Anahtar kelimeler: Hıfzıssıhha Covid Şehirlerarası Sokağa Dünya Umumi Seyahatlerin Çıkma Odası Valiliği
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Odası
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı tarafından, Ankara Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun sokağa çıkma kısıtlaması, şehirlerarası seyahatlerin kısıtlanması ve denetim faaliyetlerinin artırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; her ne kadar 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda Covid-19 hastalığı açıkça sayılmamış ise de, anılan hastalığın yeni olması ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Covid-19 hastalığı nedeniyle █████/2020 tarihinde pandemi ilan edilmesi ve aynı hastalık temelinde ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam ettiği, birçok vatandaşın hastalığa bağlı hayatını kaybettiği hususları gözetildiğinde, başta Anayasa olmak üzere kanunla tanınan görev ve yetki kapsamında kamu sağlığının ve yaşam hakkının korunması maksadıyla tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; her meslek odasının amacının, Kanun'da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleki alanlarıyla sınırlı olduğu kuşkusuz olup, davacı Odanın kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile dava konusu işlem birlikte değerlendirildiğinde, davacı Oda tarafından, dava konusu kararın üyelerinin menfaatini mesleki olarak ne şekilde etkilediğinin açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı hususu da göz önüne alındığında, davacı Odanın/Şubenin üyelerini temsilen dava konusu Kurul Kararının iptalini istemesinde, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin, dolayısıyla subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla uygun görülerek, davacının istinaf başvursunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Dava konusu kararıın, sadece üyelerini değil, Oda yöneticilerini, çalışanlarını ve doğal olarak, Oda çalışmalarını da etkilediği, Oda ve bağlı bulunduğu, Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği seçimlerinin bile karardan etkilendiği, Birliğin 46. olağan genel kurulunun dava konusu karar da dahil olmak üzere ve yeniden alınan bir çok Valilik kararı ile ertelenerek yapılamadığı, bu durumun, dava konusu karar ile Odanın menfaatinin ihlal edildiğini ortaya koyduğı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "...Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." hükmü yer almıştır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 1. maddesinde, Birliğin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde de, mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü tüm teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak Birliğin kuruluş amaçları arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin "Birliğin ve Bağlı Odaların Amaçları" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ''Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak'' hükmüne, (s) bendinde de, "Maden mühendisliği mesleğine ve/veya bizzat görevlerinin icrası sırasında gerçekleşen iş ve işlemlerden dolayı meslek mensuplarına yönelik hak ihlallerine karşı maden mühendisliği mesleğini ve/veya meslektaşlarını savunmak, bu konularda her türlü yasal ve idari girişimde bulunmak, dava açmak, açılan davalara taraf olmak.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 6235 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Birlik ve Odaların kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş olup, davacı Birliğin, kamu yararını koruma görev ve yükümlülüğü, kamu kurumu olmasının doğal bir sonucudur.
Dava konusu Kurul kararında, "Sokağa çıkma kısıtlaması, şehirlerarası seyahat kısıtlaması, denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması" başlıkları altında, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı tedbirler öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu kararın, sadece üyelerini değil, Oda çalışanlarını ve çalışmalarını da etkilediği, Oda ve bağlı bulunduğu, Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği seçimlerinin karardan etkilendiği ileri sürülmektedir.
Buna göre, temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlayıcı tedbirleri içeren dava konusu kararın, gerek davacı Oda ve çalışanlarını da olumsuz etkilemesi, gerekse de, kamu kurumu olan davacı Oda'nın kamu yararını koruma görevi dikkate alındığında, davacı Odanın dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!