Anahtar kelimeler: Segbis Hitaben Ben İtiraza Almakta Görüşü İnsan İfadesini Neticesinde Yoluyla
4. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    SAYISI
    : ███████ E., ███████ K.
    SUÇ
    : Hakaret
    HÜKÜM
    : İstinaf başvurusunun esastan reddi
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Bozma
    İTİRAZA KONU KARAR
    : Bozma
    İTİRAZ EDEN
    : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    Dairemizin, 25.09.2024 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2024 tarihli ve █████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/1. maddesi uyarınca bir aylık yasal süresi içerisinde sanık aleyhine itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusuna konu uyuşmazlığın, incelemeye konu olayda, sanığın başka bir suçtan SEGBİS yoluyla ifadesini almakta olan şikâyetçi Cumhuriyet Savcısına hitaben “İnsan ol, ben 16 yaşından beri cezaevindeyim, bu güne kadar kimseye acımadım, sana da acımayacağım, 2019’da cezaevinden çıkıyorum, Dinar’a gelince görüşeceğiz, seni öldüreceğim, dengesiz.” şeklindeki sözlerinin tehdit suçunun yanında ayrıca hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin olduğu belirlenmiştir.
    İncelenen dosya kapsamından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında; "Somut olayda sanık, görevde olan bir Cumhuriyet savcısına görevinin gereğini icra ettiği sırada ölümle tehdit olarak nitelendirilen sözleri söylemenin yanı sıra "İnsan ol", "Dengesiz." şeklindeki aşağılayıcı kelimeleri de kullanarak şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiği, sanığın söylediği sözlerin bütünlüğü, söylendiği yer ve zaman ve sanığın kastı da nazara alındığında, şikayetçiyi küçük düşürmeye matuf, tahkir edici bir davranış olarak ele alınması gerektiği, bu sözlerin hakaret suçuna vücut vermeyen kaba ve nezaket dışı hitabet tarzı olarak değerlendirilmesi ve eleştiri sınırları içerisinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Devletin anayasal temelini teşkil eden üç ana erkten biri olan yargı erkinin temsilci ve uygulayıcıları olan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, kendilerini kararları dışında ifade edememeleri de dikkate alındığında, somut olaydaki tarzda saygısız, küçük düşürücü ve rencide edici ifadelere karşı korunmaları hukuk devleti olmanın gereği olduğu, bu sebeplerle Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2016 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararıyla sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 18.11.2016 gün ve ███████ Esas-███████ Karar sayılı kararının onanması gerektiği" belirtilmek suretiyle,
    Sanık hakkında hakaret suçundan verilen Dairemizin 25.09.2024 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ sayılı "Bozma" kararının kaldırılması,
    Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2016 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararıyla sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 18.11.2016 gün ve ███████ Esas, ███████ sayılı Kararının "Onanmasına" karar verilmesi talep edilmiştir.
    II. GEREKÇE
    İncelemeye konu dosyada; şikâyetçinin Cumhuriyet Savcısı olarak görevli olduğu, olay tarihinde sanığın, başka bir suçtan SEGBİS yoluyla ifadesini almakta olan şikâyetçiye hitaben “İnsan ol, ... dengesiz.” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği şeklinde iddia olunan olayda, İlk Derece Mahkemesince sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 18.11.2016 gün ve ███████ Esas-███████ Karar sayılı kararı ile sanığın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine Dairemizin 25.09.2024 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ sayılı ilamıyla, hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
    Bu açıklamalar ışığında, sanığın, şikâyetçiye söylediği iddia ve kabul edilen “İnsan ol, ... dengesiz.” şeklindeki sözlerin şikâyetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
    III. KARAR
    1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğuyla REDDİNE,
    2. 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin, 25.09.2024 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    13.01.2025 tarihinde karar verildi.
