Anahtar kelimeler: Osmaniye Kazasından Adana Kesinlik Şartı Eksiklikleri İstemi Sayisi Esastan Adliye

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Osmaniye 1. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararına davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde kaynakçı olarak çalışmaktayken 22.11.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sakatlandığını, çalışma gücünü önemli ölçüde kaybettiğini, SGK tarafından davacının sürekli çalışma gücünü %27 oranında kaybettiğinin belirlenerek maaş bağlandığını, iş kazası tarihinde müvekkilinin 2.000,00 TL en son işten ayrılma tarihinde 2.750,00 TL net ücret aldığını, bu ücretin asgari ücret kadarının hesaba yatırıldığını fazlasının ise elden ödendiğini, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davalı işverende olduğunu, maluliyeti nedeniyle ayrıca büyük elem ve ıstırap duyduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL sürekli iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın, davacının kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacıya iş güvenliği ekipman ve eğitimlerinin verildiğini, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin zarardan mahsubu gerektiğini, müvekkili tarafından davacıya zararı karşılamak için 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının herhangi bir maddi zararının oluşmadığını, davacının müvekkilinin yanında kesintisiz çalışmasının olmadığını, davacının asgari ücretli ile düz işçi olarak kaynakçılık yaptığını, ödemelerin bankadan yapıldığını ve elden ödeme yapılmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş derecede yüksek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "...davanın kısmen kabul kısmen reddi ile1-385.681,78 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ".... Kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli Kanun hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının meydana geldiği alandan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından davalı şirketin kusur oranlarına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı şirketin davacıya yapılan 15.000,00 TL lik ödemenin hesaplamadan düşmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafından yapılan ödemenin hesaplanan maddi tazminat miktarlarından tenzil edilip edilemeyeceği noktasında uyuşmazlık vardır. Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nu oluşturmaktadır. Kanun'un 55. maddesinde, "destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez." hükmüne yer verilmiştir. Davalı tarafından sunulan 27.11.2015 tarihli dekontta 15.000,00 TL lik ödeme bulunmakta ise de; açıklamada hastane masrafı olduğu belirtildiğinden sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan maddi zararın hesabından düşülmemesi yerindedir.Manevi tazminat tutarının belirlenmesi sırasında hakimin takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Davacı ve davalı vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı..." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı kusur oranını raporda yazıldığı haliyle değerlendirildiğini, kazaya sebebiyet verenin davacının kendisi olduğunu, özensiz ve iş güvenliği eğitimine aykırı hareket ederek kazaya neden olduğunu, müvekkili şirket tarafından gereken tedbirler alınmasına ve davacıya gereken teknik destek sağlanmasına rağmen davcının işi daha çabuk bitirmek amacı ile gereken tedbirleri almadan kendi insiyatifi ile kafes içerisine girerek iş yaptığını, davacının ihmali davranışı ile davaya konu kazanın gerçekleştiğini, bu hususun dosyada mevcut bulunan 2015 Kasım ayı risk değerlendirme raporunda da yer aldığı, çalışanların bu konuda kaza öncesi uyarıldığı gibi kaza sonrasında da iş sağlığı ve güvenliği uzmanı tarafından uyarıldığını, davacının talep ettiği maddi tazminat miktarından kazanın ardından müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin mahsubunun gerektiğini, müvekkili şirketin davacının uğramış olabileceği zararı karşılamak adına 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının oldukça fazla olduğunu, zenginleşmeye yönelik olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.1- Davalı vekilinin manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.2-Davalı vekilinin maddi tazminat miktarlarına yönelik tüm temyiz itirazlarının incelenmesinde;Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARAR1.Davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE2. Davalı vekilinin maddi tazminat miktarına yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.