Anahtar kelimeler: Olarakilk Bülteninde Satımdan Zabıt Sayaçtan Ekindeki Kayıtsız Döneme Bakirköy Kaçak

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 09.09.2019 tarihinde kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanak açıklamasından ve ekindeki komisyon raporundan anlaşılacağı üzere ilk tutanağın düzeltildiğini ve davalının kayıtsız sayaçtan kullanım yaptığı 11.01.2019 öncesi döneme ilişkin zabıt düzenlendiğini, tutanakta ve 11.01.2019 tarihli Kaçak Tahakkuk Hesap Bülteninde belirtildiği üzere davalının kayıtsız sayaçtan kullanım yapmak suretiyle karşılığını ödemeden enerji kullandığını, kaçak kullanımın tespiti üzerine tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine taraflarınca başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, aleyhindeki takibe haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 09.05.2017 tarihli ihale sonucu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile müvekkili şirket arasında 05.06.2017 Tarihli "İstanbul İli ... İlçesi 397 Adet Konut, 20 Adet Dükkan, 1 Adet Dini Tesis ve Otopark İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi Sözleşmesi" imzalandığını ve müvekkili şirkete 15.06.2017 tarihinde yer teslimi yapıldığını, yer tesliminden sonra müvekkil şirketi ile Davacı ... arasında 13.07.2017 Tarihli, ... Sayılı Perakende Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme kapsamında, müvekkili şirketin bulunduğu şantiyede ... Seri numaralı makel marka sayaç ile elektrik temin edildiğini, sonrasında ise 15.06.2017 tarihinde başlanan işin, 17.08.2018 tarihinde tasfiyesine karar verilmiş olup, TOKİ Başkanlığınca düzenlenen 06.09.2018 tarihli tasfiye tutanağı ile onaylandığını, müvekkili şirketin 17.08.2018 tarihinden itibaren şantiye alanında hiçbir faaliyeti olmadığı gibi yerin de TOKİ Başkanlığı' na teslim edildiğini, ... ile abonelik sözleşmesinin de iptal edilerek 14.01.2019 Tarihli Ödeme Belgesi ile de ... tarafından müvekkili şirkete güvence bedelinin iadesinin yapıldığını, beyanla davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Davacının dava dilekçesi ile arabuluculuk tutanağını, 09.09.2019 tarihli 246007 seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağını, komisyon kararını sunduğu, icra dosyasının ve delillerin celp edilerek bilirkişi ...'den rapor alındığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporda komisyon raporunun ve kaçak kullanım tutanağının yanlış olduğunun, sözleşmedeki ilk okuma endeksinin dikkate alınmadığının, davalının abone olduğu halde abonesiz kuruma kayıtlı olmayan sayaçtan şerhi ile kaçak elektrik tutanağı tutulmasının hatalı olduğunu, davalının 13.7.2017 tarihinde abonelik sözleşmesi yaptığını, 17.08.2018 tarihinde yapım işlerinden tasfiye edilmek zorunda kaldığını, 14.1.2019 tarihinde davacıya borçlu olmadığına dair inceleme ile depozitosunu geri aldığı, davalının davacıya borçlu olmadığının belirtildiği, davacının rapora itiraz ettiği ancak itiraza dayanak yeni bir belge sunmadığı, davalının rapor itirazının olmadığı, dosya kapsamındaki belgelerden raporu bilimsel verilere uygun düzenlendiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı bununla birlikte taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğu, davalıya depozito bedelini ödendiği, kaçak kullanım olmamasına rağmen alacak iddiasında bulunup icra takibi yapmasında davacının kötüniyetli kabul edilerek aşağıdaki şekilde karar verildi." gerekçeleriyle 1- Açılan davanın reddine 2- davalını kötüniyet tazminat talebinin kabulü ile davaya konu miktar olan 155.520,13 TL üzerinden hesaplanacak %20 tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kaçak elektrik tespit tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmünde olduğunu, bu belgenin iptali için açılmış herhangi bir dava da olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bir an için bilirkişi raporu ve ilk derece mahkemesi kararı doğru kabul edilecek olursa da davacı müvekkilinin TOKİ şantiyesinde kaçak kullanımı tespit ettiğini, ancak şantiyede onlarca taşeron firma aynı anda çalıştığından kaçak kullanımı yapan firmanın tespitinde hataya düşmüş olacağını, kötüniyet tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tespit tutanağına dayalı tahakkuk eden fatura borcunun tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı-alacaklı ... tarafından davalı/borçlu şirket aleyhine 155.520,13 TL asıl alacak, 3.369,60 TL gecikme faizi (senelik %2) 636,53 TL gecikme faizi KDV'si olmak üzere toplam 159.496,26 TL'nin tahsili talebiyle takip başlatılmış davalı şirketin itirazı üzerine takibin durmasına karar verilmiştir.Tutanak ve 26.08.2019 tarihli komisyon raporunun incelenmesinde 26.07.2019 tarihinde dava dışı ... A.Ş. Hakkında kaçak tespit tutanağı düzenlendiği, şirketin itirazı üzerne komisyon tarafından zabıt tutulan firmanın mahalli 11.01.2019 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı, mahallin ... İnşaat'tan devralındığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında tahakkuk oluşturulmasına karar verildiği, komisyon raporu üzerine 09.09.2019 tarihli kaçak tespit tutanağının düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD █████████ E., ██████████ K.; █████████ E-████████ sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Diğer taraftan, yukarıda açıklanan Yönetmelik hükümleri, özellikle “Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır.” şeklindeki düzenleme gereği ispat yükü, davalının abonelik sözleşmesi tesis etmeden kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden davacı şirkete aittir. Buna göre, ispat yükü üzerinde olan davacı davalı şirket tarafından kaçak kullanıldığı tespitini doğru bulgu ve belgeye bağlayamadığı, komisyon raporunda dava dışı şirketin beyan üzerine inceleme yapılmaksızın davalı şirket hakkında tutanak düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Kötü niyet tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2019 tarihli ve ███████-928 E., ████████ K., 01.03.2017 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı/borçlunun üzerindedir. Somut olayda, 26.07.2019 tarihli ilk tutanak sonrası komisyon raporuyla dava dışı şirketin beyanı yeterli kabul edilerek davalı şirket hakkında 09.09.2019 tarihli kaçak tespit tutanağının düzenlendiği sabit olmakla, yönetmelik gereği davacı şirketin tüketicinin haklarını ihlal etmemesinin esas olmasına rağmen yeterli inceleme yapılmaksızın tutanak düzenleme ve takip yapmada kötü niyetli olduğu anlaşılmakla bu yöndeki itirazları da yerinde görülememiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!