Anahtar kelimeler: Köyünü Muhtar Temsilen Muhtarlığını Şehircilik Planlama Bölgesi Ölçekli Çevre Altıncı
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: ████████
TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
: ... Elektrik Üretim AŞ
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1- ... Köyünü temsilen Muhtar ...
2- ... Köyünü temsilen Muhtar ...
3-SS ... Kooperatifini temsilen ...
4- ... Mahallesi Muhtarlığını temsilen Muhtar ...
5- ... Mahallesi Muhtarlığını temsilen Muhtar ...
6- ... ...
44- ...
45- ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından █████/2016 tarihinde onaylanan Zonguldak-Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin Hema Termik Santrali 1320 MWe, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı Dolgu Alanı ve Rıhtım'a ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
Değişikliğe konu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan hükümlerinin V.31 sayılı maddesinde; "Planlama Bölgesindeki ağır sanayilerin Filyos Yatırım Havzası’na yönlendirilmesi sağlanacaktır. (STR.1) Ancak, planlama bölgesinin fiziki/ekonomik yapısı ve Yatırım Havzası’nda bulunan Filyos Serbest Bölgesi’nde yer seçimi olanağının bulunmadığı durumlarda;
- Demir-çelik Sanayi, diğer Sanayi Alanları veya Organize Sanayi Bölgelerinde yer alabilir.
- Termik Santrallerde; yatırımcılar / yatırımcı kurumlar faaliyete ilişkin alternatifli yer seçimini bu plan kapsamında, bölgede yaratacağı sosyal, ekonomik ve mekânsal değişimleri de göz önünde bulundurarak yapacaktır. Yatırımcılar / yatırımcı kurumlar yer seçimini ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini alarak bu plan kapsamında değerlendirilmek üzere Bakanlığa iletir. Bu doğrultuda alt ölçekli plan ve Çevresel Etki Değerlendirmesi çalışmaları birlikte yürütülür. Onaylanan planlar sayısal ortamda koordinatlı olarak, veri tabanına işlenmek üzere, Bakanlığa gönderilir." ifadesinin yer aldığı,
Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğiyle, Bartın ili, Amasra ilçesi, Çapak Koyu Mevkii'nde çevre düzeni planında daha önce büyük çoğunluğu orman alanında kalan bir alanın "termik santral alanı" olarak planlandığı; ayrıca plan paftasında anılan Koy'un batı kısmında dolgu yapılarak liman alanı oluşturulacağına ilişkin gösterim yapıldığı,
Davalı yanında müdahil olan HEMA Elektrik Üretim AŞ tarafından daha önce planlama alanında termik santral yapımı için başvuruda bulunulduğu ve Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin başlatıldığı, ancak bu süreç içinde başvurunun yapıldığı (ve davaya konu plan değişikliği işleminin de konumu olan) Çapak Koyu'nun ilgili idarelerce uygun bulunmaması üzerine, mülga Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Çapak Koyu yerine ... Mevkiisinin alternatif olarak önerildiği ve burada ÇED çalışmasıına başlanıldığı, ... Mevkii için jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları sonucunda tespit edilen dolinler nedeniyle bu alanda da santral inşaatının uygun olmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine ÇED sürecinin durdurulma talebinin █████/2012 tarihinde Bakanlık tarafından uygun görüldüğü,
Daha sonra, davalı yanında müdahil Şirket tarafından, Çapak Koyu ve Bostanlar Mevkiinde ÇED çalışmalarının tekrar başlatılması talep edilerek █████/2012 tarihinde ÇED başvuru dosyası hazırlanıp Bakanlığa sunulduğu ve ÇED sürecinin yeniden başlatıldığı, ancak davalı idarece, termik santral yapımı için önerilen alanların yürürlükteki Zonguldak-Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararlarına göre uygun olmadığının belirtildiği, bu görüşün ardından müdahil Şirket tarafından davalı Bakanlığa sunulan diğer alternatiflerin değerlendirilmesi sonucunda ilgili kurum, kuruluş görüşleri ve teknik raporlar doğrultusunda en uygun alternatifin ... Köyü olduğunun ortaya konulduğu, bu süreçte de ... Köyü'ne format verilemeyeceğinin belirtilmesinin ardından davalı Bakanlıkça yeniden ... Mevkiinde çalışma yapılması istenilmiş ise de, müdahil Şirket tarafından ... Mevkiinin jeolojik yapı ve topoğrafik yapısı nedeniyle tercih edilmeyerek hem Amasra-... Mevkii ve ... Mevkiinin, hem de ... Mevkiinin doğal dokunun hakim olarak ormanlık alan olduğu ileri sürülerek bu alanların uygun olmadığının belirtildiği,
