Anahtar kelimeler: Asbkdbçvş Btö Tim Lice Bölücü Patlatılması Bingöl Aleyhlerine Kenarında Patlayıcının
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR)
: 1) ... Bakanlığı / ANKARA
2) ... Genel Komutanlığı / ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
İSTEMLERİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Jandarma Asb.Kd.Bçvş olarak görev yapan davacı tarafından, Diyarbakır ili, Lice İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde olay yeri inceleme tim komutanı olarak görev yaptığı sırada █████/2015 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolu üzerinde bölücü terör örgütü (BTÖ) tarafından yol kenarında bulunan el yapımı patlayıcının patlatılması sonucu yaralanmasında davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 227.379,85 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Diyarbakır ili, Lice İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde olay yeri inceleme tim komutanı olarak görev yapan Jandarma Asb.Kd.Bçvş olan davacının, █████/2015 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolu üzerinde bölücü terör örgütü (BTÖ) tarafından yol kenarında bulunan el yapımı patlayıcının patlatılması sonucu yaralandığı, Mahkemelerinin █████/2017 tarihli ara kararına verilen █████/2017 tarihli cevabi yazıda; mezkur olay nedeniyle yaralanan davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 3. maddesi uyarınca Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 19.514,14 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği, davacı hakkında verilen maluliyet kararının bulunmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca davacıya vazife malullüğü aylığının bağlanmadığı, ... tarih ve ... dosya numaralı mesaj formunda mezkur olayın terör eylemi olması nedeniyle idari tahkikat heyetinin teşkil etmediği ve olayla ilgili olarak başlatılan adli tahkikat sonucunda kusurlu olan personelin bulunmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca ödenen 19.514,14 TL nakdi tazminat tutarları dikkate alındığında, davacının aktif ve pasif dönemde maddi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddi ile davacının kamu hizmetini yürütürken görevin sebep ve tesiri ile yaralanması sonucunda duyduğu ve ömür boyu duyacağı ızdırabın karşılığı olarak manevi tazminat isteminin kabulüyle 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince, davacının Jandarma Astsubaylık görevinin halen devam ettiği, hakkında maluliyet kararı bulunmadığından SGK tarafından maluliyet aylığı bağlanmadığı ve olay nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında 19.514,14 TL nakdi tazminat ödendiği, dolayısıyla davacının uğramış olduğu somut bir maddi zararı bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmişse de, bu sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının olay nedeniyle engelli hale gelip gelmediğinin (işgücü kaybına uğrayıp uğramadığının), engelli hale gelmişse bu durumuna uygun idari (geri) bir göreve atanıp atanmadığının, engel durumu (oranı) ile olay öncesi ve sonrası yaptığı görevlerin; işin güçlüğü, yoğunluğu, yapılış biçimi ve mesai saatleri dikkate alınarak, eski görev yerinde sarf etmesi gereken emek ve güce (efora) kıyasla yeni görev yerinde sarf edeceği emek ve gücün (eforun) nisbi olarak ne kadar azaldığının ve bu azalmanın meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmayı ne oranda telafi ettiğinin ve ayrıca yeni görev yeri ile eski görev yeri arasında maaşında bir düşüş meydana gelip gelmediğinin araştırılmak ve tespit edilmek suretiyle davacının işgücü (meslekte kazanma gücü) kaybı dolayısıyla uğradığı zararın belirlenmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan afaki verilere ve varsayımlara dayalı olarak hüküm kurulduğu, nitekim davacının, görev yaptığı Sivas ilinde başvurduğu Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalınca düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; %13 oranında engelli olduğunun belirlendiği, bu rapora istinaden Dairelerince davacının olay öncesi ve sonrası bulunduğu kadro yerlerinin ve yaptığı görevlerin; işin güçlüğü, yoğunluğu, yapılış biçimi ve mesai saatleri dikkate alındığında, arasındaki farkların neler olduğu ile yeni atandığı görev yerinde aldığı maaş ile eski görev yerinde emsali personelin aldığı maaş durumu davalı idareden sorularak, konuya ilişkin gerekli bilgi ve belgeler temin edildikten sonra █████/2019 tarihli ara kararı ile davacının %13 oranında engelli olduğu ve davalı idarece durumuna uygun idari bir göreve atandığı