Anahtar kelimeler: Refi Tpmk Markasal Markayı Açılarak Sinai İstemli Yana Unvanı Düştüğü

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi adına tescil edilen ... numaralı “...” markasının tescili talebine davacı tarafça yapılan itirazın TPMK tarafından davacıya ait ... numaralı “...” markasının hükümden düştüğü gerekçesiyle reddedildiğini, davacının bu markayı 1993 yılından bu yana markasal olarak ve ticaret unvanı olarak kullandığını, ayrıca “...” markasını da kullandığını, internet sitesinin ...com.tr alan adıyla kayıtlı olduğunu, davalının da www...com alan adını kullandığını, arama motorunda davalının sitesine de giriş yapıldığını, davalının markasının da aynı mal ve hizmetler için tescil edildiğini, her iki şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, davalı ... şirketinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu durumun önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, buna ilişkin olarak, davalının “...” markasını, birlikte, tek başlarına veya başka herhangi bir ibare ile birlikte, her türlü yayınlar, hizmetler ve mallar, ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, Türkiye’de ya da yurtdışında kullanmasının önlenmesine ve bunların toplatılarak, hükmün kesinleşmesini müteakip bu türden her türlü materyalin imhasına, davalının "..." ibaresini kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline, davalı adına tescil edilen ... numaralı markanın hükümsüzlüğünün 556 sayılı KHK’nin 44/1. maddesi uyarınca geçmişe yürür şekilde tespitine ve sicilden terkinine, bu konuda █████/2016 tarihinde davalı tarafından ... nolu tescil başvurusuna karşı, █████/2016 tarihinde yapılan itirazın reddine dair █████/2017 tarihli TPMK’nun kararının iptaline, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede ilanına, maddi ve manevi haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar hakkında YİDK kararının iptaline ilişkin açılan dava bu davadan tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmiş ve █████/2019 tarihli, 2019/2 Esas, ███████ Karar sayılı kararla, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Ankara FSHHM'ne gönderilmesine karar verilmiş, taraflarca süresinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığından, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ... markası ile kurulma amacının kesinlikle şirket kurucusunun soyadının ... olmasından dolayı olduğunu, ...'in kuruluş amacına paralel olarak 2006 yılından itibaren gerçekleştirdiği proje taşımaları, hatırı sayılır miktarda ihracat ve depolama, ambalajlama, yurt içi ve yurt dışı firmaları ile partnerlik anlaşmaları ile tanınmışlık sıfatına dünya çapında layık olduğunu, marka tescili yapılması için davacı tarafın beyan ettiği gibi " tanınmış" olmak gerekiyor ise, müvekkili şirketin çok çok öncesinden tanındığını, davacı tarafın uzun yıllar bekledikten sonra huzurdaki davayı açmış olmasının, davacı tarafın kötü niyetle, tamamen müvekkili şirket üzerinden kazanç sağlama hayalinin de bir neticesi olduğunu, müvekkili şirketin web sitesinin davacının ... Kargo adlı sitesinden tamamen farklı olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI
:İstanbul Anadolu 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30.03.2021 tarihli ████████ E. - ███████ K. sayılı kararıyla; "SMK 6. Maddesine dayanarak hükümsüzlük davası açılmışsa da, davacı adına tescilli marka bulunmadığından bu maddelere dayanılarak hükümsüzlük talep edilemeyeceği, kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük davası açılmışsa da, davalı şirketin ortağının soyadının ... olduğu, davalı tarafça bu nedenle "..." ibaresinin ticaret unvanı ve marka olarak seçildiğinin edildiği, davacı tarafça marka tescilinin kötü niyetle yapıldığına dair delil sunulmadığı, tescilsiz kullanılan markaya benzer bir marka tescil ettirilmesinin kötü niyeti ispata yeterli olamayacağı, davacı tarafça 12 Ocak 1993 tarihinde ticaret sicil kaydının yapılması ile ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin kullanılmaya başlandığı, davacının nakliye ve lojistik hizmeti ile iştigal etmesi nedeniyle, ticaret unvanının aynı zamanda hizmet markası olarak kullanıldığının kabulü gerektiği, buna göre davacının "..." ibaresini davalıdan daha önce kullanmaya başlamasından dolayı öncelik hakkına sahip olduğu, davalının markası █████/2017 tarihinde