Anahtar kelimeler: Kuyu Sondaj Bazında Talepli Akdedilen Başkan Yazim Eser Katip Üye

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: █████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E-████████ KDAVALARIN KONUSU
: İtirazın İptali / İtirazın İptali(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli dava ve birleşen davada mahkemece dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili özetle; taraflar arasında akdedilen 02.09.2010 tarihli Gün Bazında Kuyu Sondaj Sözleşmesi gereğince müvekkilinin bütün işleri sözleşmeye uygun ve eksiksiz olarak tamamladığını, toplam 47 jeotermal ve kuyu sondajı işi kapsamındaki AP-21 numaralı kuyunun Ekim-Aralık 2012 döneminde açıldığını, Ekim ve Aralık ayı çalışmalarının faturalandırıldığını ve ödendiğini, ancak müvekkili şirkette yeniden yapılanma nedeniyle yaşanan durum sonucu Kasım ayı çalışmasının faturalandırılmadığını, bu nedenle 31.03.2017 tarihli 473.888 USD tutarlı faturanın kesildiğini, davalıya 12.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının gerekçesiz iade ettiğini, keşide edilen 26.04.2017 tarihli ihtarnameye de cevap vermediğini, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu, oysa 2012 yılı Kasım ayında 30 gün çalışma yapıldığını, çalışma saatlerine ilişkin tutanak ile AP-21 kuyusuna ilişkin operasyon bitiş tutanağının davalı şirket tarafından onaylandığını öne sürerek itirazın iptaliyle, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini dava etmiştir.Davalı vekili özetle; davacının dilekçesinde delillerini hasretmediğinden yeni delil ibrazına ve hukuki işlemin miktarı itibariyle tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, davacının sözleşme kapsamında müvekkilinden alacaklı olmadığını, davalı tarafından tamamlanan ve onaylanmış olan tüm işlerin müvekkiline fatura edildiğini ve müvekkili tarafından ödendiği, davacının kendi çalışanının hatasından bahisle 5 yıl sonra Kasım 2012'ye ait işle ilgili fatura gönderdiğini, yapılan tüm işlerin bedellerinin ödendiğini, davacının sözleşmenin gün bazlı olması nedeniyle işi normal süresinden daha uzun sürede yaparak ve fazla motorin tüketerek müvekkilini zarara uğrattığını, faiz talebinin dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen ████████ esas sayılı davada davacı vekili özetle; 02.09.2010 tarihli sözleşme kapsamındaki SH-4/A numaralı kuyu sondajının Ekim 2016 - Şubat 2017 döneminde tamamlandığını, önceki aylara ait iş bedelleri ödenmekle birlikte 2017 yılı Ocak ayında yapılan 30 gün ve Şubat ayında yapılan 26 günlük çalışmanın ödenmediğini, müvekkili tarafından 27.03.2017 tarihli ve sırasıyla 341.245,70 USD ve 387.958,63 USD tutarlı faturaların düzenlendiğini, davalının faturaları gerekçe göstermeksizin faturaları 31.03.2017 tarihinde iade ettiğini, yine RIG-7, RIG-9, RIG-10 ve RIG-12 isimli sondaj kulelerinin demontajı için müvekkilinin 236.000 USD tutarlı fatura düzenlediğini, davalının belirtilen faturaları 26.04.2017 tarihli ihtarnameye rağmen ödemediğini, oysa operasyon bitiş tutanağının müvekkilinin işi sözleşmeye uygun olarak tamamladığını kanıtladığını, faturaların tahsili için başlatılan 2017/ 9125 sayılı takibin haksız itiraz sonucu durduğunu öne sürerek itirazın iptaliyle, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili özetle; dava konusu kuyunun sondajında davacının kusuru sonucu takım sıkışması yaşandığını, sıkışmanın giderilemediğini, kuyunun başka bir yerde bitirildiğini, müvekkilinin 491.891,56 USD zarara uğradığını, SH-4/A kuyusuna ilişkin tüm hakedişlerin davacı şirkete ödendiğini, işlerin tamamının kabulünün yapıldığını, protokole bağlanarak ödendiğini, davacının normal iş şartlarına nazaran daha fazla motorin tükettiğini, maaşlarını ödemediği için davacı işçilerinin 6-7 Ocak 2017 tarihlerinde iş bıraktıklarını, işin uzamasına sebebiyet verildiğini, sözleşmenin gün bazlı olması nedeniyle davacının kötü niyetle işi yavaş sürdürdüğünü, Türkiye ortalamasında kuyu açma süresinin 40 gün olduğunu, davacının belirtilen kuyuyu 29.10.2016-26.02.2017 tarihler arasında yaklaşık 4 ayda tamamladığını, tarafları ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, davacı demobilizasyon bedeli talep etmiş ise de, sözleşmede obsiyonel kuyular da dahil olmak üzere toplam 81 adet