Bu aşamada alternatif ulaşım imkânları (denizyolu) düşünülerek 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan hükümlerinin V.31. maddesi gereği, termik santrallerin başta Filyos Yatırım Havzası’nda yer seçmesi gerektiğinin davalı tarafından belirtildiği, ancak Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının █████/2013 tarihli görüş yazısında belirtilen “...Endüstri Bölgeleri Mevzuatı gereği yapılması gereken, bölgedeki kamulaştırma çalışmalarının tamamlanmaması, altyapı için gerekli etüd, plan ve projelerin yaptırılması vb. iş ve işlemler devam ettiğinden şu aşamada üretim ve yatırım için kesin yer tahsisi yapılamamaktadır.” durumu nedeniyle, termik santral için Filyos’ta yer seçilemeyeceğinin belirtildiği ve böylece Filyos Endüstri Bölgesinde yer seçme ihtimalinin ortadan kalktığı,
Alternatif olarak önerilen tüm alanların kesin olarak yer seçimine konu edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, davalı idarece daha önce yer seçimi çevre düzeni planına aykırı bulunarak uygun görülmeyen Çapak Koyu alternatifine geri dönüldüğü ve söz konusu termik santral için dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yapıldığı,
Diğer yandan, Bartın ili, Amasra İlçesi, ... Köyü'nde ... Enerji ve Maden Tic. AŞ tarafından yapılması planlanan "Kömür Hazırlama Tesisi" Projesine ilişkin olarak █████/2015 tarih ve 20153 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verildiği,
Anılan kararın iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı ve E:..., K:... sayılı kararları ile, ÇED Gerekli Değildir kararının iptaline karar verildiği ve anılan kararların Danıştay Ondördüncü Dairesinin E:█████████, K:█████████ ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararlarıyla değişik gerekçe ile onandığı,
Daha sonra; Bartın ili, Amasra ilçesi, ... Köyü Mevkiinde Hattat Enerji ve Maden Tic. AŞ. tarafından yapılması planlanan "Hema Limanı (Dolgu alanı ve Rıhtım)" projesi ve Çapak Koyu Mevkiinde HEMA Elektrik Üretim AŞ. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "Hema Termik Santrali (Kurulu gücü 2x66 MWe/669,4 MVVm/1466 MWt) ve Kül Depolama Sahası" projesi ile ilgili olarak █████/2016 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" verildiği, bu kararların iptali istemiyle açılan davalarda, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... ve E:..., K:... sayılı kararıyla davaların reddine karar verildiği, anılan kararların Danıştay Ondördüncü Dairesinin E:█████████, K:█████████ ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararları ile; "Bölgede planlanan projelerin çevresel etkilerinin ayrı ayrı değerlendirildiğinin görüldüğü, ancak projelerin birbirleri ile doğrudan/dolaylı bağlantılı olduğu dikkate alındığında, projelerin bölgedeki herhangi bir kaynak ve alıcı ortam üzerinde kümülatif etki oluşturma ihtimalinin ÇED Raporunda değerlendirilmediği eleştirisine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; "Kömür Hazırlama Tesisi (Lavvar) Projesi ile Hema Termik Santrali, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası Projesinin ve Hema Limanı ( Dolgu Alanı ve Rıhtım) projesinin entegre proje niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu projelerin çevresel etkilerinin kümülatif olarak ve aynı ÇED sürecinde değerlendirilmesi gerekirken, entegre bir projenin tüm etkilerinin bir bütün olarak en başta değerlendirilmesi ve alınacak tedbirlerin de ona göre belirlenmesi olanağının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek şekilde, projenin parçalara ayrıldığı dikkate alındığında, "Kömür Hazırlama Tesisi (Lavvar)" ve Hema Termik Santrali, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası projesinden ayrı olarak verilen dava konusu Hema Limanı (Dolgu Alanı ve Rıhtım) Projesiyle ilgili ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığından davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesine yer verilmek suretiyle bozulduğu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dava konusu işlemin iptaline karar verildiği,
Gelinen aşamada, Hema Termik Santrali ve Kül Depolama Sahasına ilişkin verilen ÇED Olumlu kararının yargı kararıyla iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı,
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, internet üzerinden elde edilen ve 2017 yılında hazırlanan Bartın-Amasra Termik Santralı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının plan açıklama raporunda, planlama sahasının toplam 304.189 mektrekare olduğunun, bunun 213.365 metrekarelik kısmının kadastro harici orman arazisi, 61.689 metrekarelik kısmının orman vasıflı hazine arazisi olduğunun belirtildiği, davalı idare yanında müdahil Şirket'in mülkiyetindeki kısmın 10.090 metrekare olduğunun, 1933 metrekarenin şahıs arazisi ve 549 metrekarenin lojman olarak Hazine arazisine ait yerleri içerdiğinin görüldüğü, dolayısıyla planlamaya konu alanının yüzde 90 oranında orman alanına isabet ettiğininin görüldüğü,
