Anahtar kelimeler: Antrenör Antrenörlük Kıdemli Mezun Alabilmeleri Aranmaksızın Eğitimi Onuncu Sınavına Eğitimine
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
DAVACI
: ... Derneği
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN_KONUSU
: █████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Antrenör Eğitimi Yönetmeliği"nin 20., 21. ve 23. maddelerinin tamamı ile 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI
: Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesi yönünden, üniversitelerin antrenör eğitimi bölümlerinden mezun olanların kıdemli antrenörlük belgesi alabilmeleri için uygulama eğitimine ve sınavına tabi tutulmaları koşulunun getirildiği, ancak mülga Yönetmelik hükümlerine göre ilgili bölümlerden mezun olanlar için sınav şartı aranmaksızın doğrudan kıdemli antrenörlük belgesi verildiği, dolayısıyla mülga Yönetmeliğin yürürlükte olduğu tarihte üniversitelerin antrenör eğitimi bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin haklı beklentilerinin dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesi ile ihlal edildiği, Spor Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından verilmekte olan, iki ya da üç hafta süren antrenör eğitimi kurslarının ve açık-yaygın eğitim yoluyla kısa sürede verilecek eğitimin 4 yıllık fakülte eğitimine tercih edildiği; 21. maddesi yönünden, konservatuarların belirli bölümlerinden mezun olan öğrencilere sınavsız olarak temel antrenörlük belgesi alma hakkı tanınıp aynı yükseköğretim kurumunun diğer bölümlerinde yer alan öğrencilerin yok sayılmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturulduğu; 23. maddesi yönünden, spor liselerinden mezun olanların eğitim gördüğü spor dalında herhangi bir ilave eğitime veya sınava katılmadan doğrudan yardımcı antrenör belgesi alabileceklerinin düzenlendiği, böylelikle Spor Bilimleri veya BESYO alanında üniversite mezunlarına tanınmayan hakkın lise mezunlarına tanındığı, ortaöğretim mezunlarına sağlanan ilave eğitime veya sınava tabi olmadan yardımcı antrenör belgesi alabilme imkanının; ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyen üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarına tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu; 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresi yönünden, idari işlemlerde kanunilik ilkesinin esas olduğu, “takdiren” denilmek suretiyle idarenin ilerleyen süreçte keyfi işlemlerine sebep olabilecek söz konusu ibarenin üst normlar ile çeliştiği, bu nedenlerle dava konusu edilen düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından usule ilişkin olarak; davanın ehliyet ve süre yönlerinden reddedilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak; davaya konu Yönetmeliğin 20. maddesi yönünden; üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların antrenörlük eğitimi bölümü / programı mezunlarına █████/2002 tarihli ve 24848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mülga Antrenör Eğitim Yönetmeliği ile doğrudan 3. kademe kıdemli antrenör belgesi verildiği, █████/2019 tarihli ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'nin 20. maddesindeki düzenleme ile üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların antrenörlük eğitimi bölümünden mezun olanlara doğrudan temel antrenörlük belgesi verilip, kıdemli antrenörlük belgesinin ise ilgili spor dalını ihtisas / uzmanlık olarak aldıklarını belgelemeleri kaydıyla, antrenör eğitim programının temel eğitim bölümünden muaf tutularak uygulama eğitimine tabi tutulduktan sonra sınavda başarılı olmaları halinde verileceği, antrenör eğitimi bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin doğmuş bir hakkının bulunmadığı, kamu yararının ağır bastığı bu gibi durumlarda haklı beklentiden söz edilemeyeceği, bu düzenleme ile, üniversitelerin antrenörlük bölümünden mezun olan ve örneğin Mülga Antrenör Eğitim Yönetmeliğine göre yüzme branşında doğrudan kıdemli antrenörlük belgesi almış ve bu belgeye dayanılarak kamuda sözleşmeli antrenör alım ilanına başvuruda bulunan yüzme antrenörünün yüzme bilmediğinin öğrenilmesi gibi abes durumlara meydan verilmemesi için en azından antrenörlerin kısa süreli uygulama eğitimi ile bu eğitim sonucunda yapılacak uygulama sınavından sonra kıdemli antrenörlük belgesi düzenlenmesinin daha uygun olduğu, bazı üniversitelerin uygulamalı eğitime yardımcı fiziki şartları ile ekipmanlarında dahi ciddi sıkıntılar bulunduğu, bu nedenle uygulama eğitimi verecek kimselerde herhangi bir kriter aranmaması da dikkate alındığında sadece teorik bilgi ile mezun ettikleri kişilere, uygulama sınavı yapıldıktan sonra kıdemli antrenörlük belgesi verilmesinin kamu yararına uygun olduğu, üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarında uygulama eğitiminde ders verenler için herhangi bir kriter aranmadığı, ilgili spor dalında antrenörlük belgesi bulunmaksızın ders veren akademisyenlerin bulunduğu, bu nedenle alınan eğitimlerin pratik hayata da uygulanmasını sağlamak amacıyla söz konusu düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, uygulama eğitiminin, fakülte eğitiminin ikamesi veya antrenörlük için seçimlik bir yol olarak düzenlenmediği; 21. maddesi yönünden, bahsedilen bölümlerden mezun olanların transkriptleri incelendiğinde, antrenör eğitiminde yer alan dersleri, özellikle de uygulama derslerini spor bilimleri alanındaki lisans eğitimine göre fazlası ile gördüklerinin tespit edildiği, bu sebeple yürürlükte olan Yönetmelik ile bahsedilen bölümlerden mezun olanlara eğitim gördükleri spor dalında temel antrenörlük belgesi alma hakkının verildiği, Mülga Antrenör Eğitim Yönetmeliği hükümlerinde de benzer düzenlemenin mevcut olduğu; 23. maddesi yönünden, spor lisesi mezunlarına şartları taşımaları halinde yardımcı antrenör belgesi verilmesinin düzenlendiği, yardımcı antrenörün yalnızca üst kademe antrenör nezaretinde spor faaliyetlerine katılanlara yardımcı olan antrenörler olup, spor faaliyetlerine katılanlara tek başlarına yardımcı olma haklarının olmadığı, davacı tarafından spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların antrenör eğitimi bölümü / programı mezunlarına ilave eğitim ve sınava tabi olmadan yardımcı antrenör belgesi verilmediği iddia edilmişse de; söz konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenleme uyarınca spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların antrenör eğitimi bölümü / programı mezunlarının da ilave eğitim ve sınava tabi olmaksızın yardımcı antrenör belgesi alabildiği; 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresi yönünden, idareye takdir yetkisi tanınmasının, davacının iddia ettiği gibi idarenin keyfi işlemler yapmasına olanak tanınması anlamına gelmediği, aksine idareye o işlem ile ilgili en yerinde kararı alma yükümlülüğünü yüklediği, Mülga Yönetmelik döneminde kişilerin yurtdışından aldığı belgelerin güvenirliğinin tartışma konusu olduğu, dava konusu Yönetmelik hükmlerinin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin iptaline, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Dava; █████/2019 tarihli, 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Antrenör Eğitimi Yönetmeliği"nin 20., 21. ve 23. maddelerinin tamamı ile 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189. maddesinin 1. fıkrasının i) bendinde spor idarecisi, çalıştırıcısı, spor elemanları ve hakemlerin eğitilmesini ve yetiştirilmesini sağlamak, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın hizmet birimi olan Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin dayanağı olan 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun Ek 9. maddesinin 17. fıkrası 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun 49. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, bu kural yerine getirilen 44. maddesinde; spor idarecisi, çalıştırıcı, antrenör, eğitmen, hakem ve benzeri spor elemanlarının; mesleki standartları, ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esasları, denetimi, ölçümü, belgelendirme ve sertifikalandırma işlemleri Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği yapılarak, münhasıran Bakanlık tarafından yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir denilmiş ve Yönetmeliğin 3. maddesinde yapılan değişiklikle Kanun'un 44. maddesi dayanak olarak gösterilmiştir.
