Anahtar kelimeler: Çıkışlı Davamenfi Davalıalacaklı Davadavacı Davalıalacaklının Sok Amerika Birleşik Döndüğünü Devletleri

T.C.

İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
Müvekkilİ ...'nun Türk vatandaşlığının yanında aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğunu, uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletleri'nde ikamet etmekte olup, Türkiye'de ikamet etmediğini,
Davalı/alacaklı tarafından 11.06.2024 tarihinde 191.516,72 USD asıl alacak-237.186,50 USD takip çıkışlı ödeme emri düzenlendiğini, Davalı/alacaklının talebi üzerine ödeme emri ... Mah. ... Sok No 3/8 .../ ... adresine tebliğe çıkartıldığını, tebligat gönderilen adreste müvekkilinin tanınmaması sebebiyle tebligatın iade döndüğünü, bunun üzerine davalı/alacaklı tarafın talebi üzerine ... Mah. ... Sok No 3/8 .../ ... adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. Maddesine göre yeniden tebligat çıkartıldığını ve muhtara tebliğ yapıldığını,
Tebligatın muhtara yapılması üzerine icra müdürlüğünce dosya kesinleştirildiğini ve müvekkilinin taşınır/taşınmaz malları ile banka hesaplarına icra müdürlüğü tarafından haciz konulduğunu,
Müvekkilinin davalı/alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde alacaklı tarafından borcun dayanağının da belirtilmediğini, takip dosyası incelendiğinde takip talebine ek olarak yapılan bir faturanın olduğu ancak bu faturanın tarafınında müvekkili olmadığının anlaşıldığını,
Müvekkilinin takip talebi ekindeki faturayla bir ilgisi bulunmadığı gibi müvekkilinin faturanın da tarafı olmadığını, anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalı/alacaklı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla;
Öncelikle İİK m. 72/3 uyarınca alacağın %15'i tutarında bir teminat karşılığında ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine, neticede müvekkilinin, ... İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP/Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;
Müvekkil şirketin, yıllardan bu yana, kendi üretim tesisleri ve satış ağıyla, dünyanın pek çok ülkesinde, çorap sektöründe faaliyet gösteren ve ihracat gerçekleştiren bir şirket olduğunu,
Davacı ve ... Borçlu Şirket’in üç hissedarından ikisi olup davacının Borçlu Şirket’in yetkilisi olduğunu, borçlu Şirket’e ait sicil kayıtları talep edildiğinde bu husus açıklıkla ortaya çıkacağını,
Davacı ve diğer borçlu ...'ın, müvekkili şirket yetkilisi ... ile bağlantıya geçerek, müvekkili şirketten toptan çorap satın alma talebinde bulunduklarını, borçlu şirketin müvekkili tarafından tanınmadığını ve borçlu şirketin ABD’de bulunduğu için, müvekkili şirket yetkilisinin önce ticari ilişkiye sıcak bakmadığını, fakat davacı ve ...'ın, Türkiye’de sahip oldukları malvarlıklarını müvekkili şirket yetkilisine göstermek ve borçlu şirketin ödemelerine kişisel olarak garanti vermek suretiyle müvekkili şirket yetkilisinde güven uyandırmak suretiyle ikna ederek müvekkili şirketin borçlu şirkete ürün göndermesini sağladığını, müvekkili şirketin normal şartlarda, yeni çalışmaya başladığı şirketlerle, ürün bedelinin %50’sini proforma fatura ile peşin + bakiye bedeli ürünler gönderilmeden önce tahsil ederken, davacı ve ...’ın verdikleri güven neticesinde, Borçlu Şirket’e ürünleri, ürün bedelinin küçük bir kısmını peşin + geri kalanını yüklemeden itibaren 60 gün vade ile verdiğini,
müvekkili şirketin, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı ve ... arasında varılan anlaşma uyarınca anlaşılan ürünleri layıkıyla ve ayıptan ari olarak borçlu şirkete teslim ettiğini ve fakat ürünlerin satış bedeli davacı ve diğer borçlular tarafından sözlü ve yazılı olarak müteaddit kereler söz verilmiş ise de ödenmemiş olduğundan, müvekkili şirket tarafından, davaya konu icra takibi açılmak durumunda kalındığını,
Açılan iş bu davanın, haksız ve hukuka aykırı olup reddinin gerektiğini, Davacı ve diğer borçlu ...'ın, ABD’de kurulu şirketlerini kullanarak, en başından bu yana borcu ödeme niyetleri olmaksızın ve müvekkili şirket yetkilisinde Türkiye’de sahip oldukları malvarlığı üzerinden güven tesis etmek suretiyle aldatarak müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını, davacı ve diğer borçluların eylemleri son derece organize şekilde gerçekleştirilmiş olup müvekkili tarafından yapılan araştırmalar sonrasında, davacı ve diğer borçluların müvekkili şirketten satın alınan ürünleri Amerikan gümrüğünden geçirirken, sahte fatura ile, gerçek alım-satın fiyatının çok altında bir fiyat beyan ettikleri, böylelikle sahtecilik ve vergi kaçırma suçu işledikleri bilgisine erişilmiş olup adı geçenler hakkında Amerikan otoriteleri nezdinde hukuki işlem başlatmak üzere hazırlıklara da başlanmış bulunduklarını,
