Anahtar kelimeler: Yidk Sınaî Fikri Hükümsüzlüğü Denetleme Haklar Marka Kesinlik Şartı Eksiklikleri
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : █████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyaca tanınan Vodafone markasının lisansörü olarak Türkiye’de faaliyet gösteren, 17,5 milyon aboneye hizmet veren bir GSM kuruluşu olduğunu, tescilli "CEP" ve "CEPTE" asıl unsurlu seri markalarının bulunduğunu, davalının ██████████ “CEPTE KUPON+şekil” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerliklerin bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, "cep" ibareli markalarının tanınmış olduğunu, başvurunun tescil edilmesi durumunda davalının, bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını, müvekkili markalarının itibarlarının ve ayırt edici karakterlerinin zedeleneceğini, marka başvurusunun tamamen müvekkilinin ticari itibarından faydalanmak için yapıldığını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2017-M-5333 sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1. Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin bahis oyunları alanında faaliyet gösterdiğini, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı markalarının "CEP" ibareli oldukları, bazılarının yalnızca CEP ibaresini bazılarının ise CEP ibaresi ile birlikte değişik bazı ibareleri içerdikleri, davalının başvurusunun ise "cepte kupon+şekil" ibareli olduğu, kupon ibaresinin "pay senetleri, devlet tahvili gibi değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve bu kâğıtların belirli zamanlarda getireceği faiz ya da kazanç payını gösteren, zamanı gelince kesilip ilgili yere verilerek karşılığında nakit para alınan parça veya ad ve sıfat olarak tek bir giysilik olarak dokunmuş, üstün nitelikli (kumaş)." anlamlarına geldiği, başvuruda "CEP" değil "cepte kupon+şekil" ibaresinin bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan ürün ve hizmetlerin davacının CEP ibareli bir kısım markalarının kapsamında yer alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği; bu tetkikatta markanın içerdiği ürün ve hizmetler bakımından ayırt edici gücünün gözden ırak tutulmaması gerektiği, başvuru konusu işaretin kapsamındaki 9, 28, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıf ürün ve hizmetler için cep telefonu özelliklerinden istifade edilmek suretiyle anılan ürün ve hizmetin sunulduğuna ilişkin mesaj verdiği, davacının "CEP" ibareli markalarının bu yönü itibariyle 9, 28, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıftaki ürünler bakımından anılan özelliği bakımından zayıf bir marka olduğu, buna göre taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, somut olayda 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da oluşmadığını, ayrıca iltibas teşkil etmeyen bir marka başvurusunun kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait “cep” ibareli markaların seri marka niteliği taşıyan ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış markalar olduğunu, aynı zamanda tanınmış marka statüsünde bulunduklarını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve markanın itibarı ile ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "cepte kupon" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı kanun maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşullarının da somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!