tescil edilmişse de, davalı şirketin ticaret sicile kaydedildiği █████/2006 tarihinden itibaren ticaret unvanı içinde yer alan "..." ibaresini marka olarak kullandığının dosyaya sunulan fatura örnekleri ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı şirketin nakliye ve lojistik hizmetiyle iştigal etmesi nedeniyle, ticaret unvanını hizmet markası olarak kullandığının kabul edilmesi gerektiği, davacı ve davalı şirketlerin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının 2006 yılından davanın açıldığı 2017 yılına kadar yaklaşık 11 yıl bu kullanıma itiraz etmediği, davalının da tescilsiz marka kullanımı nedeniyle "..." markası üzerinde hak elde ettiği, davalının markasının kötü niyetle tescil edilmediği, bu aşamada davacı tarafından davalının markasının hükümsüzlüğünün talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacıya ait www...com.tr alan adının █████/2010 tarihinde , davalıya ait https://...com/ alan adının ise █████/2010 tarihinde alındığı, her iki tarafın alan adlarının benzer olduklarının tespit edildiği, ancak davalının "..." ibaresini içeren alan adını almakta kötü niyetli olduğu ya da işareti içeren alan adını almakta hukuki ve meşru bir gerekçesi veya bağlantısı olmadığı yönünde bir kanıt sunulmadığı, davalı şirketin ticaret unvanına uygun alan adını almasının yasal hakkı olduğu, davacı tarafın yaklaşık 7 yıldan bu yana kullanılan alan adının terkini için daha önceden bir talepte bulunmadığı ve yasal yollara başvurulmadığı" gerekçeleriyle; davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU
: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkeme kararında müvekkilinin 12 Ocak 1993 tarihinde ticaret sicil kaydının yapılması ile ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini kullanmaya başladığı, nakliye ve lojistik hizmeti ile iştigal etmesi nedeniyle ticaret unvanının aynı zamanda hizmet markası olarak kullanıldığının kabulü gerektiği, müvekkilinin ... ibaresini davalıdan önce kullanmaya başlamasından dolayı , öncelik hakkına sahip olduğunun kabul edildiği, ancak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı kanaatine varılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ticaret unvanından ve ... ibaresini kullandığından ancak TPMK'ya yaptığı başvuru sonucu haberdar olduklarını, sessiz kalma koşullarının oluşmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşması için öncelikle marka sahibinin markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, davalının genellikle yurt dışında çalıştığını beyan ettiğinden müvekkilinin haberdar olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, haksız fiilde bulunduğunu, dürüstlük kuralından yararlanmasının mümkün olmadığını, tacir olan davalının dürüst davranmakla yükümlü olduğunu, öncelik hakkına sahip müvekkilinin markayı kullandığını bilmesine rağmen yetkisiz olarak ve kötüniyetli olarak müvekkilinin bilinirliğinden faydalanmak amacıyla, ... markasını kullanması nedeniyle sessiz kalma iddiasını ileri süremeyeceğini. -Sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının SMK 25/6 maddesinde düzenlendiğini, öncelikle, sonraki tarihli markanın tescilinin veya kullanımının kötü niyetli olmaması gerektiğini, davalı şirketin ise tescili ve kullanımının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranarak, faaliyetlerinde kullanacağı marka konusunda üzerine düşen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkilinden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bir diğer şartın sonraki tarihli markanın tescilinin ve kullanımını bilinmesi veya bilinmesinin gerekmesi hâli olup davalı şirketin kullanımından ancak tescil talebinde bulunulduğunda haberdar olunarak yasal süreç başlatıldığını, davalı şirketin müvekkilinin daha önce bildiği/bilmesi gerektiğini ispatlaması gerektiğini, bunu ileri sürmediği gibi ispatlayamadığını. -Müvekkilinin ticari faaliyetine 1993 yılında başladığını, insan ve mal taşımacılığı, kargo hizmetleri, komisyon hizmetleri alanında ülke çapında faaliyetlerini genişlettiğinin bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu, "... kargo", "..." markalarının o tarihten beri ihdas edilip piyasada maruf hale getirildiğini. -Kargo, Lojistik ve nakliyat ibarelerinin kelime anlamlarının birbirine çok yakın olduğunu, davalının ... markasına Lojistik kelimesi eklemesinin ayırt edicilik katmadığını. - Davalı şirket tarafından ... başvuru numarası ile tescili yapılan "..." ibareli marka ile müvekkili şirketin markası olan "... kargo" markası arasında iltibasın mevcut olduğunun bilirkişi raporu ile ortaya koyulduğunu.