Çevre düzeni planının değişiklikten önceki halinde Zonguldak, Bartın ve Karabük kentlerinin başlıca kentleşme ve kentsel gelişme odakları olarak planlandığı, yapılı çevrenin mekansal gelişiminin Amasra için sınırlı tutulduğu, kentsel yerleşimlerin yanı sıra Filyos vadisinde öngörülen endüstri alanlarının, Çaycuma yerleşimi ile havalimanının ve liman önerilerinin de bir diğer gelişme koridoru olduğu, gelişme odakları dışındaki kısımların koruma kararlarının verildiği doğal yapıya isabet eden alanlar olduğu, Amasra-Bartın bölgesinde kıyı kesimin özellikle açık alanlar olarak, orman ve doğal dokuyu sürdürerek korunması yönünde plan kararının geliştirildiğinin görüldüğü, bu genel yerleşim deseni ve mekansal gelişmeye yönelik yaklaşımın davaya konu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde de görülebildiği, burada da başlıca gelişme odak alanları olarak, Bartın yerleşiminin, Bartın OSB'nin ve diğer sanayi alanlarının, ayrıca Filyos endüstri bölgesinin görüldüğü, bunun dışındaki kısımların genel olarak doğal dokunun korunduğu, kırsal ve tarımsal yapı ile orman yapısının sürdürüldüğü bölgeler olduğu,
Davaya konu Zonguldak-Bartın-Karabük planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği için ayrı bir plan açıklama raporunun olmadığı, bir başka deyişle davanın temel konusunu oluşturan termik santral kararına yönelik değişikliğin plan açıklama raporunda bulunmadığı, plan açıklama raporu olarak davaya konu plan değişikliği öncesinde planlama bölgesinin bütünü için hazırlanmış olan raporun geçerli olduğu,
Plan değişikliği öncesinde planlama bölgesinin bütünü için hazırlanmış olan plan açıklama raporunun 6.5.2 sayılı maddesinde, Bartın ili için ekoturizm ve kültür turizminin ana planı kararı olarak vurgulandığı, yine plan açıklama raporunun 110. sayfasında ekoturizm vurgusu doğrultusunda orman alanlarının azaltılamasının düşünülemeyeceğinin belirtildiği, önerilen termik santral - kalker ocakları ve kül depolama sahası - plan kararının Bartın İli’nin çevresel değerlerinin korunması gerekliliğiyle çelişen bir proje olduğu,
Anılan raporun giriş kısmında Zonguldak–Bartın–Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda planlama yaklaşımı olarak Havza Yönetimi Modeli'nin önerildiği, 9. sayfasında; "Havza ağırlıklı bir planlamanın birincil amacı; doğayı onarmak, bozulan dengeleri ve akarsu ekolojisini kurtarmak, sürdürülebilir ilişkiler düzenini güvenceye almaktır. Planlama bölgesindeki akarsu havzalarında, sanayi ve kentleşmeden kaynaklanan önemli kirlilikler bulunmakta, akarsularının debilerinin düzensiz oluşu nedeni ile bölgede taşkın, heyelan ve seller oluşmaktadır. Havzalar birer “Ekolojik Bölge” olduğu kadar, içindeki insan, mal ve hizmet akışları ile işlevsel bölge özelliğini de içinde barındırmaktadır. Dolayısı ile havza ağırlıklı bir planlamada “ekonomi” ile “ekoloji” birlikte değerlendirilmelidir. Bu planlama çalışmasında ekonomik gelişmelerin kentsel gelişmeler ile birlikte ekolojik çevreyi zedelemeden sürdürülebilir bir gelişme hedefi ile ele alınmıştır." ifadesinin yer aldığı,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölge ve havza bütünlüğünün sağlanması açısından planlama alanı ve sınırlarına ilişkin olarak herhangi bir sakıncanın tespit edilmediği, ancak çevre düzeni planı değişikliği ile çevre düzeni planının bir bölgesinde doğal orman alanı kaldırılarak termik santral alanının önerildiği ve burada bu kullanımla ilişkili olarak liman yapılmasının öngörüldüğü, bu yönde bir plan değişikliğinin planın açıklama raporunda verilen ve mevzuat gereği de bir çevre düzeni planında olması beklenen ekolojik duyarlılık, çevresel koruma, orman alanlarının bütünlüğünün sağlanması gibi ilkelerle bağdaşmadığı,
HEMA Santrali – Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahasının Batı Karadeniz Havzası’nın dört alt havzasından biri olan Bartın Çayı Alt Havzası’nda yer aldığı, havza koruma eylem planlarının hazırlanması projesi kapsamında hazırlanan Batı Karadeniz Havzası Koruma Eylem Planı’nda kömür işletmeleri ve termik santrallerin Filyos Çayı için birer baskı unsuru olarak belirlendiği, ayrıca kömür işletmeleri ve termik santral faaliyetlerinin de tehditler olarak belirlendiği,. Bartın Çayı için ise endüstriyel atıksu deşarjları ve evsel atıksu deşarjlarının mevcut baskı unsurları olarak tespit edildiği, inşa edilmesi halinde Hema Santrali – Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahasının da benzer şekilde Bartın Çayı için baskı unsuru ve tehdit olacağı, bu baskı unusurlarının ve tehditlerin de doğal çevre üzerinde etkilerinin olacağı,
Bartın Çayı Alt Havzası’nda arazi kullanımının yoğunlukla orman ve yarı doğal alanlar ve tarımsal alanlardan oluştuğu, dolayısıyla önerilen termik santral kullanımının Bartın Çayı Alt Havzası’ndaki arazi kullanımları ile uyumlu olmadığı,
