Anahtar kelimeler: Sınai Pazarlama Tanınmış Fikri Ettirdiğini Antalya Markası Markasını Üretim Hem
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : ████████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1995 yılından itibaren tarım alanında üretim yapan tanınmış bir şirket olup ██████████ tescil numaralı "..." markası ile halen hem üretim hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, davalı şirketin "..." markasını haksız olarak tescili ettirdiğini, "..." ibaresini ürünlerinde kullanmasınınn müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, anılan marka ile üretilen ürünlerin tarım piyasasında ciddi bir tüketici kitlesi tarafından bilindiğini ve markanın; tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasal gübreler ve bitki gelişimini düzenleyiciler tarım ürünleri, tohumlar mal ve hizmetlerinde kullanıldığını, davalı tarafından tescil ettirilen "..." markasının ise birinci sınıfta tescil edildiğini, tescilin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalın adına tescilli olan "..." markasının müvekkili markasına tecavüzünün tespit ve önlenmesini, davalı adına ██████████ no ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tazminat davası işbu dosyadan tefrik edilmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, müvekkilinin ██████████ tescil numaralı "..." markasının çok uzun yıllardır kullanıldığını, davanın marka tecavüze ilişkin kısmının zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkilinin yaklaşık 3 yıl önce bir fuarda denk geldiklerini ve davacının markayı kullanmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin İspanya menşeili "... " isimli İspanya menşeili firmanın Türkiye distribütörü olduğunu, "..." markasının bu İspanyol firmasının tescilli markası olduğunu, İspanyol firmanın ithalat işlemleri için müvekkiline kendi adına marka tescil başvurusunda bulunmasını talep ettiğini, müvekkilinin 24.10.1994 tarihinden beri ticari faaliyetini sürdürmekte olup, tarım sektöründe bilinen, tanınan, güvenilir bir marka kurum haline geldiğini, dava konusu marka ile davacı markasının her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığını, müvekkilinin tescilsiz/tescilli işaret ile markanın eş zamanlı kullanılmasından kaynaklanan uyuşmazlığın doğmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmasından önce harekete geçmediğini, davacının tazminat talebinin açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, davacı adına 13.12.2006 tarih ve 61728 tescil nolu "..." esas ibareli 01, 31, 35 ve 37. sınıflarda tescilli markası ile davalı adına 24.09.2014 tarih ve 78177 tescil no.lu "şekil+..." ibareli markası arasında yazılım ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davacının tescilli markası veya türevi olarak algılanmasının yüksek ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK ile başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin, o sınai mülkiyet hakkından daha sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının mümkün olmadığı, SMK'nın yürürlük tarihi olan 10.01.2017 tarihinden sonraki dönem için davalının tescilli markası ve bunu kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı ve haksız rekabet yaratacağı, SMK'nın yürürlük tarihinden önceki dönem için ise markanın tescil edildiği şekliyle kullanılmamasının davacının markasına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı adına kayıtlı ██████████ tescil no.lu 01. sınıfta kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının adına tescilli markadan kaynaklanan haklarına davalı tarafından tecavüz edildiğinin tespitine ve önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesince, davacının kullanımının davalının tescil ettirdiği şekil ibaresini de içerdiği, davalının dava dışı İspanyol firması ile imzaladığı satıcılık sözleşmesinin bir örneğini dosyaya delil olarak sunulduğu, dava dışı İspanyol firmasının dava konusu markanın uluslararası alandaki hak sahipliğine ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığı gibi davalının da davacıya karşı açmış olduğu marka hükümsüzlüğüne dair bir davasının bulunduğuna ilişkin bir delilin yada savunmanın olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 155 inci maddesi.
    3. Değerlendirme
    Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    VI. SONUÇ
    : Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!