- Davacının müvekkili şirketin "..." markasını kargo, nakliyat ve lojistik alanında yaratan ve tanıtan gerçek hak sahibi olup markayı maruf hale getirdiğini, daha önce bilinen bir markanın başkası adına tescil ettirilmesinin hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağladığını, gerçek hak sahibinin dava açması ile önceki tescil hükümsüz kılınması gerekmesine rağmen gerekçeli karar ile varılan kanaatin kabulünün mümkün olmadığını. - Davalı şirketin eylemlerinin 556 sayılı KHK ve TTK 55 vd. uyarınca marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafından yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin varlığından haberdar olduğundan kötü niyetli olan marka tescilinin bu sebeple de hükümsüzlüğünün gerektiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı yönündeki kanaatin kabulünün mümkün olmadığını beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZ KARARI
: Dairemizin █████/2023 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İstanbul Anadolu 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30.03.2021 tarihli ████████ E. - ███████ K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, haksız rekabetten kaynaklanan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının http://www...com/ alan adlı internet sitesini kullanımı haksız rekabet teşkil ettiğinden, alan adına erişimin engellenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMI
: Dairemizin█████/2023 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay Dairesi bozma ilamında; "... 2. Davacı yan, dava dilekçesiyle, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davaya konu taleplerinin her biri hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yazılı olduğu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmiş ise de, kararın gerekçe kısmında davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, yeniden kurulan hükümde de hükümsüzlük talebine ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. 3. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine aykırılık teşkil eder şekilde davaya konu taleplerden biri hakkında olumlu olumsuz bir hüküm oluşturulmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." gerekçesine yer vermiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamında işaret edildiği şekilde yeniden değerlendirme yapılmıştır.
G E R E K Ç E
: Davacı vekili müvekkilinin "... KARGO" "... NAKLİYAT" ibarelerini markasal kullanarak öncelik hakkına sahip olduğunu ileri sürerek, davalının davacıya ait tescilsiz markasından kaynaklanan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi , davalının ... markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasını ve iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Dairemizce; davacı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, haksız rekabetten kaynaklanan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından; davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, yeniden kurulan hükümde de hükümsüzlük talebine ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.Davacı tarafça davalının 39. sınıfta ... sayılı "...+Şekil" marka başvurusuna itirazının reddine ilişkin TPMK kararının iptalinin talep edildiği, mahkemece bu davanın tefrikine karar verilerek yargılama neticesinde açılmamış sayılmasına kararı verildiği, davacı tarafça Ankara 5. FSHHM'nin ████████ Esas sayılı dava dosyasında YİDK kararının iptali davası açtığı, yapılan incelemede mahkemece davanın süre yönünden reddine karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafın ticaret sicil kayıtları ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ve ek rapordan, her iki tarafın nakliyat, lojistik alanında faaliyet gösterdiği, davacı şirketin ticaret unvanının █████/1993 tarihinde, davalı tarafın ticaret unvanının █████/2016 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince bilişim uzmanı bilirkişinin bulunduğu heyetten alınan raporda, tarafların web sitelerinin arşiv kayıtlarının wayback machine sitesi üzerinden incelendiği, davacıya ait https://...com/ alan adlı web sitesi ekran görüntüsünde, davacı tarafın sayfa başlığında 10 December 2010 ( 10 Aralık 2010) tarihinde "... KARGO+ŞEKİL" ibaresini nakliyat ve lojistik alanında markasal olarak kullandığı, davacının www...com alan adlı internet sitesinden alınan 20 Mayıs 2013 tarihli ekran görüntüsünde, tırlar üzerinde "... KARGO+ŞEKİL" ibaresinin markasal olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan raporda davalının http://...com/ alan adlı internet sitesi arşiv kaydının 31 Mayıs 2013 tarihli ekran görüntüsünde "...