Batı Karadeniz Havza Koruma Eylem Planı’nda, “Ayrıca Amasra İlçesinin özellikle yaz dönemlerinde yaşamakta olduğu büyük su sorununun çözümüne önemli katkısı olacağı düşünülen Bartın – Kaman Köyü vadisinde bulunan yaklaşık 5,5 km²’lik alanda minimum 1.5 milyon metreküp kapasiteli bir su toplama göleti yapılması veya Bartın ve Amasra’nın su ihtiyacının karşılanması için yıllık 14,4 milyon metreküp rezerv ayrılması düşünülen Bartın–Kozcağız Barajından Bartın ve civar ilçelere ana isale hattı ile su dağıtımının sağlanması önem arz etmektedir.” denildiği, buradan da anlaşıldığı üzere, Amasra İlçesi’nde yaz döneminde su sıkıntısı yaşandığı ve bu sorunun çözümü için çeşitli alternatiflerin değerlendirildiği, ... Köyü vadisinde bir su toplama göleti yapılmasının bu alternatiflerden biri olarak listelendiği, davaya konu santralinin kazı fazlası depolama alanının Kaman Köyü yakınlarında bulunduğu, dolayısıyla ileride alınacak su temini önlemleri (Kaman Köyü vadisine su toplama göleti yapılması gibi) ile etkileşmesinin mümkün olduğu, su temini ile ilgili alınacak olan önlemlerin planlanması, yapılması ve işletilmesinin DSİ tarafından gerçekleştirilmesinin beklenildği, HEMA santrali ve ilgili tesislerin ileriye dönük su temini planlarına olumsuz etkisi olmayacağı konusunda DSİ’den görüş alınması gerektiği,
Dava konusu termik santral ve ilgili kullanımların konumları ve su kaynaklarının konumlarına ilişkin hava fotoğraflarnda da görülebileceği üzere su kaynaklarının santral ve depolama alanı gibi ilgili kullanım alanlarına oldukça yakın olduğu, bunun yanı sıra, keşif esnasında Bartın Belediyesi tarafından, bilirkişi olarak görevlendirilen E:█████████ sayılı dosyaya sunulan haritada da görüleceği gibi kazı fazlası malzeme depolama sahasının bir bölümünün Kavşak Suyu Koruma alanı sınırları içerisinde yer aldığı, Bartın İli, Amasra İlçesi, ... Köyü Sondaj Kuyusu Koruma Alanı, Kavşak Grubu Su Kaynakları Koruma Alanı ve Selen Su Kaynağı Koruma Alanları ilanlarının, 22 Ocak 2018 tarih, 30309 sayılı Resmi Gazetenin sırasıyla sayfa 49, 51 ve 53’te verildiği, bu ilanlarda mutlak koruma ve ilave tedbir alanlarının şekil üzerinde işaretlendiği ve koordinatlarının sunulduğu, ancak internet üzerinden ulaşılan dokümanlardan hangi alanları (örneğin HEMA termik santralinin kazı sahası depolama alanı gibi alanları) içlerine aldıklarının tam olarak anlaşılamadığı, bu koruma alanlarının HEMA santrali ve santralle alakalı tüm alanlar ile olan ilişkilerinin ortaya konmasının, herhangi bir ihlal olup olmadığının tespit edilmesi ve “İçme Suyu Temin Edilen Akifer ve Kaynakların Koruma Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği,
ÇED ve kirlilik konularının dışında, böyle bir enerji tesisinin, doğal yapının bir sistem bütünlüğü içinde korunmasını, ekolojik sistemin bütünlüğü ve eko-turizm stratejisinin bu plan bölgesi için baskın gelişme senaryosu olarak hayata geçirilmesini olumsuz etkileyeceği,söz konusu tesis ve liman yapımının öncesinde bile burada yer alan taş kömürü tesisinin bölgenin doğal karakterine ve dolayısıyla bölge içinçevre düzeni planında geliştirilen eko-turizm vizyonuna olumsuz etkisinin keşif esnasında çekilen fotoğraftan da algılanabildiği,
Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda davaya konu plan değişikliğinin 1/100.000 ölçekli Zonguldak-Bartın-Karabük Çevre Düzeni Planının ana stratejisini ve plan bütünlüğünü zedelediği, söz konusu termik santral alanı ve liman kararının planın kendisiyle ve plan açıklama raporu ile çeliştiği, termik santral alanı için yapılacak diğer tesislerin de doğal dokunun bütünlüğünü ve bu bölge için çevre düzeni planında belirlenmiş olan doğa koruma ve eko-turizm stratejisini olumsuz etkileyeceği,
yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği,
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden;
Termik santralin yapılabilmesi amacıyla çevre düzeni planı değişikliğine konu edilen alanda, daha önce de termik santral yapılabilmesi amacıyla ÇED süreci yürütüldüğü, ancak yukarıda anlatıldığı üzere, bu alanın idarelerce uygun bulunmaması üzerine alternatif alanlara yönelindiği, daha sonra, alternatif alanların da muhtelif sebeplerle uygun olmadığının tespit edilmesi neticesinde, davalı idarece ilk başta uygun görülmeyen Bartın ili, Amasra lçesi, ... Köyü ve ... Köyü sınırları içerisinde bulunan Çapak Koyu alternatifine geri dönüldüğü, burada yeniden ÇED sürecinin başlatıldığı, gerçekleştirilmek istenen Hema Termik Santrali ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı (Dolgu alanı ve rıhtım) projesine ilişkin davalı idare tarafından yılında ÇED olumlu kararı verildiği, davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ÇED Olumlu kararının alınmasını müteakip yapıldığı belirtilmişse de, ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davalarda davanın reddii yolunda verilen Zonguldak İdare Mahkemesi kararlarının, Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği,
