Anahtar kelimeler: Çıkmasına Feshi Şirketten Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ankara Sayisi İzin Adliye
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Davanın kabulü
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının şirketten çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin iki ortaklı olup %33 payın müvekkiline, %67 payın ...'a ait olduğunu, dava dışı ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğunu, 15.01.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket merkezinin Ankara'ya nakline ilişkin esas sözleşme değişikliği kararı alındığını, toplantıda ayrıca ... ve davacı ...'in üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, esasen müvekkilinin bu toplantıya katılmadığını, toplantı tutanağının müvekkil toplantıya katılmış gibi düzenlendiğini, müvekkiline atfen atılan imzanın da sahte olduğunu, söz konusu kararın iptali için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, genel kurul toplantısının ardından yapılan aynı günlü yönetim kurulu toplantısında ...'ın yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, ancak müvekkilinin bu toplantıya da iştirak etmediğini ve karardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, yönetim kurulu başkanı ...'ın şirketi şirket malvarlığını yakın akrabalarının kurduğu şirketlere aktarmak için bir çok usulsüz işlem yaptığını, usulsüz işlemlerin sırasıyla davalı şirketin piyasaya çek-senetle borçlanarak daha sonra da adresini değiştirerek piyasayı dolandırdığını, davalının uhdesindeki değeri 900.000,00 TL olan fide tohumlarından üretilen fidelerin Beypazarı Tarım A.Ş. tarafından satılarak elde edilen gelirin Beypazarı Tarım A.Ş.'ye ve ...'ın yakın akrabalarının kurduğu diğer şirketlere aktarıldığını, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi yakınlarının kurduğu şirketlerle iş ve işlemler yapmak suretiyle sistematik şekilde şirket malvarlığını bu şirketlere aktardığını, mali açıdan hiçbir mani olmamasına rağmen davalı şirketin kâr payı dağıtmadığını, şirketteki azınlık paylarının haklarının ihlal edildiğini, şirketin kötü yönetildiğini, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığını, müvekkilinin bilgi alma ve bireysel haklarının ihlal edildiğini, davalı şirketten çıkarılan işçilerin işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin 15.01.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket merkezinin Ankara'ya nakline karar verildiğini, davacı adına sahte imza atılarak genel kurul toplantısı yapıldığı iddiasını kabul etmemekle birlikte, böyle bir şey vuku bulmuşsa dahi, şirket merkezinin Ankara'ya nakli konusunda davacının önceden rızasını bildirdiğini, bununla alakalı olarak ellerinde ses kayıtları olduğunu, şirketin içinin boşaltıldığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde şirketin içinin boşaltılması için kurulduğu iddia edilen şirketlerin esasen müvekkil şirkete yardım eden firmalar olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı alışverişlerle ilgili olarak çeşitli firmalara borçlandığını ve tüm borçlarının adı geçen firmalarca üstlenildiğini, dolayısıyla şirketin içini boşaltmak bir yana bahsi geçen şirketlerin müvekkili şirketin ayakta kalması için çabaladığını, müvekkili şirket muhasebecisinin resmi-gayri resmi olarak iki farklı kayıt tuttuğu iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davacının eşi olan ...'in bir dönem müvekkili şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığını ve şirkete bir çok zarar verdiğini, şirketin feshinin haklı nedene dayanması gerektiğini, ortada haklı bir neden bulunmadığını, davacının dava hakkını kötüye kullandığını, davacının eşinin bir yandan şirkete zarar verirken davacının bu davayı açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 01.02.2019 tarihinden bu yana herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, şirketin faaliyette bulunması için gerekli fide, tohum vs. sahip olmadığı, şirketin 2018 yılı mizanında gözüken stokları 2019 yılında tasfiye ettiği, hali hazırda stoku bulunmadığı, şirket ortakları arasında güven ilişkisini geriye dönülemez şekilde ortadan kaldıran ihtilafların mevcut olduğu, davacı ortağın imzasının taklit edilmesi suretiyle genel kurulun çağrısız olarak toplandığı iddiasının ve bu iddiaya dayalı olarak açılan hukuk ve ceza davalarının başlı başına bu güven ilişkisini sarsıcı olduğu, şirketin kayıtlı adresinin sanal ofis olarak kullanıldığı, şirketin seracılık faaliyetini yürüttüğü alanın 2018 Ekim ayında üçüncü kişiye satıldığı, seracılık faaliyetleri için gerekli malzeme ve ekipmanların dava dışı Beypazarı Fidecilik A.