Anahtar kelimeler: Oteli Otelin Aşye Rücuen Yazim Layihalar İzmir Mahallesi Dinlenip İstenmiş

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Rücuen Tazminata Dayalı)
KARAR TARİHİ
: 29.01.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 29.01.2025
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2022 tarih ████████ E. ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, davacı şirket tarafından dava dışı ... A.Ş.'ye ait "... Mahallesi .... No:... ... Oteli, .../..." adresindeki otelin 01.01.2019- 01.01.2020 tarihleri arasında 406000009940526 numaralı ... Sigorta İle Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, ilgili poliçe kapsamında sigortalının riziko adreslerinde oluşacak zararların teminat altına alındığını ve bahsi geçen otelde 11.10.2019 tarihinde yangın hadisesi meydana geldiğini, 11.10.2019 Tarihinde sigortalı otelin Balo Salonunda akşam gerçekleştirilecek olan kına gecesi için hazırlıklar yapan davalı ... Organizasyon (... ) çalışanlarından ...'ın çiçek arabasına asılı olan aranjmanı almak için ipi kesmek yerine çakmakla yakarak almak istediğini, çakmakla yakarak almaya çalışırken çiçek süslemeleri, kuru süpürgelik benzeri otların tutuşmasıyla yangın hadisesi meydana geldiğini, yangın hadisesi sonucunda otelin balo salonu üzerine serili olan halıların tutuştuğunu ve yangın söndürme cihazı marifetiyle söndürüldüğünü, yangın sonrasında davalı şirket yetkilisinin diğer davalı ...' i otele çağırdığını ve olay hakkında dava dışı sigortalı yetkilisi ile görüştüklerini, yangın hadisesi sonrasında dava dışı sigortalının sigorta şirketine aralarındaki poliçe kapsamında hasarın tazmini maksadıyla başvurduğunu, işbu başvuru sonrasında, sigorta şirketi tarafından, 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin ve miktarının tespiti için yaptırılan ekspertiz incelemeleri gerçekleştirildiğini, ekspertiz raporunda, söz konusu yangın hadisesinin dekorasyon işlerini üstlenen şirket ... (...) personeli ...'ın ihmali ve kusurundan kaynaklı olarak vuku bulduğunu ve sigortalı işyerinin zemininde bulunan halıya zarar verdiğini, hasarın miktarına ilişkin tespitlere istinaden de sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 26.546,00 TL hasar ödemesi yaptığını, davalının çalışanının çıkarmış olduğu yangından dolayı meydana gelen hasarın sigorta şirketi tarafından sigortalıya tazmin edilmesi nedeniyle davalı organizasyon şirketi ve yetkilisinden rücuen tahsili gerektiğini, ödemenin rücuen tazmini amacıyla İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ████████ sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını ve itiraz edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile, icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, borca yetecek tutarda davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalılar vekili, husumet yönünden itirazlarının olduğunu, davalıların şirket olduğunu ve şahsi sorumluluğu olmayan ...'e husumet yöneltilmesinin haksız olduğunu, davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgili olduğunu, taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olduğunu, dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkin olduğunu, işbu davada ise davalının ... ... (... Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi) bir ticari şirket olup şahıs şirketi olmadığını, bu durumda şirket sahibinin şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini, TTK'ya göre; limited şirkette ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduklarını, şirketin, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumlu olduğunu, şirketin ortağı, taahhüt ettiği bu sermayeyi ödemiş ise şirket alacağı için ortağa başvurmak mümkün olmadığını, borcun tahsili amacıyla, doğrudan şirket ortağına karşı takip başlatmak da mümkün olmadığını, şirketten tahsil edilemeyen bir amme alacağı söz konusu olduğunda ise ortaklar sermaye payları oranında kendi mal varlıkları ile bu borçtan sorumlu olduklarını, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesi “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. “ şeklinde olduğunu, dolayısıyla borç; bir amme alacağı ise şirket ortağına karşı takip başlatmak da mümkün bulunmadığını, ancak burada önemli olan bir amme alacağının şirket malvarlığı ile karşılanamıyor olduğunu ve bunun dışında alacak için doğrudan şirket ortaklarına başvurmanın mümkün olmadığını savunarak öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, davalılar hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça itirazın iptali talepli iş bu dava açılmış ise de; davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde borçlular arasında ... firmasının gösterildiği, ... firmasının bir tüzel kişiliğinin olmadığı, davacı tarafça mahkememize itirazın iptali davası açılırken davalılar arasında ... (... Ltd.Şti nin gösterildiği, her ne kadar icra takibine ... Tic. Ltd.Şti nce itiraz edilmiş ise de; takipte husumetin yöneltilmediği şirket tarafından itiraz edilerek takibin durdurulmasının yerinde olmadığı, takipte ... Ltd.