Anahtar kelimeler: Greyderin Davaitirazın Tamiratını Manevra Yaparken Firmaya Eylemden Hasarlandığını Ekspertiz Kasko

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
:█████/2018KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... poliçe nolu 23.09.2017-23.09.2018 vadeli Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın, 06.10.2017 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki, ... nolu greyderin geri manevra yaparken sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde hasarlandığını, yaptırılan hasar ekspertiz incelemesi sonucunda araçta 56.064,28.-TL hasar meydana geldiğinin belirlenmiş olduğunu, bu miktarın █████/2017 tarihinde 47.512,00.-TL ve █████/2017 tarihinde 8.552,00.-TL olmak üzere aracın tamiratını gerçekleştiren firmaya ödendiğini, hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve Ticaret Kanununun 1472.maddesi hükmüne göre şirket sigortalısının yerine kaim olduğu ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakları şirketlerine intikal ettiğini, araç sürücüsü ...'nun, kazada % 100 oranında kusurlu olup, davalıların meydana gelen hasardan sorumlu olduklarını, davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz sebebiyle takip durduğundan iş bu davanın açıldığını, davalıların takibe, borca, faize ve ferilerine vaki itirazlarının iptaline, icranın devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazada aracın ....'ya ait olduğundan, müvekkili şirketlere tazminat istemiyle husumet yöneltilmesinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, dava konusu olay bakımından müvekkili şirketlere kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde müvekkili şirketlere kusur izafe edilemeyeceğinin tespiti bakımından, dosya kapsamında bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek şartıyla, dava konusu olay ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın kusuru ile gerçekleştiğini, müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık olan ... ... İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi nezdinde tutulan ... tutanak formlarından ... kısım şefi kanaatini içerir kaza tutanağında; ; " ... Firmasına ait 580 kapı nolu tırın, iş makinalarına yaklaşma kuralını ihlal ettiği ve kazanın bu faktörden dolayı oluştuğu kanaatindeyim." şeklinde beyanda bulunduğunu, işbu davanın hasara uğrayan aracın maliki olan ....'ya ihbarını talep ettiklerini, görülen davanın müvekkil şirketlere yöneltilmesinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, öncelikle aracın sigortacısına başvurulması gerektiğini, hiçbir şekilde müvekkili şirketler aleyhine tazminat talebinde bulunulabileceğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketlerin somut olay bakımından herhangi bir kusurunun da bulunmadığını, bu nedenle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ikame edilen huzurdaki davanın hasara uğrayan aracın sahibi ....'ya ihbarına ve müvekkil şirketler bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Mahkememizce verilen ... sayılı kararının davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ███████ Esas, █████████ Karar numaralı ilamı ile;"...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” denilmek suretiyle işletenin tanımı yapılmıştır. 2918 sayılı Kanunun 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Yargıtayın ve doktrinin kabul ettiği maddi ölçüte göre ise; trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.Yine aynı Kanunun 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Kabule göre kazaya kusuru ile sebebiyet veren aracın ... A.Ş.'den ....Noterliğinin █████/2014 Tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığı gözönünde tutulduğunda davalıların işleten sıfatının bulunduğunun kabulü ile sorumluluklarına karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.Kusura ilişkin alınan rapor ve ek raporlarda; ... Plakalı Aracın Şoförü ...’nun Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 137/B/1-b, maddesinde yer alan “Kamyon, otobüs, çekici, römork veya yarı römorklu bir aracın geri manevrası, sürücünün görüşüne açık alanda emniyetle sağlanamıyor ise, tehlikesizce geriye hareket edebilmeleri ve uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları mecburidir” maddesi gereği 1. dereceden asli tam kusurlu olduğu, davacıya sigortalı ... plakalı aracın şoförü ...’