Antrenör Eğitimi Yönetmeliği ilgili spor dalına performans ve/veya rekreatif amaçlı katılan her yaştaki bireylerin eğitiminde görev alacak antrenörlerin eğitimi ve görev alanları ile ilgili usul ve esasları belirleme amacıyla hazırlanmıştır.
"Üniversitelerin spor bilimleri alanı lisans eğitimi mezunları hak ve muafiyetleri" başlıklı 20. maddesinde;
"(1) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarının hak ve muafiyetleri aşağıdaki gibidir: a) İlgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde kıdemli antrenörlük belgesi almaya hak kazanır. b) İhtisas/uzmanlık spor dalı haricinde en az bir dönem eğitim alanlar, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır. c) Bu fıkra kapsamındakiler, mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca kıdemli antrenörlük ve temel antrenörlük kademelerindeki temel eğitim ve sınavlarından muaftır.
(2) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü dışında kalan mezunlardan; a) İlgili spor dalında en az iki dönem eğitim aldığını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında ilgili federasyon tarafından açılan uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanır. b) İlgili spor dalında en az bir dönem eğitim alanlar, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır. c) Bu fıkra kapsamındakiler, mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca temel antrenörlük temel eğitimi ve sınavından muaftır.
(3) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından lisans mezunu olanlar, tüm spor dallarında yardımcı antrenörlük temel eğitim ve sınavından muaftır.
(4) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından çift ana dal mezunu olanlar, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları hükümlerine istinaden, her bir ana dal için ayrı ayrı olmak üzere ilgili spor dalında durumlarına uygun antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
(5) Yurt dışındaki üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren fakülte veya yüksekokul lisans mezunu olanlardan, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen öğrenim denkliğini ve spor dalındaki ihtisaslarını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, Bakanlık veya ilgili federasyon tarafından açılan uygulama eğitimi ve sınavlarına katılarak başarılı olmaları halinde, durumlarına uygun antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
(6) Spor akademisinden mezun olanlar, ihtisas/uzmanlık dalında eğitim enstitülerinin beden eğitimi bölümlerinden mezun olanlara ise ağırlıklı olarak eğitim gördükleri basketbol, voleybol, hentbol, cimnastik ve atletizm spor dallarından sadece bir spor dalında temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanır." kuralı yer almıştır.
Davanın görümü sırasında yukarıdaki maddenin 1. fıkrasının c) bendi değişmiş, "Bu fıkra kapsamındakiler, (a) ve (b) bentlerindeki hakların yanı sıra mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca tüm spor dallarında kıdemli antrenörlük ve temel antrenörlük kademelerindeki temel eğitim ve sınavından muaftır." (Değişik:RG-1/7/2022-31883) şeklini almıştır. Aynı maddenin 2. fıkrasının c) bendi de, "Bu fıkra kapsamındakiler, (a) ve (b) bentlerindeki hakların yanı sıra mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca tüm spor dallarında temel antrenörlük kademesindeki temel eğitim ve sınavından muaftır." şeklinde değişmiştir. Altı çizilen değişiklikler bentlere açıklık getirecek nitelik taşıdığından işin esasının incelenmesine engel olmadığından, esas yönünden yargısal değerlendirme yapılmıştır.
Uyuşmazlığa konu edilen madde bir bütün olarak ele alındığında; üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarının (1. fıkrada), antrenörlük eğitimi bölümü dışında kalan mezunların (2. fıkrada), söz konusu fakülte veya yüksekokullarından lisans mezunu olanların (3. fıkrada), bunlardan çift ana dal mezunu olanlar (4. fıkrada), yurt dışındaki üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren fakülte veya yüksekokul lisans mezunu olanlar (5. madde) ile spor akademisinden mezun olanlar, ihtisas/uzmanlık dalında eğitim enstitülerinin beden eğitimi bölümlerinden mezun olanların hak ve muafiyetleri ile şartları ile tabi olacakları esaslara bağlı olarak alabilecekleri belge türleri gösterilmiş, 21. maddede de; üniversitelerin Türk musikisi Devlet konservatuarı, Devlet konservatuarı Türk halk oyunları bölümü ile modern dans bölümü lisans mezunları eğitim gördükleri spor dalında temel antrenörlük belgesi alması esası getirilmiş; antrenörlük eğitim programı esas alınıp, lisans eğitiminin niteliğine uygun düşecek ve antrenörlük kademelenmesine uygun bir yaklaşım sergilenerek eğitimine uygun antrenörlük belgesi (yardımcı dışında) verilmesi, uygulama eğitimi ve sınavlarına katılma koşuluna bağlı olarak belirlenmiştir.
"Ortaöğretim mezunlarının hak ve muafiyetleri" yönünden dava konusu edilen 23. maddede; "Spor liselerinden mezun olanlara eğitim gördüğü yalnızca bir spor dalında, diğer ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara ise ders müfredatlarının temel eğitim derslerine uygunluğu halinde yalnızca eğitim gördüğü bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır." kuralıyla yardımcı antrenörlük belgesinin, spor liselerinden mezun olanlara eğitim aldığı alandaki bir spor dalında, diğerlerinin ise ders müfredatlarının temel eğitim derslerine uygunluğu şartına bağlı olarak alınmasına olanak sağlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sadece spor liselerinin I. Kademe Antrenörlük (Yardımcı Antrenörlük) Belgesine yönelik müfredatının olduğu, bunun dışındaki okul/kurumların müfredatının söz konusu belge alınmasına esas olarak düzenlenmediği Danıştay Onuncu Dairesinin ara kararına cevaben bildirilmiş olup, bu haliyle maddenin spor liseleri dışında, diğer ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara yönelik düzenlemesinin uygulama alanının bulunmadığı görülmektedir.
Spor Lisesi mezunlarının eğitim gördüğü spor dalında I. Kademe Antrenörlük olan yardımcı antrenör belgesini doğrudan almaya hak kazanmasıyla başlatılan Yönetmeliğin 20, 21 ve 23. maddelerinde düzenlemeye konu edilen kademelendirmenin; üniversitelerin (yurt dışındakiler dahil) spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların lisans mezunu olanların tüm spor dallarında yardımcı antrenörlük temel eğitiminden muaf tutulması, antrenörlük eğitimi bölümü dışında kalan mezunların ilgili spor dalında aldığı bir dönem eğitime göre yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanması, iki dönem eğitim üzerine (uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarı olmak şartıyla) temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanması, antrenörlük bölümü mezunlarının ise (uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarı olmak şartıyla) ilgili spor dalını ihtisas olarak alanların kıdemli antrenör belgesi almaya hak kazanması şeklinde sıralanması, muafiyet tanınan sınav ve süresinin gösterilmesi, spor bilimleri eğitimi -özelde antrenörlük eğitimi- ile antrenörlük kademeleri arasında tutarlı, eğitimlerindeki kazanımları ile uyumlu olması hususları göz önünde alındığında, lise eğitimi ile birlikte lisans eğitiminin uzmanlık alanları itibariyle Yönetmelik düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, Antrenörlük Programının lise eğitimini (yurtdışında eşdeğer bir eğitim alanını) tamamlayan ve özel yenek sınavında başarılı olan öğrencilerin katıldıkları, spor liseleri üzerine kurulu olmadığı; bu programda, hareket ve antrenman bilimleri, spor sağlık bilimleri ve sporda psiko-sosyal alanlar anabilim dalları ile ilgili teorik derslere ve uygulamalara yer verildiği ve mezunlar itibariyle oluşturulan pramidin, antrenörlük eğitimi programı mezunları içerisinden ilgili spor dalını uzmanlık olarak aldığı belgeleyenlerin kıdemli antrenörlük belgesi almaya hak kazanmakla tepe olarak kabul edilecek bu noktadan itibaren başlatılan sıralama ve kademelenmede hakkaniyet ve adalete aykırılıktan söz edilemez.