Şti nin yer almadığı, dolayısıyla davacının takipte borçlu olarak göstermediği .... Ltd.Şti ne yönelik açmış olduğu iş bu itirazın iptali davasında davalı ... Ltd.Şti yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ...'e yönelik açılan dava ile ilgili davacı tarafça ...'e yönelik açılan davanın .... Tic. Ltd.Şti yetkilisi olması dolayısıyla adam çalıştıranın sorumluluğundan kaynaklı adı geçen şirket ile birlikte kusursuz sorumluluklarının olduğundan bahisle açıldığının belirtildiği, ... Tic. Ltd.Şti nin ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan şirket yetkilisine husumet yöneltilemeyeceği, şirketin varsa zarardan malvarlığı ile sorumlu olacağı, dolayısıyla davalı ...'e yönelik açılan davanın da pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ████████ Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde borçlu olarak gösterilen tarafın ... isimli firma olduğunu, bu ticari işletmeyi işleten şirketin .... Ltd.Şti olduğunu, bu durumun gerek borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazdan gerekse de dava dosya kapsamından açıkça anlaşıldığını, buna rağmen davanın reddine karar verilmesi HMK'nın ilgili hükümlerine aykırı olduğunu, zira ilk derece mahkemesi dahi icra dosyasında taraf olarak gösterilen ... isimli firma ile husumet yöneltilmeye çalışılan ... Ltd.Şti arasındaki bağın varlığını kabul ederek icra dosyasında değişikliği uygulanmak üzere kendilerine süre verildiğini, verilen kesin süre içerisinde icra dairesine taraf değişikliği için müracaat ettiklerini, ayrıca bu hususta icra dairesine müzekkere yazıldığını, ancak icra dairesince HMK md.124 /3 hükmününün yok sayılarak mahkemenin ara kararla taraf değişikliği yapılmasına dair müzekkeresinin de yerine getirmeyerek davanın reddine sebebiyet verildiğini, icra takibinde borçlu olarak gösterilen ... isimli firmaya gönderilen ödeme emrine karşı ... Ltd.Şti'nin itiraz ettiğini ve herhangi bir husumet itirazında bulunmadığını, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin ... Ltd.Şti'ye ait mevcut ticaret sicil kayıtlarında bulunan ticaret adresine gönderildiğini, ...'in diğer davalı ...' ait tescilli bir marka olup ... Ltd.Şti tarafından kullanıldığını, icra takibinde gösterilen tarafın bambaşka bir taraf olmadığını, ... Ltd.Şti tarafından kullanılan tescilli bir marka olduğunu ve taraf olarak gösterilmesinin tamamen maddi bir hatadan kaynaklandığını, HMK md. 124/3 '' ... maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir... '' hükmü gereğince hem icra dosyasında taraf değişikliğinin sağlanması gerektiğini ancak icra dairesi tarafından hukuka aykırı olarak değişiklik gerçekleştirilmediğini ve davanın reddedildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalılara karşı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yerel Mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, İstanbul 21.İcra Müdürlüğü'nün ████████ esas sayılı dosyasının getirtildiği, iş bu dosyada alacaklı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından borçlular ... ile ... aleyhine 26.546,00-TL asıl alacak, 2.297,50-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.843,50-TL üzerinden ilamsız yolla takibe girişildiği, başlatılan ilamsız takibe ... ve ... Ltd.Şti (...) vekili tarafından 26.01.2021 tarihli dilekçesiyle "... adında bir şirket bulunmamaktadır. Bu nedenle takibe, yetkiye, borcun tamamına, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücreti ve sair tüm takip ferilerinin tamamına açıkça vekil eden adına itiraz ediyoruz." şeklinde itirazda bulunulduğu, davalılar vekilinin takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davası, genel hükümler çerçevesinde yargılamaya tabi bir dava ise de, bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Davanın temelini icra takibi oluşturduğundan, bu dava icra takibi ile ayrılmaz bir bütün teşkil etmektedir.
Somut olayda, davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde borçlular arasında ... firmasının gösterildiği, ... firmasının bir tüzel kişiliğinin olmadığı, davacı tarafça itirazın iptali davası açılırken davalılar arasında ...(... Ltd.Şti'nin) gösterildiği, her ne kadar icra takibine .... Ltd.Şti nce itiraz edilmiş ise de, takipte ... Ltd.Şti nin yer almadığı, davacının takipte borçlu olarak göstermediği .... Ltd.Şti ne yönelik açmış olduğu iş bu itirazın iptali davasında davalı ... Ltd.Şti yönünden pasif husumetin varlığından söz edilemeyeceği, davalı ...'e yönelik açılan davanın ... Ltd.Şti yetkilisi olması dolayısıyla adam çalıştıranın sorumluluğundan kaynaklı adı geçen şirket ile birlikte kusursuz sorumluluklarının olduğundan bahisle açıldığının belirtildiği,... Ltd.Şti nin ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan şirket yetkilisine husumet yöneltilemeyeceği, davacı tarafın iddialarının bir an için kabul edildiği düşünülse dahi hakkında takip yürütülen taraflar ile davanın taraflarındaki farklılık sebebiyle infaza elverişliliğinin sağlanamayacağı, HMK 124/3 maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!