Anahtar kelimeler: Atmnin Esayili Yaparken Yılının Haziran Ayında Kardeşi Yazim Ayrılmaya İzmir

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 16.10.2024
NUMARASI
: ████████ E.
BİRLEŞEN İZMİR 7.ATM'NİN ████████ E.SAYILI DOSYASINDA;
TALEBİN KONUSU
: İhtiyati Tedbir Kararının Kaldırılması
KARAR TARİHİ
: 06.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 06.03.2025
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.10.2024 tarih ████████ E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA
: Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi davalı ... ile ortak ticaret yaparken 2021 yılının Haziran ayında ayrılmaya ve bu ortak ticaret sonucu satın alınan taşınmazların paylaşılmasına karar verdiklerini, 15.06.2021 tarihinde dört şahit huzurunda sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşme imzalandıktan sonra şahitler huzurunda şifai olarak tarafların söz konusu hakların 40 gün içinde müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının sözleşmenin hükümlerine uymadığını, üzerine düşeni yapmadığını, sözleşme tarihinden itibaren 40 günlük sürenin 25.07.2021 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen 30 dönüm tarla ile İzmir Bayındır İlçesindeki 30 dönümlük tarlanın müvekkilinin payı olduğunu, Bayındır'da parça parça alınan söz konusu tarlaların 20 dönümünün zaten müvekkili adına kayıtlı olduğunu, ancak müvekkilinin hakkı olan davalı adına tapuya tescilli olan Bayındır - Arıkbaşı Mevkiindeki 10 dönümlük tarlanın müvekkili adına devredilmesi gerekirken davalı tarafından devredilmediğini, sözleşmenin ikinci maddesindeki Menemen'deki dükkan olarak kast edilen yerin ... ili, ... İlçesi, ... mahallesindeki ... ada, ... parselde kayıtlı davalı adına kayıtlı dükkan olduğunu, bu taşınmazın da müvekkiline devredilmesi gerektiğini, "Arsa satılarak üçe bölünecek" ibaresi ile ... İli ... İlçesi ... köyündeki ... ada ... Parselde kayıtlı arsanın 1/3'ünün müvekkilinin hakkı olduğunun anlatılmak istendiğini, bu arsa satılıp bedelinin paylaşılması gerekirken paylaşılmadığını; Sözleşmede, "Not Sait dükkan farkı 500 bin ... verecek" ve "Not Gıda çarşısı üçe bölünecek" şeklide iki kayıt bulunduğunu, Gıda çarşısında ortak işletilen toptan gıda işletmesi karşılığında davalının, müvekkiline 4.700,000,00 TL vermesi gerekirken müvekkilinin kendisine yukarıda bahsi geçen Menemen'deki dükkan farkı olarak vermesi gereken 500.000,00 TL karşılığında 1.000.000,00 TL kestiğini, müvekkiline sadece 3.700.000,00 TL verdiğini, böylece müvekkiline 500.000,00 TL eksik verdiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı adına tescilli olan ... ili ... ilçesi ... mevkiindeki 10 dönümlük tarlanın tümünün; ... ili ... İlçesi ... mahallesindeki ... ada ... parselde kayıtlı davalı adına kayıtlı dükkanın tümünün; ... İli ... İlçesi ... köyündeki ... ada ... parselde bulunan arsanın 1/3'ünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline; taşınmazlar üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, mümkün olmadığı taktirde belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere ...- ... ... mevkiindeki davalı adına kayıtlı tarlanın değeri karşılığında şimdilik 5.000,00 TL, ... ili ... İlçesi ... mahallesindeki ... ada, ... parselde kayıtlı davalı adına kayıtlı dükkanın değeri karşılığında şimdilik 5.000,00 TL, ... İli ... İlçesi ... köyündeki ... ada ... parselde kayıtlı arsanın arsanın 1/3'ünün değeri karşılığında 5.000,00 TL; davalının müvekkiline olan 500.000,00 TL borcuna karşılık şimdilik 5.000,00 TL'nin aradaki şifai sözleşmeye göre 25.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
: Davacı vekili, müvekkili ile kardeşi davalının ortak ticaret yaparken 2021 yılının Haziran ayında ayrılmaya ve ortak ticaret sonucu satın alınan gayri menkullerin paylaşılmasına karar verdiklerini, 15.06.2021 tarihinde dört şahit huzurunda sözleşme imzaladıklarını, sözleşmede ayrıntıları belirtilmemişse de, imzası olan şahitlerin beyanlarına göre davacının şirket ortaklığından ayrılma ve şirket payının davalıya devri ve karşılığında davacının hakkı olan gayri menkullerin devri ve bir miktar paranın verilmesi için sözleşmenin hazırlandığını, davalının hem kendisi, hem de şirket adına malları devretmeyi taahhüt ettiğini, sözleşme imzalandıktan sonra şahitler huzurunda şifai olarak tarafların söz konusu hakların ve gayri menkullerin 40 gün içinde davacıya verilmesini kararlaştırmalarına rağmen davalının sözleşme hükümlerine uymadığını; sözleşmede "Menemen'deki Dükkan" olarak bahsedilen davalı adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parsel sayılı ve dükkan niteliğindeki taşınmazın sözleşme gereği davalı tarafından müvekkiline devredilmesi gerektiğini, her ne kadar cevap dilekçelerinde sözleşmedeki şirket kaşesi üzerine şirket yetkilisi olarak imza atılması gerektiği iddia edilmişse de, tanıkların paylaşımın ortaklığın son bulması