Anahtar kelimeler: Konusumenfi Girişte Tahrif Üyelerden Tadil Evraktan İmzalayarak Duyurusunda Kıymetli Üyelik

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████ EsasKARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin █████/2012 tarihinde ... Kooperatifine üye olduğunu ve üyelik için giriş taahhütnamesi imzalayarak imza beyannamesi verdiğini, kooperatifin yönetim başkanı olan davalının yaptığı usulsüzlüklerin tespit edilmesi üzerine olağanüstü genel kurul yapılarak yeni yönetim oluşturulduğunu, davalı hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının, üyelerden kooperatife girişte alınan imza beyannamelerini tahrif ve tadil ederek kambiyo vasfı vermeye çalıştığını, davalının bu şekilde müvekkili aleyhine ... sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü takip başlattığını, takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığını, müvekkili tarafından verilen imza beyannamesinin üstünde yazan "... Kooperatifinin bundan böyle yapılacak iş ve işlemlerinde (olağan ya da olağanüstü) genel kurul toplantılarında aşağıda örneği bulunan tatbiki imzamı kullanacağımı beyan ederim." kısmının (kişi bilgileri ve imza arasında kalan kısım) makasla kesilerek bu kısma senet metninin eklendiğini, ayrıca yazılar arasında mürekkep farkı olduğu gibi yazı karakterlerinin de farklı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında temel bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili tarafından İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile takibe itiraz edildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile senedin sahte olduğunun tespit edildiğini, ancak İcra Mahkemesinin, dar yetkili olduğundan bahisle davanın reddine karar verdiğini belirterek davanın kabulü ile, müvekkilinin takibe konu sahte olarak oluşturulan bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, ... sayılı icra takibinin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı cevap dilekçesinde; Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, davacının, borçlu olmadığı iddialarını ispatlayamadığını, senedin sahteliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, bonoya bakıldığında müvekkili tarafından nakden verilen bedel sebebiyle borç ilişkisinin meydana geldiğini, böyle olmasaydı bile senetten doğan borç ilişkisinin asıl ilişkiden mücerret olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunu kabul etmediğini, incelemenin Emniyet yada Jandarma Kriminal veya Adli Tıp tarafından yapılması gerektiğini, borçlunun bono üzerindeki imzasına itirazı bulunmadığından sair itirazlarin İcra Mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere TTK m.72'ye göre tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEME KARARI
:İlk derece mahkemesince; takip konusu senedin lehtarının davalı ... olarak göstertildiği ve icra takibinin de onun tarafından başlatıldığı, davalının, cevap dilekçesinde senedin nakden verilen borca istinaden alındığını savunmuşsa da duruşmadaki beyanları ile savunmasını talil ederek senedin kooperatif borcuna istinaden alındığını bildirdiği, ancak davalı tarafından kooperatif adına işlem yapmak noktasında yetkilendirildiği beyan edilerek █████/2015 tarihli toplantı tutanağı ibraz edilmişse de, sunulan tutanağın kooperatifi temsil ve ilzama yönelik oluduğu, tutanakta davalıya, kooperatife karşı olan borçlar noktasında kendi lehine işlem hakkı tanınmadığı gibi davalının münferit yetkisi olmayıp müşterek yetkilendirme yapıldığı, kooperatif alacaklarına ilişkin alacağın devrini gösterir herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, senet tanzim tarihinde salt kooperatifin yönetim kurulu başkanı olmasının davalıya, kooperatif üyelerinden kooperatif borcuna istinaden kendi adına senet alma ve takip yapma hakkı vermeyeceği, zira, kooperatifin icra takibinin ve davanın tarafı olmamasının, üyelerinden alacağı bulunup bulunmadığı noktasında değerlendirme yapılabilmesi olanağını da ortadan kaldıracağı, üyelerin kooperatife karşı olan borçlarına istinaden lehine kambiyo düzenlenmesi ve borçların tahsili noktasında taraf ehliyetinin yine kooperatife ait olduğu, davalının yönetim kurulu başkanı olmasının kendi adına işlem tesis etme hakkı ve yine icra takipleri ve davalar yönüyle taraf ehliyeti bahşetmeyeceği, davacı tarafından takip/ dava konusu senedin sahte olarak oluşturulduğu ve bu nedenle borçlu olunmadığı iddia olunmuşsa da, taraf ehliyeti dava şartlarından olduğundan öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerektiği, davalı alacaklının kooperatif borcuna istinaden kendi lehine kambiyo senedi almasında ve bu senetle yine kendi adına ve hesabına icra takibi başlatmasında taraf ehliyeti bulunmadığından davacının menfi tespit talebinde ve icra takibinde tek borçlunun davacı olması nedeniyle takibin iptali talebinde haklı olduğu, ayrıca davalının kendi beyanları kapsamında davacıdan takip/ dava konusu senet nedeniyle bizzat alacaklı olmamasına karşın ve yargılama konusu edildiğinde kooperatif borcuna istinaden davacı aleyhine takip başlattığını bildirmek suretiyle kendi adına ve hesabına davacıya karşı takip başlatmasında haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK'nun 72/5. maddesi kapsamında kötüniyet tazminatı istem koşullarının da oluştuğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, takibe konu senet nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve takip/ dava konusu alacağın %20'si nispetinde 22.190,12 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