ın, olay anında aracını kurallara uygun olarak karşı taraftan gelen araca yol vermek için hareketsiz halde bulundurduğu esnada, gerçekleşen bu olayda kazanın gerçekleşmesini önlemek üzere alabileceği herhangi bir tedbirin bulunmaması nedeniyle kazanın oluşumunda, “atfa kabil bir kusurunun” olmadığı tespit edilmiştir.Ancak kaza sonrasında düzenlenen kaza olay tutanağında; ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın greyderin 25 metrelik iş sahasına girilmemesi gerekirken, 25 metrelik alana girmesi sebebiyle kusurlu olduğunun belirttiği ve davalıların kusur raporuna bu yönden itirazları bulunduğu ve alınan ek raporlarda bu yönden inceleme yapılmadığı ve tutanakla örtüşmediği halde başka bir bilirkişiden yeniden rapor alınmadan hüküm kurulması eksik incelemeye dayalı olmuştur.Yine yargılama sırasında davalılar tarafından cevap dilekçesinde davanın ....'ya ihbarı talep edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu talep hakkında herhangi bir karar verilmemiş, davalılara ilgili kişilere davayı ihbar etme imkanı tanınmamıştır. Davalıların dava sonunda ödeme yapmaları halinde rücu haklarının bulunduğu gözetilmek suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 61.vd. maddelerine göre usulüne uygun ihbar dilekçesinin sunulması halinde, davanın ihbarı yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, bu işlem yapılmadan yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur..." gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememize gönderilen dosyada yeni esas alınarak yargılamaya devam edilmiştir.Davalıların cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu ihbar talebinin kabulü ile, davanın ... Anonim Ortaklığı'na ihbarı ile adına davetiye ile tebliğine karar verilmiş ve usulüne uygun tebligat çıkartılmıştır.Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine kusur raporu aldırılmak üzere dosya gönderilmiş ve █████/2024 tarihinde Adli Tıp Raporu dosyaya sunulmuştur.Mahkememizce █████/2025 tarihinde Makine Mühendisi, Adli Trafik Uzmanı, Sigorta Uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.GEREKÇE
:Dava, ödenen sigorta tazminatının rücuna ilişkin başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun █████/2020 tarih, .... sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Talep edilen alacak, sigortalı ... plakalı aracın zarar görmesi üzerine sigortalıya yapılan hasar ödemesine dayanmaktadır. Davacının dava takip yetkisi halefiyet ilkesinden kaynaklanmaktadır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder.Mahkememizce kaldırma kararı öncesi yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiş; istinaf ilamında tarafların kusur durumunun araştırılması ve ihbar talebinin değerlendirilmesi için mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı doğrultusunda ihbar talebi kabul edilerek dava, davalının talebi üzerine, ... A.Ş.’ye ihbar edilmiştir. Kaldırma kararında davalıların zarardan sorumlu olduğu vurgulandığından kaldırma sebebi yapılmayan bu husus mahkememizce yeniden incelenmemiştir. Tarafların kusur durumuna ilişkin yapılan incelemede, kazanın meydana gediği yerin karayolu olmaması, iş sahası olması sebebiyle iş güvenliği uzmanının da dâhil olduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Raporda davalıların iş alanında gereken güvenlik ve koruma önlemlerini almaması sebebiyle kusurlu olduğu, yine greyder operatörünün kusurlu olduğu, davacının sigortalısı araç şoförünün ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalıların yüklenici firma olması gözetildiğinde greyder operatörünün kusurundan da işveren olarak sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla meydana gelen kazada davalıların kusuru tam olup, davacı tarafın kusuru bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda davacının yaptığı ödemenin kaza ve hasar bilgilerine göre kadri maruf olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle asıl alacak yönünden davacının davalılara rücu talebinin haklı olduğu, davalıların itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.İşlemiş faiz talebi yönünden yapılan incelemede davacının ödeme tarihi ile takip tarihi arasında 1.293,21 TL işlemiş faiz alacağı talep edebileceği, ancak takipte 1.228,03 TL talep edildiği ve taleple bağlılık ilkesi uyarınca takipte talep edilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır. İcra inkâr tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta değerlendirme yapılamamıştır.Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının TTK md. 1472 uyarınca halefiyet ilkesi uyarınca dava takip yetkisi bulunduğu, meydana gelen kazada davalıların tam kusurlu olduğu ve davacının ödediği tazminatın kadri maruf olduğu kanaatiyle, rücu talebinin haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın kabulüne; .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline; takibin 56.064,00 TL asıl alacak ve 1.228,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.292,03 TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına,2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.913,62-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 978,41-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.935,21-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 978,41-TL Peşin/nisbi Harcı, 24.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.554,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 27.568,81TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...Hakim ...