Ş. tarafından kullanılmakta olduğu, bu bakımdan davalı şirketin feshini istemekte yasal koşulların oluştuğu, ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen şirketin borca batık olmadığı, sermayesini koruduğu, öz varlığının +1.015.270 TL seviyesinde olduğu, 2019 yılında şirketin ekonomik faaliyetini sürdürememesinin büyük oranda şirket ortakları arasındaki çekişmeye dayalı olduğu, ekonomik bir varlık olarak şirketin yaşamını sürdürmesinin toplumsal menfaate uygun düşeceği, bu bakımdan alternatif çözüm yoluna başvurulabileceği, somut olaya en uygun çözümün sermaye oranı daha düşük olan davacı ortağın şirketten çıkmasına izin verilmesi şeklinde olabileceği, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere davacıya ödenmesi gereken sermaye payının 402.270,00 TL olduğu gerekçeleriyle davacı ortağın şirketten çıkmasına izin verilmesine, 402.270,00 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklar arasında güven ilişkisi sarsılmış olup, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, bilirkişi raporunda şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesi koşullarının gerçekleştiğinin tespit edildiğini, bu nedenle fesih için koşulların oluştuğunu, İlk Derece Mahkemesince şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin birbirleriyle çelişkili olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
    2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fesih için haklı nedenler oluşmadığından İlk Derece Mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin yerinde olmadığını, ayrılma akçesi olarak belirlenen miktarın fahiş olduğunu, davacının kendi özensiz ve sorumsuz iş ve davranışlarıyla şirkete zarar verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 01.02.2019 tarihinden bu yana her hangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, şirketin faaliyette bulunması için gerekli fide, tohum vs. sahip olmadığı, şirketin 2018 yılı mizanında gözüken stokları 2019 yılında tasfiye ettiği, hali hazırda stokunun bulunmadığı, davacı ortağın imzasının taklit edilmesi suretiyle genel kurulun çağrısız olarak toplandığı ve rızası hilafına kararlar alındığına dair gerekçeyi içeren, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasındaki karara karşı davalı şirketin istinaf kanun yoluna başvurmadığı sadece davacı tarafından istinaf kanun yoluna gidildiği, davalı şirketin iki ortaklı olup, davacı dışında şirketin diğer ortağı olan yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi olan ...'ın davacı adına sahte imza attığı, böylelikle şirket ortakları arasında güven ilişkisini geriye dönülemez şekilde ortadan kaldıran ihtilafların mevcut olduğu, taraflar arasında görülen hukuk ve ceza davalarının başlı başına güven ilişkisini sarsıcı nitelikte olduğu, şirketin kayıtlı adresinin sanal ofis olarak kullanıldığı, şirketin seracılık faaliyetini yürüttüğü alanın 2018 yılının Ekim ayında üçüncü kişiye satıldığı, seracılık faaliyetleri için gerekli malzeme ve ekipmanların dava dışı Beypazarı Fidecilik A.Ş. tarafından kullanılmakta olduğu, bilirkişi raporu ile de şirketin mali yapısının tespiti ile fesih koşullarının oluştuğu gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının imzasının atılması konusunda zımni rızası olduğunu, şirket merkezinin değiştirilmesi hususundan haberdar olduğunu, şirket lehine bir işlem tesis edildiğini, şirketin haklı nedenle feshi için bir sebep bulunmadığını, şirketin feshine son çare olarak karar verilmesi gerektiğini, şirketin borca batık olmadığını, sermayesini koruduğunu, 2019 yılında faaliyette bulunamasının ortaklar arasındaki çekişmeden kaynaklandığını, emsal kararda şirketin faaliyet amaçlarının gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazların elden çıkarılması, şirketin belli bir süre faaliyet göstermemesi, ortaklar arasında bazı anlaşmazlıkların bulunması gibi gerekçelerle şirketin haklı nedenle feshi için gerekli koşullar oluşsa bile şirketin elindeki mevcut malvarlığı ile esas sözleşmedeki amaçları gerçekleştirebileceği durumda, fesih yerine davacı ortağa pay bedelinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkmaları yönünde karar verilmesinin uygun olacağının belirtildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531 inci maddesi.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!