:Karar yasal süresinde davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı istinaf dilekçesinde; davacı tarafından açılan İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı sırasında kayıtlı davanın takipsizlik sebebiyle işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, Mahkemece ticari defterler incelenmeden davacının sunduğu evraklara dayanarak yeterli bir inceleme olmadan karar verildiğini, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından Mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dosyaya sunulan delillerin değerlendirilmediğini, zira kooperatif inşaatlarını yaptığı ve kooperatifin, yüklenici şirkete borçlu olduğu tespitine yönelik Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ ve ███████ D.İş sayılı tespit dosyalarının hüküm dışında tutulduğunu, bu nedenle delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, davacının İİK'nun 169. maddesi uyarınca borçlu olmadığını ispatlayamadığını, dava konusu senedin sahteliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, yine dava konusu bonoya bakıldığında müvekkili tarafından nakden verilen bedel sebebiyle borç ilişkisinin meydana geldiğini, böyle olmasaydı bile senetten doğan borç ilişkisinin asıl ilişkiden mücerret olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava, icra takibine konu senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, akabinde dosyanın gönderildiği Mahkemece işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu ... sayılı dosyasında takibe konulan davacı tarafından davalı lehine düzenlenen bononun düzenleme tarihinin █████/2015, ödeme gününün █████/2015, bedelinin 85.000,00 TL olduğu ve üzerinde "nakden" kaydının bulunduğu, işbu icra takibi kapsamında toplamda 110.950,62 TL'nin tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından dava konusu senedin tahrifat yapılarak düzenlendiğinden bahisle takibin iptali amacıyla açılan davada İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi █████/2019 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile, bononun zorunlu unsurlarını taşıdığı, imzaya yönelik bir itirazın bulunmadığı, bononun sahte oluşturulduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de, Mahkemenin dar yetkili olması sebebiyle yargılamanın genel mahkemeye ait olduğu, davacının, borcunun bulunmadığını İİK'nun 169/A maddesinde yer alan belgelerle ispat edemediği gerekçeleri davanın reddine karar verilmiştir. Bu dosya kapsamında alınan █████/2018 tarihli raporda, senedin, senet metninin sonradan eklenmek suretiyle oluşturulduğu tespit edilmiştir.Davalı cevap dilekçesinde, nakden verdiği bedele istinaden dava konusu senedin alındığını belirtmiş olup yargılama aşamasında ise senedin kooperatif adına alındığını ileri sürmüştür. Mahkemece ise, davalının bu şekilde savunmalarını talil ettiği kabul edilerek üyelerin borçları ile ilgili işlemlerde taraf ehliyetinin kooperatife ait olduğu, buna yönelik icra takibi ve davalar bakımından davalının taraf ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davalının, kooperatif borcuna istinaden lehine kambiyo senedi alması ve bu senede dayalı adına ve hesabına icra takibi başlatmasında taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.HMK 114/1-d maddesine göre tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır. Taraf ehliyeti, medenî hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Dava ehliyeti ise medenî hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir."Sıfat ise, dava konusu sübjektif hak ( dava hakkı ) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir... Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatıda o hakkın sahibine aittir... Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir ( davalı sıfatı, pasif husumet )".(Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, 22 baskı, sh 234 ve 235). Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü, sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur."...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır..."(Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davalının taraf ehliyetinin bulunmadığına yönelik Mahkemenin kabulü, kooperatif borcuna istinaden lehine kambiyo senedi aldığı ve bu senede dayalı adına ve hesabına icra takibi başlattığına dayalı olup bu husus esasında taraf ehliyeti değil taraf sıfatı yani dava konusu şey üzerinde kim ya da kimlerin hak sahibi olduğu ile ilgilidir. Bu nedenle somut olayda, sağ ve gerçek kişi olan davalının taraf (hak) ehliyetinin bulunduğu açık olup Mahkemenin aksine kabulü yerinde olmadığı gibi bu duruma sonuç bağlayarak hüküm tesis edilmesi de doğru değildir.Davacı vekilinin işbu dava ile iddiası, müvekkilinin dava dışı kooperatife üye olurken verdiği imza beyannamesinin üzerinde tahrifat yapılarak senet metninin bu belgeye ithal edilmesi ile senedin oluşturulduğuna ve bu nedenle müvekkilinin borçlu bulunmadığına ilişkin olup esasında senedin sahte olarak oluşturulduğu ileri sürülmüştür. Bu yön gözetilmeden Mahkemece, davalının savunmasını talil ettiğinden bahisle senedin kooperatif adına alındığı savunması üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi isabetli olmamıştır. Zira senet sahte olarak oluşturulmuş ise zaten Mahkemenin, senedin kooperatif adına alınıp alınmadığı, bu sebeple talep hakkının kime ait olduğu yönünde karar gerekçesindeki tartışmasına da gerek kalmayacaktır. Bu nedenle öncelikle davacının senedin sahteliği iddiası üzerinde durulması gerekmekle birlikte İcra Hukuk Mahkemesinde alınan ve davalının açık bir itiraz ve istinaf nedeni bulunmayan denetime elverişli bilirkişi raporu ile, davaya konu imzalı belgenin sonradan ekleme yapılarak davacının imzalarından da faydalanılmak suretiyle senet haline dönüştürüldüğü tespit edildiğinden bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirme ve gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında farklı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebeplerle KABULÜ İLE, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜ ile, ... sayılı takip dosyasına dayanak █████/2015 düzenleme tarihli, █████/2015 vade tarihli, 85.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, takibin İPTALİNE, b)Takip/dava konusu alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 22.190,12 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 7.579,04 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.894,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.684,28 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.894,76 TL peşin harç ve yapılan 176,30 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.115,46 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hükmün kaldırılma nedeni ve istinafa gelenin sıfatına göre 14.490,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.894,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.279,40 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,4-Davalı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderinin hükmün kaldırılma nedenine göre davacı üzerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.█████/2025