kuyu açılmasının kararlaştırıldığını, davacının bu sayıda kuyu açmadığı halde bu kuyuların açılması için sahada bıraktığı kuleler için de demobilizasyon bedeli talep ettiğini, operasyon bitiş tutanağında müvekkili şirket yetkililerinin onaylarının bulunmadığını, faiz talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...asıl dava yönünden, AP-21 kuyusuna ait işlerin tamamlandığı, 2012 Ekim ve 2012 Aralık aylarına ait fatura bedelinin ödendiği, arada kalan Kasım 2012 ayına ait fatura bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı, birleşen dava yönünden, SH-4/A sondaj kuyusu imalatının tamamlandığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği işin gecikmesine ilişkin sebepler nedeniyle davacı şirkete dava tarihinden önce gönderilmiş bir uyarı bulunmadığı, işin uzun sürmesinin jeolojik vs. nedenlerden kaynaklanabileceği, davacı yüklenicinin operasyonlarını sözleşmeye uygun şekilde yürüttüğü, işin uzun sürmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, sözleşme eki protokollerde 4 adet sondaj kulesinin kullanılacağının ve demobilizasyon ücretinin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, kulelerinin demobilizasyon işlemlerinin tamamlandığı, bedelin ödenmediği, düzenlenen faturaların yapılan işlere ve sözleşmeye uygun olduğu, sözleşmenin sözleşmenin 901. ve 902. maddelerindeki düzenlemelerin kesin vade kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığından davaların kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden davacı yanın icra inkar tazminatına" hükmedilmediği gerekçesiyle "1-Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında; Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalı şirketin Ankara 25. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasında 473.488,00 USD alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %3,80 oranını geçmemek üzere devlet bankalarının 1 yıllık USD cinsi mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak üzere TAKİBİN DEVAMINA, Fazla talebin reddine, İcra inkar tazminatının reddine, 2-Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında; Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalı şirketin Ankara 25. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasında 976.047,71 USD asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %3,80 oranını geçmemek üzere devlet bankalarının 1 yıllık USD cinsi mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak üzere TAKİBİN DEVAMINA,Fazlaya ilişkin talebin reddine,İcra inkar tazminatı talebinin reddine" karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davada müvekkili lehine likit olan alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, sözleşmenin 902. maddesi gereğince faturaların tebellüğ tarihinden itibaren 25 gün içinde yüklenicinin banka hesabına havale edilmesi, fatura edilen her hangi bir kalem hakkında ihtilaf doğarsa, gerekçesi ayrıntılandırılarak yükleniciye bildirilmekle birlikte ihtilafsız kalemlerin ödeneceği, aksi halde vade tarihinden itibaren %2 nispetinde aylık gecikme cezası ödeneceği kararlaştırıldığı ve davalı tarafça faturalar nedensiz iade edildiğinden aylık %2 gecikme cezasına hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı nedenleriyle dava ve birleşen davada verilen kararların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden, hiçbir tacirin 473.888 USD hakedilmiş alacağını unutamayacağı, Vergi Usul Kanunu gereğince faturanın mal veya hizmetin tesliminden itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiği, aksi taktirde hiç düzenlenmemiş sayılacağı, davacının 473.888 USD alacağı için 5 yıl sonra fatura düzenlemiş olmasının sözleşmeye açıkça aykırı olduğu, dosyaya sundukları uzman mütalaasında dava konusu AP-21 kuyusunun 17 Ekim - 1 Aralık tarihlerinde sondajının yapıldığı, 46 günlük ödemenin davalı tarafça tam olarak yapıldığı kanaatinde oldukları görüşünün bildirildiği, TBK 104 madde gereğince dönemsellik arz eden alacakta daha sonraki alacak için fatura düzenlendiğinde ihtirazi kayıt konulmamasının örtülü kabul anlamına geldiği, zamanında fatura düzenlenmeyerek müvekkilinin defi ve itiraz haklarının da engellendiği, fatura alacağının varlığı hususunda ispat yükünün davacı yanda olduğu, davacı iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yemin