Çevre Kanunu'nun 10. maddesi ve ilgili Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca, dava konusu planlamanın konusunu oluşturan Hema Termik Santrali ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı (dolgu alanı ve rıhtım) projesi hakkında "ÇED olumlu" kararı alınmadıkça tesise ilişkin onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilmesinin mümkün olmaması nedeniyle dava konusu planlamanın gerekçesinin de ortadan kalktığının anlaşıldığı,
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, dava konusu 1/1000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin ayrıca açıklama raporunun bulunmadığı, bu çerçevede, yapılan plan değişikliğinin, plan değişikliği öncesinde planlama bölgesinin bütünü için düzenlenen, planlamadaki ilke ve esasları ortaya koyan plan açıklama raporu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davalı ve davalı yanında müdahil tarafından bilirkişi raporuna yapılan itirazda, plan değişikliğinden önce Orman Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşlerinin alındığı, dolayısıyla bilirkişilerin çevre düzeni planı değişikliğinin ekolojik duyarlılık ve çevre koruma ilkeleriyle bağdaşmadığına ilişkin tespitlerinin yersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, plan açıklama raporunun 6.5.2. sayılı maddesinde, Bartın ili için ekoturizm ve kültür turizminin ana planı kararı olarak vurgulandığı, yine plan değişikliği öncesinde planlama bölgesinin bütünü için hazırlanmış olan plan açıklama raporunun 110. sayfasında ekoturizm vurgusu doğrultusunda orman alanlarının azaltılmasının düşünülemeyeceğinin belirtildiği, önerilen termik santral-kalker ocakları ve kül depolama sahası plan kararının Bartın ili’nin çevresel değerlerinin korunması gerekliliğiyle çelişen bir proje olduğu, plan açıklama raporunun giriş kısmında Zonguldak–Bartın–Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda planlama yaklaşımı olarak Havza Yönetimi Modeli'nin önerildiği, 9. sayfasında; "Havza ağırlıklı bir planlamanın birincil amacı; doğayı onarmak, bozulan dengeleri ve akarsu ekolojisini kurtarmak, sürdürülebilir ilişkiler düzenini güvenceye almaktır. Planlama bölgesindeki akarsu havzalarında, sanayi ve kentleşmeden kaynaklanan önemli kirlilikler bulunmakta, akarsularının debilerinin düzensiz oluşu nedeni ile bölgede taşkın, heyelan ve seller oluşmaktadır. Havzalar birer “Ekolojik Bölge” olduğu kadar, içindeki insan, mal ve hizmet akışları ile işlevsel bölge özelliğini de içinde barındırmaktadır. Dolayısı ile havza ağırlıklı bir planlamada “ekonomi” ile “ekoloji” birlikte değerlendirilmelidir. Bu planlama çalışmasında ekonomik gelişmelerin kentsel gelişmeler ile birlikte ekolojik çevreyi zedelemeden sürdürülebilir bir gelişme hedefi ile ele alınmıştır." ifadesinin yer aldığı, yine bilirkişiler tarafından internet üzerinden elde edilen Bartın-Amasra Termik Santralı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının plan açıklama raporu uyarınca, planlamaya konu alanının yüzde 90 oranında orman alanına isabet ettiğinin anlaşıldığı, ancak dava konusu değişiklik ile çevre düzeni planının bir bölgesinde doğal orman alanı kaldırılarak termik santral alanının önerildiği ve burada bu kullanımla ilişkili olarak liman yapılmasının planlandığı, bu yönde bir plan değişikliğinin plan değişikliği öncesinde planlama bölgesinin bütünü için hazırlanmış olan planın açıklama raporunda verilen ve mevzuat gereği de bir çevre düzeni planında olması beklenen ekolojik duyarlılık, çevresel koruma, orman alanlarının bütünlüğünün sağlanması gibi ilkelerle bağdaşmadığının görüldüğü,
Yine bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, HEMA Santrali – Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahasının Batı Karadeniz Havzası’nın dört alt havzasından biri olan Bartın Çayı Alt Havzası’nda yer aldığı, havza koruma eylem planlarının hazırlanması projesi kapsamında hazırlanan Batı Karadeniz Havzası Koruma Eylem Planı’nda kömür işletmeleri ve termik santrallerin Filyos Çayı için birer baskı unsuru olarak belirlendiği, ayrıca kömür işletmeleri ve termik santral faaliyetlerinin de tehditler olarak belirlendiği, Bartın Çayı için ise endüstriyel atıksu deşarjları ve evsel atıksu deşarjlarının mevcut baskı unsurları olarak tespit edildiği, inşa edilmesi halinde Hema Santrali – Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahasının da benzer şekilde Bartın Çayı için baskı unsuru ve tehdit oluşturacağı, bu baskı unsurlarının ve tehditlerin de doğal çevre üzerinde etkilerinin olacağı, Bartın Çayı Alt Havzası’nda arazi kullanımının yoğunlukla orman ve yarı doğal alanlar ve tarımsal alanlardan oluştuğu, dolayısıyla önerilen termik santral kullanımının Bartın Çayı Alt Havzası’ndaki arazi kullanımları ile uyumlu olmadığı,
