Anahtar kelimeler: Fotovoltaik Tacikistan Kırgızistan Özbekistan Kktc Azerbaycan Kazakistan Gürcistan Şarj Türkmenistan

T.C.
İSTANBUL13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile Davalı, Türkiye Cumhuriyeti, KKTC, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Suriye ve Irak sınırları içerisinde üretim tesisi kurulması, elektronik taşınır şarj istasyonlarının ve ... satışının yanı sıra Fotovoltaik panellerin ... vasıtasıyla satışına ilişkin olarak ve ortaklık ilişkisi kurulması amacıyla 29 Ocak ve 31 Ocak 2018 tarihlerinde 2 adet protokol imzaladıklarını, müvekkili ve Davalının karşılıklı olarak anlaşarak ticari ilişkiyi sona erdirmeye karar verdiklerini, buna istinaden Davalı ile Müvekkili arasında 24 Aralık 2018 tarihli bir Fesih ve Sulh Anlaşması imzalandığını, Fesih ve Sulh Anlaşması’nın 3’üncü maddesinde, davalı’nın protokoller ile Müvekkiline taahhüt ettiği yatırımı yapmaması, bir başka deyişle yatırımını geri çekmiş olması sebebiyle Müvekkiline toplamda 50.000 Amerikan doları ödeyeceğinin düzenlendiğini, Fesih ve Sulh Anlaşması’nın 4’üncü madde ise bu tutarın 50 taksit halinde 1.000’er Amerikan doları olarak, 31.01.2019 tarihinden itibaren her ayın son gününde müvekkilinin banka hesabına ödeneceğinin düzenlendiğini, ek olarak Fesih ve Sulh Anlaşmasının 7’nci maddesi, işbu anlaşmadan doğan damga vergisinin davalı tarafından ödeneceği hükmünün havi olduğunu, Hal bu iken, davalı aylık taksitlerini zamanında ödememeye ve sürekli geciktirmeye başladığını, bunun üzerine davalı’ya Müvekkili tarafından 9 Temmuz 2019 tarihinde, ödemediği Mayıs ve Haziran 2019 aylarına ilişkin 2 aylık taksitin ve damga vergisinin ödenmesine ilişkin .... Noterliği’nden ihtarname keşide edildiğini, davalının, 2 aylık taksiti ve Temmuz ayı taksitini (toplam 3 ay olmak üzere 3.000 Amerikan doları) 15 Ağustos 2019 tarihinde Müvekkiline toplu olarak ödediğini, ancak, defalarca iletişime geçilmeye çalışılmasına rağmen davalının damga vergisi ödemesini yapmadığını, müvekkili, Davalı’nın yükümlülüğünde olmasına rağmen Sulh ve Fesih Anlaşması’na ilişkin 2.767,96 TL tutarındaki damga vergisini ödemek zorunda kaldığını, müvekkili iyiniyetli bir şekilde damga vergisinin ödenmesi için gerekli tercüme masraflarını dahi Davalı’dan talep etmediğini, davalı’nın 2019 yılı Eylül ayı taksiti olan 1.000 Amerikan dolarını Sulh ve Fesih Anlaşmasında kararlaştırılan tarihte (ilgili ayın son günü) ödememesi üzerine, Müvekkili işbu alacağını ve damga vergisine ilişkin yapmak zorunda kaldığı ödemeye ilişkin alacağını 11.10.2019 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icraya koyduğunu, davalı tarafından 18.10.2019 tarihinde icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, akabinde Müvekkili tarafından dava şartı olarak zorunlu ticari arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine taraflarınca davalıya karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Esas numarasıyla itirazın iptali davası açıldığını, işbu davanın 29.06.2021 tarihli duruşmasında Müvekkili lehine karar çıktığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı gerekçeli kararı, 12.07.2021 tarihinde taraflarına ve 16.07.2021 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiğini, taraflarca kanuni süre içerisinde istinaf kanunun yoluna başvurulmaması sebebiyle mahkeme kararının kesinleştiğini, .... Asliye Ticaret Makemesi’nde ... esas numarası ile görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesine istinaden .... İcra Dairesi’nin ... sayılı icra dosyası üzerinden 2019 yılı Eylül ayı taksitinin ve damga vergisine ilişkin borcun tahsilatı gerçekleştirilmiş olmasına karşın Davalı, Sulh ve Fesih Protokolü’nde açıkça düzenlenmiş olan borçlarını ifa etmemeye devam ettiğini, davalının 2019 yılı Ekim ayından 2021 yılı Eylül ayına kadar ödemediği 24 (yirmi dört) aylık, toplam 24.000 Amerikan Doları tutarındaki borç için taraflarınca Müvekkili adına 19.10.2021 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden 222.400,80 Türk lirası üzerinden icra takibi başlatıldığını, akabinde 04.11.2021 tarihinde taraflarına gönderilen tebligatla davalı tarafından 01.11.2021 tarihinde icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini buna istinaden taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak, yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine, .