Anahtar kelimeler: Tapusuz İstemli Vermiş Bozulmuştur İlamına Dinlenildikten Davadan Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddineTaraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A Rİlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle;“Çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde 2005 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, işi bitirme, sonuçlandırma ve askı ilan tutanakları, çalışma tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritasının dosyaya getirtilmediği, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun dava konusu taşınmazın tahdit sınırları dışında kaldığına ilişkin tespitinin denetlenemediği,keşif sırasında uygulanan 1960 tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafının getirtilmediği, en eski tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yapılmadığı , keşifte görev alan ziraat bilirkişisi ek raporuna göre, taşınmazda davacı tarafından dikilen 8-10 yaşlı meyve ağaçları ve 12-15 yaşlı bağ omcaları bulunduğunun bildirildiği , ağaçların yaşı itibarıyla 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı , davacı tarafından, ağaçlar dikilmeden önce zirai amaçla kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadığı , mahallî bilirkişi ve tanıklar tarafından bu konuda bir açıklama yapılmadığı gibi, imar ve ihyadan sonra hemen ağaç dikilerek kullanılmaya başlandığının beyan edildiği, mahkemece bu durumun açıklattırılmadığı , her ne kadar davadan 20 yıl öncesine ilişkin olarak ... ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından incelenen 1991 tarihli hava fotoğrafında çekişmeli taşınmaz üzerinde bağ mevcut olduğu bildirilmiş ise de rapor ekinde hava fotoğrafı ve kadastral paftanın aynı ölçekte çakıştırılmış görüntüsüne yer verilmediğinden bu hususun denetlenemediği, Ziraat bilirkişisi tarafından toprak analizleri de yapılmadığı için taşınmazın kaç yıllık tarım arazisi olduğunun açıklığa kavuşturulmadığı ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı belirlenmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, Mahkemece usulüne uygun orman, zilyetlik ve imar ihya araşırması yapılması gerektiği” gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu edilen ve bilirkişi raporuna ekli krokide (C2), (C3) ve taşlık rumuzları ile gösterilen kısımların 1999 yılı öncesinde sürülü ve ekili olmadığı diğer bir ifadeyle tarımsal faaliyet yapılan yerlerden olmadığı, buna göre imar ihyalarının tamamlanmamış olduğu, bu kısımlar yönünden zilyetlik yoluyla kazanım için öncelikle gerekli olan imar ihya 1999 yılından sonraki bir tarihte tamamlanmış olacağından dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu kısımlar yönünden hava fotoğraflarının aksi yöndeki tanık beyanlarına itibar edilmediği, yine aynı bilirkişi raporuna ekli krokide (C1) ve (C4) rumuzları ile belirtilen kısımlar yönünden; hava fotoğraflarının incelenmesinde bu kısımların 1988 yılı öncesinde imar ihya edildiğinin belirli olduğu tanık anlatımlarının da bu durumu doğruladığı, davacının bu kısımları emek ve masraf harcayarak taşlarını temizlemek suretiyle ekilebilir tarım arazisi haline getirmiş olduğu, davacının zilyetliğinin nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla devam ettiği, imar ihyanın en geç 1988 yılında tamamlandığı ve bu tarihten dava tarihine kadar kanunda öngörülen 20 yıllık kazandırıcı sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, Sincan ilçesi ... Mülk Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi Kıyasettin Yol tarafından düzenlenen 31.01.2022 havale tarihli raporun eki olan krokide (C1) harfi ile gösterilen (15.983,009 m²) ve (C4) harfi ile gösterilen (33.081,648 m²) taşınmazların Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci maddesi gereğince davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişisi Kıyasettin Yol tarafından düzenlenen 31.01.2022 havale tarihli rapor ve eki krokilerin kararın eki sayılmasına, fen bilirkişisi Kıyasettin Yol tarafından düzenlenen 31.01.2022 havale tarihli raporun eki olan krokide (C2) harfi ile gösterilen (5.061,349 m²) ve (C3) harfi ile gösterilen (36.607,858 m²) alanlı taşınmazlara ilişkin davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli krokide ((C1) ve (C4) rumuzları ile gösterilen kısımlar yönünden, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Şöyle ki; bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun "İhya Edilen Taşınmaz Mallar" başlıklı 17 nci maddesinin 2 nci fırkasında, "İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmüne yer verilmiş olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar - ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir.3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/B maddesinin "İmar Planları, ... İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir" yönündeki düzenlemesi karşısında, 3402 sayılı Kanun' un 17/2 nci maddesinde bahsedilen imar planının, ... ve uygulama imar planı olduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamından, dava konusu edilen yerlerin, ... Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16.02.2007 tarihli ve 525 sayılı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli "2023 Başkent ... ... Planı" kapsamında kaldığı anlaşılmakta olup, buna göre, dava konusu taşınmazlar yönünden, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının bu tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, bu yönde yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.Zira; davacı vekili 05.07.2011 tarihli dava dilekçesinde, tescil istemine konu yerlerin 1956 yılında tescil harici bırakılan yerler olduğunu, müvekkili olan davacının 1981 yılı başlarında imar - ihyayı tamamladığını belirtmiş olup, bozma öncesinde mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında, davacının dava konusu taşınmazdan 1980' lerde taşları temizlediği ve taşınmazı üzüm omcası, badem ve ceviz ağacı dikerek kullandığı belirtilmiş ise de, bu beyanlardan imar - ihyanın ne zaman tamamlandığı anlaşılamamaktadır.Yine, ... bilirkişi raporunda, 1970, 1975 ve 1978 yılı hava fotoğraflarında taşınmazda tarımsal faaliyet yapıldığı, sabit sınırların belirgin olduğu açıklanmış ise de, hava fotoğrafları üzerinde gösterim yapılmadığından söz konusu rapor denetlenemediği gibi; rapordaki bu açıklama, davacı vekilinin dava dilekçesindeki, taşınmazın imar - ihyasının 1981 yılında tamamladığı yönündeki beyanı ve mahalli bilirkişilerin, davacının taşınmazdaki taşları 1980' lerde temizlediği ve üzerine üzüm omcası, ceviz ve badem ağaçları diktiği yönündeki ifadeleriyle ve ayrıca bilirkişi raporlarındaki keşif tarihi olan 2012 yılı itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan bu ağaçların 12 - 15 ve 8 - 10 yaşlarında olduğuna ilişkin tespitleriyle de çelişki arz etmektedir.Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince ,bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında mahallinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından, 1981 yılında dava konusu yerdeki taşların davacı tarafından toplanmaya başlandığı ve üzüm omcası, ceviz ve badem ağaçları dikildiği, bunun öncesinde taşınmazın kıraç ve taşlık olduğu belirtilmiş; ..., orman ve ziraat mühendisi bilirkişilerce ortak olarak hazırlanan 24.09.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporunda (C1), (C2), (C3), (C4) ve taşlık olarak gösterilen taşınmaz bölümlerinin 1953 yılı hava fotoğrafında sınırları belli olmayan tarımsal faaliyet yapılmamış yerlerden oldukları, 1988, 1992 ve 1999 yılı hava fotoğraflarında (C1) ve (C4) harfli taşınmaz bölümlerinin, üzerinde tarımsal faaliyet yapılan, sabit sınırları arazi üzerinde mevcut olan yerlerden oldukları, (C2), (C3) ve taşlık olan yerlerin ise tarımsal faaliyet yapılmamış, sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olmayan yerler oldukları, taşınmaz üzerindeki asma omcası, armut, ceviz ve badem ağaçlarının keşfin yapıldığı 2021 yılına göre 22 - 25 yaşlarında olduklar, (C1) ve (C4) ile gösterilen yerlerde tarımsal faaliyetin 1988 yılından önce başladığı açıklandıktan sonra, 1953 ve 1988 yılları arasındaki hava fotoğrafları yıl yıl değerlendirilmediğinden, imar - ihyanın ne zaman tamamlandığının ve hangi yıla rastladığının bilinemediği, bu nedenle imar ihyanın 1988 yılında tamamlandığı kabul edilirse dava tarihi olan 2011 yılına kadar imar - ihyanın tamamlanıp kazandırıcı zamanaşımının dolduğu, en az 23 yıldır nizasız fasılasız tarımsal faaliyet yapıldığının kabulü gerektiği, (C2), (C3) ve taşlık kısım yönünden ise zilyetlik süresinin dolmadığı şeklinde tespitlerde bulunulmak suretiyle, raporun kendi içinde çelişkiye sebebiyet verildiği gibi, taşınmaz bölümlerinin imar - ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususunda kesin bir belirleme yapılmamış ve varsayımsal değerlendirmelerle, taşınmazın içinde bulunduğu imar planının onaylandığı tarih değil, dava tarihi esas alınarak kanaat belirtilmesi cihetine gidilmiştir.Bu haliyle, hakkında davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilen ve temyize konu olan taşınmaz bölümlerinin imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığının ve buna bağlı olarak, taşınmaz bölümlerinin içerisinde bulundukları imar planının onaylandığı tarih olan 16.07.2007 tarihi itibariyle, taşınmaz bölümleri üzerinde imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının tereddütsüz olarak belirlendiğinden söz edilemez. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/B maddesi hükümleri uyarınca, temyize konu taşınmaz bölümleri yönünden, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının, taşınmaz bölümlerinin içeresinde bulundukları imar planının onaylandığı tarih olan 16.07.2007 tarihi esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilerek, bu tarihten (imar planının onaylandığı tarihten) 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlere ait hava fotoğraflarının en az üç tanesi ile bozma öncesi alınan ... bilirkişi raporunda 1970, 1975 ve 1978 yıllarına ait hava fotoğraflarının dosya arasına getirtilmesinden sonra, mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları ile daha önce dosyaya rapor sunan bilirkişilerin dışında, 3 ziraat mühendisi, 3 ... fotogrametri mühendisi ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyetinden, temyize konu taşınmaz bölümlerinin imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığının tereddütsüz olarak belirlenmesi yönünde, önceki bilirkişi raporlarındaki yukarıda açıklanan çelişkilerin giderildiği ve taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterimlerinin yapıldığı, denetlemeye elverişli, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra taşınmaz bölümlerinin imar - ihyalarının tamamlandığı tarihten imar planının onaylandığı tarihe kadar imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçeklemediği değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca bir karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı ... İdaresi vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.