Anahtar kelimeler: Ceyhan Evraktan Kıymetli Ret Menfi Adana Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi

MAHKEMESİ :Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI
:████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
:Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
:Ceyhan 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
:████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki kıymetli evraktan kaynaklı menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu senedin şirkete ait evraklar arasına konularak müvekkiline imzalatıldığını, davacının böyle bir belge imzaladığını hatırlamadığını, ancak bilirkişi incelemesi sonucu imzanın müvekkiline ait olduğunun anlaşıldığını, davalıların sıhri hısım olduğunu, bir an için davalı ...'in diğer davalıya borç verdiği kabul edilse bile kefil istemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, müvekkilinin davalı ... ile olan husumeti nedeniyle onun borcuna kefil olmasının mümkün bulunmadığını, senedin düzenlendiği süreç içerisinde alacaklılardan mal kaçırmak için davalı ...'in taşınmazlarını davalı ...'e devrettiğini, bu durumun davalıların birlikte hareket ettiğini ortaya koyduğunu ileri sürerek, davaya konu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacağını tahsil edememekten dolayı mağdur duruma düştüğünü, davacının amacının süre kazanarak mal kaçırmak olduğunu, İstanbul Adli Tıp Kurumundan (ATK) gelen rapora göre dava konusu senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun kesin olarak tespit edildiğini, davacının kendi istek ve iradesi ile imzaladığı senede dair sonradan arasının bozulduğu diğer davalı ... ile olan ilişkilerini sebep göstererek senedi istemeden imzaladığına yönelik savunmaya dayanmasının hukuken mümkün olmadığını, zira senedin illetten mücerret olduğunu, davacı ve diğer davalı arasındaki dava dilekçesinde iddia edilen hususları bilmediğini ve bilmesinin de beklenemeyeceğini, müvekkilinin davacı ve diğer davalının ortağı olduğu şirkete borç para verdiğini, muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının murisi olan Adnan Karagözoğlu'nun müvekkilinin kardeşi olduğunu, iki kardeşin 1999 ve 2015 yılları arasında güven ilişkisi içerisinde işlerini birlikte yürüttüklerini, Adnan'ın 2008'den 2015 yılına kadar karısı ve çocuklarından ayrı olarak yaşadığını, davacının miras yüzünden iftirada bulunarak müvekkili hakkında açtığı davanın derdest olduğunu, Adnan Karagözoğlu'nun ölümü üzerinde şirketteki %50 hissenin davacı ve 3 kızına geçtiğini, şirketin devreden borçları için davalı ...'den nakit para alındığını ve şirketin borçlarının ödendiğini, müvekkili ve davalının da bu senedi düzenleyip imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; menfi tespit davasında davacının imzaya bir itirazının bulunmadığı, ancak bu senedin hata/hile ile imzalatıldığı iddiasında bulunduğu, iddiasını ispat için tarafların aralarındaki ilişkileri ileri sürülerek böyle bir senedin imzalanamayacağı savunulmuş ise de ileri sürülen hata/hile iddiasını ispat için herhangi bir delil gösterilmediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin asıl borçlusunun davalılardan ... olduğunu, müvekkilinin kefil olduğunu, adı geçenin savunmalarında, kendisine ait olan taşınmazların ...'in ...'e olan borçlarının teminatı olarak diğer davalıya devredildiğinin ve daha sonra davalı ...'in borcunun ödenmesi üzerine bu taşınmazların davalı ... tarafından davalı ...'in oğluna devrolunduğunun beyan edildiğini, davalı ...'in bu senetten dolayı ...'e borcunun olması halinde ...'in teminat olarak elinde tuttuğu taşınmazları ...'in oğluna devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, bu durumun borcun bittiğini ve ödendiğini gösterdiğini, senedin davalıların iddia ettiği gibi şirketin borcuna karşılık verildiğinin kabulü halinde ispat külfetinin yer değiştireceğini ve davalıların bunu ispat etmesi gerektiğini, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, kıymetli evraktan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.3. Değerlendirme1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.