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtıkları ... Esas sayılı davanın da kabulüne karar verildiğini, davalının bakiye borcuna karşılık gelen toplam 17.000 Amerikan Doları tutarındaki borç için taraflarınca Müvekkili adına .... İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyası ile 479.719,60 Türk Lirası üzerinden icra takibi başlatıldığını, akabinde taraflarına gönderilen tebligatla davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinin öğrenildiğini, buna istinaden arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak, yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, izah olunan sebeplerle işbu itirazın iptali davasının açıldığını, açıklanan sebeplerle; davalarının kabulü ile davalı’nın haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalı’nın %20’den aşağı olmamak üzere bir icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurda açılmış olan işbu dava bakımından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin bir gerçek kişi olduğunu ve işbu davada var olduğu iddia edilen alacağın herhangi bir ticari iş ile ilgili olmadığını, bu kapsamda davacının açmış olduğu işbu davanın görevin kamu düzeninden olması nedeniyle de öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, davacının açmış olduğu işbu dava aynı zamanda yetkisiz mahkemede açılmış olduğundan davanın yetki yönünden de reddi gerektiğini, zira davalı müvekkilinin yerleşim yeri Çekmeköy/İstanbul olduğunu yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, öncelikle davacının .... İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasına konu ettiği ve akabinde haklı itirazlarının kaldırılması için işbu davaya konu ettiği alacağın müvekkili açısından hukuki bir bağlayıcılığı olmadığını, nitekim alacağın dayandırıldığı iddia edilen anlaşma müvekkilinin serbestçe sözleşme akdetme iradesi ile imzalandığını, müvekkilinin içinde bulunduğu mali darboğaz ve karşı karşıya kaldığı haciz korkusundan kaynaklanarak iradesinin sakatlandığını, müvekkilinin zor durumda kalmasından faydalanan davacının işbu sözleşme ile kendi lehine “aşırı yararlanma” sağladığını, hiçbir şekilde sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmek anlamına gelmeyecek şekilde mevcut sözleşme gereğince davacı taraf da herhangi bir ifa gerçekleştirmediğini, müvekkiline herhangi bir hizmet vermediğini, herhangi bir dayanağı olmaksızın yalnızca müvekkilinin davacı tarafa bedel ödeyecek konumda olmasının hukuken korunması gereken bir yanı olmadığını, hal böyle iken müvekkilinin davacı tarafa ödemesi gereken herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin karşılıksız olarak davacıya bedel ödemek gibi bir yükümlülüğü olmadığından müvekkili aleyhine başlatılan takibin de iptali gerektiğini, açıklanan ve re’sen öngörülen nedenlerle; öncelikle mahkemenin görevsiz olması nedeniyle işbu davanın görev yönünden reddine, dava yetkisiz yerde açılmış olduğundan davanın yetki yönünden reddine, davanın esas bakımından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava; davanın taraflar arasında akdedilen █████/2018 tarihli fesih ve sulh anlaşmasından kaynaklandığı iddia olunan davalının bakiye borcuna karşılık gelen–toplam 17.000 Amerikan Doları tutarındaki borç için alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.Davacı ile davalı tarafın, Türkiye Cumhuriyeti, KKTC, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Suriye ve Irak sınırları içerisinde üretim tesisi kurulması, elektronik taşınır şarj İstasyonlarının ve ... satışının yanı sıra Fotovoltaik panellerin ... vasıtasıyla satışına ilişkin olarak ve ortaklık ilişkisi kurulması amacıyla 29 Ocak ve 31 Ocak 2018 tarihlerinde 2 adet protokol imzaladıkları ve yine tarafların karşılıklı olarak iş bu protokollerin