Davacının mezunlara uygulama eğitimi ve sınavına katılma ve başarılı olma şartı getirilmesi konusuna gelince;
Antrenör Gençlik ve Spor Bakanlığı ve ilgili spor federasyonlarından alınan antrenörlük belgesine sahip kişiyi ifade ederken, bu belge de ilgili spor dalında kademeler itibarıyla verilmekte, antrenör eğitim programı da kademeler itibarıyla temel eğitim ve uygulama eğitiminden oluşmaktadır. Antrenörlük eğitim programı sonucunda başarılı bulunanlar antrenörlük belgesi sahibi olmakta, bu eğitim programının temel eğitim kısmındaki hak ve muafiyetler dava konusu edilen maddelerin içerisinde yer aldığı üçüncü bölümde düzenlenmektedir.
Spor bilimleri dalında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokulların mezunları yönünden uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olma şartının; belge sahibi olacakların, ilgili uygulayıcılardan uygulama eğitimi almak ve sınavını başarmak suretiyle uygulama yönü itibariyle standart esaslara dayanan eğitim sonucu belge düzenlenmesinin sağlanması, mezuniyet öncesi ve sonrası ilgili spor dalına elverişlilik ve uygunluğun objektif uygulama eğitimi ve sınavı yoluyla mesleki yeterliliğin pekiştirilmesi, mesleğin etkin bir şekilde yapılmasına hizmet edecek olması, lisans eğitimi sırasındaki kurumsal fiziki şartlar ve ekipmanlar ile mezunlardan kaynaklanan farklılaşmanın azaltılmasını bu aşama itibariyle destekleyecektir.
Açıklanan nedenlerle, antrenörlük mesleğinin nitelikli ve yeknesak şekilde yapılmasına olanak sağlamak üzere, dava konusu düzenlemelerle objektif ve bilimsel esaslara dayanan uygulama eğitimi ve sınav şartı getirilmesinde kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka aykırılık bulunmaktadır.
Yönetmeliğin Antrenörlük belgesi denklik işlemleri başlıklı 25. maddesinde yer alan "takdiren" ibaresinin iptali istemine gelince;
25. maddede; "(1) Yurtdışından alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemleri; ilgili federasyonun bağlı olduğu uluslararası federasyon veya federasyonlar birliği tarafından tanınan uluslararası kurum ve kuruluşlardan alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemleri; federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine, uygun kademedeki uygulama eğitimi ve sınavında başarılı olunması şartıyla takdiren gerçekleştirilir. (2) Yurtiçinden alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemleri; a) Mülga 17/8/1987 tarihli ve 19547 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliğinden önce alınan belgelerin denklik işlemleri, ilgili federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine gerçekleştirilir. b) Mülga 17/8/1987 tarihli ve 19547 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliğinin yürürlük tarihi ile 16/8/2002 tarihli ve 24848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliğinin yürürlük tarihi arasında alınan belgelerin denklik işlemleri; 1) Temel çalıştırıcı (monitör) belgesine sahip olanlara yardımcı antrenör, 2) I. kademe antrenör belgesine sahip olanlara temel antrenör, 3) II. kademe antrenör belgesine sahip olanlara kıdemli antrenör, 4) III. kademe antrenör belgesine sahip olanlara ilgili federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine başantrenör veya teknik direktör, kademesinde gerçekleştirilir." kuralları bulunmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri bulunduğunun bilincinde olan devletti ifade ettiği Anayasa Mahkemesi kararlarında ifade edilmektedir.
Hukuk devletinin temel ilkelerden biri olan "hukuki belirlilik" ilkesi, idarelerin yapacağı düzenlemelerin keyfiliğe izin vermeyecek, yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalara yol açmayacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede, sınırları belirsiz, hukuki denetime elverişli bulunmayan uygulamalara ve keyfiliğe yol açabilecek nitelikteki düzenlemeler, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacaktır.
Uyuşmazlıkta, Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasında, yurt dışından alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemlerinin; federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü ile uygun kademedeki uygulama eğitimi ve sınavında başarılı olunması şeklindeki objektif şartların tamamlanması üzerine takdiren gerçekleştirileceğinin öngörüldüğü; denklik işlemlerinin gerçekleştirilmesi için objektif koşullar konulduktan sonra, idareye içeriği belirsiz ve keyfiliğe yol açabilecek şekilde takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmakta olup, bu ibarenin hukuki belirlilik ilkesi ile bağdaştırılmasına hukuken olanak bulunmadığından iptali gerekir.
Açıklanan nedenlerle, Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'nin 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin iptali, davanın diğer kısımları yönünden ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen █████/2024 tarihinde, davacı Spor Bilimleri Derneği'ni temsilen Av. Hasan Kumkale ile davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı'nı temsilen Av. Meltem Temur'un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
:
Sporcuların yetiştirilmelerinde spor dalları itibariyle görev alacak antrenörlerin eğitimleri ve sınıflandırılmaları ile ilgili usul ve esaslar, █████/2002 tarihli ve 24848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Antrenör Eğitim Yönetmeliği" ile düzenlenmekte iken; anılan Yönetmelik, █████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Antrenör Eğitimi Yönetmeliği" ile yürürlükten kaldırılmış ve ilgili spor dalına performans ve/veya rekreatif amaçlı katılan her yaştaki bireylerin eğitiminde görev alacak antrenörlerin eğitimi ve görev alanları ile ilgili usul ve esaslar, yeni Yönetmelik ile düzenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, █████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Antrenör Eğitimi Yönetmeliği"nin 20., 21. ve 23. maddelerinin tamamı ile 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
USUL YÖNÜNDEN
:
Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Yönetmelik ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın öncelikle ehliyet yönünden reddine; öte yandan davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle de davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Davacı Spor Bilimleri Derneği'nin Tüzüğü incelendiğinde, Derneğin spor bilimlerinin ülkemizde geliştirilmesini amaçladığı, bu kapsamda üyesi olan spor bilimlerinde akademik unvan sahibi olan veya olmaya çalışanların araştırmalarına yardımcı olmaya yönelik faaliyetler yürütmeyi, Türk sporunun bilimsel anlamda gelişimi için çalışmayı ve spor bilimleri eğitim öğretiminin niteliğinin arttırılmasını hedeflediği, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde ise, üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren bölümü/programı mezunlarının antrenörlük kademelerine ve belge seviyelerine yönelik düzenlemeler getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı Derneğin bilimsel yeterliliğini desteklediği spor bilimi alanında akademik çalışma yürütenlerin teorik ve pratik yönden antrenörlük yetkinliğini sınıflandıran, dolayısıyla bilimsel yeterliliğini (antrenörlük ile sınırlı olarak) değerlendiren dava konusu Yönetmelik hükümlerinin iptalini istemekte Davacı derneğin menfaati bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Dava açma süresi'' başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu, bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başladığı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüşse de; iptali istenen düzenleyici işlemin █████/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesine uygun olarak yayımını izleyen günden itibaren altmış gün içinde, █████/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarenin bu itirazı da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN
:
İlgili Mevzuat
:
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Gençlik ve Spor Bakanlığı" başlıklı Yedinci Bölümünün "Görev" başlıklı 184. maddesinde,
"(1) Gençlik ve Spor Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
(...)