şeklinde olduğunu, davalının şirket yetkilisi olarak da söz verdiğini beyan ettiklerini, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin sözleşmedeki paylaşımın şirket ortaklığından ayrılma olduğuna kanaat getirdiğini, bu nedenle görevsizlik kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandığını, buna göre davalının şirket adına da bu malları vermeyi taahhüt ettiğinin ve söz konusu paylaşımın ticari bir paylaşım olduğunun kesinlik kazandığını, █████/2024 tarihinde şirket yetkilisi olan davalının davalı şirket hesabından dükkanın birikmiş kiraları olarak müvekkilinin hesabına 650.000,00 TL gönderdiğini, davalı ...'in müvekkiline tapuda devretmesi gereken dava konusu dükkanın kiralarını yatırarak zımni olarak dükkanın, müvekkilinin hakkı olduğunu, hem şirket yetkilisi olarak hem de şahsi olarak bir kez daha kabul etmiş olduğunu, asıl davada dükkanın davalı ... adına kayıtlı olduğu zannedilerek şirketin davalı sıfatı ile dava dilekçesine yazılmadığını, dava konusu dükkan vasfındaki taşınmazın davalı şirket adına olduğunu tapu kayıtları dosyaya geldiğinde öğrenilince talepleri üzerine Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davalı olarak dosyaya eklendiğini, mahkemece davalı şirketin taraf olarak dosyaya eklenmesi işleminin iptal edildiğini, bu sebeple bu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu, usul ekonomisi gereği dosyaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek, davalı şirket adına kayıtlı ... İli, ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parsel yer alan dükkan niteliğindeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tescil talebi kabul edilmediği takdirde dükkan karşılığında belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL alacağın sözleşmenin imzalandığı tarihten 40 gün sonra olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça asıl davanın ilk olarak açıldığı Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyasında (Görevsizlik kararından önce) 22.09.2022 tarihli tensip tutanağının 9 nolu bendinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin dava konusu taşınmazların değeri olan 15.000,00 TL'nin %15'i teminat (2.250,00 TL) karşılığında kabulü ile, davacı tarafça teminat ve tedbir talep harcı yatırıldığında dava konusu üç farklı taşınmazın davalı adına kayıtlı olması halinde dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere rızai devir ve temlikinin önlenmesi açısından, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Davalılar vekili, 23.08.2024 tarihli dilekçesi ile, görevsiz mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin 11.11.2024 tarihli ara kararı ile, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olsa da, ihtiyati tedbir kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, karardan sonra kanunda belirtilen usul ve süre içinde ve sonrasında davalı taraflarca itirazda bulunulmadığı, kararın kesinleştiği, bu karardan itibaren talep tarihine kadar durum ve koşullarda bir değişiklik bulunmadığı gibi davalı tarafça durum ve koşullarda değişiklik bulunduğu iddiası ileri sürülmeksizin yalnız görevsiz mahkeme tarafından karar verildiği iddiası ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasının talep edildiği, HMK'nun 394 (1) maddesinde ihtiyati tedbire itiraz sebepleri olarak yalnız ihtiyati tedbirin şartları, mahkemenin yetkisi ve teminata ilişkin sebeplerin sayıldığı, ön inceleme duruşmasından sonra davacı tarafça davalı şirket hakkında birleştirme talepli olarak davanın açıldığı ve dosyaların birleştirildiği, davalı taraflarca ihtiyati tedbirin kaldırılmasını gerektirecek somut, haklı ve yasal bir sebebe dayanılmadığı, her ne kadar teminatın arttırılması talep edilmiş ise de; davanın niteliği, karşılıklı iddia ve savunmalar, dosyada toplanan tüm deliller göz önünde tutulduğunda, ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak verilmesinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olup, bilirkişi raporunda belirtilen taşınmaz değerleri üzerinden %15 oranında teminatın arttırılmasının ihtiyati tedbir kararını uygulanamaz hale getirecek nitelikte davacı yönünden ağır bir maddi yük oluşturacağı gerekçesiyle davalıların ihtiyati tedbire ve teminata ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalılar vekili, müvekkilinin tacir olduğunu, inşaat sektöründe de faaliyet gösterdiğini, işi gereği yüksek meblağlı işlemlerde bulunup yatırım yapması gereken haller meydana geldiğini, ... İli ... İlçesi ... Mahallesindeki ... ada ... parselde bulunan taşınmaz ve ... İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde tedbir kararının olmasının müvekkilinin ticari faaliyetlerini özgürce yapmasına engel olduğunu, geri dönülmesi zor maddi sonuçlar meydana getirdiğini, mahkemece teminatın arttırılmasının davacı yönünden ağır bir maddi yük oluşturacağı belirtilmişse de, 2.250,00 TL'lik bir teminatla müvekkilinin meydana gelecek