Hal böyleyken, davacının işbu dava ile borçlu olmadığından bahisle ileri sürdüğü iddia ve savunmaların dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu, Davacı ve diğer borçlunun eylemleri aynı zamanda culpa in contrahendo prensibine açıkça aykırı olup özel hukuk kapsamında haksız fiil teşkil etmekte olup, davacının, bu sebeple dahi olsa müvekkilinin uğradığı diğer zararlar yanında, yukarıda sözü edilen alım-satım işlemine ilişkin bedeli de faiziyle birlikte karşılamak yükümlülüğünde olduğunu beyanla;
Kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, Davacının kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava İİK 72 md gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ... İcra müdürlüğü nün ... sayılı takip nedeniyle davacı ... nun borçlu olmadığının tespiti, alacağın %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının hüküm altına alınması istemi konusunda olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların dava ve cevap dilekçesinde bildirdiği, ibraz edilen ve getirtilen deliller dosya içine alınmıştır.
... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden dosyamız içine alınmış, incelenmesinde; davalı alacaklı ... A.Ş. nin, davacı borçlu ... ve diğer borçlular hakkında alacağı nedeniyle toplam 7.703.082,24-TL alacak için icra takibi başlattığı belirlenmiştir.
... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında istenen davalı alacağının varlığı ve miktarı bakımından bilirkişiler ... ve Prof. Dr. ... dan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu uyuşmazlığın esası, Davalı/alacaklı tarafından davacı aleyhine ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyası ile 11.06.2024 takip tarihinde 191.516,72 USD asıl alacak-237.186,50 USD takip çıkışlı ödeme emri ile alacak talebinde bulunulması ve takibin dayanağı faturanın davacının bir ilgisi olmadığından bahisle menfi tespit talebinden ibarettir. dosyada mübrez icra dosyasının takip dayanağı ekinde bulunan fatura incelenmiş ve ilgili faturanın ... ile ilgisi bulunmadığı, ... ye düzenlendiği görülmüştür. Davacının takip dayanağı fatura ile ilgisi bulunmadığı yada başka bir ifadeyle faturanın tarafı olmadığı görülmüş ve Davalının dava dışı ... şirketinden 224.047,72 USD tutarında alacağı bulunduğu görülmüştür. Menfi tespit, Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır (HGK-K.████████).Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin
(borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. "..Somut olayda, davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak fatura düzenlenip, ticari defterlere kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir. Zira, dosya kapsamı itibariyle anılan faturanın davacıya tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi, taraf ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde takip konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı da tespit edilmiştir. Ayrıca, ancak akdi ilişkinin ispatı halinde mal teslimi hususunda tanık dinlenebileceğinden, akdi ilişki, uyuşmazlık kapsamında ise, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin varlığının tanık delili ile ispatı mümkün olmayıp, 6100 Sayılı HMK'nın 200 . maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması
gerekmektedir…” (Yargıtay 19. HD █████████ esas █████████ karar 21.02.2019 tarih) Emsal kararda açıklandığı üzere; ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyası ile talep ettiği 237.186,50 USD alacaktan sorumlu olmadığı; dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğu, davalı şirket ortağı ... nun borçtan sorumlu olmayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı aleyhine tedbir yada haciz uygulanmadığından kötü niyet tazminatı istemi kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-... İcra Müdürlüğü nün ... esas sayılı takip dosyasında davacı ... nun borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
2-Davalının yeni rapor alınması taleplerinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 526.197,55-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 131.549,39-TL harcın mahsubu ile bakiye 394.648,16-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.600-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 635.092,47-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 131.976,99-TL ilk gider, 14.000-TL bilirkişi, 387-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 146.363,99-TL. Yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ..
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!