumsal mail adreslerini 09.02.2017 tarihinde başka bir sunucuya geçirdiğini, böylelikle talep edilen hizmetin verildiğini, davacının sorun yaşadığı iddiası ile de sunucusunun değiştirildiğini, e-postalar yönünden müvekkili tarafından destek sağlanıp çözümlendiğini, E-marketing hizmeti yönünden; müvekkili tarafından 26.01.2017 tarihinde açıldığını, davacı şirketçe, işten çıkarıldığı belirtilen bir kişinin mail adresinin kapatılması talep edilmiş olup, işlemin müvekkili tarafından yapıldığını, taraflar arasında sorunsuz şekilde hizmetin devam ettiğini, yine Google mobil uygulama işinin de; 19.03.2017 tarihinde yayınlanmaya başlamış olup sağlam ve eksiksiz olarak çalışarak, hali hazırda indirilebilir durumda olduğunu, google mobil uygulama eklerini müvekkilinin mobil uygulama ile birlikte hazırladığını ve teslim ettiğini, davacı şirketin halen dava sırasında dahi davalı ile çalışmakta olup en son 18.9.2017 tarihinde 'alan adı ve barındırma hizmeti' adı altında hizmet aldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; mobil uygulamanın, müvekkili tarafından yapılan bir hizmet olmadığını, bu konuda ... isimli şahsa iş verilmiş olup davacı şirkete sözleşme dışında 6.000,00 TL karşılığı iş yapacağının anlaşıldığını, ancak davacı şirketçe ücretin tamamı ödenmeyip sadece 1.500,00 TL ödenmesi ile, ...’nın sadece bu ücret kadar iş yapabildiğini, bu yönde müvekkiline isnad edilecek bir husus bulunmadığını, zira ilgili konuyla ilgili yazışma ve maillerin dosyaya sunulduğunu, bu konuda ...'ın tanık olarak dinletilmesi talep edilmişse de, tanık delillerinin yerine getirilmediğini, her ne kadar sözleşmenin 5. maddesinde hizmetlerin bedeli toplamı 24.780,00TL (KDV dahil) olmasına rağmen, müvekkili ile bu hizmet için 14.000,00 TL (KDV hariç) anlaşıldığını, zira delillerinde olan ihtarname ile müvekkiline 14.000,00TL + KDV ödeme yaptıklarını kendilerinin de kabul ettiklerini, davacı tarafın haksızca 24.780,00 TL talep ettiğini, bunun da davacının kötü niyetinin ispatı olduğunu, davacı şirket tarafından bu sözleşmenin bedelinin yüksek tutulmasının talep edildiğini, çünkü KOSGEB'e bu sözleşmeyi sunacaklarını belirttiklerini, müvekkili tarafından KDV dışındaki bedellerin davacı şirket yetkilisi ...'ye iade edildiğini, müvekkilinin sözleşme dahilinde üzerine düşen edimleri gereği gibi ifa ettiğini, her ne kadar davacı tarafça gecikme yaşandığı iddia edilmişse de bahse konu gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, buna ilişkin yazılı deliller sunulmuş olmasına rağmen mahkemece somut bir belirleme yapılmadığını, bu hususun eksik incelemeye sebebiyet vermiş olup kararın kaldırılması gerektiğini, 28.02.2018 tarihli dilekçe ile; ‘Müvekkilden temin ettiğimiz 18.09.2017 tarihli faturayı ekte sunuyoruz. Dava tarihi 17.05.2017 olup; ekteki 18.09.2017 tarihli fatura ile taraflar arasında halen hizmet ilişkisi devam etmekte olup; bunun üzerine görüşmeler devam etmektedir’ yönündeki beyanlarının gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, █████/2018 tarihli ıslaha itiraz dilekçelerindeki beyanlarının gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, delil listelerindeki iki tanığın dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini, alelacele karar verildiğini, yeterli delil toplanmadığını, mahkemece davacının talebinin fazlasına karar verildiğini ve sanki sözleşme bedelinin tamamı müvekkiline ödenmiş gibi davacıya tüm sözleşme bedelinin iadesine karar verildiğini, oysa sözleşme bedeli tarafların üzerinde anlaştığı tutar olup ödenen bedel olmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında düzenlenen 04.10.2016 tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında web tasarım projesi, google mobil uygulama ve toplu mail gönderim sunucusu (e-marketing) ve verilen yazılımların teknik hizmeti ile ilgili işlerin davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasına dayalı olarak sözleşmeden dönülerek, ödenen bedelin iadesi ve zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan █████/2018 tarihli kök bilirkişi raporunun ve davalının itirazları üzerine alınan █████/2018 tarihli ek bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının sözleşme ile üstlendiği işi zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, bu nedenle kusurlu olduğu, sözleşmenin 4.3 maddesinde davacıya sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih yetkisi tanındığı, dava tarihinden sonra yapılan incelemede halen eksik ve ayıplı işler bulunduğunun bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, bu nedenle davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacı tarafından sunulan banka dekontları ile de sabit bulunduğu üzere davacının davalıya yaptığı toplam ödeme tutarının 24.780,00 TL olduğu, bu bedelden davacı yararına olan ve davalının tamamladığı iş bedeli olan 2.750,00 TL’ nin düşülmesi sonucu davacının talep edebileceği tutarın 22.030,00 TL olarak tespit edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekili tarafından gecikme tazminatı talebi yönünden istinaf yoluna başvurulmuş ise de; davacının gecikme tazminatı yönünden miktar belirterek ve harcını yatırarak usulüne uygun açılmış bir davası bulunmadığı, ayrıca gecikme nedeniyle zarara uğradığını ispata elverişli bilgi ve belgeler de sunmadığı anlaşılmakla, mahkemece gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin faiz talebi yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; davacının dava dilekçesinde ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesini talep ettiği, ancak faiz başlangıç tarihini ve faiz türünü belirtmediği anlaşılmaktadır. Davacının faiz talebi bulunduğu halde, mahkemece faiz talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davacı tarafından her ne kadar faiz talep edilmiş ise de, faizin başlangıç tarihi davacı tarafça belirtilmediğinden faizin dava tarihinden itibaren başlatılması, ayrıca faizin türünün de gösterilmemesi nedeniyle yasal faiz olarak anlaşılması gerektiği nazara alınarak, davacının itirazı yerinde görülmüştür. Bununla birlikte anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas - 2022/4 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 22.030,00 TL'nin dava tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin tutarın REDDİNE, davacının gecikme tazminatı isteminin de REDDİNE,
2-Alınması gereken 1.504,86 TL karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 423,19 TL harcın mahsubu ile eksik 1.081,67 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 423,19 TL harcın da davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ne göre belirlenen 7.375,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen miktara göre AAÜT'ne göre belirlenen 2.750,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
5-Davada red/kabul oranının takdiren %20-%80 olduğuna, yargılama giderlerinin yanlar arasında bu orana göre pay edilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 762,50 TL yargılama giderinin %80'i olan 610,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 106,10 TL'nin %20'si olan 21,22 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
8-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,
IV-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davalıdan alınması gereken 1.504,86 TL istinaf karar harcından yatırılan 331,2‬0 TL harcın mahsubu ile kalan 1.173,66‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,
V-a-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
b-Davacı tarafından karşılanan 32,50 TL posta tebligat masrafı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 253,20 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!