maddi zararlarının karşılanamayacağını, davacının sözde iddia ettiği payını karşılayacak taşınmaz ve malvarlığının, kendisine ait bir şirketinin bulunduğunu, yargılamanın son aşamasında birleştirme talepli yeni bir dava açıldığını, birleşen dava yönünden sıfırdan bir yargılamaya başlanacağını, yargılama süresinin hayli uzayacağını, maddi zararlarının giderek artacağını, 2 yıldır görevsiz mahkeme tarafından yargılama yapılması, yargılamayı uzatacak yeni bir davanın açılmış olması, müvekkilinin ticaretle uğraşması, teminat miktarının meydana gelen ticari zararları karşılayamayacak kadar cüz-i olması, alınan bilirkişi raporu ile yerlerin değerinin tespit edilmiş olması da dikkate alınarak verilen tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte olunması halinde bilirkişi raporunda tespit edilen değer üzerinden teminatın arttırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
: Talep, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payına karşılık olarak davacıya devredilmesi kararlaştırılan taşınmazların tapularının iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedellerinin davalılardan tahsili istemiyle açılan davada, dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temliklerinin önlenmesine dair ihtiyati tedbirin kaldırılması, mümkün olmadığı takdirde teminat miktarının artırılması yönündeki itiraz istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.,
Asıl davanın açıldığı Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyasında 22.09.2022 tarihli tensip tutanağının 9 nolu bendinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin dava konusu taşınmazların değeri olan 15.000,00 TL'nin %15'i teminat (2.250,00 TL) karşılığında kabulü ile dava konusu üç farklı taşınmaz üzerine, davalı adına kayıtlı olması halinde dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere rızai devir ve temlikinin önlenmesi hususunda HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, somut olayda üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınmazların davanın konusunu oluşturması nedeniyle, HMK'nın 389. maddesi kapsamında mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, tamamen imkânsız hâle gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunduğu hususlarında yaklaşık kanaatin mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince davacının haklarının korunması ve taşınmazların devri halinde yeni davaların açılmasına sebebiyet verilmemesi bakımından dava konusu taşınmazların mevcut hali ile muhafazası için ihtiyati tedbir kararı verilmesinde fayda bulunduğu, bu sebeple ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki itirazın reddine dair karar yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Ne var ki, HMK'nın 392. maddesinde "(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. (2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Asıl ve birleşen dava, tapu iptal ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazların/hisselerin bedellerinin davalılardan tahsili istemiyle belirsiz alacak davası niteliğinde ve her bir taşınmaz için 5.000,00 TL değer gösterilerek açılmış olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı 15.000,00 TL'nin %15'i olan 2.250,00 TL teminat karşılığında verilmiş olup, dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporlarına göre dava konusu yapılan taşınmazların/hisselerin dava tarihi itibariyle toplam bedelinin 22.922.697,18 TL olduğu anlaşılmakla, teminat miktarının yükseltilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi isabetli değildir. Davalı vekilinin teminata ilişkin istinaf nedenleri bu nedenle yerindedir.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin itirazının reddine ilişkin istinaf isteminin REDDİNE, tedbir kararı baki kalmak üzere sadece teminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında (Görevsizlik kararı öncesinde Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında 22.09.2022 tarihli tensip tutanağının 9 nolu bendi) verilen ihtiyati tedbir kararının TEMİNAT YÖNÜNDEN Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin dava konusu taşınmazların/taşınmaz hissesinin toplam değerinin takdiren %5'i oranında 1.146.134,85 TL teminat karşılığında kabulü ile, davacı tarafça 10 gün içerisinde bakiye teminat tutarının ikmali halinde dava konusu taşınmazların tapu kayıtları üzerine üçüncü kişilere rızai devir ve temlikinin önlenmesi açısından HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca konulan ihtiyati tedbirin DEVAMINA,
İnfaz işlemlerinin Mahkemesince yerine getirilmesi yönünden dosyanın mahalline tevdiine,
3-İstinaf yoluna başvuranın ödediği istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan 1.169,40 istinaf yoluna başvuru harcından ibaret yargılama giderinin ihtiyati tedbir talep eden davacıdan alınarak, ihtiyati tedbire itiraz eden davalıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!