    Karşı Oy
    Sanık ... hakkında şikayetçi ...’e yönelik █████/2016 tarihinde işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit suçlarından Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2016 tarihli ve ████████ E. ████████ K. sayılı Kararıyla;
    • Hakaret suçundan atılı ve sabit olan eylemine uyan;
    a) Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 125/3-(a) maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
    b) Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
    c) Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
    • Tehdit suçundan;
    a) Türk Ceza Kanunu'nun 106/1- birinci cümle maddesi gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
    b) Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
    c) Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
    İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
    Karara karşı sanık tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin █████/2016 tarihli ve ███████E., ███████K. sayılı kararıyla, “istinaf başvurusunun esastan reddine” kesin olarak karar verilmiştir.
    7188 sayılı Kanunla kamu görevlilerine hakaret suçunun temyiz kanun yoluna açılması ile sanık tarafından süresi içinde ve gerekçeli olarak yapılan başvuru ile söz konusu mahkûmiyet kararının infazı durdurularak dosya hakaret suçu bakımından temyiz denetimi için Dairemize gönderilmiştir.
    Dairemiz çoğunluğunun mezkûr kararı ile “sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul edilen ‘Dengesiz’ şeklindeki sözün katılanın, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özü itibarıyla eylemin hakaret suçunu oluşturduğundan bahisle söz konusu bozma kararına itiraz edilmiştir.
    Söz konusu itirazın kabulü ile bozma kararının kaldırılarak bölge adliye mahkemesi kararının onanması düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak edilememiştir. Şöyle ki;
    Sanığın başka bir suçtan SEGBİS yoluyla ifadesinin şikâyetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesinin alındığı esnada şikâyetçiye hitaben “insan ol, ben 16 yaşından beri cezaevindeyim, bu güne kadar kimseye acımadım, sana da acımayacağım, 2019’da cezaevinden çıkıyorum, Dinar’a gelince görüşeceğiz, seni öldüreceğim, dengesiz” şeklinde sözler söylediği iddiasıyla kamu davası açılmış ve ilk derece mahkemesince söz konusu sözlerin sübut bulduğu ve hakaret ve tehdit suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesince de kanun yolu müracaatı üzerine esastan ret kararı verilmiştir. Sübut konusunda derece mahkemeleri ile Dairemiz kararı arasında bir aykırılık bulunmadığı gibi tarafımızca da eylemin bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
    Ancak, sayın çoğunlukla görüş ayrılığı sanığın söylediği bu sözlerin söylendiği yer ve bağlam içinde hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Şikâyetçinin görevde olan bir Cumhuriyet Savcısı olduğu ve eylemin Cumhuriyet Savcılığı görevinin gereğini icrası esnasında gerçekleştiği göz önüne alınmalıdır.
    Bununla birlikte, yargı organlarına demokratik toplumlarda verilen özel görev de dikkate alındığında, hukuk devletinin asli değeri olan yargının, halkın güvenine ihtiyaç duyduğu tartışılmaz bir gerçektir. Yargı organlarının, görevlerini ve mesleki sorumluluklarını yerine getirirken kendilerini kararları dışında, ifade edememeleri nedeniyle ciddi ve temeli olmayan ifadelere karşı korumak gerekmektedir.
    Bu nedenle yargı organları ile ilgili eleştiriler belirli sınırları aşmamalıdır. Bu bağlamda adaletin uygun biçimde sağlanması isteği ile yargılama makamlarının mesleki onurları arasında bir denge kurulmalıdır.
    Kamu otoritesinin en güçlü şekilde icra edildiği yargı faaliyeti esnasında sanığın şikâyetçi Cumhuriyet Savcısına yönelik ifade alma işlemi sırasında söylediği sert ve küçük düşürücü ifadelerin, söylenen sözlerin bütünlüğü, söylendiği yer ve zaman ve sanığın kastı da nazara alınarak; şikâyetçiyi küçük düşürmeye matuf, tahkir edici bir davranış olarak ele alınması gerekir.
    Dolayısıyla, hakaret suçunun oluşması sebebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile Dairemiz bozma kararının kaldırılarak, bölge adliye mahkemesi kararına yönelik vaki temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması gerektiği düşünülmüştür.
    Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun itirazın reddi yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!