Anahtar kelimeler: Sakarya Kocaeli Ret Menfi Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Adliye
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : █████████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka ile kredi sözleşmesi yaparak bu sözleşme kapsamı ile sınırlı olmak üzere birtakım evraklar imzalandığını, kendisine verilen kredi mukabilinde iki adet taşınmazına ipotek tesis ettirdiğini, davacının eşi Nesrin Koçgan'ın da aynı banka şubesinde şahsi hesabı bulunduğunu, banka ile yapılmış olan kredi sözleşmesinde davacının eşi Nesrin Koçak'ın rızası ve bilgisi dışında bu sözleşmeye kefil edildiğini, Nesrin Koçak'ın sözleşmeye kefil edilmiş olduğunu öğrendikten sonra ihtarname keşide ederek bankaya gönderdiğini, 1 ay sonra banka elindeki belgelerden dava konusu kambiyo senedi ihdas ederek bu davaya konu icra takibini başlattığını, tarafınca takibe konu senet üzerinde tahrifat olması nedeniyle açılan davanın reddedilerek onandığını ve işbu davanın açılma zorunluluğunun doğduğunu, senet metni üzerindeki yazıların ayrı kişilerce konulmuş olduğu, tespit edilmesi karşısında takip dayanağı senedin sahte olduğunun ortaya çıktığını, vadesi gelmeyen alacağın tahrif edilmiş belge ile tahsile çalışıldığını, davacının bugüne kadar hiçbir hesap kat ihtarnamesi gönderilmediğini, davacı kullanmış olduğu kredi mukabilinde ödemelerini düzenli olarak yaptığını, davacının eşinin noter ihtarı çekmesi sonrasında kasıtlı icra takibi yaptığını, davalı bankanın kredi teminatı olan ipoteklere müracaat etmek yada hesap kat ihtarı göndermek yerine doğrudan sahte belge ile kambiyo takibi yapmayı benimsediğini, bono üzerinde nakden kaydı olup davalı tarafın bunu talil ettiğini, banka kayıtları incelendiğinde bu işlem tarihleri ve meblağı teyit eden bir para alışverişi olmadığının görüleceğini ileri sürerek davanın kabulü ile davacının Gölcük İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı takibe konu olan 341.000,00 TL bedelli senet sebebiyle borçlu bulunmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere davalı alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde ilk olarak banka görevlileri tarafından çeşitli sözleşmelere imza atılırken aradan alınana boş bir belgeye bilgisi ve rızası dışında imza atıldığını iddia ettiğini, bir paragraf sonra ise bankaya boş halde verdiği belgenin anlaşmaya aykırı olarak banka tarafından doldurulduğunu iddia ederek çelişkiye düşmüş olduğunu, davacının icraya koydukları senette tahrifat yapıldığına dair gerçek dışı bir çok iddiasının bulunduğunu, davalı bankaca herhangi bir tahrifat yapılmadığını, sadece senedin vade tarihinde borçlu tarafından yada muvafakatiyle düzeltme yapıldığını, senette tahrifat yapıldığın iddiasını asla kabul etmediklerini, senetteki vade tarihinde düzeltme yapılırken hem rakamla hem de yazı ile yazılan bölümde düzeltme yapılarak borçlunun da bilgisi dahilinde ve lehine olarak vade tarihinin 02.12.2015 olarak belirlendiğini, senedin düzeltmeler öncesi vade tarihinin 01.12.2015 olarak kabul edilmesi halinde de senedin bono vasfını yitirmeyeceğini savunarak davanın reddine, davacı borçlunun takibe konu alacağa haksız itirazdan dolayı asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senet üzerindeki imzayı inkâr etmediği, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, bilirkişi kök ve ek raporlarında hesap kat ihtarnamesinin "..." adına keşide edilerek davacının davalı banka ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinde yer alan adresine gönderildiği, davacının davalı banka nezdindeki mevduat ve kredi hesapları ile ilgili ekstre ve belgelerin üzerinde ''...'' adının yer aldığı, kredi hesaplarının tasfiye hesaplarına aktarımlarına ilişkin banka dekontları üzerinde davacının adı ile birlikte vergi nosunun yanında ''...'' adının bulunduğu, Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Faaliyet Belgesi'nde davacının adı soyadının yer aldığı unvanının da ''...'' olduğu belirtilmekle gönderilen hesap kat ihtarnamesi geçerli kabul edilmiş olup geçerli kabul edilmesi halinde davacının, davalı bankaya olan borcunun toplam 349.870,27 TL olduğunun belirtildiği, raporun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu nedeniyle mahkememizce hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamalarda iki farklı rakam çıkmasına rağmen nazara alınmamış olduğunu, usulsüz tebliğ edilen bir hesap kat ihtarnamesine dayalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporundaki gerek rakamlar arasındaki ve gerekse hesap kat ihtarnamesinin usule uygunluğuna dair tespitlerdeki çelişkinin giderilmemiş olduğunu, yerinde inceleme yapılmadığını, takip konusu senet metninde tahrifat yapan, kat ihtarnamesine muhatabın adı soyadı yerine sadece ticari unvanını yazan, hesap hareketlerindeki kesintilerin neye istinat ettiğini izah edemeyen banka görevlilerinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı ya da eksik belge tanzim etme ve bilirkişiye verme ihtimalleri göz ardı edildiğini, davalı tarafın muvafakatleri olmadan dosyaya delil sunmuş olduklarını, gerekçeli kararda somut olay ile uyuşmayan emsal karara yer verildiği, dava konusu dosyanın yanlış ve eksik değerlendirildiğini ve ayrıca kendisi ile çelişerek hüküm tesis etmiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bononun kullandırılan kredilerin teminatı olarak verilmiş teminat bonosu olduğunu ileri sürdüğü ancak bonoda teminat amacıyla verildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı, açık senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının da yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, davacının bonodaki imzasını da inkâr etmediği, banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde asıl kredi borçlusunun daha sonra kullandığı 341.000,00 TL kredi borcunun takipte olduğu dolayısıyla bononun banka elinde bedelsiz olduğundan söz edilemeyeceği, davacının bononun münhasıran ilk kredinin teminatı olduğu iddiasını da kanıtlayamadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
    3.Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!