d) Spor faaliyetlerinin plan ve program dâhilinde ve mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesini gözetmek, gelişmesini ve yaygınlaşmasını teşvik edici tedbirler almak,
e) Spor alanında uygulanacak politikaların tespit edilmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, teşkilatlanma, federasyonların bağımsızlığı, spor tesisleri, eğitim, sponsorluk, sporcu sağlığının korunması, uluslararası organizasyonlarla ilgili çalışmaları koordine etmek, değerlendirmek ve denetlemek,
(...)" hükmüne;
"Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 189. maddesinde,
(1) Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: (...),
i) Spor idarecisi, çalıştırıcısı, spor elemanları ve hakemlerin eğitilmesini ve yetiştirilmesini sağlamak, ..." hükmüne yer verilmiştir.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun Ek 9. maddesinin, uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 17. fıkrasında, "Federasyonlar; sporcu, antrenör, hakem ve benzeri spor elemanları ile spor kulüplerine ve sponsorluklara ait istatistiki bilgileri üç ayda bir Genel Müdürlüğe göndermek zorundadırlar. Federasyonlar, Genel Müdürlük ile uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterlerine uygun olarak işbirliği içerisinde antrenör, hakem ve benzeri diğer spor elemanlarını yetiştirirler." düzenlemesine yer verilmiş iken; anılan fıkra, 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun 49. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, aynı konu bu Kanun'un 44. maddesinde, "Spor idarecisi, çalıştırıcı, antrenör, eğitmen, hakem ve benzeri spor elemanlarının; mesleki standartları, ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esasları, denetimi, ölçümü, belgelendirme ve sertifikalandırma işlemleri Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği yapılarak, münhasıran Bakanlık tarafından yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda aktarılan hükümlere istinaden hazırlanan ve █████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Yönetmeliğin amacı, ilgili spor dalına performans ve/veya rekreatif amaçlı katılan her yaştaki bireylerin eğitiminde görev alacak antrenörlerin eğitimi ve görev alanları ile ilgili usul ve esasları belirlemektir." düzenlemesine;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"Bu Yönetmelik, spor federasyonlarının antrenör eğitim programları ile bu programların uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar." düzenlemesine;
"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde,
"Bu Yönetmelikte geçen;
a) Antrenör
: Gençlik ve Spor Bakanlığı ve ilgili spor federasyonlarından alınan antrenörlük belgesine sahip kişiyi,
b) Antrenörlük belgesi
: İlgili spor dalında kademeler itibarıyla verilen belgeyi,
c) Antrenör eğitim programı
: Kademeler itibarıyla temel eğitim ve uygulama eğitiminden oluşan programı,
ç) Antrenör eğitim talimatı
: Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esasların uygulanmasına ilişkin uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterleri de dikkate alınmak suretiyle, ilgili federasyon tarafından hazırlanıp Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe giren talimatı,
(...)
m) Temel eğitim
: Kademeler itibarıyla antrenör eğitim programı kapsamında yapılan teorik eğitimi,
n) Temel eğitim sınavı
: Kademeler itibarıyla antrenör eğitim programı kapsamında yapılan temel eğitim sınavını,
o) Uygulama eğitimi
: Kademeler itibarıyla antrenör eğitim programı kapsamında yapılan uygulama eğitimini,
ö) Uygulama eğitimi sınavı
: Kademeler itibarıyla antrenör eğitim programı kapsamında yapılan uygulama eğitim sınavını,
(...) ifade eder." düzenlemesine;
"Antrenörlük kademeleri ve görev tanımları" başlıklı 18. maddesinde,
(1) İlgili spor dalında antrenörlük belgesine sahip olanların kademe ve görev tanımları aşağıda belirtilmiştir:
a) Yardımcı antrenör (birinci kademe)
: Üst kademe antrenör nezaretinde spor faaliyetine katılanlara yardımcı olmak.
b) Temel antrenör (ikinci kademe)
: Minikler ve yıldızlar kategorisinde antrenmanı planlamak, uygulamak ve değerlendirmek.
c) Kıdemli antrenör (üçüncü kademe)
: Tüm yaş kategorilerinde ve milli takımlarda antrenmanı planlamak, uygulamak, değerlendirmek ve sporcunun kariyer planlamasına yardımcı olmak.
ç) Başantrenör (dördüncü kademe)
: Tüm yaş kategorilerinde ve milli takımlarda orta vadeli antrenman programlarını planlamak, uygulamak, değerlendirmek, analiz etmek, güncellemek ve sporcuların kariyer planlanmasında yardımcı olmak.
d) Teknik direktör (beşinci kademe)
: Tüm yaş kategorilerinde ve milli takımlarda koordinatörlük yapmak, orta ve uzun vadeli antrenman programları planlamak, uygulanmasını sağlamak, denetlemek, değerlendirmek, analiz etmek ve stratejiler geliştirmek, istenildiğinde Bakanlığa ve ilgili federasyona rapor hazırlamak ve sporcuların kariyer planlamasına yardımcı olmak." düzenlemesine;
"Antrenör eğitim programı kademeleri arasında geçiş işlemleri" başlıklı 19. maddesinde,
"(1) Temel eğitim sınavına katılıp başarılı olan adaylar için temel eğitim sınav sonuçlarının geçerlilik süresi dört yıldır. Adaylar, temel eğitim sınav sonuçları geçerlilik süresi boyunca aynı kademedeki uygulama eğitimine ve daha alt kademedeki uygulama eğitimine katılabilir.
(2) Adayların herhangi bir kademedeki uygulama eğitimine katılabilmeleri için ilgili kademe veya daha üst kademedeki temel eğitimi tamamlayarak yapılacak sınavda başarılı olmaları gerekir.
(3) Uygulama eğitimi;
a) Yardımcı antrenör (birinci kademe) uygulama eğitimi; birinci kademe temel eğitimi tamamlayarak yapılacak sınavda başarılı olup antrenörlüğe başlayacaklara,
b) Temel antrenör (ikinci kademe) uygulama eğitimi; yardımcı antrenörlük belgesine sahip, belge tarihi üzerinden en az bir yıl geçen antrenörlere,
c) Kıdemli antrenör (üçüncü kademe) uygulama eğitimi; temel antrenörlük belgesine sahip, belge tarihi üzerinden en az iki yıl geçen ve temel antrenörlük belgesine sahip olduktan sonra en az iki gelişim seminerine katıldığını belgeleyen antrenörlere,
ç) Başantrenör (dördüncü kademe) uygulama eğitimi; kıdemli antrenörlük belgesine sahip, belge tarihi üzerinden en az iki yıl geçen ve kıdemli antrenörlük belgesine sahip olduktan sonra en az iki gelişim seminerine katıldığını belgeleyen antrenörlere,
d) Teknik direktör (beşinci kademe) uygulama eğitimi; başantrenörlük belgesine sahip, belge tarihi üzerinden en az iki yıl geçen ve başantrenörlük belgesine sahip olduktan sonra en az iki gelişim seminerine katıldığını belgeleyen antrenörlere, yönelik düzenlenen eğitimdir." düzenlemesine;
"Üniversitelerin spor bilimleri alanı lisans eğitimi mezunları hak ve muafiyetleri" başlıklı 20. maddesinde,
"(1) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarının hak ve muafiyetleri aşağıdaki gibidir:
a) İlgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde kıdemli antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
"b) İhtisas/uzmanlık spor dalı haricinde en az bir dönem eğitim alanlar, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
c) Bu fıkra kapsamındakiler, mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca kıdemli antrenörlük ve temel antrenörlük kademelerindeki temel eğitim ve sınavlarından muaftır.