dikkate alınarak, eski görev yerinde sarf etmesi gereken emek ve güce (efora) kıyasla yeni görev yerinde sarf edeceği emek ve gücün (eforun) nisbi olarak ne kadar azaldığının ve bu azalmanın meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmayı ne oranda telafi ettiğinin tespit edilmesi suretiyle davacının işgücü (meslekte kazanma gücü) kaybı dolayısıyla uğradığı zararın belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda davacının 227.379,85 TL maddi zararının belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak ve davacı tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek davacının maddi tazminata yönelik istinaf isteminin kabulüyle 227.379,85 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden, 226.379,85 TL'sine miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulüyle manevi tazminatın amaç ve niteliği, davacının duyduğu acı ve üzüntü dikkate alınarak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:
Davacı tarafından, dava konusu olay neticesinde tüm vücut fonksiyon kaybı %13 olduğu halde Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda %8,45 üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edilemez olduğu, olay öncesi ve sonrası görevi arasında aylık farkı olduğu, maddi zararının karşılanmadığı, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından, dava konusu olaydan itibaren davacının tüm tedavisine yönelik tedbirlerin alındığı, eksiksiz yerine getirilmesinin sağlandığı, idarelerince yapılan ödemelerle davacının zararının karşılandığı, idarelerinin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğunun da bulunmadığı, davanın reddi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
: Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından davacının temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Davacının temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
Davacının, Diyarbakır ili, Lice İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde Jandarma Asb.Kd.Bçvş rütbesiyle olay yeri inceleme tim komutanı olarak görev yaptığı sırada █████/2015 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolu üzerinde bölücü terör örgütü (BTÖ) tarafından yol kenarında bulunan el yapımı patlayıcının patlatılması sonucu yaralandığı, görmüş olduğu tedavi ve istirahat sonrası önce il içi atama ile Çınar İlçe Jandarma Komutanlığı Harekat Eğitim Kısım Amirliği emrine, sonrasında GATA Sağlık Kurulunca hakkında "Kıta Komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görev yapar." şeklindeki rapor dikkate alınarak 2016/Ağustos genel atama döneminde Sivas ili, Yıldızeli İlçe Jandarma Komutanlığı Asayiş ve İstihbarat Kısım Amirliğine atanan davacı tarafından, olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle █████/2016 tarihinde davalı Jandarma Genel Komutanlığına yapılan başvurunun reddi üzerine 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 227.379,85 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Davacının, görev yaptığı Sivas ilinde başvurduğu Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalınca düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; %13 oranında engelli olduğu belirlenmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince davacının maddi zararının belirlenmesine yönelik dosya üzerinden yaptırılan üçlü bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan █████/2020 tarihli raporda özetle; davacının eski (kıta) görevi ile yeni (karargah) görevi arasında Çalışma Saatleri, Sosyal Haklar, Terör (Hayati Tehlike)Riski, İş Kazası, Trafik Kazası Riski, Beden ve Ruh Sağlığı, Adli ve İdari Soruşturma Riski, Ailevi Düzen, Çalışma Temposu, Güç Sarfı-Fiziksel Efor ve Askeri Performans olmak üzere 10 (on ) kıstas üzerinden yapılan karşılaştırmalı değerlendirmeye göre eski (kıta) görevi 100 (yüz) birim puan üzerinden değerlendirildiğinde, yeni (karargah) görevinin 65 puan olarak değerlendirildiği, yeni görev yerinin iş güçlüğünün (risk oranının), eski görevine göre %35 daha az olduğu, diğer bir deyimle eski görev yerindeki harcayacağı eforu 100 kabul ettiğimizde yeni görev yerinde harcanacak eforun 65 olacağı, maluliyet oranı (iş gücü kaybı oranı) %13 olduğundan, davacının, yeni görev yerindeki efor kaybının %100 : %65 : %13 = %8,45 (yüzde sekiz virgül kırkbeş ) olacağı, ayrıca davacının yeni görev yerinde elde ettiği maaş gelirinin eski görev yerinde elde ettiği maaş gelirinden daha az olduğu, bu nedenle önceki ve sonraki görev yerleri arasında maaş farkının ödenmesi gerektiği, buna göre davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarı hesaplandığında; olayın meydana geldiği tarihte 38 yaşında olan davacının TRH 2010 ortalama yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 36 yıl 9 ay 22 gün olduğu, olay sonrasında 270 gün boyunca tedavi ve istirahat raporu kullandığı süre boyunca %100 malul sayılması gerekmekle birlikte, kamu görevlisi olması sebebiyle bu süre zarfında gelirinde bir azalma olmaması ve ilgili sürede çalışmadığı için efor kaybına bağlı herhangi bir zararının da oluşmaması sebebiyle çalışma gücünün geçici kaybı dönemine ilişkin tazminat tutarı hesaplanmadığı, davacının yaşadığı yaralanma neticesinde çalışma gücünün sürekli kaybı nedeniyle işlemiş faal (aktif) dönem zararının 4.251,69 TL, işleyecek faal(aktif) dönem zararının 125.477,16 TL ve pasif (emeklilik) dönemi zararının 65.838,17 TL olduğu; yaşadığı yaralanma neticesinde uğradığı maaş kaybının ise 51.326,97 TL olduğu; buna göre toplam zararının 246.893,99 TL olarak hesaplandığı, Nakdi Tazminat Komisyonu kararı ile ödenen net 19.514,14 TL nakdi tazminat düşülerek davacının uğradığı zararı 246.893,99 TL - 19.514,14 TL = 227.379,85 TL olarak belirlenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
A- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybı zararı yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu olay neticesinde davacının daimi maluliyeti bulunması nedeniyle GATA Sağlık Kurulunca hakkında "Kıta Komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görev yapar." raporu verilmesi üzerine ataması yapılan davacının, eski (kıta) görev aylığı ile yeni (karargah) görev aylığı karşılaştırılmak suretiyle davacının kazanç kaybı zararının belirlenmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararın kazanç kaybına ilişkin kısmının aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, dava konusu olay nedeniyle karargah görevine atanan davacının bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla emsali kıta görevinde çalışan Asb.Kd.Bçvş.'un almakta olduğu görev aylıkları ile rapor tarihi itibarıyla davacının almakta olduğu aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün davalı idarelerden sorularak, gelen cevaplara göre kıta görevinde çalışan Asb.Kd.Bçvş.'un almakta olduğu görev aylığı ile davacının almakta olduğu karargah görev aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın toplamının davacının aktif dönemde işlemiş zararı olduğu kabul edilmelidir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan bu dönemde, davacının emsali kıta görevinde çalışan Asb.Kd.Bçvş.'un almakta olduğu görev aylıkları ile rapor tarihi itibarıyla davacının almakta olduğu aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (eski görev aylığı ile yeni görev aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, her iki aylıkta meydana gelen artışlar ile zararın peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla davacının eski görevinde yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığı ile yeni görevinde bağlanabilecek emekli aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
2) Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı güç kaybı (efor) zararı yönünden yapılan inceleme:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Dava konusu olay neticesinde Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalınca düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; %13 meslekte kazanma gücünü kaybettiği belirlenen davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
B- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyiz konusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararıyla, olayda idarenin herhangi bir hizmet kusurunun olmadığı ve sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayalı olduğu gözetilerek ... İdare Mahkemesi'nce davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen karara yönelik davalı idare istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile manevi tazminatın amaç ve niteliği, davacının duyduğu acı ve üzüntü dikkate alınarak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay neticesinde davacının kalıcı maluliyetinin oluşması, ömür boyu etkileri sürecek olan zararın giderilebilmesi için manevi tazminat isteminin tamamının kabulüne hükmolunması gerektiği sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesince davacının manevi tazminat isteminin kısmen reddi sonucunu doğuracak şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine,█████/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!