Anahtar kelimeler: Ret Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ankara Sayisi Esastan Adliye Hazırlanan Davacılar

MAHKEMESİ
: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 12. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacıların konserve fabrikası satın almak istediklerini, finansmanı için yurt dışı kredi kuruluşlarından kredi almayı düşündüklerini, dava dışı Invest Trade Ltd. Şirketi'nin Türkiye temsilcisi olduğunu söyleyen kişi aracılığıyla kredi başvurusu yaptıklarını, kredinin onaylandığı bilgisi verildiğini, ancak kredi sigortalanacağı için Türkiye'de bir bankada kredi tutarının %10'unun teminat gösterilmesinin istendiğini, teminat gösterilen paranın eksper tarafından incelenmesi gerektiğinin bildirildiğini, davacılardan ...'ın davalı bankanın İvedik Şubesine giderek durumu anlattığını, hesaplarındaki parayı çekerek kiralık kasaya yatıracaklarını, eksper incelemesi sonrasında da paranın bankada kalacağını beyan ederek banka ile kiralık kasa sözleşmesi imzaladıklarını, davacıların ortak hesabındaki 400.000,00 euro paranın kiralık kasaya konulduğunu, ertesi gün sigorta eksperi ile birlikte bankaya geldiklerini, davacının kasayı açıp parayı aldıktan sonra kasa dairesinin karşısındaki toplantı odasında bulunan ekspere incelemek için teslim ettiğini, paranın eksper tarafından incelendiği sırada ekspere telefon edildiğini, finans şirketinin davacı ile görüşmek istediğini söylediğini, müvekkilinin telefondaki sesin kısık gelmesi üzerine 2 metre kadar ileri gidip konuşma yaptığını, döndüğünde ilgili şahsın paraları tekrar zarfa koyar halde gördüğünü, müvekkilinin zarfı aynı şekilde tekrar kasaya koyduğunu ilgili şahısla birlikte bankadan ayrıldıklarını ancak davacının sonradan durumdan şüphelendiğini, kasayı açtığında zarfın içinde değersiz, paraya benzer kağıt parçalarının olduğunu, olayın bir hırsızlık ya da dolandırıcılık eylemi içinde gerçekleştiğini, ancak davalı bankanın ilgili şahsı bankaya alırken kimlik sormadığını, eksper olup olmadığına dair belge istemediğini, kim olduğu belli olmayan yabancı uyruklu bir şahsın kasa dairesine kadar girmesine izin verdiğini, kasa odasında yalnız bırakmasının bir güvenlik zafiyeti olduğunu, olayın banka çatısı altında bulunan parayı çekmeden meydana geldiğini, davalı bankanın güven kurumu olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkillerinin 400.000,00 euro emanetini koruyamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın kollukta verdiği ifadede davalının kusurunun olmadığını ikrar ettiğini, yurt dışı kredi firmasınan araştırmadan bu işe girişmesi nedeniyle davacının dolandırıcılığa zemin hazırladığını, davalının mevzuata aykırı bir davranışının bulunmadığını, davacının 400.000,00 euroyu imzası karşılığında 06.03.2017 tarihinde bankadan aldığını ve bankanın sorumluluğunun sona erdiğini, kiralık kasa ile ilgili olarak kasanın içinde ne olduğunun bankanın bilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın kredi için teminat olarak 400.000,00 euro paranın her zaman boşaltılabilecek bir kiralık kasanın içinde olduğunun eksper tarafından görülmesinin yeterli olacağına inanarak ağır kusurlu davrandığı, tanımadığı bir kişiyi paralarla yalnız bıraktığı, paraları kasaya geri koyarken kontrol etmediği, neticede bu olaya kendisi sebebiyet verdiğini, somut olayda davacının zararı doğuran fiile razı olduğunun kabulü gerektiğini, ayrıca "hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez" evrensel hukuk ilkesi gereği zarar görenin kendi davranışıyla zarara neden olmuş ise, bu zararın sonuçlarına katlanması gerektiği, davacı tarafın soruşturma dosyasındaki ifadesinde de bankanın kusuru olmadığını beyan ettiği, kusurun kendisinde olduğunu ikrar ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde olmadığını, aslında İlk Derece Mahkemesi gerekçesi ile bankanın kusurunu kabul ettiğini, bankacılık işinin hatır ilişkisine dayanmadığını, kanuna ve güven ilkesine dayalı olduğunu, davalı bankanın söz konusu kredi firmasının güvenilir olmadığını bildiğini, buna rağmen sigorta eksperi olarak tanıtan kişi ile ilgili olarak herhangi bir güvenlik araştırması yapmadığını, bu kişinin kimliğini dahi almadığını kasa dairesine kadar girmesine izin verildiğini, banka görevlisi ile birlikte kiralık kasa odasına girdiğinin görüntülerinin bulunduğunu, bankanın basiretli bir tacir gibi davranmayarak güvenlik zaafiyetine sebebiyet verdiğini, gerekli özeni göstermeyerek ve ihmaller zinciri ile dolandırıcılık faaliyetine zemin hazırladığını, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, itirazın İlk Derece Mahkemece hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, olayın banka çatısı altında, banka yetkilisi ve çalışanlarının onay ve denetimi altında meydana geldiğinden oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu, bu konuda emsal Yargıtay içtihatları da bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesinde zarar görenin, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlendiği, İlk derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı, davalı bankadan kiralamış olduğu kiralık kasaya kullanacağı kredinin teminatı olarak koyduğu bedelin sigorta eksperi tarafından bankaya gelerek incelenmesi sırasında tanımadığı halde sigorta eksperini zarf içerisinde bulunan paralarla yalnız bıraktığı, ayrıca paraları kasaya geri koyarken de zarfın içerisini kontrol etmeden geri koyduğu, meydana gelen olayda davacının zarara kendisinin sebebiyet verdiği, davacının zararını doğuran fiilinde ile bankanın herhangi bir dahilinin ve güvenlik zafiyetinin söz konusu olmadığı, sigorta eksperinin kimliğinin alınmamasını meydana gelen zararla doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı gibi davalı bankanın davacı ile bankaya gelen kişinin eksper olup olmadığını araştırma yükümlülüğü olmadığı gibi eksper olduğu iddia edilen kişinin de kimliğinin kontrol edilmemesinin zarara da bir etkisi olamayacağından davacının kendi eylemi ile yol açtığı zarara katlanması gerektiği, söz konusu zararın oluşumunda davalı bankanın herhangi bir dahlinin de bulunmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğu davacı ...'ın kollukta verdiği ifadesinde davalı bankanın kusurunun olmadığını belirttiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle ve ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin hatalı olarak değerlendirildiğini, davacının olaya rıza göstermesinin söz konusu olmadığı, ceza dosyasının yargılama sırasında değerlendirilmediği belirtilerek ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava; davalı bankanın kusuruna dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi.3. Değerlendirme1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.