(2) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü dışında kalan mezunlardan;
a) İlgili spor dalında en az iki dönem eğitim aldığını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında ilgili federasyon tarafından açılan uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
b) İlgili spor dalında en az bir dönem eğitim alanlar, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
c) Bu fıkra kapsamındakiler, mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca temel antrenörlük temel eğitimi ve sınavından muaftır.
(3) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından lisans mezunu olanlar, tüm spor dallarında yardımcı antrenörlük temel eğitim ve sınavından muaftır.
(4) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından çift ana dal mezunu olanlar, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları hükümlerine istinaden, her bir ana dal için ayrı ayrı olmak üzere ilgili spor dalında durumlarına uygun antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
(5) Yurt dışındaki üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren fakülte veya yüksekokul lisans mezunu olanlardan, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen öğrenim denkliğini ve spor dalındaki ihtisaslarını belgeleyenler, temel eğitim ve sınavından muaf olup, Bakanlık veya ilgili federasyon tarafından açılan uygulama eğitimi ve sınavlarına katılarak başarılı olmaları halinde, durumlarına uygun antrenörlük belgesi almaya hak kazanır.
(6) Spor akademisinden mezun olanlar, ihtisas/uzmanlık dalında eğitim enstitülerinin beden eğitimi bölümlerinden mezun olanlara ise ağırlıklı olarak eğitim gördükleri basketbol, voleybol, hentbol, cimnastik ve atletizm spor dallarından sadece bir spor dalında temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanır." düzenlemesine yer verilmiş iken; işbu dava açıldıktan sonra █████/2022 tarihli ve 31883 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile 20. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi, "Bu fıkra kapsamındakiler, (a) ve (b) bentlerindeki hakların yanı sıra mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca tüm spor dallarında kıdemli antrenörlük ve temel antrenörlük kademelerindeki temel eğitim ve sınavından muaftır." şeklinde; aynı maddenin 2. fıkrasının (c) bendi ise, "Bu fıkra kapsamındakiler, (a) ve (b) bentlerindeki hakların yanı sıra mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca tüm spor dallarında temel antrenörlük kademesindeki temel eğitim ve sınavından muaftır." şeklinde değiştirilmiş;
Aynı Yönetmeliğin "Üniversitelerin Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Devlet Konservatuarı Türk Halk Oyunları bölümü ile Modern Dans Bölümü lisans eğitimi mezunları hak ve muafiyetleri" başlıklı 21. maddesinde,
"(1) Üniversitelerin Türk musikisi Devlet konservatuarı, Devlet konservatuarı Türk halk oyunları bölümü ile modern dans bölümü lisans mezunları eğitim gördükleri spor dalında temel antrenörlük belgesi almaya hak kazanır." düzenlemesine;
"Ortaöğretim mezunlarının hak ve muafiyetleri" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) Spor liselerinden mezun olanlara eğitim gördüğü yalnızca bir spor dalında, diğer ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara ise ders müfredatlarının temel eğitim derslerine uygunluğu halinde yalnızca eğitim gördüğü bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi almaya hak kazanır." düzenlemesine;
"Antrenörlük belgesi" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) Antrenörlük belgesi;
a) Antrenörlük eğitim programını tamamlayarak yapılacak sınavlarda başarılı olanlara,
b) Üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından mezun olanlara,
c) Üniversitelerin Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Devlet Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü ve Modern Dans Bölümü lisans mezunu olanlara,
ç) 23 üncü maddedeki şartları sağlayanlara,
ilgili federasyona başvurmaları ve 7 nci maddede yer alan şartları taşımaları kaydıyla Bakanlık onayı ile verilir." düzenlemesine;
"Antrenörlük belgesi denklik işlemleri" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında,
"Yurtdışından alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemleri; ilgili federasyonun bağlı olduğu uluslararası federasyon veya federasyonlar birliği tarafından tanınan uluslararası kurum ve kuruluşlardan alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemleri; federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine, uygun kademedeki uygulama eğitimi ve sınavında başarılı olunması şartıyla takdiren gerçekleştirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, spor çalıştırıcısı ve antrenörlerin eğitimleri, mesleki standartları, ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esasları, denetimi, ölçümü, belgelendirme ve sertifikalandırma işlemlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda davalı idare tarafından yönetmelikle düzenleme yapılabileceğinde şüphe bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik'te yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bunun yanında, idarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlerken kendilerine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerin aktarılan husus çerçevesinde ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
1) Dava Konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin incelenmesi:
Her ne kadar dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 2. fıkrasının (c) bendinde, bakılan dava açıldıktan sonra, █████/2022 tarihli ve 31883 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklikler yapılmış ise de; söz konusu değişikliklerin, Yönetmeliğin ilk halinde zaten tanınmış olan hakların yalnızca açıklanmasından ibaret olduğu ve davacının asıl iddiası olan "uygulama eğitimi ve sınavından muafiyet hakkı"nı karşılamadığı, bu haliyle işbu davanın esasına etki etmediği ve uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığından, anılan bentlerin de esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Dava konusu Yönetmelik ile ilga edilen, █████/2002 tarihli ve 24848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliği'nin, █████/2004 tarihli ve 25587 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 20. maddesi (mülga Yönetmelik) ile dava konusu Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'in 20. maddesinin (dava konusu Yönetmelik) birlikte incelenmesinden;
- Mülga Yönetmelikte, üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunlarına doğrudan (eğitim ve sınav olmaksızın) III. Kademe (Kıdemli Antrenör) Belgesi verileceği düzenlenmiş iken; dava konusu Yönetmelikte, üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından; ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlere, temel eğitim ve sınavından muaf olmak suretiyle, yalnızca uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde kıdemli antrenörlük belgesi, ihtisas/uzmanlık spor dalı haricinde en az bir dönem eğitim alanlara, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi verileceğinin düzenlendiği,
- Mülga Yönetmelikte, üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olanlardan eğitim gördükleri ihtisas dersi ile ilgili olarak durumlarını belgelemeleri şartıyla uzmanlık (ihtisas) spor dalında II. Kademe (Antrenör) Belgesi verileceği düzenlenmiş iken; dava konusu Yönetmelikte, üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü dışında kalan mezunlardan; ilgili spor dalında en az iki dönem eğitim alanlara, temel eğitim ve sınavından muaf olmak suretiyle, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde temel (ikinci kademe) antrenörlük belgesi, ilgili spor dalında en az bir dönem eğitim alanlara, tercih edeceği yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi, ayrıca spor akademisinden mezun olanlara ihtisas/uzmanlık dalında, eğitim enstitülerinin beden eğitimi bölümlerinden mezun olanlara ise ağırlıklı olarak eğitim gördükleri spor dallarından sadece birinde temel (ikinci kademe) antrenörlük belgesi verileceğinin düzenlendiği,
- Mülga Yönetmelikte, üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olup, herhangi bir spor dalında ihtisas eğitimi almayan ancak bir spor dalında ağırlıklı olarak seçmeli eğitim alanlara, o dalda I. Kademe (Yardımcı Antrenör) Belgesi verileceği düzenlenmiş iken; dava konusu Yönetmelikte, üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarından lisans mezunu olanlara, tüm spor dallarında yardımcı antrenörlük temel eğitim ve sınavından muaf olmak suretiyle, uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olmaları halinde yardımcı antrenörlük belgesi verileceğinin düzenlendiği,
- Mülga Yönetmelikte, yurt dışındaki üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren 4 yıllık yüksek öğrenim kurumlarından mezun Türk vatandaşları ile Türk vatandaşlığı hakkını elde eden yabancılardan, öğrenim denkliği kabul edilen ve spor dalındaki ihtisaslarını belgeleyenlerin, durumuna uygun olan yalnız bir spor dalı için doğrudan (eğitim ve sınav olmaksızın) antrenör belgesi verileceği düzenlenmiş iken; dava konusu Yönetmelikte, yurt dışındaki üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren fakülte veya yüksekokul lisans mezunu olanlardan, öğrenim denkliği kabul edilen ve spor dalındaki ihtisaslarını belgeleyenlerin, temel eğitim ve sınavından muaf olmak suretiyle, uygulama eğitimi ve sınavlarına katılarak başarılı olmaları halinde, durumlarına uygun antrenörlük belgesi verileceğinin düzenlendiği,
görülmektedir.