feshine ilişkin, 24 Aralık 2018 tarihli bir Fesih ve Sulh Anlaşması imzalanmış oldukları görülmüştür.Dava, taraflar arasında akdedilen █████/2018 tarihli fesih ve sulh anlaşmasından kaynaklandığı iddia olunan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.Davalı vekili tarafından her ne kadar cevap dilekçesinde müvekkilinin tacir sıfatının bulunmadığından mahkememizin görevine ve yetkisine itiraz edilmiş ve davanın usulden reddi talep edilmiş ve mahkememizce dosyaya celp olunan kayıtlarda da davacı ve davalı tarafın gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı tespit edilmiş ise de; tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden gelen müzekkere cevapları incelendiğinde; davacının ve davalının Anonim Şirkette yönetici/yetkili sıfatlarının bulunduğu gelir vergisi beyannameleri incelendiğinde faaliyetinin esnaf sınırları içinde kalmadığı ve tacir sayılacağı ve bu haliyle de mahkememizin davada görevli olduğu, ayrıca tarafların tacir sıfatına haiz olması nedeniyle, taraflar arasında akdedilen █████/2018 tarihli bir Fesih ve Sulh Anlaşmasının 8. Maddesinde yer alan ve uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki şartı gereği mahkememiz yetkili olduğundan, davalı yanın görev ve yetkiye ilişkin itirazlarına itibar edilmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.Mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 26.12.2024 tarihli raporda;Borçlar mevzuatına yönelik inceleme
: davaya konu edilen T.C. .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde “77.000USD Fiili Ödeme Tarihi HARCA ESAS DEĞER = 479.719,60 TL - 24.12.2018 tarihli fesih ve sulh anlaşmasından kaynaklanan ana para alacağı (İstenen: Yıllık Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz (USD) "nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi nin de “Taraflar arasında düzenlenen 24.12.2018 tarihli fesih ve sulh anlaşmasından kaynaklanan ana para alacağının 17 taksitinin ödenmesine ilişkindir. 17.000,00USD” şeklinde gösterildiği, 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması "nın taraflar arasında imzalandığının görüldüğü; sözleşmenin 3. maddesinde yatırımın geri çekilmesine karşılık toplam 50.000USD'nin davacıya ödeneceğinin kabul edildiği; sözleşmenin 4. maddesinde ise bu bedelin 50 taksitle ödeneceğinin ve ilk taksitin 31.01.2019 tarihinden başlayarak her ayın son gününde ödeneceğinin kararlaştırıldığı; davalı tarafından, davacının başlattığı icra takibindeki alacağa dayanak olarak gösterilen 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması "nın davalının serbest iradesiyle kurulmadığının, davalının içinde bulunduğu mali darboğaz ve karşı karşıya kaldığı haciz korkusundan dolayı iradesinin sakatlandığının, davalının zor durumda kalmasından faydalanan davacının “Fesih ve Sulh Anlaşması” ile kendi lehine aşırı yararlanma sağladığının ileri sürüldüğü; aşırı yararlanma (gabin) hususunun düzenlendiği TBK m. 28/1 hükmünün “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir”. şeklinde olduğu; davacının ..., davalının da ... olduğu itirazın iptali davasında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... 29.06.2021T. kararında 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması "ndan doğan alacağa dayanarak başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takibinin 8.595,56TL. Üzerinden devamına karar verildiği, kararın 09.09.2021 tarihinde ise kesinleştiği, Davacının ..., davalının da ... olduğu itirazın iptali davasında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...., 13.03.2023T. kararında 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması "ndan doğan alacağa dayanarak başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takibinin devamına karar verildiği; kararda davalının iradesinin sakatlanmadığının ve “Fesih ve Sulh Anlaşması” ile sorumlu olduğuna hükmedildiği; kararın 17.10.2023 tarihinde ise kesinleştiği, dosya kapsamı incelendiğinde TBK m. 28 hükmünce aşırı yararlanma olgusuna ait bir kanaate varılamadığı; dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, ahde