Anahtar kelimeler: Meblağ İstemli Başlattıklarını Ret Takibi İzmir Şartı Eksiklikleri Sayisi Altında

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas-█████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 4. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; İzmir 11 İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının 18.07.2016 tarihinde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirket tarafından davacı şirkete 19.04.2016 tarih ve 277.300,00 TL tutarında vade farkı faturası tebliğ edildiğini, bu faturaya istinaden davalı şirkete, taraflar arasındaki mal alım satımına binaen garanti edilen teminet mektuplarının davalı şirketçe paraya çevrilerek tahsil edildiğini, ancak vade farkı faturasının taraflarına tebliğinin akabinde vade farkı faturasının davalı şirkete iade edildiğini bildirir ihtarname keşide edildiğini, 20.04.2016 tarihinde ise vade farkı iade faturası düzenlendiğini, davanın vade farkı iade faturasının tahsiline ilişkin olduğunu, bu nedenle davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, 277.300,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren, icra giderleri, vekâlet ücreti ve asıl alacağın ticari faizi ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesine göre tahsili istemi ile açılan takibe vaki itirazın iptali ile icra takibinin devamına, haksız itirazlardan mütevellik % 20'den az olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin çimento ve ürünleri üretimi ve satışı işi ile uğraştığını, taraflar arasında mal alım satımı ilişkisi bulunduğunu, davacının İzmir 11. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı takip dosyası ile aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe süresi içinde itiraz ettiğini, müvekkili şirketin belirtilen 20.04.2016 tarihli fatura nedeniyle davacıya bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin vade farkı uygulayamayacağına ve bu sebeple 19.04.2016 tarihli 277.300,00 TL tutarlı vade farkı faturasının hukuka uygun olmadığına dair beyanlarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, taraflar arsındaki ticari ilişkide vade farkı uygulamasının mevcut olduğunu birçok kez vade farkı faturası kesildiğini ve ödendiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davacı ve davalının ticari defterlerine göre davalının 2005 yılında 1 adet, 2006 yılında 10 adet, 2007 yılında 1 adet, 2008 yılında 1 adet, 2010 yılında 1 adet, 2016 yılında ise 2 adet vade farkı faturası düzenlendiği, bu faturaların tamamının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, dava konusu olan vade farkı iade faturasına esas alınan vade farkı faturasının ödendiğine dair bir ödeme kaydı ya da ödeme belgesinin bulunmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davalının 19.04.2016 tarihli ... NL. 277.300,00 TL bedelli vade farkı faturasını davacı şirketten alacak olarak kayıtlarına 19.04.2016 tarihinde işlediği, aynı vade farkı alacağını 8860 yevmiye numaralı 20.04.2016 tarihli "olağan gelirler iptali" işlemi ile iptal ettiği bu kez davacıya alacak olarak kaydederek vade farkı faturasından kaynaklanan alacağını muhasebesel işlemle sıfırladığı, dolayısıyla davalının vade farkı faturasından kaynaklanan alacağını davacıya ait teminat mektubunu nakde çevirerek fiilen tahsil etmediği, davacının icra takibine konu ettiği 20.04.2016 tarihli ... no.lu vade farkı iade faturasının 21.04.2016 tarihinde eline ulaşması üzerine davalının iade faturasından kaynaklanan bu miktarı davacıya alacak olarak 21.04.2016 tarihinde 9012 yevmiye numaralı işlemle kaydettiği, davacının esasında yukarıda izah edilen nedenlerle vade farkı iade faturasından kaynaklanan bir alacağı kalmadığı halde 21.04.2016 tarihli 9012 yevmiye numaralı alacak kaydının hatalı yapıldığının anlaşılması üzerine davalının 30.04.2016 tarihli 10012 yevmiye numaralı "olağan gelirler iptali" işlemi ile bu alacak kaydını iptal ederek cari hesabını sıfırladığı, davalının icra takibi ve davaya konu olan iade edilen vade farkını tahsil etmediği, dolayısıyla davacının dava konusu vade farkı iadesinden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalının, davacının gönderdiği iade faturasını ticari defterlerine kaydettiği, davacının hangi teminatların paraya çevrildiği ile ilgili bir delil sunulmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu ve teminatların paraya çevrildiğinin yazılı delillerle ispat edememesine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ İNCELEMESİ1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava; cari hesap ilişkisi kapsamında bir adet vade farkı iade faturasından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.2. İlgili Hukuk1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.3. Değerlendirme1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Taraflar arasında vade farkı faturasının teamül olduğu anlaşılmakta ise de davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya 19.04.2016 tarih ve 277.300,00 TL tutarında vade farkı faturası tebliğ edildiği, vade farkı faturasının davacıya tebliğinin akabinde davacı tarafından vade farkı faturasının davalı şirkete iade edildiği ve 20.04.2016 tarihinde vade farkı iade faturası düzenlendiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının 19.04.2016 tarihli BTM2016000000185 NL. 277.300,00 TL bedelli vade farkı faturasını davacı şirketten alacak olarak kayıtlarına 19.04.2016 tarihinde işlediği, aynı vade farkı alacağının 8860 yevmiye numaralı 20.04.2016 tarihli "olağan gelirler iptali" işlemi ile iptal edildiği, bu kez davacıya alacak olarak kaydedilerek vade farkı faturasından kaynaklanan alacağın muhasebesel işlemle sıfırlandığı anlaşılmıştır. Davacının icra takibine konu ettiği 20.04.2016 tarihli ... nolu vade farkı iade faturasının 21.04.2016 tarihinde eline ulaşması üzerine davalı, iade faturasından kaynaklanan bu miktarı davacıya alacak olarak 21.04.2016 tarihinde 9012 yevmiye numaralı işlemle kaydetmiştir. Davalının alacak kaydından vazgeçip, bu kez yargılama sırasında; 17.12.2016 tarihinde 277.300,00 TL tutarında vade farkı faturasını davacı adına düzenlediği belirlenmiştir. Davalının bu tekrar kaydı 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gibi çelişkili davranma ilkesine de aykırıdır. Davacı icra takibine konu ettiği vade farkı iade faturasının dayanağının, davalının teminat mektuplarını paraya çevirerek tahsil ettiği vade farkı fatura bedeli olduğunu ve bu vade farkı iade faturası bedelini alamadığını ileri sürmektedir. Bu nedenle mahkemece söz konusu teminat mektuplarının nakde çevrilip çevrilmediğinin akıbetinin sorulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacının dava konusu vade farkı iadesinden kaynaklanan bir alacağının bulunduğunu ispat edemediği sonucuna varılarak eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.