Anahtar kelimeler: Kyazim Davadavacı Erdirdiğini Oğulları Kuyumculuk Satım Yapmakta Ştinin Adreste Katip

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - (T.C:...) -...
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVALILAR
: 1-... - (T.C:...) - ...
2-...
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVALI
: 3-... - (T.C:...) - ...
VEKİLİ
: Av. ... - ...
DAVALI
: 4-... - (T.C:...) - ...
VEKİLLERİ
: Av. ... - ...
Av. ... - ...
DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2023
K.YAZIM TARİHİ
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... sayılı adreste ... Şirketi sahibi olarak 2005 yılından itibaren kuyumculuk yapmakta ve ticari hayatını 2021 yılı itibari ile sona erdirdiğini, davalı ... ... Tic Ltd Şti'nin sahibi ...'un oğulları olduğunu, davalılar, babası ile birlikte Mütahitlik yaparak inşaat işleri ile uğraştıklarını, davalılar ile davacı müvekkili ... arasında ki ilişki 2012 yılında müvekkili ...'nin kuyumcu dükkanına, davalı ... ...'un gelmesi üzerine başladığını, ve devam ettiğini, ... ...'un dükkana gelişi üzerine ''...da yeni bir inşaata başlayacağını, bu inşaatta 128 m2 köşe başı bir dükkanı müvekkili ...'ye 330.000,00 TL tutarında bedelle satacağını belirttiği ve fiyat üzerinde anlaştıklarını, anlaşma sırasında müvekkili ortağı ... ve Dükkan çalışanları ... ve ...'ın orada olduklarını, anlaşma sonrası müvekkili peyder pey ödeme yapmış ödemeler 250.000,00 TL'yi bulduğunda ...'un kardeşi ... ve ... dükkana gelerek ödemenin geri kalan kısmının yapılmasını istemişler, müvekkili ...'de 250.000,00 TL'nin ödendiğini borcun çogunun alındığını belirten bir yazı yazarak davalılara imzalattıklarını, anlaşma üzerine ... ve babası tarafından inşaatın yapım işlerine başlandığını, inşaatın 2015 yılında tamamlandığını, anlaşma üzerine müvekkili ... tarafından aldığı ve belirli dönemlerle ödediği dükkan bedeli üzerine dükkanını ne zaman alacağını sorduğunda ... tarafından yeni bir teklif yapılarak dükkanı ...'a olan inşaat malzemelerinin borcu karşılığında sattığını, müvekkili ...'ye yeni bir teklif yaparak ... yolunda Total Benzinliğin yanında yeni bir inşaata başlayacağını bu inşaatın sahiplerinin ... ve ortakları olduğunu, projesini hazırladığını, protokol imzaladıklarını bu inşaatın ön cephesinden 50 m2 yeri metrekaresi 8.000,00 TL karşılığında 400.000,00 TLye vereyim dediğini, daha sonra müvekkili ... tarafından daha önceden 330.000,00 TL'ye anlaştıklarını, bahsedilen yere 400.000,00 TL veremeyeceğini üstüne 50.000,00 TL daha verecegini söylediğini, taraflar bunun üzerine sahitler huzurunda anlaştıklarını, inşaat tamamlanması sürecinde müvekkili ... tarafından █████/2012 ve █████/2015 tarihleri arasında düzensiz olarak ödemelerde bulunulduğunu, ödemelerin tam tutarı ve miktarı belirli olmakla beraber bir tablo halinde ek olarak sunulacağını, ödemelerin ek olarak sunulmasının amacı tutulan cari hesap tablolarının 5 klasör olması ve 2012 yılından beri tutuluyor olmasından olduğunu, şahitler huzurunda belirlenen tutarın tamamı ve şahsi olarak ...'a altın, dolar, Euro da verildiğini, ek olarak sunulan tabloda ve tutulan defter tutanakları incelendiğinde gerçeğin anlaşılacağını, ikinci inşaatta nihayet █████/2018 tarihinde bittiğini, bu nedenle müvekkili tekrardan ...'u aramış parasını ödediği dükkanın kendisine verilmesini talep ettiğini, tekrardan inşaatın borcu karşılığında ...'a devredildiğini ... ile görüştüğünü ve görüşme sonucunda müvekkili ...'ye senin dükkanını ... ve ortaklarından alacağım dediğini, ancak müvekkili ...'nin araştırması sonucu dükkanın başkasına satıldığını öğrendiğini o günden itibaren müvekkili ... ... ile irtibat kuramadığını, ve müvekkilinin telefonlarına çıkmadığını, bu olaylar