Diğer taraftan, dava konusu termik santral ve ilgili kullanımların konumları ve su kaynaklarının konumlarına ilişkin dosyada mevcut hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere, su kaynaklarının santral ve depolama alanı gibi ilgili kullanım alanlarına oldukça yakın olduğunun görüldüğü, ayrıca, aynı dava konusu işlemin iptali istemiyle Dairelerinin E: ... sayılı dosyasına sunulan haritadan da görüleceği gibi, kazı fazlası malzeme depolama sahasının bir bölümünün Kavşak Suyu Koruma alanı sınırları içerisinde yer aldığı, bu durumun su kaynakları açısından da bir tehdit unsuru olduğunun anlaşıldığı, davalı ve davalı yanında müdahil tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde termik santralin kazı fazlası ve depolama alanına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı, bu nedenle bilirkişiler tarafından bu konuda yapılan tespitlerin dava konusuyla ilgisi olmadığı ileri sürülmüşse de, söz konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Hema Termik Santrali (1320 MWe), Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı Dolgu Alanı ve Rıhtım'a ilişkin olduğu, söz konusu termik santral kullanım kararı ile kül depolama sahasının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği ve bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği, kazı fazlası ve depolama alanının da ekolojik duyarlılık, çevresel koruma, orman alanlarının bütünlüğünün sağlanması gibi ilkelerle bağdaşmayan termik santral kullanım kararının öngörüldüğü bölgede yer almasının kaçınılmaz olduğu, bir diğer ifadeyle, bilirkişiler tarafından tehdit unsuru olarak değerlendirilen hususların dava konusu edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğiyle öngörülen termik santral kullanım kararının doğal bir sonucu olduğu görüldüğünden, bu yöndeki itirazlara itibar edilmediği,
Bu itibarla, dava konusu işlemin, Hema Termik Santrali 1320 MWe, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı Dolgu Alanı ve Rıhtım'a ilişkin kısmında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
Anılan kısmın iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:
Davalı idare tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporuna katılmanın mümkün olmadığı, termik santralin yapılması için daha önce sunulan alternatif alanların, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri ile uzman raporları doğrultusunda yer seçimine uygun olmadığının ortaya konulduğu, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ilişkin planlama çalışması sürecinde de ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, bahsi geçen turizm, balıkçılık, orman alanları vb. konular diğer kurum ve kuruluşların yetki ve sorumluluğunda bulunduğundan termik santral projesine ilişkin ÇED sürecinde ilgili kurum ve kuruluş görüşlerinin istendiği ve söz konusu kurumların olumlu görüşlerinin de Bakanlığa iletildiği, çevre düzeni planı değişikliğinin ÇED Olumlu Kararı doğrultusunda yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucunda onaylandığı, ÇED sürecinde anılan faaliyetin çevreye olabilecek olası olumsuz etkilerinin değerlendirildiği, çevre düzeni planlarının koruma ilkeleri de dahil olmak üzere çevresel ve kültürel değerlerin korumasına ilişkin plan hükümleri bulunduğu ve mevzuat açısından faaliyetin gerçekleştirilmesi sırasında çevre düzeni planının tüm kararlarına uyulmasının zorunluluk taşıdığı, bununla birlikte, planlama süreci dinamik bir süreç olup; bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen çevre düzeni planlarının ülke politikaları ile ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler göz ardı edilerek hiçbir değişikliğe tabi olmaksızın yürürlükte kalmasının söz konusu olmadığı, Zonguldak-Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı'nın amaçları arasında da "Koruma-kullanma dengesini kurmak, farklı temel ekonomik sektörlerin gelişme hedeflerini, sürdürülebilirlik bağlamında sağlıklı bir çevrede geliştirmek" hususları yer almakta olup, dava konusu plan değişikliğinin bahsi geçen amaçlar doğrultusunda, çevresel faktörler de gözetilerek onaylandığı, dolayısıyla, bilirkişi raporunda iddia edildiği üzere dava konusu plan değişikliğinin plan