vefa, borcun nispiliği ilkesince davalının “Fesih ve Sulh Anlaşması” ile sorumlu olduğu kanaatine varıldığı; takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,Mali İnceleme: defterler sunulmadığından davacının “Fesih ve Sulh Anlaşması” gereğince ne kadar alacaklı olduğu/olmadığı hususunun tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Somut olaydaki hukuki ihtilaf ise; davacı yanın davalıdan icra takip dosyası kapsamında alacak talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların iddia ve savunmaları, mahkememizce toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; taraflar arasında akdedilen █████/2018 tarihli fesih ve sulh anlaşmasından kaynaklandığı iddia olunan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu, hukuki ihtilafın ise; davacı yanın davalıdan icra takip dosyası kapsamında alacak talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarının ne olduğu noktasında toplandığı, 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması nın taraflar arasında imzalandığının görüldüğü; sözleşmenin 3. maddesinde yatırımın geri çekilmesine karşılık toplam 50.000USD'nin davacıya ödeneceğinin kabul edildiği; sözleşmenin 4. maddesinde ise bu bedelin 50 taksitle ödeneceğinin ve ilk taksitin 31.01.2019 tarihinden başlayarak her ayın son gününde ödeneceğinin kararlaştırıldığı; davalı tarafından, davacının başlattığı icra takibindeki alacağa dayanak olarak gösterilen 24.12.2018 tarihli “Fesih ve Sulh Anlaşması "nın davalının serbest iradesiyle kurulmadığının, davalının içinde bulunduğu mali darboğaz ve karşı karşıya kaldığı haciz korkusundan dolayı iradesinin sakatlandığının, davalının zor durumda kalmasından faydalanan davacının “Fesih ve Sulh Anlaşması” ile kendi lehine aşırı yararlanma sağladığının ileri sürüldüğü; aşırı yararlanma (gabin) hususunun düzenlendiği TBK m. 28/1 hükmünün “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir”. şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde TBK m. 28 hükmünce aşırı yararlanma olgusuna ait bir kanaate varılamadığı; dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, ahde vefa, borcun nispiliği ilkesince davalının “Fesih ve Sulh Anlaşması” ile sorumlu olduğu , taraflar arasında akdedilen protokoller ile Fesih ve Sulh Anlaşmasında davalı yanın iradesinin sakatlandığına ilişkin herhangi bir ihtirazı kayda rastlanmadığı gibi, davalı yanca bu yöndeki savunmasını ispata elverişli bir delilin de mahkememiz dosyasına ibraz edilmediği, dosya kapsamına uygun hükme dayanak bilirkişi rapor ve ... ATM'nin ... sayılı dosyası ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kesinleşen dosya mündericatı incelendiğinde, davacı yanın davalıdan icra takip dosyası kapsamında alacak talep etmekte haklı ve hukuki yararının bulunduğu ve davalının da takibe itirazında haksız olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davanın kabulüne, ayrıca davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edildiği ve yargılama konusu olan alacağın da likit olduğu anlaşıldığından, hükmolunan itirazlı alacağın %20'si oranında hesaplanan 95.943,92-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Davanın KABULÜ ile;1-)Davalının .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yönelik yaptığı itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,2-)Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 95.943,92-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 32.769,64-TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 8.192,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 24.577,22-TL harcın ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerektiğinden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-)Davacının yaptığı 427,60-TL başvuru harcı, 8.192,42-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı, 13.724,50-TL bilirkişi ücreti ile davetiye masrafı olmak üzere toplam 22.405,32-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 75.957,94-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...(E-imzalı)Hakim ...(E-imzalı)