üzerine müvekkili ...'nin dolandırıldığını anladığını, ve şikayetçi olduğunu, davalılar hakkında müvekkili ...'yi dolandırdıkları gerekçesiyle ... Dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ve kamu davası açılması istenildiğini, yapılan sikayet sonucu ... E. Sayılı dosya ile Hizmet Nedeniyle Görevlerini Kötüye Kullandıkları gerekçesi ile davalılar ... ve ... hakkında kamu davası açıldığını, dosyanın celbi istendiğinde ve incelendiğinde sunacakları ekteki belgeler ile aynı sonuca varılacağı mahkemece görüleceğini, açıklanan hususlar ışığında işbu davayı açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, belirtilen ve mahkemenizin resen öngöreceği hususlarla birlikte, fazlaya ilişkin talep ve ek dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası açma talepleri ile davalılar hakkında müşterek ve müteselsilen ek talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların, müvekkili ...'nin ödediği bedeller karşışında alınan alacağın şimdilik 1000 TL'sinin akit tarihi itibari ile hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar tarafına yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalılar ..., ..., ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, huzurdaki dava konusu alacak davası için, dava şartı zorunlu arabuluculuğa başvurmadığını, müvekkili ... için davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan dava ikame edildiğini, bu sebeple HMK 114. Madde uyarınca dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğu belirtilerek 1.000 TL talepli belirsiz alacak davası açıldığını, HMK. 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasında davacı, alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceğini, oysa, dava dilekçesinde davacı tarafından 250.000 TL bedel ödendiğinin iddia edildiğini, davacı, ceza yargılamasının uzlaştırma aşamasında 1.500.000 TL, arabuluculuk aşamasında 300.000 TL, ceza yargılamasındaki ifadesinde ve savcılığa verilen dilekçedie 378.786 TL. talep etmiş, ayrıca verdiğini söylediği paraların dökümlerini de sunduğunu, şu halde HMK 107. madde anlamında alacağın miktarı belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, gerek mevzuat, gerekse tüm tarafları bağlayan içtihadı birleştirme kararı uyarınca davacının belirsiz dava açması mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde sunulan deliller arasında tanık isimleri mevcut olduğunu, davacı aradaki hukuki ilişkiyi tanıkla ispatlayacağını açıkça belirttiğini, öncelikle davacının tanık dinletmesine muvafakatlari olmadığını, HMK 200. Maddesi uyarınca bir alacağın ispatı 4.880 TL'yi (2021 yılı için) geçtiği takdirde takdirde senetle ispat olunması gerektiğini, açıklandığı üzere davacının talebi bu rakamın üstünde olduğunu, ancak senetle ispat edilebileceğini, bu senet de davacının sunduğu tasdiksiz defterler olmayıp müvekkilinin imzasını içeren belgelerden biri ile gerçekleşebileceğini, müvekkilleri ..., ... ve ... Şirketi, davacının iddia ettiğinin aksine sözleşmenin tarafı olmadığı için 3. Şahıs konumunda olup bu anlamda ilişkinin bulunmadığını tanıkla ispat edebileceğini, açıklanan nedenlerle HMK hükümleri ve yerleşik yüksek mahkeme içtihatları uyarınca huzurdaki davada tanık dinletilemeyeceğini, tanık dinletilmesine de muvafakatlarinin olmadığını, davacı, diğer davalı ... ile aralarında sözlü olarak taşınmazın haricen satış sözleşmesini yaptığını iddia ettiğini, ancak ortada böyle bir sözleşme olmadığı gibi, Müvekkillerim ..., ... ve ... Şirketi ile hukuki bir ilişkisi bulunmayıp herhangi bir ödemede de bulunmadığını, davacı ile diğer davalı ... arasındaki ilişki muhtemelen bir karz akdi olabileceğini, bu tür davalar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceğini, 6098 sayılı TBK'nın 