deliline başvurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili defterlerine göre müvekkilinin faturalar nedeniyle borçlu olmadığının belirlendiği, birleşen ████████ esas sayılı dava yönünden; müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığı, faiz oranının da hatalı ve fahiş belirlendiği, sözleşme hükümlerinin yorumlanmasında ve teknik değerlendirmede hataya düşüldüğü, ek protokolde kuyu derinliği ne olursa olsun 45 günlük süre öngörüldüğü, davacının tüm kuyulardaki jeolojik nedenleri bildiği, işin gecikmesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, gecikmenin jeolojik nedenden kaynaklandığına dair somut ve net bir veri bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen arama tablosundan ortalama 1-1,5 ayda tamamlanacağının anlaşıldığı, davacının davaya konu kuyuyu 4 ayda tamamladığı, müvekkilini zarara uğrattığı, raporda gecikmenin jeolojik nedenlerden kaynaklandığının hiç bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde somut ve net olarak ortaya konamadığı, davacının dayandığı faturaların kendi defterinde dahi kayıtlı olmadığı, sondaj esnasında sorumluluk ve kuyu kazma parametrelerinin davacı yanda olduğu, sondaj makinelerinin uçları zorlandığında delmeyi bırakması gerektiği, sözleşme hükümleri gereğince dava konusu işler haricinde obsiyonel kuyular da dahil 81 adet kuyu açılması gerektiği, davacının bu kuyuları açmadığı halde demobilizasyon bedeli talep ettiği, müvekkilinin kendi imkanlarıyla yakın yerde 1000 adede yakın yeni sondaj kuyusu açtığı, herhangi bir sorunla karşılaşmadığı, tektonik sebeplerle kuyularda takım sıkışması yaşanabileceğine dair değerlendirmenin dayanaksız olduğu, sondaj esnasında 24 saat jeoloji mühendisi bulundurulması ve anlık olarak hangi jeolojik birimin kazıldığı bilgisinin sağlanması gerektiği, davacının arama programı ile çalışma yapacağı saha hakkında detaylı bilgi sahibi olmasına rağmen kendi kusuruyla işi geciktirdiği, dosyaya ibraz ettikleri uzman görüşündü taraflarca sözleşmenin lafzı dışında makul bir bedel ve masraf indirimi yapıldığı, indirim yapılmasının tarafların ortak iradelerini gösterdiği, sözleşmeyi değiştiren ve yorumlayan bu uygulamanın dikkate alınması gerektiği, bilirkişi heyetinde kusur tespiti için "bilir" bir teknik hukukçunun da bulunmamasının hatalı olduğuna değinildiği, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup mahkemece dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında özellikle ilk derece mahkemesince 01.10.2020 gün ████████ E - ████████ K sayılı karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilinin müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği ve avukatlık ücretlerinin eksik hesaplandığı nedeniyle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin ise, asıl davaya ilişkin olarak davacının süresinde fatura düzenlemediği, davacının düzenlediği faturaların tamamının ödendiği ve birleşen davaya ilişkin olarak operasyon bitiş tutanağının müvekkili yetkilisi tarafından onaylanmadığı, ek protokollerde derinliği ne olursa olsun her bir kuyu için en fazla 45 gün süre öngörüldüğü ve dayandığı faturaların davacı defterinde dahi kayıtlı olmadığı nedenleriyle istinaf başvurusunda bulunduklarının, Dairemizce taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle kararın kaldırılmasına karar verildiğinin, mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı gerekçesine uygun olarak yargılama yapılıp, karar verildiğinin anlaşılmış olmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine,2-) Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL + 615,60 TL istinaf karar harcının yatırılan 855,20 TL + 855,20 TL + 427,60 TL harçtan mahsubu ile artan 907,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-) Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada davalıdan alınması gereken 943.150,02 TL +1.944.208,56 TL istinaf karar harcından peşin alınan 235.787,51 TL + 486.050,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.165.520,93 TL harcın asıl ve birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-) İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 12.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ...e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır