Anahtar kelimeler: İşiyle Uğraştığı Münasebeti Satımdan Yedek Üretilen Ayıplı Makine Parçası Malların

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2023
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin makine yedek parçası üretim işiyle uğraştığı, davalıya olan ticari münasebeti nedeniyle icra takibine konu edilen alacakları için icra takibi başlatıldığı, Davalı tarafın icra takibine haksız olarak itiraz ettiği ve malların ayıplı olduğunu bu nedenle ödeme yapılmadığını ve borçlu olmadığını, müvekkili tarafından üretilen malların ayıplı olmadığı gibi süresinde yapılan bir ayıp ihbarı da bulunmadığı, davalı tarafın müvekkilinden aldığı ürünleri 3. Şahıslara sattığı, ayıp ihbarına konu edilen malların müvekkiline iade edilmediği gibi ayıp incelemesinin de yapılmadığı, icra takibine yapılan itiraz neticesinde önce zorunlu arabulucu görüşmesinin yapıldığı fakat netice alınamadığını beyanla; fazlaya dair het türlü hak ve alacakları saklı kalması kaydıyla davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış olduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "...Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, davalının itirazının ve davacının açtığı işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davalı borçlu, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Takip konusu borç █████/2022 tarihli 34.220,00 TL ve █████/2022 tarihli 35.872,00 TL bedelli faturalara dayanmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişki yedek parça satımından kaynaklanmaktadır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede takip konusu faturaların her iki tarafın da ticari defterinde kayıtlı olduğu, davalı borçlunun █████/2022 tarihinde ayıp sebebiyle iade faturası düzenlediği görülmüştür. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve takip konusu faturalara dayalı satış sözleşmesinin varlığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık satılan malların ayıplı olup olmadığı ve bu sebeple davalı borçlunun düzenlediği iade faturalarının usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Satılan malların ayıplı olduğunu ispat yükü davalı borçlu üzerindedir. Ancak davalı borçlu süresi içinde cevap dilekçesi sunmayarak ayıp iddiasını ispatlamaya yönelik herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır. Davalı borçlunun bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde yer alan iddialar HMK md. 141 uyarınca iddiaların genişletilmesi niteliğinde olup mahkememizce dikkate alınmamıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında; yukarıda açıklanan sebeplerle davalının ayıp iddiasının ispatlanamaması ve takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde yer alması sebebiyle davanın kabulüne; alacağın likit olduğu gözetilerek takip bedelinin %20’si oranında icra inkar tazminatına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, ''1)Davanın kabulüne, -İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline; takibin, 70.092,00 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık reeskont faiz oranıyla birlikte devamına, 2) 14.018,40 TL icra inkâr tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine, " karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ve tensip zabtı müvekkili şirkete 22.11.2022 tarihinde teslim edildiği ptt sorgusunda gözükse de ekte sunulan ptt sorgu belgesinden, dava dilekçesinin yer aldığı ... nolu tebligat hangi daimi çalışana teslim edildiğinin yazılmadığını ve bilinmediğini, Uyap sisteminde tebligat zarfına ulaşılamadığını, müvekkil şirketin kesinlikle kendilerine dava dilekçesinin tebliğ edilmediği konusunda ısrar ettiğini, tebligat zarfı fiziken dosyada aranacak olup tebliğ mazbatası taraflarınca inceleneceğini, iş bu inceleme neticesinde müvekkili davalı şirkete usulüne uygun tebliğ yapılmadığının sübuta ereceğini, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığını, Ayrıca dosyadan ekte sunulan ptt sorgusuna konu ... nolu tebligat yine ekte sunulan ptt sorgusu sonucunu gösteren belgede tebligatın daimi çalışan ... Teslim edildiği şerh düşüldüğünü, (şirket yetkilisi ... ) haberdar olunca taraflarınca talep edildiği ve yerinde inceleme yapıldığını, bu inceleme sırasında dosyaya ayıba ilişkin mailler sunulduğunu ve davacı tarafça da kabul edildiğini, Mahkemenin süresi içinde cevap dilekçesi verilmediği gerekçesi ile ayıp ihbarlarını dikkate almaması ve yargılamayı bitirmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafında kabulü olmasına rağmen ayıp ihbarına konu maillerin yok sayılmasının hatalı olduğunu, Rapora karşı beyan dilekçesinde de belirttiği üzere davaya konu faturalara karşı müvekkili şirketin davacıdan ihracata konu ürünü satın aldığını, davacı şirketin ürünü hazırladığını ve müvekkilinin muhatap olduğu şirkete gönderildiğini, Yurt dışı prosedürleri gereğince , ihracat yapılan firmanın ürünü teslim aldıktan sonra ayıbı ihbar ettiğini, Dosyaya sunulan mail tarihi dikkate alındığında Türk Borçlar Kanunu ve Uluslararası satım sözleşmelerine göre CISG' de derhal bildirim yükümlülüğü sadece CISG 39/1 anlamında uygun bir süre içerisinde talep edildiğini, bu süre asgari olan süre olduğunu, sürelerin maksimum olduğu an ise , gizli ayıplarda geçerli olduğunu ve iki yıl olduğunu, Dosyaya sunulan ayıp ihbarı ve iade faturalarından da anlaşılacağı üzere davacının da kabul ettiği üzere müvekkili davalının ihracat yaptığı firma tarafından ayıp ihbarında bulunulduğunu, bunun üzerine müvekkil davalının yasal süresi içinde kendisine gelen maili eklemek sureti ile davacıya durumu bildirdiğini, Bilirkişinin de tespit ettiği üzere iade faturaları kesildiğini, davacının kabulünde olduğu üzere mail ile ihbar yapıldığını ve davacının hiçbir süreçte sattığı malın ayıplı olmadığı konusunda beyanı olmadığını, İlk derece mahkemesinin yargılamayı yaparken; Öncelikle usulsüz tebligat hususunu atladığını, akabinde davalı müvekkil şirketin beyan ve kabullerinde ayıba konu mailleri yok saydığını, ayrıca davacının kabulünde olan ve bilirkişi raporunda dahi ayıba konu mailler irdelenmesine rağmen dikkate alınmadığını, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, iki adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili dava dilekçesinin davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davalı vekilinin yargılama aşamasında tebligat usulsüzlüğünü ileri sürmediği gibi dava dosyası incelendiğinde; Mahkemece yapılan █████/2022 tarihli tensip tutanağının ara kararı uyarınca davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip tutanağı ekli meşruatlı davetiye çıkartıldığı, davetiyenin davalı şirket yetkilisi ...'nun bizzat kendisine █████/2022 tarihinde imza karşılığı tebliğ edildiği görülmekle, davalı vekilinin usulsüz tebliğe ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Huzurdaki dava; Dava değeri itibariyle basit yargılama usulüne tabidir. Davalı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davalı tarafça HMK. 317 Madde uyarınca 2 haftalık süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı ve münkir sayıldığı anlaşılmıştır. Davalı/borçlu vekili icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde; Ödeme emrindeki tüm borca, borcun mesnedine, ayıplı ürün teslimi olmasına, süresi içinde bildirimde bulunulmuş olmasından ötürü bir alacak taleplerinin olmaması gerektiği gerekçesiyle borca ve ferilerine itiraz ettiği halde itiraz dilekçesi ekinde ayıplı ürün teslimine ilişkin delil ibraz etmediği görülmüştür. Bu aşamada vurgulamak gerekir ki; HMK’nın 317. Maddesinde düzenlenen süre içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır. 6100 Sayılı HMK'nun 319 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı davanın açılması ile savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin verilmesi ile başlar. Bu açıklamalar ışında somut olay incelendiğinde; davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinin usule uygun şekilde tebliğinden sonra iki haftalık süre içerisinde delillerini bildirmeyen davalının sonradan delil gösterebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hallerin mevcudiyeti de somut olayda ileri sürülmüş değildir. Süresi içerisinde davalı tarafça cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil (HMK. m. 129/1-e) bulunmadığından, davaya cevap vermeyen davalı taraf, davayı sadece inkâr etmiş sayılacağından, yeni bir vakıa veya delil ileri süremeyecektir. Dava dosyasındaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesince ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davalının bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde ayıplı ürün teslimine yönelik ileri sürdüğü iddiaları istinaf sebebi olarak da ileri sürdüğü, ilk derece mahkemesince verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.787,98-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.197,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.590,98-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!