+ŞEKİL" ibaresini markasal kullandığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça dosyaya sunulan "taşıma bedeli" açıklamalı hizmet faturalarının en eskisinin █████/2006 tarihli olduğu ve "e" şekil logosu ile "... Nakliyat Tic. Ltd. Şti." şeklinde davacı ticaret unvanı yer aldığı anlaşılıyorsa da, kullanımın ticaret unvan kullanımı mahiyetinde bulunduğu, markasal kullanım olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda öncelik hakkının belirlenmesinde tarafların internet sitelerindeki kullanımlarına bakılması gerektiği, internet sitesi arşiv kayıtlarından davacı tarafın 10 Aralık 2010 tarihinde "... kargo+şekil" ibaresini nakliyat ve lojistik alanında markasal olarak kullandığı ve kullanımla öncelik hakkı sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın tescilsiz kullanımla hak sahibi olduğu tespit edilmekle birlikte, davacı adına marka tescili bulunmadığından, davalının davacı markasına tecavüzün tespiti, meni ve refini talep etmesi mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın, "..." ibaresi üzerinde tescilsiz hak sahipliği iddiasıyla, davalı tarafın aynı ibareyi ticari faaliyetinde kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüştür. TTK 54/2 maddesinde; "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkiyi etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamaların" haksız ve hukuka aykırı olduğu, TTK 55. Maddesinde; "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilinin dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama oluşturduğu, haksız rekabet teşkil ettiği düzenlenmiştir. Davalı adına dava tarihinden önce ... sayılı "...+Şekil" marka başvurusunda bulunulduğu, markanın yargılama sırasında █████/2017 tarihinde tescilinin gerçekleştiği, davalı markasının █████/2016 başvuru tarihinden itibaren davalıya koruma sağlayacağı, davalının markasal kullanımının tescilden kaynaklanan hakka dayandığından, bu ibarenin ticari faaliyetlerde kullanımının meni, durdurulması ve refinin talep edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı taraf, daha eski marka tescilinin bulunduğu, öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve davalının markasının kötü niyetli olarak tescil edildiği iddiasıyla hükümsüzlük talebinde bulunduğu, her iki markada da esas unsur olan "..." ibaresinin ortak ve aynı olduğu, davalının markasının davacının faaliyet alanı ile aynı veya bağlantılı olan 39. sınıftaki mal ve hizmetler için tescil edildiği, bu nedenle markaların hitap ettikleri ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, ancak TPMK kayıtlarına göre davacının ... numaralı "... KARGO+Şekil" markasının tescil işlemleri tamamlanmadığından davacı adına tescil edilemediği ve hükümden düştüğü, davacının tescilli bir markasının bulunmaması nedeniyle SMK'nın 6/1.ve 6/5. maddesinin uygulanamayacağı, davacının tescilsiz olarak kullandığı markaya benzer bir marka tescil ettirmiş olmasının kötü niyeti ispata yeterli olamayacağı, davalının markasının kötü niyetle tescil edildiğinin ispatlanamadığı, davacının "..." ibaresini davalıdan daha önce kullanmaya başlamasından dolayı öncelik hakkına sahip olduğu, ancak, davalı tarafça davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı belirtilerek, artık markanın hükümsüzlüğünü ve markasına tecavüz edildiği iddiasıyla dava açamayacağı savunulduğu, her ne kadar davalının markası █████/2017 tarihinde tescil edilmişse de, davalı şirketin ticaret sicile kaydedildiği █████/2006 tarihinden itibaren ticaret unvanı içinde yer alan "..." ibaresini marka olarak kullandığının fatura örnekleri ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı şirketin nakliye ve lojistik hizmetiyle iştigal etmesi nedeniyle, ticaret unvanını hizmet markası olarak kullandığı, davalı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren davacının yaklaşık 11 yıl bu kullanıma itiraz etmediği, davalının da tescilsiz marka kullanımı nedeniyle "..." markası üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiği, bu nedenlerle davacının davalı markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. İnternet alan adının kullanılmasının meni talebine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde, alan adı kullanımı yönünden ise, davalının marka tescilinin kendisine hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Davacının www...com.tr alan adlı internet sitesinin █████/2010 tarihinde, https://...com/ alan adlı sitenin █████/2010 tarihinde, davalıya ait http://www...com/ alan adlı internet sitesinin ise █████/2010 tarihinde yayına başladığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın alan adı tescilinin davalıdan önce olduğu anlaşılmaktadır. "Tek bir internet alan adının, yüzlerce işletmenin işletme adını ve markasını çağrıştırmasının kaçınılmaz olduğu, onlarca işletmenin tek bir internet alan adı üzerinde hak iddia etmesi dolayısıyla oluşacak olan kargaşanın önlenmesi bakımından internet alan adı sağlayıcılarının "ilk gelen, alır" sistemi ile çalışmaya başladıkları, bu sisteme göre ilk tescil başvurusunda bulunan kişinin, kullanım hakkına sahip olacağı kabul edilmektedir.( Av. Alper Sargın-İnternet Alan Adları ve Haksız Rekabet-Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı-2013 )" Davalının █████/2006 tarihinde ... unvanı ile kurulduğu, ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "..." ibaresini içeren http://...com/ alan adlı internet sitesi alan adını tescil ettirdiği anlaşılıyorsa da, davacının ... NAKL. TİC. LTD.ŞTİ. ticaret unvanının 1993 yılında tescil ettirildiği, davacı adına adına www...com.tr alan adlı internet sitesinin █████/2010 tarihinde tescil ettirildiği ve kullanıldığı, bu alan adı ile karışıklığa neden olacak şekilde, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının alan adı kullanmasının TTK 18/2 ve 55/4 maddesi gereğince basiretli tacirden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğu, yukarıda açıklandığı üzere, uygulamada alan adları yönünden "ilk gelen alır" prensibinin hakim olduğu göz önüne alınarak, tescilde öncelik sahibi olan davacı tarafın alan adının kullanılmasının önlenmesi talebinin kabulü ile, alan adına erişimin engellenmesine, alan adının davalı adına tescilli olmadığı anlaşılmakla iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ilk derece mahkemesince hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığından taleplerin reddine, alan adına erişimin engellenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek, kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-İstanbul Anadolu 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30.03.2021 tarihli ████████ E. - ███████ K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davacının açmış olduğu hükümsüzlük davasının reddine,4-Markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden; A-Markaya tecavüze ilişkin davanın reddine, B-Haksız rekabetten kaynaklanan davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalının http://www...com/ alan adlı internet sitesini kullanımı haksız rekabet teşkil ettiğinden, alan adına ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 5-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 584,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, b)Davacı tarafından yapılan 1.100,05 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.100,05 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.700,01 TL'si ile 31,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.731,41 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,d)Kısmen kabul edilen haksız rekabet davası yönünden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, e)Reddedilen hükümsüzlük davası yönünden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, f)Reddedilen markaya tecavüz davası yönünden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-İstinaf yargılaması yönünden; a)Davacı vekilinin istinaf talebi kısmen kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde davacıya iadesine,b)İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 886,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 217,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.265,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!