kararlarını ve bu kararların sürekliliği ile bütünlüğünü bozduğu yönündeki görüşlerin kabulü mümkün olmadığından, söz konusu görüşlerin iptal kararına dayanak alınmasında isabet bulunmadığı, ayrıca, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. maddesinde "... (4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur. ..." hükmünün yer aldığı, bahsi geçen plan raporunun Yönetmelik'te de belirtildiği üzere plan değişikliğinin gerekçelerinin açıklandığı bir rapor olup, ayrı bir plan açıklama raporu niteliği taşımadığı, bu çerçevede, █████/2016 tarihinde onaylanan dava konusu Zonguldak-Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği'ne ait gerekçe raporunun anılan plan değişikliği kapsamında onaylandığı ve Bartın Valiliğince (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) █████/2016-█████/2016 tarihleri arasında 1 (bir) ay süreyle askıya çıkarıldığı, dolayısıyla dava konusu plan değişikliği için ayrı bir plan raporunun hazırlanmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığı, diğer taraftan, iş bu temyize konu iptal kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda, dava konusu çevre düzeni planına ilişkin olarak yeterli değerlendirme yapılmadığı, bazı konularda eksik olduğu görülen ve birden çok disiplini ilgilendiren dava konusu çevre düzeni planının gerektiği gibi değerlendirilemediği açık olduğundan, raporun bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmadığı ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil tarafından, dava konusu işlemin Hema Termik Santrali 1320 MWe, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası ile Hema Limanı Dolgu Alanı ve Rıhtım alanına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel gerçeklerden uzak olduğu ve yeterli olmadığı, bilirkişiler arasında orman mühendisi ve hidrojeoloji uzmanı bulunmadığı, oysaki alanın orman alanı içerisinde kaldığı ve yer altı sularına baskı yapıldığı iddialarına karşılık, konunun uzmanı İstanbul Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi'nde orman mühendisi ve profesör olan ve aynı Fakülteden hidrojeoloji yüksek mühendisi olan hocadan uzman görüşü alınıp dosyaya sunulduğu, uzman görüşü ile dosya kapsamındaki bilirkişi raporu çeliştiği halde, bu çelişki giderilmeden Daire tarafından karar verildiği, yatırım kararı için bir çok alternatif alan değerlendirilmesi yapıldığı ve en uygun yerin seçildiği, ilgili kurumların görüşlerinin alındığı, projelere ilişkin halihazırda her ne kadar alınmış bir ÇED kararı bulunmamakta ise de; daha önce düzenlenen ÇED kararlarının iptaline ilişkin yargı kararlarının usule ilişkin gerekçelere dayalı olduğu, orman alanları açısından Orman ve Su İşleri Bakanlığından gerekli izinlerin alındığı, davaya konu Hema Santrali - Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahasının Filyos Çayı için bir baskı unsuru olmasının mümkün olmadığı, Filyos Çayı'nın proje sahasının kuş uçuşu 30 km batısında bulunmakta olup, proje tesisleri ile hidrolojik bir bağlantısı olmasının fiziken mümkün olmadığı, benzer durumun Bartın Çayı için de geçerli olduğu, Kavşak Suyu kaynağı ve bu kaynağa ilişkin DSİ tarafından belirlenerek Resmi Gazete'de yayımlanan Koruma Alanı ile davaya konu projenin “Kazı Fazlası Depolama Alanı”nın, bir vadinin farklı yamaçlarında yer aldığı, koruma alanının daha üst kotlarda bulunduğu, suyun akış yönünün yukarı olması halinde alana zarar verilmesinin söz konusu olabileceği, bu durum ise fiziken mümkün olmadığı, diğer yandan, tesisin bir limandan ziyade rıhtım ve dolgu alanı olduğu, yapılacak dolgu alanı ile çıkarılan kömürün farklı yerlere transfer edileceği, termik santralin yanı başında devasa kömür rezervi bulunmakta iken, kömür ithal edileceği iddialarının ticari anlamda ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zira bu durumda ithal kömür kullanmanın yanı başındaki kömürü kullanmak ile kıyas edildiğinde maliyetleri yaklaşık 2,5 kat arttıracağı, kömürü çıkartan şirketin, yine grup şirketleri olduğu ve bu sebeple ayrıca bir satın alma işlemi dahi yapılmayacağı, Amasra ya da Bartın ilinde Dünya Miras Listesi'ne alınmış bir doğal ya da kültürel varlık bulunmadığı, dolayısıyla, Entegre Proje tesislerinin Amasra ilçe sınırları içinde yer almasının mümkün olmadığı yönünde bir Bakanlık ya da yargı kararı mevcut olmadığı, Entegre Proje Sahasında, yasal olarak korunması gereken bir alan da bulunmadığı, en yakın korunan alan olan Küre Dağları Milli Parkı'nın Entegre Proje Sahasına en yakın kısmının yaklaşık 20 km mesafede olduğu, eko-turizm alanlarına yönelik bir baskının söz konusu olmadığı, değişikliğe ilişkin plan açıklama raporu bulunmadığına ilişkin gerekçe