Mülga Yönetmelik ile dava konusu Yönetmeliğin karşılaştırmalı düzenlemelerinden de görüleceği üzere; dava konusu Yönetmelikte, mülga Yönetmeliğin yayım tarihinden itibaren meydana gelen yüksek öğrenim sistemine dahil bölüm ve programlardaki değişiklik ve gelişmelerin dikkate alındığı, mülga Yönetmelikte tek başlık altında yer verilen antrenör eğitimi bölümü mezunlarına iki başlık altında yer verilerek farklı ihtimallerin de düzenleme altına alındığı, mülga Yönetmelikte yer alan "ihtisas eğitimi" gibi kavramlara açıklık getirilerek "en az iki dönem" ya da "en az bir dönem" eğitim alınması şeklinde tanımlama yapıldığı, sonuç itibarıyla mülga Yönetmeliğe nazaran daha güncel, detaylı, açık, net ve objektif düzenlemeler yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, dava konusu maddeyle, davalı idare tarafından, Yönetmeliğin 18. maddesinde düzenlenen antrenörlük kademeleri ile görev tanımları da dikkate alınarak ilgililerin mezuniyet durumları ve mesleki yetkinlikleri doğrultusunda kademeli bir düzenleme yapıldığı, bu kapsamda üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü mezunları ile diğer bölüm mezunlarına, aldıkları eğitim çerçevesinde farklı muafiyetler öngörülerek kademelerine uygun antrenörlük belgesi verilmesinin; aynı şekilde yurt dışındaki üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren fakülte veya yüksekokullarından lisans mezunu olanlar ile spor akademisinden mezun olanlar yönünden de 2547 sayılı Kanun'un 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca denkliklerine ve uzmanlık alanlarına göre antrenörlük belgesi düzenlenmesinin amaçlandığı görülmüştür.
Bu durumda, kişilerin eğitim durumu, aldıkları derslerin ve eğitimin niteliği, mezun oldukları bölümün kazandırdığı mesleki yetkinlik, uzmanlık dalları, alacakları belgenin kademesi ve bu kademenin görev tanımı gibi antrenörlük mesleğine doğrudan etki edecek ve mesleki yeterliliği belirleyecek unsurlar gözetilerek, bu meslek grubundan hizmet alacaklar da dikkate alınmak suretiyle yapılan dava konusu düzenlemenin, antrenörlük mesleğinin yetkinliğini arttıracağı ve spor ile sporcunun gelişimine katkı sunacağı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka, hizmet gerekleri ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı Dernek tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yürürlükte kaldırdığı Antrenör Eğitim Yönetmeliğinin 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunları herhangi bir eğitim ve sınava tabi olmaksızın doğrudan III. Kademe Kıdemli Antrenör belgesine hak kazanmışken, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendiyle herhangi bir geçiş hükmü öngörülmeden antrenörlük eğitimi bölümü mezunları ile bu bölümlerde okuyanların haklı beklentilerinin ihlal edildiği, bu durumun hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir. Bu nedenle hukuki güvenlik ilkesi, yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak teessüs etmiş kazanılmış hakları korumanın yanında kazanılmış hakka dönüşmemiş beklentileri de belli ölçüde korumaktadır (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 68).
Anayasa Mahkemesinin 20/9/2012 tarih ve E.███████, K.████████ sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanacağı yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmektedir. Ancak hukuki güvenlik ilkesi, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmaz. Aksi takdirde kanun koyucunun hukuk düzeninde değişiklik yapması olanaksız hâle gelir. Zira her hukuk kuralının yürürlüğe girdiği andan itibaren bireylerde az veya çok bir beklenti yaratması ve değişmesi durumunda da beklentilerin boşa çıkması, bireylerin az veya çok hayal kırıklığı yaşaması işin doğası gereğidir. Bu nedenle her türlü beklentinin hukuki güvenlik ilkesi kapsamında koruma görmesi düşünülemez. Korunmaya değer beklenti belli bir yoğunluğa ulaşan, diğer bir ifadeyle meşru (haklı) hâle gelen beklentilerdir. (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 69). Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, meşru (haklı) beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin meşru olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt, 'hakkaniyet'tir (AYM, E:███████, K:████████, █████/2014).
Haklı beklenti kavramı, Anayasa Mahkemesi kararlarında, mâkûl bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne, idari düzenlemeye veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır (AYM, E.███████, K.███████, █████/2015, §21).
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin █████/2017 tarihli ve E.███████, K.███████ sayılı kararında haklı beklentinin şartları da ele alınmıştır. Buna göre haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin ihlalini gerektiren bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu yönüyle anayasa yargısında kişi yararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği durumlarda ancak önemli bir kamu yararının bulunmadığı durumlarda haklı beklentinin korunması kabul edilebilir. Aksi takdirde kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen koşullara göre yeni politikalar belirlemesi imkânı önemli ölçüde zedelenebilir. (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 70)
Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararlarından da anlaşılacağı üzere, önceki idari düzenlemeden doğan hakların, sonraki idari düzenlemeye taşınmaması veya daha ağır koşulların sağlanması kaydıyla devamının öngörülmesi halinde, haklı beklenti ilkesinin ihlal edildiğinden ve mülga düzenlemeden doğan haklı beklentilerin korunması zorunluluğundan bahsedilebilmesi için, yeni düzenlemenin, kişinin bahse konu yararından (mülga düzenlemeyle tanınan hakkından) daha üstün bir kamu yararının tesisini öngörmemiş olması gerekir. Daha açık bir anlatımla, yeni idari düzenlemenin, kişinin yararı ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması halinde, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi mümkün değildir.
Bu çerçevede, her ne kadar mülga Antrenör Eğitim Yönetmeliğinin 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunlarına, herhangi bir eğitim ve sınava tâbi olmaksızın doğrudan III. Kademe (Kıdemli Antrenör) antrenör belgesi düzenlenmesi öngörülmüş iken; bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile antrenör eğitimi bölümü mezunları, yalnızca kıdemli antrenörlük kademesindeki temel eğitim ve sınavından muaf tutulup uygulama eğitimi ve sınavına tâbi kılınarak başarılı olmaları halinde kıdemli antrenörlük belgesi almaya müstahak kabul edilmiş ve dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla anılan bölüm mezunları ile öğrencileri yönünden bir geçiş hükmüne yer verilmemiş ise de; dava konusu Yönetmelikle, kıdemli antrenörlük belgesi düzenlenmesine ilişkin koşulların mülga Yönetmeliğe nazaran ağırlaştırılmasının, yukarıda da ifade edildiği üzere, antrenörlük mesleğinin yetkinliğinin artırılmasına ve spor ile sporcunun geliştirilmesine yönelik kamu yararı amacıyla getirildiği anlaşıldığından; dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla antrenör eğitimi bölümü mezunları ile öğrencilerinin kişisel yararına (ek eğitim ve sınav olmaksızın kıdemli antrenörlük belgesi düzenlenmesi) kıyasen üstün bir kamu yararının (antrenörlük mesleğinin yetkinliğinin artırılması ve spor ile sporcunun geliştirilmesi) bulunduğu kuşkusuzdur.
Nitekim, davalı idarece aktarılan amaç, üniversitelerin antrenörlük bölümünden mezun olan ve Mülga Yönetmeliğe göre örneğin yüzme branşında doğrudan kıdemli antrenörlük belgesi almış yüzme antrenörünün yüzme bilmemesi gibi durumlara meydan verilmemesi için en azından antrenörlerin kısa süreli uygulama eğitimi ile bu eğitim sonucunda yapılacak uygulama sınavından sonra kıdemli antrenörlük belgesi düzenlenmesinin kamu yararına olacağı, şeklinde açıklanmıştır.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla antrenör eğitimi bölümü mezunları ile öğrencilerinin haklı beklentilerin korunmaması yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
2) Dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinde, üniversitelerin Türk musikisi Devlet konservatuarı, Devlet konservatuarı Türk halk oyunları bölümü ile modern dans bölümü lisans mezunlarının eğitim gördükleri spor dalında herhangi bir eğitim ve sınava tabi tutulmadan temel antrenörlük belgesi alabilecekleri düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, üniversitelerin spor bilimleri alanında eğitim veren okullarından lisans mezunu olanlara uygulama eğitimi ve sınavı getirilirken bu maddedeki mezunlara getirilmemesinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Bu çerçevede, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının eşitlik iddiasını dayandırdığı, üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlere, kıdemli antrenörlük kademesindeki temel eğitim ve sınavdan muaf tutulup uygulama eğitimi ve sınavına tâbi kılınarak başarılı olmaları halinde verilecek belge "kıdemli antrenörlük belgesi" iken; dava konusu maddede, üniversitelerin Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, Devlet Konservatuvarı Türk Halk Oyunları Bölümü ile Modern Dans Bölümü lisans eğitimi mezunlarına eğitim gördükleri spor dalında herhangi bir eğitim ve sınava tabi tutulmadan verilecek belge "temel antrenörlük belgesi"dir. Antrenörlük kademelerine ve görev tanımlarına bakıldığında ise, "temel antrenörlük (ikinci kademe) belgesi"nin, minikler ve yıldızlar kategorisinde antrenman planlamak, uygulamak ve değerlendirmek ile sınırlı bir görev ve yetki verirken, ondan bir üst kademede yer alan "kıdemli antrenörlük (üçüncü kademe) belgesi"nin, tüm yaş kategorilerinde ve milli takımlarda antrenman planlamak, uygulamak, değerlendirmek ve sporcunun kariyer planlamasına yardımcı olmak konularında yetki ve sorumluluk verdiği görülmektedir.
Buna göre, Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 21. maddesinin, aynı bölüm mezunlarına ve aynı antrenörlük seviyelerine ilişkin kural içermediği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca, kıdemli antrenör (üçüncü kademe) uygulama eğitimine tâbi tutulacak kişilerin, temel antrenörlük (ikinci kademe) belgesine sahip olmaları gerektiğinden, Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki kişilerin (üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlerin), yalnızca kıdemli antrenör uygulama eğitimine ve sınavına tâbi tutulacakları öngörülmek suretiyle temel antrenörlük kademesindeki temel ve uygulama eğitimlerinden muaf tutuldukları ve "temel antrenörlük belgesi"ni doğrudan alma haklarının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Başka bir ifadeyle, Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde geçen "temel eğitim ve sınavından muaf olup, uygulama eğitimi ve sınavına katılarak" ibaresindeki eğitimlerin, temel antrenörlük kademesine değil, kıdemli antrenörlük kademesine ilişkin eğitimler olduğu, (c) bendinde geçen ve (a) bendinde yer alan kişilerin haklarına ilişkin kural içeren "mezuniyet tarihinden itibaren dört yıl boyunca tüm spor dallarında kıdemli antrenörlük ve temel antrenörlük kademelerindeki temel eğitim ve sınavından muaf" olduklarına dair ibarenin ise, bu kişilere (a) bendiyle (ve dolayısıyla 19. maddenin 3. fıkrasının (c) bendiyle) verilen haklara ek olarak verilen haklar olduğu, nitekim █████/2022 tarihli ve 31883 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle bu durumun açıklığa kavuşturularak anılan kişilerin (a) bendindeki hakların yanı sıra (c) bendindeki haklara sahip olduğunun belirtildiği, dolayısıyla üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlerin, Yönetmeliğin 21. maddesinde yer alan mezunlara tanınan haktan aynen (eğitim ve sınav olmaksızın, yalnızca uzmanlık dalında/eğitim gördükleri spor dalında) yararlanabildiği, bu nedenle davacının aksi yöndeki iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan; dava konusu düzenlemede, sayılan bölümlerden mezun olanlara verilen "eğitim gördükleri spor dalında temel antrenörlük belgesi alma" hakkının, ilgili bölümlerde verilen eğitimin niteliği, derslerin içeriği ve mezuniyet sonucu edinilen yetkinlik değerlendirilerek ve spor dalı ile sınırlı olarak tanındığı anlaşıldığından; objektif kriterlere göre yapılan bu belirlemenin, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
3) Dava Konusu Yönetmeliğin 23. maddesinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin 23. maddesinde, spor liselerinden mezun olanlara eğitim gördüğü yalnızca bir spor dalında, diğer ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara ise ders müfredatlarının temel eğitim derslerine uygunluğu halinde yalnızca eğitim gördüğü bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi alma hakkı tanınmıştır.
Davacı tarafından; spor liselerinden mezun olanların eğitim gördüğü spor dalında herhangi bir ilave eğitime veya sınava katılmadan doğrudan yardımcı antrenör belgesi alabileceklerinin düzenlendiği, böylelikle Spor Bilimleri veya BESYO alanında üniversite mezunlarına tanınmayan hakkın lise mezunlarına tanındığı, ortaöğretim mezunlarına sağlanan ilave eğitime veya sınava tabi olmadan yardımcı antrenör belgesi alabilme imkanının, ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyen üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarına tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Yukarıda ifade edildiği üzere, eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan kişilere (üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlere), kıdemli antrenörlük kademesindeki temel eğitim ve sınavdan muaf tutulup uygulama eğitimi ve sınavına tâbi kılınarak başarılı olmaları halinde verilecek belge "kıdemli antrenörlük belgesi" iken; dava konusu maddede, spor liselerinden mezun olanlara eğitim gördüğü yalnızca bir spor dalında, diğer ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara ise ders müfredatlarının temel eğitim derslerine uygunluğu halinde yalnızca eğitim gördüğü bir spor dalında -ders programlarının temel eğitim derslerine uygunluğu kaydıyla- herhangi bir eğitim ve sınava tabi tutulmadan verilecek belge "yardımcı antrenörlük belgesi"dir. Antrenörlük kademelerine ve görev tanımlarına bakıldığında ise, "yardımcı antrenörlük (birinci kademe) belgesi"nin, üst kademe antrenör nezaretinde spor faaliyetine katılanlara yardımcı olmak ile sınırlı bir görev ve yetki verirken, ondan iki üst kademede yer alan "kıdemli antrenörlük (üçüncü kademe) belgesi"nin, tüm yaş kategorilerinde ve milli takımlarda antrenman planlamak, uygulamak, değerlendirmek ve sporcunun kariyer planlamasına yardımcı olmak konularında yetki ve sorumluluk verdiği görülmektedir.
Bu nedenle, Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 23. maddesinin, aynı bölüm mezunlarına ve aynı antrenörlük seviyelerine ilişkin kural içermediği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, yukarıda gerekçesi detaylı olarak açıklandığı üzere, Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki kişilere (üniversitelerin spor bilimleri alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullarının antrenörlük eğitimi bölümü/programı mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas/uzmanlık olarak aldığını belgeleyenlere), temel antrenörlük kademesindeki temel ve uygulama eğitimlerinden muaf tutulmak suretiyle doğrudan "temel antrenörlük belgesi" alma hakkı verildiği sonucuna varıldığından; bahse konu kişilerin, Yönetmeliğin 23. maddesinde yer alan mezunlara verilecek belgeden (yardımcı antrenörlük -birinci kademe- belgesi) bir üst kademede yer alan belgeyi (temel antrenörlük -ikinci kademe- belgesi) dahi eğitim ve sınava tâbi olmaksızın doğrudan alma hakkının bulunduğu, bu nedenle davacının aksi yöndeki iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan; dava konusu düzenlemede, sayılan bölümlerden mezun olanlara verilen "eğitim gördükleri yalnızca bir spor dalında yardımcı antrenörlük belgesi alma" hakkının, ilgili bölümlerde verilen eğitimin niteliği, derslerin içeriği ve mezuniyet sonucu edinilen yetkinlik değerlendirilerek ve spor dalı ile sınırlı olarak tanındığı anlaşıldığından; objektif kriterlere göre yapılan bu belirlemenin, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
4) Dava Konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin incelenmesi:
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri bulunduğunun bilincinde olan devlettir.
Hukuk devleti vasfından türetilen ve hukukumuzda da hakim olan temel ilkelerden biri olan "hukuki belirlilik" ilkesi, idarelerin yapacağı düzenlemelerin keyfiliğe izin vermeyecek, yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalara yol açmayacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede, sınırları belirsiz, hukuki denetime elverişli bulunmayan uygulamalara ve keyfiliğe sebebiyet verebilecek nitelikteki düzenlemeler, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacaktır.
Bu belirlemeler ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında, dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasında, yurt dışından alınan antrenörlük belgelerinin denklik işlemlerinin; federasyon eğitim kurulunun gerekçeli teklifi, yönetim kurulunun kararı ve Bakanlığın uygun görüşü ile uygun kademedeki uygulama eğitimi ve sınavında başarılı olunması şeklindeki objektif şartların tamamlanması üzerine takdiren gerçekleştirileceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Anılan fıkrada, denklik işlemlerinin gerçekleştirilmesi için objektif koşullar konulduktan sonra, idareye içeriği belirsiz ve keyfiliğe yol açabilecek şekilde takdir yetkisinin tanındığı, dolayısıyla iptali istenen "takdiren" ibaresinin hukuki belirlilik ilkesi ile bağdaşmadığı açıktır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. █████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'nin;
a) 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "takdiren" ibaresinin İPTALİNE,
b) 20., 21. ve 23. maddelerinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3/4'ü olan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/4'ü olan ... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2024 tarihinde, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesi yönünden oy çokluğuyla, diğer maddeler yönünden oybirliğiyle karar verildi.
(X)-KARŞI OY
:
█████/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Antrenör Eğitimi Yönetmeliği'nin dava konusu 20. maddesi ile bu Yönetmelik ile ilga edilen, █████/2002 tarihli ve 24848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliği'nin, █████/2004 tarihli ve 25587 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 20. maddesi maddesinin birlikte incelenmesinden; üniversitelerin beden veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunlarına II. Kademe (Kıdemli Antrenör) belgesinin, diğer bölüm mezunlarına ise ihtisas eğitimi görmüş olmaları halinde ihtisas dalında II. Kademe (Antrenör) belgesinin, ihtisas eğitimi görmemekle birlikte bir spor dalında ağırlıklı olarak seçmeli eğitim almaları halinde o dalda I. Kademe (Yardımcı Antrenör) belgesinin, mülga Yönetmelik döneminde doğrudan (eğitim ve sınav şartı olmaksızın) verilmiş iken; dava konusu Yönetmelik ile birlikte, antrenörlük eğitimi bölüm mezunlarından ilgili spor dalını ihtisas olarak alanlara kıdemli antrenörlük belgesi, diğer bölüm mezunlarından ilgili spor dalında en az iki dönem eğitim alanlara ise temel antrenörlük belgesi verilebilmesi için, uygulama eğitimi ve sınavına katılarak başarılı olma şartı getirildiği, ancak dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla, mülga Yönetmelikle doğrudan belge alma hakkı tanınan yüksek öğrenim kurumları mezunları ile buralarda öğrenim görenler yönünden herhangi bir geçiş hükmü öngörülmediği anlaşılmaktadır.
Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir. Bu nedenle hukuki güvenlik ilkesi, yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak teessüs etmiş kazanılmış hakları korumanın yanında kazanılmış hakka dönüşmemiş beklentileri de belli ölçüde korumaktadır (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 68).
Anayasa Mahkemesinin 20/9/2012 tarih ve E.███████, K.████████ sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanacağı yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmektedir. Ancak hukuki güvenlik ilkesi, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmaz. Aksi takdirde kanun koyucunun hukuk düzeninde değişiklik yapması olanaksız hâle gelir. Zira her hukuk kuralının yürürlüğe girdiği andan itibaren bireylerde az veya çok bir beklenti yaratması ve değişmesi durumunda da beklentilerin boşa çıkması, bireylerin az veya çok hayal kırıklığı yaşaması işin doğası gereğidir. Bu nedenle her türlü beklentinin hukuki güvenlik ilkesi kapsamında koruma görmesi düşünülemez. Korunmaya değer beklenti belli bir yoğunluğa ulaşan, diğer bir ifadeyle meşru (haklı) hâle gelen beklentilerdir. (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 69).
Haklı beklenti kavramı, Anayasa Mahkemesi kararlarında, mâkûl bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne, idari düzenlemeye veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır (AYM, E.███████, K.███████, █████/2015, §21).
Buna göre, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla, mülga Yönetmelikle doğrudan belge alma hakkı tanınan yüksek öğrenim kurumlarından mezun olanlar ile buralarda öğrenim görenlerin, eğitim ve sınav şartı aranmaksızın belge (üniversitelerin beden veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunlarının/öğrencilerinin II. Kademe -Kıdemli Antrenör- belgesi, diğer bölüm mezunlarının/öğrencilerinin ihtisas eğitimi görmüş olmaları halinde ihtisas dalında II. Kademe -Antrenör- belgesi, ihtisas eğitimi görmemekle birlikte bir spor dalında ağırlıklı olarak seçmeli eğitim almaları halinde o dalda I. Kademe -Yardımcı Antrenör- belgesi) almalarına yönelik haklı beklentilerinin, dava konusu Yönetmelikle ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin yukarıda aktarılan gerekçeyle iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!