82. Maddesi uyarınca iki yıllık zaman aşımı dolduğundan davanın zaman aşımı nedeniyle de reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazları olduğunu, müvekkilleri ..., ... ve ... Şirketi'nin, davacı olan ... ile hukuki bir ilişkisi olmadığını, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme veya hukuken sorumluluk doğuracak bir durum bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, müvekkilleri ... ve ...'un davacının ödeme yaptığına ilişkin bir belgeyi imzaladığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ..., arsa sahibi olan ... ve ortakları ile bir inşaat yapılması için anlaştığını, müvekkilinin oğlu ..., bu inşaatı kendisine devretmesini istediğini, inşaatı ... - ... ile birlikte ortak olarak yapacaklarını söylediğini, müvekkillerinin uğramış olduğu zarar sebebiyle tüm haklarını saklı tuttuklarını, müvekkilleri ..., ... ve ... Şirketi adına husumet itirazında bulunduklarını ve davanın reddini talep ettiklerini, açıklanan hususlar dahilinde; öncelikle usule ilişkin itiraz ve defileri değerlendirilerek hukuki dayanak ve korumadan yoksun ve haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'a usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı süresinde cevap vermemiştir.
DELİLLER
:
... Mahkemesinden istinabe yoluyla alınan davacı tanığı ... yeminli anlatımında "Ben emekli albayım, 2010 yıllarında ... görev yapıyordum benim kendimin ... bir tane dairem vardı, bu daireyi satıp arsa almak istedim, arsa almak için bir arkadaşım beni ... ve davalı çocuklarına yöneltti, bana ... bir arsa gösterdi, ben arsayı beğenmedim, daha sonra ... benim yanıma gelerek ... Total istasyonunun yanında bir AVM yapmak istediklerini, burada bir dükkan alıp alamayacaklarını bana sordu, bende 120.000 TL param olduğunu fazla param olmadığını söyledim, ... projeden küçük bir dükkanı 120.000 TL'ye satabileceğini söyledi, ben parayı bankadan çektim, parayı ... ve babası ...'a teslim ettim, inşaatın yapılacağı yere ... ve ... küçük bir satış ofisi yapmışlardı, buradan satış yapıyorlardı, davalı taraf ça sadece proje çizildi ,geriye kalan hiçbir işlem yapılmadı, sadece arsanın üzerinde bir satış ofisi bulunmaktaydı, başka hiçbir şey yoktu, ... ve Mustafa bana projeyi tamamlamayacaklarını söylediler, yaklaşık 1 sene sonrada ... 123.000 TL olarak bana paramı ödedi, inşaat işleri ile ... ile babası ... ilgilenmektedir, diğer davalı ... ...'de çalışsa da babası ve kardeşleri ile o da inşaat işleri ile ilgilenmekteydi, bana da paramı ... vermiştir, ... ve ... bana dükkanı satmadan önce davacı ... de davaya konu yerden bir dükkan sattıklarını söylediler, buda bende ayrı bir güvence oluşturdu, biz inşaat proje sürecini ... ile takip ettik, ...'nin dükkan için 450.000-500.000 TL civarında bir para ödediğini hem ...nin kendisinden hem de ...dan bizzat duydum, ben bana 123.000 TL ödendikten sonra ...ninde parasının ödendiğini zannediyordum, daha sonrasında ... ile görüştüğümde kendisine parasının iade edilmediğini öğrendim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin █████/2022 tarihli celsesinde davacı tanığı ... yeminli anlatımında "Davacı ...ve ... Ltd. Şti.'nde benimle ortaktı, şirket devam etmektedir, ancak davacı şirket ortaklığından ayrılmıştır, davalılardan ... dayım, ... onun oğludur, ben tanıklıktan çekilmek istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Davadaki uyuşmazlık
:Bedeli ödendiğinden bahisle taşınmazın aynen iadesi, aynen iadesi yapılmaması halinde ise bedelinin kanuni faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl ... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise
: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl ...a ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır.
Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır”ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “ (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2)Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de
: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir.
Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
30.09.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 1. maddesinde tarifenin amacının; dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu açıklanmıştır. Tarifenin 4 maddesinde gider avansı olarak, taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri, Tarifenin 6. maddesinde tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirileceği açıklanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır(Yön. m. 45/3). Bu durumda; Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrası ile 4 ve 5 fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK.’nun 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir. (... )
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
Mülga 1086 sayılı HUMK ile 6100 sayılı HMK'nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır:
Mahkemeler için öngörülen sürelerin, taraflar için öngörülen sürelerden farkı; sürenin geçirilmiş olmasının, o sürede yapılması öngörülen işlemin yapılma olanağını ortadan kaldırmamasıdır. Eş söyleyişle hakim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur.
Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır.
Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir.
Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (...).  Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159).
Yukarıda da belirtildiği üzere, ilke olarak, hakimin verdiği süre kesin olmayıp, kesinlik için şu iki koşuldan birinin varlığı zorunludur:
İlk koşul, hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kesin olması ve bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır (HUMK m.163, c.4, HMK. 94/2); bu halde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi, sonuç değişmez.  İkinci halde ise; yasaya göre hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir (HUMK m.163/3 c.3, HMK m. 94). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir.
... Dairesi'nin █████/2022 tarih,... sayılı kararında belirtildiği üzere kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.  Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün ... 22.11.1972 gün ...; 28.04.2010 gün ... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 14.12.2022 tarihli ve 32043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2023 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 1.170,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesinin 1 sayılı ara kararı gereğince dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde █████/2023 tarihinde saat 10.30'dan itibaren mahalinde keşif icrasına, resen seçilecek bir gayrimenkul değerleme uzmanı ve bir mimar, bir harita mühendisi bilirkişi marifetiyle taşınmaz başında inceleme yapılmasına, bilirkişilere 1.250,00 TL'den 3.750,00TL ücretin davacı tarafça karşılanmasına karar verildiği, mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasında tespit edildiği üzere bu durumda her bir bilirkişi bakımından 1.250'er TL'den 3.750.00 TL ücret takdir edildiği halde ödenmediği anlaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesinin 1 sayılı ara kararı gereğince davacı vekilinin mesleki mazeretinin kabulü ile her bir bilirkişi bakımından 1.250,00TL'den toplam 3.750,00TL bilirkişi ücreti ve 1.912,35TL keşif harcı, beş adet tebligat gideri 435,00TL olmak üzere toplam 6.097,35TL delil ve gider avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırması bakımından mehil verilmesine, 2 haftalık kesin süre içerisinde belirtilen delil ve gider avansını yatırmaz ise bilirkişi ve keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunu içeren ihtaratlı davetiye çıkarılmıştır. Mahkememizce verilen kesin süre içerisinde gider avansının tamamlanmadığı, keşfin icra edilmeyerek dosyanın bilirkişi kuruluna gönderilemediği anlaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasında, davacı vekili, müvekkilinin keşif giderini karşılayamadığını, keşif delilinden vazgeçtiniği beyan ettiği anlaşılmıştır. Davacı tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masrafların mahkeme veznesine yatırılmadığı, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edileceği gibi gider avansının tamamlanamayacağının bildirildiği, dava konusu taşınmaza ilişkin keşif yasal gideri karşılanmayan ve taşınmazın başında keşif yasal gideri karşılanmadığı ve yapılamayan keşifle ilgili mevcut delil durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 269,85TL harçtan peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile eksik alınan 210,55TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6102 sayılı TTK 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11, 13, 14. maddleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri Uyarınca Hesaplanan ...bütçesinden ödenen 1.360,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davalılar vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Hesaplanan ve takdir olanan 1.000,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, Davacı vekili( e duruşma yoluyla) ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
¸[e-imzalıdır]
Hakim ...
¸[e-imzalıdır]

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!