açısından da, mevcut plana ilişkin açıklama raporunda enerji üretimi konusundaki politikaların açıklandığı, Türkiye'nin en büyük kömür ve en kaliteli rezervlerinden birisinin bulunduğu bir bölgede, bu kömür kaynağının bölge ve ülke ölçeğinde değerlendirilmesine yönelik bir entegre yatırımın, kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini de hiçe sayarak “ortada olmayan eko-turizm faaliyetlerine zarar verileceği”, “su kaynaklarına oldukça yakın olduğu” ya da “planlama ilkelerine aykırı düştüğü” şeklinde soyut gerekçeler ile önünün kesilmesinin kamu yararına uygun olmadığı, belirtilen nedenlerle, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu █████/2021 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idare yanında müdahile iadesine,
4.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin söz konusu termik santral kullanımına ilişkin kısmı, █████/2016 tarihli ÇED Olumlu kararı alındıktan sonra hazırlanmıştır.
Söz konusu "ÇED Olumlu" kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin █████/2018 tarih ve E:█████████, K:█████████ ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararlarıyla iptaline karar verilmiş ise de, iptal gerekçesinin, Kömür Hazırlama Tesisi (Lavvar) Projesi ile Hema Termik Santrali, Kalker Ocakları ve Kül Depolama Sahası Projesinin ve Hema Limanı (Dolgu Alanı ve Rıhtım) projesinin entegre proje niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu projelerin çevresel etkilerinin kümülatif olarak ve aynı ÇED sürecinde değerlendirilmesi gerekirken entegre bir projenin tüm etkilerinin bir bütün olarak en başta değerlendirilmesi ve alınacak tedbirlerin de ona göre belirlenmesi olanağının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek şekilde projenin parçalara ayrılarak değerlendirilmesine ilişkin olduğu, çevresel etkilerin esasına ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı yanında müdahil tarafından bilirkişi raporuna itiraz olarak sunulan dilekçede, ÇED Olumlu kararı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına █████/2019 tarihinde yeniden başvuru yapıldığı ve ÇED sürecinin devam ettiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, söz konusu planlama sürecinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının (Orman Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, DSİ) görüşlerinin alındığı, bu kapsamda planlamaya konu alanda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na göre korunması gereken herhangi bir kültür ve tabiat varlığının ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında herhangi bir turizm merkezi veya kültür ve turizm koruma gelişim bölgesinin bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan, dava konusu Çevre Düzeni Planında yer alan orman kaynakları ile ilgili hükümlerde (VI.23. Orman Alanları, Ağaçlandırılacak Alanlar), orman alanı olarak belirlenen kısımlarda 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerinin geçerli olduğu ve bu Kanuna göre işlem yapılması gerektiği belirtilmiş olup, 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin üçüncü fıkrasında, devlet ormanları içinde Orman İdaresinden izin almak şartıyla gerçekleşebilecek projeler arasında enerji üretim tesisleri de sayılmıştır.
Bu kapsamda, dosyada mevcut olan Orman ve Su İşleri Müdürlüğünün davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığını muhatap ... tarih ve ...sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere, davalı yanında müdahil lehine Orman ve Su işleri Bakanlığınca 2 yıl süre ile termik santral yapımı amacıyla ... tarih ve ... sayılı Olur ile ön izin verilmiştir.
Dosyadaki bilgiler kapsamında anılan ön izin süresinin uzatılıp uzatılmadığı tespit edilememekle beraber, söz konusu termik santralin 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine uyulmak şartıyla yapılması mümkün olduğundan, bilirkişiler tarafından ileri sürülen söz konusu çevre düzeni planı değişikliğiyle planlamaya konu edilen alanının yüzde 90 oranında orman alanına isabet etmesi hususunun tek başına bir hukuka aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır.
Plan değişikliğine konu edilen 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının açıklama raporunda, enerji üretimi konusundaki politikalara da yer verilmiştir. Anılan raporun VI.11.2. Enerji Üretimi (Termik) başlığı altında, dışa bağımlı enerji üretiminin ülke için tehdit oluşturduğu, bu sebeple yerel kaynak olan kömürün ve özellikle de kömür kaynaklarında bulunacak metan gazı ile elektrik üretiminin ülke için çok önemli olduğu vurgulanmaktadır.
Dolayısıyla, ülkenin enerji açığı göz önüne alındığında tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!